Türkiye'nin İlk Yeşil İş ve Yaşam Dergisi

Ads 768x90

Gayrimenkul Zirvesinde de Geleceğin Kentleri Konuşuldu

115 0

Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği (GYODER) tarafından düzenlenen İstanbul ReState Fuarı ve 10. “Gayrimenkul Zirvesi,” gayrimenkul sektöründeki dünya oyuncularını İstanbul’da buluşturdu. Zirvede, “Geleceğin Kentleri” konulu oturumunun başkanlığını yürüten Soyak Holding CEO’su ve GYODER Yönetim Kurulu Üyesi M. Emre Çamlıbel, dünyanın geleceği için kentlerde doğa dengesini gözeten “sürdürülebilir planlamanın” önemini vurguladı.
Gayrimenkul sektöründeki dünya oyuncularını bir araya getiren “10. Gayrimenkul Zirvesi,” 15 Haziranda Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayında gerçekleştirildi. Soyak’ın destekçileri arasında yer aldığı, uluslararası katılımla gerçekleştirilen zirvede AB komite üyesi Profesör Franz Schausberger gibi isimler de konuşmacı olarak bulundu. Zirveyi takiben, 1617 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilen “İstanbul REstate Fuan’nda ise; birçok paralel oturumda, sektörün geleceği, uluslararası uygulama ve planlama örnekleri ve ihtiyaçları konuşuldu.
Dünyada gayrimenkul sektöründeki son gelişmelerin, yeni trendlerin tartışıldığı 10. Gayrimenkul Zirvesindeki oturumlara farklı sektörlerden profesyoneller ve basın yoğun ilgi gösterdi. Zirve kapsamındaki “Geleceğin Kentleri” oturumunun başkanlığını üstlenen Soyak Holding CEO’su ve GYODER Yönetim Kurulu Üyesi M. Emre Çamlıbel, gelecek nesillerin sağlıklı yaşam imkânına sahip olabilmeleri için kent yaşamının mimarı gayrimenkul sektörünün sorumluluklarının önemli olduğunu söyledi. Geleceğin kentlerinin bugünden tasarlanması gerektiğini belirten Çamlıbel, enerji verimliliği ve tasarrufu sağlayan çevreci uygulamalann yaygınlaşmasının sürdürülebilir kentsel politikalar ve teşviklerle mümkün olacağını vurguladı.
Çamlıbel’in başkanlığını üstlendiği oturumda masaya yatırılan dikkat çekici bir kavram, Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer’in vurguladığı “yavaş şehir (slow city)” oldu. Oturumda, bu kavramın Türkiye’ye nasıl adapte edileceği üzerinde duruldu. “Dünyada toplam 20 ülkeden 132 kentin “yavaş şehir” hareketine üye olduğundan bahsedilerek, Türkiye’nin de Seferihisar ile 19. üye olduğu ve Türkiye’den 60 kentin daha “yavaş şehir” olma talebinde bulunduğu belirtildi. Bir şehrin “yavaş şehir” olarak adlandırılması için altyapıdan, kent estetiğine, yemek kültürünün korunmasına ve yerel esnafın eğitimine kadar birçok başlık altındaki 59 kriterin uygunluğuna bakıldığının altı çizildi.
MİT Gayrimenkul Bölüm Başkanı Anthony Ciochetti, Mimar Prof. Dr. Peter Droege ve Frederic Schwartz ile Langan International Başkanı George Leventis’in katılmış olduğu oturumda, şehirlerde enerjinin verimli kullanımı uygulamaları da yoğun bir biçimde ele alındı.
Çamlıbel, “Dünyanın tüketim hızının sorgulandığı, ‘çok’un ve ‘hız’ın önüne ‘kalite’nin ve ‘yavaşlığın’ geçtiği bir dönemde, biz de kendi toplumumuz için ‘en iyi’yi sorgulamalıyız. Seferihisar, bu yeni akımın ülkemizdeki öncüsü. İzmirliler, sürdürülebilir yaşam kalitesini tercih ederek, ülke için önemli bir örnek teşkil ediyor” dedi.
2050’nin Megakentlerine Hazırlanmak
