Türkiye'nin İlk Yeşil İş ve Yaşam Dergisi

Ads 768x90

2010 YEŞİL EKONOMİ RAPORUNDAN SATIR BAŞLARI

259 0

3000 Şirket: 2,2 Trilyon Dolarlık Çevresel Maliyet
Derleyen: Kıvanç DÜNDAR
Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP),Yeşil Ekonomiyi karakterize eden en temel özellik olarak, doğal sermayeyi zenginleştiren, ekolojik sorunları ve çevre risklerini azaltan sektörlere yatırımlar yapılmasını kabul ediyor. Söz konusu bu sektörler arasında yenilenebilir enerji, düşük karbon salımını sağlayan ulaşım sistemleri, enerji tasarrufu sağlayan binalar, temiz enerji, atık yönetimi, temiz su kaynaklarının artırılması, sürdürülebilir tarım, ormanların yönetimi ve sürdürülebilir balıkçılık yer alıyor. Ekonominin bu tarzda dönüşümü yeşil sektörlerin milli hasıla içindeki payının ve yeşil istihdamın artmasına, enerji ve doğal kaynak-yoğun üretimin azalmasına, doğaya bırakılan atıkların ve çevre kirliliğinin azalmasına ve son olarak da sera etkisi yaratan gaz salımlarının azalmasına neden olacak. Yeşil dönüşüm ayrıca, yeni istihdam alanlarının açılması, ekosistem içinde üretilen mal ve hizmetlere erişimin artması yoluyla, gelir dağılımı piramidinin en altında yer alan kesimlerin yoksulluğunun azaltılmasına da yardımcı olabilir.
UNEP’ye göre Yeşil Ekonomi bir yan-dan insanlığın refahını arttırıp, öte yandan da uzun dönemde eşitsizliklerin azaltılabilmesini mümkün kılabilir. UNEP bu amaçlar çerçevesinde 2008’in sonlarında Yeşil Ekonomi İnisiyatifi (YEİ) girişimini başlattı. YEİ’nin amacı yeşil sektörlerde ve yeşil dönüşüme uğrayan sektörlere yapılan yatırımların ve bu amaca yönelik politikaların makro ekonomik bir çerçeveden analizini yapmak. UNEP, yeşil ekonomiyi büyüme, istihdam ve yoksul dostu bir model olarak görüyor. YEİ’nin kapsamlı Yeşil Ekonomi Raporu 2010yılının sonlarında açıklanacak ancak elimizde bir ön çalışma var. İşte bu ön çalışmadan bazı satırbaşları ve YEİ’nin mercek altına aldığı sektörlerle ilgili kısa ama önemli değerlendirmeler…
Birleşmiş Milletler Çevre Programının Yeşil Ekonomi İnisiyatifi, 2010 Yeşil Ekonomi Raporu ile ilgili bir ön belge yayınladı. Kriz sonrası nasıl bir gelişme yaşayacağı merakla beklenen Yeşil Ekonomi ile ilgili önemli bilgiler içeren ön raporda, Yeşil Ekonominin finansmanı da mercek altına alınıyor.

