Türkiye'nin İlk Yeşil İş ve Yaşam Dergisi

Ads 768x90

Bisikleti Porsche'den Havalı

114 0

Tony Juniper
ENDS Report 2008’de onu son otuz yılın en önemli çevrecilerinden biri ilan etti. 2009’da Country Life tarafından ‘hayatınızı etkileyen kararları veren 100 kişi’ arasında gösterildi. The Independent’a göreyse İngiltere’nin en etkili ekoloji savaşçısı. Tony Juniper aslında çevreyle ilgili çoğuna aşina olduğumuz argümanları dile getiriyor. Ama onu bu kadar önemli biri olarak görülmesi, bu argümanları sadece dillendirmekle yetinmemesinde gizli.

Yazı: İdil ÇETİN
Çocukluğunu, çantasında balıkçı kepçesiyle doğada tek başına keşifler yaparak, evdeki boş reçel kavanozunu bir sürü su keleriyle doldurarak, kuşlar ve balıklar üzerine kitaplar okuyarak ve mahallesindeki evcil hayvan dükkânından eve ufak papağanlar, kanaryalar, muhabbet kuşları taşıyarak geçirmiş birinin hayatını doğaya adamış olması kimseyi şaşırtmaz herhalde. Tony Juniper işte bu sözünü ettiğimiz kişi.
Üniversitede psikoloji ve zooloji okuyan, doğal kaynakları korumayla ilgili bir de yüksek lisans yapan Juniper aslında profesyonel bir kuş uzmanı. 1989-1990’da Birdlife International’ın soyu tükenmekte olan papağanları korumakla ilgili bir projesinde çalışmış. Hayatı boyunca doğayla iç içe yaşayan bir insanken bir aktiviste dönüşmesi de bu sırada gerçeklemiş.
Juniper, 1990 yılında, söz konusu proje kapsamında kuzeydoğu Brezilya’ya gidiyor. Burada, Brezilyalı meslektaşlarıyla beraber, son yabani Spix’s Macaw kuşunu buluyor. Araştırmaları neticesinde, dünyanın çeşitli yerlerinde, zengin bazı kimselerin bu kuşu evlerinde evcil hayvan niyetine beslediğini keşfediyor. Spix’s Macaw’ın soyunun tükenmemesi için gösterdiği çabalara kuşların sahipleri başlarda kayıtsız kalsalar da, Juniper işin peşini bırakmıyor. Çeşitli kanallar vasıtasıyla uyguladığı baskı nihayetinde işe yarıyor ve kuşları üreyebilmeleri için bir araya getirmeyi başarıyor. Juniper ve meslektaşları son yabani Spix’s Macaw’ı bulduğunda dünya üzerinde bu kuştan bir düzine kadar varken, sayıları bugün 100’ü aşıyor.
Sadece bu hikâye bile Juniper’ı ufak çapta bir kahraman yapmaya yeter de artardı bile. Gazetede ufak bir fotoğrafı çıkar, akrabaları kupürü buzdolabının üzerine yapıştırır, bir kuş türünün soyunun tükenmesini önlemiş olmasının heyecanı çok az insanı etkiler, günümüzde de adını sadece kuş meraklısı küçük bir zümre biliyor olurdu muhtemelen. Ancak bugün Juniper’in isminin “hayatımızı etkileyen kararları veren” insanlar arasında anılıyor olması, Brezilya’daki son yabani Spix’s Macaw’la karşılaştığında yaşadığı bir ‘aydınlanma’yla ilgili.
Kuşlara Bakarken Ormanı Görmek
Juniper, Brezilya ormanlarında tek başına kalmış bu kuşu keşfettiğinde, kuşun doğal yaşam alanının otlanan keçiler, kesilen ağaçlar ve soya tarlaları yüzünden yok edilmiş olduğunu görüyor. İşte tam da bu noktada kuşları korumanın aslında daha büyük bir resmin bir parçası olduğunu ve bunun doğayı korumaktan ayrı ele alınamayacağını fark ediyor. Böylece, sadece bir kuş uzmanı olmayı bir kenara bırakıp, doğayla ilgili daha kapsamlı konulara el atıyor.
