Peki, Yeşil Taşıma nasıl olacak?
Gönderilerinizi tamamen ayrı bir sistemle, ayrı bir rotayla ulaştıracağız gideceği yere. Bunu şu anda bir bilgisayar yazılımıyla fiilen gösterebiliyoruz. Yani, çok büyük karbon salımına neden olan hava ulaşımı yerine, hızlı trenlerin ve elektrikli araçların kullanıldığı alternatif bir rota önerebiliyoruz. Sözgelimi, Stockholm’den Roma’ya 30 kiloluk bir gönderiniz var. Ekspres olarak gönderdiğinizde 87,2 kiloluk bir karbondioksit salımına neden oluyorsunuz ama biz size alternatif bir rota önerebiliyoruz. Bu rotayı uyguladığınızda karbon salımınız 11,9 kiloya kadar düşüyor. Karbon emsiyonlarını belirli bir düzeyin altına çekmeye çalışan şirketler için ne kadar önemli bir proje olduğunun farkında mısınız?
Ayrıca şirketimizin nihai hedeflerinden biri, 2020 yılında karbondioksit salımlarını yüzde 45 azaltmak. Bunun çok zor olduğunu söyleyenler oldu. Oysa hiç de zor değil. Biz karbon emisyonlarımızı, araçlarımızın verimini artıran uygulamalarla Türkiye’de yüzde 10 azalttık bile. TNT’in sonraki hedef de 0 emisyon. Yine birçok kişi bunun mümkün olmadığını söylüyor. Ama mümkün. Çünkü elektrikli araçlar sıfır emsiyon üretiyor. Diyeceksiniz uçak ne olacak? Uçak da sıfır olacak çünkü uçaklarda da biyoyakıt kullanılmaya başlanacak. Biyoyakıtı Boeing’lerde test ettiler. Şu anda kargo uçaklarında kullananlar var, çok yakında yolcu uçaklarında da geçecekler. Çünkü gerçekten uçaklar araçların yüz katı daha fazla karbondioksit salıyor. Ayrıca yeni nesil uçakların alaşımları o kadar hafif ki, neredeyse plastik. Büyük firmalar bunun hazırlığını yapıyor şimdiden.
Türkiye’den bu talepler gelmeye başladı mı?
Türkiye’den henüz isteyen olmadı! Ama dünya çapında Sony, Volvo gibi 15-20 firma bunu talep ediyor bizden. Volvo Belçika ve İsveç birimleri istemiş mesela ama onlar sadece Türkiye’ye gideni ölçüyor. Ben Türkiye Volvo’dan da bekliyorum bu talebi. Onların da, “Benim İngiltere’ye veya Fransa’ya gönderilerimizin karbondioksit ölçümünü istiyorum” demesi lazım. Ama bu tür çalışmalar Türkiye’de hep erteleniyor, ikinci plana alınıyor. Ticareti daha çok düşünüyorlar halbuki ticaret tam da buradan başlıyor. Ticaret artık çok değişti.
Elektrikli araçlarla ilgili somut bir girişiminiz var değil mi?
Evet, elektrikli araçları yavaş yavaş devreye sokmaya başlıyoruz. İlk olarak deneme mahiyetinde üç elektrikli araç satın aldık. Bu araçlar tabii elektrikli olduğu için biraz daha pahalı. Bize maliyeti, aynı tür Ducato, Renault Cangoo gibi Van tipi araçların dizelinden yüzde 14-15 daha fazla. Ancak aracın kazancı yakıtında. Yakıta geldiğimizde bir elektrikli araç bir yılda ortalama 1400 lira; bir dizel araçsa 10 bin lira yakıyor. Yani arada neredeyse 10 kat fark var. Bu hesaba göre elektrikli araç bir yıl içinde kendisini fazlasıyla amorti ediyor.
Bu söylediklerinizden, elektrikli araçların sizin için bir PR malzemesi olmadığını, düşük karbonlu iş modelinizin parçası olduğunu anlıyoruz. Yani reklam yapmıyorsunuz…
Hayır, filomuzda 400 araç var ve hepsini elektrikliye geçirmek istiyoruz çünkü geçirmemiz gerekiyor. İki nedenle. Bir, şirketin politikası karbondioksit salımlarını yüzde 45 azaltmak; o bizim hedefimiz, ona uymak zorundayız. İkincisi, bu araçlar bize son derece uygun bir maliyet azaltımı getiriyor. Yani hem karbon salmıyoruz, hem de 10 kat daha ucuz yakıt kullanmış oluyoruz.
Bu hesabı ilk defa bu kadar net bir şekilde duyuyorum.
Biz hepsinin hesabını ayrıntılı olarak yaptık. Hedefimiz en geç beş yıl içinde Türkiye’de tüm araçlarımızı elektrikli hale geçirmek.
Peki, şarj sorununu nasıl halledeceksiniz?
Şarj istasyonlarımız kuruldu bile. Atatürk ve Sabiha Gökçen Havalimanı’ndaki merkezlerimizde, Ümraniye’deki genel müdürlüğümüzde ve bir de Çekmeköy’deki tesisimizde olmak üzere dört ana merkez. Birkaç tane de küçük istasyon kurduk. 160 kilometre menzili var araçlarımızın. Yani gün içinde rahat rahat istedikleri kadar yol alabilecek durumdalar. Peki, elektriğimizin de, rüzgâr enerjisinden elde edilen yeşil enerji olduğunu biliyor musunuz?
Kimden alıyorsunuz elektriği?
Biz Sanko’dan alıyoruz. Yıllık olarak tüketimi 100 bin kilovat/saati geçen şirketler, yeşil enerji satın alabiliyorlar. Biz de tam üç yıldır tüm tesislerimizde yeşil enerjiyi kullanıyoruz. Ve biliyor musunuz yeşil enerji, şu anki normal elektrik tarifesinden yüzde 14 daha ucuz. Herkes tavsiye ediyorum. Şimdi tüm elektrikli araçlarımız da bu temiz ve ucuz elektrike çalışacak.
Sizde sürdürülebilirlik proje ve hayalleri bitecek gibi değil…
Bir başka düşüncemiz daha var aslında. Genel müdürlüğümüzün çatısına bir rüzgâr türbini kurmayı planlıyoruz. Biraz pahalı ama araştırıyoruz. Güneş enerjisine de baktık ama rüzgâr daha uygun görünüyor. Bu rüzgâr türbinini, biraz herkesin böyle bir şey olduğunu görmesi için de istiyoruz.