  1. Tarım
    Tarım birçok gelişmekte olan ülkede milli gelir içinde en büyük paya sahip sektördür ve dünya çapında 1,3 milyar kişiyi istihdam ediyor. Sürdürülebilir bir tarım ve gıda sistemi uygulaması, daha güvenli ve bilgi yoğun istihdamın ziraat, hasat öncesi ve sonrası faaliyet kollarında artmasına neden olacak.
  2. İnşaat
    Binalar dünyadaki toplam birincil enerjinin yüzde 40’ından fazlasını tüketiyor. Mevcut binalarda yapılacak iyileştirme ve tadilat çalışmaları gelişmekte olan ülkelerde büyük bir piyasa ve istihdam yaratma potansiyeline sahip. Yeni yeşil binaların inşası gelişmekte olan ülkelerde bir yandan konut ve ofis binasına olan talebi karşılarken, öte yandan da düşük bir ek yatırım maliyetiyle enerji tüketimi azaltılabilir.
  3. Kentler
    Bugün dünya nüfusunun yarıdan fazlası kentlerde yaşıyor. Planlaması iyi yapılmış kentler, ulaşımın yeniden düzenlenmesi, altyapı, enerji hizmetlerinin daha etkin bir biçimde sunulması gibi uygulamalarla ekonomik ve sosyal fayda yaratmanın yanı sıra kaynakların etkin kullanımını da sağlayacak.
  4. Yenilenebilir Enerji
    Yenilenebilir enerji şu anda dünyanın birincil enerji ihtiyacının yüzde 15’ini karşılıyor ancak Yeşil Enerji Raporundaki bir senaryoya göre bu oranın 2050 yılına kadar iki katına çıkması gerekiyor. Yenilenebilir enerji yatırımları BM’nin Milenyum Kalkınma Hedefinin tutturulması açısından da büyük bir rol oynayacaktır. Aynı zamanda kamu sağlığı, enerji güvenliği ve ekonomik faaliyetlere de katkısı olacaktır.
  5. Balıkçılık
    Dünyada balıkçılık faaliyetleri ile uğraşan şirketlerin toplam kârı yaklaşık 8 milyar dolar ve bu sektörde çalışanların elde ettikleri yıllık gelir 35 milyar dolar seviyesinde. Balıkçılık sektörü doğrudan ve dolaylı olarak 170 milyon kişinin istihdamını sağlıyor. Ancak sektörün göstermiş olduğu performans oldukça kötü. Balıkçılık sektörünün, balık stokunun artırılması için etkin bir yönetim uygulaması yoluyla yeşil dönüşüme uğraması tutulan balık miktarının yılda 80 milyon tondan 112 milyon tona yükselmesini sağlayabilir. Bu tür yöntemler sayesinde deniz avcılığından elde edilen ürünlerin değerinin yılda 85 milyar dolardan 119 milyar dolara yükselmesi bekleniyor.
  6. Ormancılık
    Aşırı kesim, tarım ve hayvancılık gibi farklı toprak kullanımları nedeniyle ormanlar hızla ortadan kayboluyor ve niteliklerini yitiriyorlar. Ulusal ve uluslararası düzeyde alınacak tedbirler ve geliştirilecek orman karbon projeleri sayesinde ormancılık alanında yeni tür istihdam alanları açılabilir ve bu sektörde gelir artışı sağlanabilir. Orman alanlarında yaşayanlar ve orman köylüleri, ormanların koruyucusu, orman karbon/ekosistem hizmetlerinin sağlayıcısı konumuna gelebilirler.
  7. İmalat
    İmalat sektörü dünyadaki enerjinin üçte birini tüketiyor, sera gazlarının dörtte birini üretiyor ve dünyadaki doğal kaynakların en büyük tüketici sektörlerinden biri. İmalat sektörünün birçok kolunda doğal kaynakların daha verimli bir şekilde kullanımı için yapılacak yatırımlardan elde edilecek önemli kazanımların olacağına kesin gözüyle bakılıyor.
  8. Ulaşım
    Ulaştırma harcamaları çoğu zaman bir ülkenin milli gelirinin yüzde 10’una ulaşabiliyor hatta geçebiliyor. Eğer ulaşım sistemi ve politikası aynı şekilde devam ederse, harcamaların önümüzdeki yıllarda daha da artması da bekleniyor. Yeşil ulaşıma yapılacak yatırım sayesinde kentlerdeki trafik sıkışıklığı ve hava kirliliği azalacak, özellikle toplu taşımacılık altyapısının geliştirilmesi ve uygulama alanının genişletilmesi sayesinde yeşil istihdam artacak. Toplu taşımacılığın ucuzlamasının, piyasalara erişimin kolaylaşması sayesinde yoksulluğun azalmasına da etkisi olacağı tahmin ediliyor.
  9. Atıklar
    Atıkların ekonomik, sosyal ve sağlık açılarından çok büyük bir maliyeti olduğu biliniyor. Gelişmekte olan ülkelerdeki katı atık hizmetleri, milli gelirin yüzde 2’sine, belediye bütçelerinin yüzde 50’sine denk gelen bir miktarı tüketiyor. Atıkların bir kaynağa dönüştürülmesi, atık miktarının azaltılmasının, atıkların yeniden kullanımının teşvik edilmesi ve ekonomik kalkınmanın atık üretim sürecinden ayrıştırılması sayesinde büyük kazanımlar elde edilebilir.
  10. Su
    Su kıtlığı, dünyanın bütün ulusları açısından uzun vadede küresel bir sorun haline geliyor. Su kaynaklarının şu andaki kullanımı, suyun fiyatlandırılması ve yatırım uygulamaları, ekonomik ve sosyal ilerlemenin önünde önemli bir engel. Suya olan talep giderek artıyor ancak birçok su kaynağı güvenilirliklerini yitirmiş durumda. Arz ve talep şartlarındaki hızlı değişime ayak uydurmayı kolaylaştıracak politikalara acil olarak ihtiyaç var.