2050 yılında dünyada, nüfusu 10 milyonu aşan kent sayısının 50’yi geçeceğini belirten Çamlıbel, bugün sayısı 19 olan bu şehirlerin çoğunun gelişmekte olan ülkelerde olduğuna dikkat çekti. “Gelecekte belki de nüfusu 50 milyon olacak megakentler ve kent bölgeleri hayatımıza girecek” şeklinde konuşan Çamlıbel, “Kentlerde nüfus yoğunluğunun kontrollü artışı ve bunun doğa üstündeki yükünün kontrol edilebilir seviyede tutulması için yeni bir yönetim anlayışı, yeni yerleşim anlayışı, yeni ulaşım anlayışı, yeni enerji kullanımı anlayışı gibi; aslında yeni üretim ve tüketim anlayışı gerekli” dedi. Çamlıbel, “Gelişmiş ülkelerin izlediği bu yaklaşımla sürdürülebilir, yeşil alan dengesi kurulmuş, ulaşım alt yapısı oluşturulmuş, enerji verimliliği sağlanmış, karbon emisyonu dengelenmiş, ekonomik ve sosyal açılardan dengeli kentlerde yaşamak mümkün olabilecek. Türkiye’nin, başta İstanbul olmak üzere, bu günden gelecekteki mega kentlerini planlamak için politikalar geliştirmesi ve uygulaması çok önemli. Gelecekte huzurlu ve kaliteli bir kent yaşamı için konut sorunun çözümlenmesi, enerji verimliliğinin sağlanması, teknik, sosyal ve ulaşım alt yapısının çözülmesi için bütüncül sürdürülebilir planlama anlayışıyla, çevreye ve insana saygılı bir yaklaşımın ülke genelinde strateji olarak benimsenmesi gereklidir” diye konuştu.
“Bölgesel Emisyon Planlan” da Oluşturulmalı
Binalarda enerji verimliliğinin önemine vurgu yapan Çamlıbel, enerji verimliliği konusunda atılması gereken bir sonraki adımın “Bölgesel Emisyon” planları olduğunu belirterek, “Geleceğin kentlerinde bölgesel imar planlarıyla sağlıklı yapılaşma için gerekli şartlar oluşturulurken, şehirleri bölgesel olarak mercek altına alacak emisyon planlarıyla, aşılamayacak emisyon miktarlarının belirlenmesi mümkün olacak” dedi.
Çamlıbel; “Geleceğin şehirlerinde; enerji, çevre, ekonomi, ulaştırma, turizm gibi konularda iklim değişikliği ihtiyaç ve gereksinimlerinin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi için birçok farklı çalışmaya ihtiyaç olacak. Şehirlerin ‘ruhunun’ ve ‘kültürünün’ korunarak, enerji verimliliği ve tasarrufuyla, çevre bilincinin en üst düzeyde yerleşmesi amacıyla gerekli projelerin oluşturulması için akademisyenler, STK’lar, kamu ve özel sektör temsilcilerinin bir arada çalışması büyük önem taşıyacaktır” dedi.
“Binalarda Enerji Verimliliğiyle Yılda 6 Milyar Lira Tasarruf Edebiliriz”
Soyak Holding CEO’su Çamlıbel, “Ülkemizde kentleşme alanındak gelişmelere paralel politikalar oluşturulmakla birlikte, sürdürülebilirlik ve yönetmeliklerin uygulanması konusunda sıkıntılar yaşıyoruz. Örneğin, geçtiğimiz yı hayata geçirilen Binalarda Enerj Performansı (BEP) Yönetmeliğinin eleştirilecek yanları mevcut. Yönetmelik, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik konularını somutlaştırmasına rağmen, mevcut binaları değil sadece yeni yapılacak binaları kapsıyor. Oysa enerji verimliliğini merkeze alan çevre dostu uygulamaların hayata geçirilmesiyle binaların enerji tüketiminin yüzde 40’a kadar azaltılması mümkündür. Ancak işletme sürecinde; kullanıcılara büyük ölçüde tasarruf sağlayacak Sefebu sistemlerin uygulanması konusunda yurtdışı örneklerinde olduğu gibi, teşvik mekanizmasının kurulmasına ve finansal enstrümanların da geliştirilmesine ihtiyaç bulunmaktadır” dedi. Çamlıbel, yeni binaları enerji verimli yaparak toplamda bir fayda elde edilmesi için yaklaşık 60 yılın geçmesinin gerektiğini ve bunun da ülke ekonomisi için telafisi mümkün olmayacak bir süre olduğunu söyledi. Mevcut binalarla ilgili bir takım yaptırımların öngörülmesi gerektiğini de söyleyen Çamlıbel, “Isıtma ve yalıtım sisteminde verimlilik yaratılması, bu konuda öncelikli uygulamalar arasında yer almalıdır. Eğer mevcut tüm binalar ısınma açısından verimli hale getirilirse, Türkiye yılda 56 milyar dolar tasarruf edebilir” dedi.

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Paylaş