 YEŞİL EKONOMİNİN FİNANSMANI
Yatırımın getirişi ile yatırımın sosyal sorumluluğu arasında bir dengenin tutturulması Yeşil Ekonomi açısından kilit bir öneme haiz. Sistem, sürdürülebilir bir finansman ve sorumlu yatırım yaklaşımı üzerine oturtulduğunda ve var olan finansman ve sermaye piyasalarına entegre edildiğinde, ekonomik hayatın birçok sektörü bu dönüşümü takip edecek. Gelir piramidinin en dibinde yer alan yaklaşık 2 milyar insanın finansal sisteme dahil edilmesinin, Yeşil Ekonomik dönüşümün tam olarak gerçekleşmesini sağlayacağı düşünülüyor.
Hindistan ve Sürdürülebilir Enerji Sektörü
Hindistan sürdürülebilir enerji alanındaki ilerlemenin gelişmekte olan bir ülke bağlamında ne kadar önemli olduğuna dair güzel bir örnek teşkil ediyor. Gelişmekte olan ülkeler arasında sürdürülebilir enerji uygulamaları açısından Çin’in ardından ikinci sırada gelen Hindistan 2008 sonu itibari ile rüzgâr ve yenilenebilir enerji alanında belirli bir kurulu güce sahipti. 2008 yılında Hindistan’da bu alanlarda yapılan yatırımlar yüzde 12 oranında artarak 3,7 milyar dolara ulaştı ki varlık finansmanı 3,2 milyar dolar ile bu alanda en büyük paya sahipti. Enerji sektöründe girişim sermayesi faaliyetlerinde ise yüzde 270’lik bir artış ile 493 milyon dolarlık bir büyüklüğe ulaşıldığı görüldü.
3000 Şirket: 2,2 Trilyon Dolarlık Çevresel Maliyet
Dışşallıkların (externalities) maliyetleri, geleneksel ekonomik sistem içerisinde henüz tam olarak hesaplanmış ve fiyatlandırılmış durumda değil. Ancak UNEP tarafından incelenen, halka açık 3000 şirketin yıllık çevresel maliyetinin ortalama 2,2 trilyon dolar olduğu hesaplanıyor. 20 trilyonluk bir varlığı temsil eden 700’den fazla kurumsal yatırımcı BM’nin Sorumlu Yatırım ilkelerini benimsediğini ilan etmiş durumda. Bu, geri kalan yatırımcılara da güçlü bir mesaj gönderiyor ve şirketlerin düşük karbon ve kaynakların etkin kullanımı yönünde faaliyet gösterdiğine işaret ediyor.
Bankacılık ve Yeşil Ekonomi
Bankacılık sektörü, yatırımların ve ekonominin bütününün finansmanı açısından çok önemli bir aracı rolü oynamaya devam ediyor. Bankacılık sektörünü sürdürülebilir finansman içinde bir yerlere yerleştirebilmek Yeşil Ekonomik dönüşümü sağlayabilmek açısından elzem görünüyor. 2008 yılı itibari ile bankalardaki mevduat 61 trilyon dolara ulaştı. Haziran 2009 itibariyle, dünyadaki proje finansmanının yüzde 85’ini sağlayan 80’den fazla banka, 10 milyon dolardan büyük yatırım projelerinde çevre ve sosyal konuların dikkate alınacağına dair 10 ilkeye imza atmış durumda.
 

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Paylaş