Brezilya gezisinden dönüşte Juniper, Friends of Earth’te (FoE ‘Dünya Dostları’) çalışmaya başlamış. Profesyonel bir kuş uzmanı olduğu için yağmur ormanlarıyla ilgili de derinlemesine bilgi sahibi olan Juniper, başlarda FoE’nin hem Birleşik Krallık’ta hem de dünyanın dört bir yanında sürdürdüğü tropikal yağmur ormanları kampanyasını yürütmüş. 1993 yılından itibaren kurumun biyolojik çeşitlilikle ilgili çalışmalarında görev almış. 1998’de FoE’nin Politika ve Kampanya Yöneticisi olmuş. 20032008 yılları arasında organizasyonun İngiltere, Galler ve Kuzey İrlanda yöneticiliğine yükselmiş. Bunun yanı sıra 2001-2008 yılları arasında, 70 ulusal organizasyondan oluşan Friend of Earth International’ın başkan yardımcılığını yapmış. FoE’den 2008’de ayrılan Juniper, o zamandan beri Cambridge Üniversitesinde iş dünyası ve sürdürülebilirlik ilişkisi üzerine bir programda dersler veriyor; pek çok uluslararası şirkete çevreyle ilgili politikaları konusunda danışmanlık yapıyor; National Geographic’in Green Magazine dergisinin başeditörlüğünü üstleniyor; Sunday Times’da daha yeşil bir yaşamla ilgili yazılar yazıyor. The Guardian’ın ‘Comment is Free’ sitesinde kendine ait bir blog tutan Juniper ayrıca Galler Prensi Yağmur Ormanları Projesinin özel danışmanlığını da yapıyor. Bütün bunların yanı sıra Juniper, birkaç ay önceki İngiltere genel seçimlerinde Yeşil Partinin Cambridge seçim bölgesinden milletvekili adayıydı. Oyların yüzde 7,6’sını toplayıp dördüncü gelerek meclise giremese de, Yeşil Partinin genel oy yüzdesinin iki katından fazlasını almış oldu.
Aktivizme Geçiş
Buraya kadar Tony Juniper’ın şimdiye kadarki hayatının kısa bir özetini hızlıca vermiş olduk. Kendisinin çevrecilik hareketindeki ayrıcalıklı konumunu anlamak için, Friends of Earth yıllarına geri dönmemiz gerekiyor.
Çernobil’in, ormanların tahrip edilmesinin ve nadiren de olsa küresel ısınmanın herkesin dilinde olduğu 1990’larda FoE, sevimli ismi, yağmur ormanları ve balinalar gibi politik bağlamdan bağımsız gibi duran konulardaki kampanyalarıyla, çevreciliğin kabul edilebilir bir yüzü olarak görülüyordu. Juniper’ın kendisi de, uzun yıllar boyunca çevre konularını politikadan bağımsız ele alan biriydi. Ancak bugün sorulduğunda, ekolojiyle ilgili konuların sadece kendi başlarına ele alınamayacağı cevabını veren Juniper, gezegeni korumak için bütün her şeyin değişmesi gerektiğini söylüyor.
Yeşil Guru
Bu görüş değişikliği ve Juniper’in yıllar içinde politikleşmesi, çevre konularıyla ilgili yanlış pek çok kararın alınmasına sürekli tanıklık etmesiyle gerçekleşmiş. Eskiden çevreye sadece bilimsel bir çerçeveden baktığını söyleyen Juniper, politik bir duruş ve çaba olmadan hiçbir şeyin değişmeyeceğini zaman içinde fark ettiğini dile getiriyor. Juniper’in geçirdiği bu dönüşüm, FoE’deki yetki alanı genişledikçe kurumda da kendini göstermeye başlamış.
Juniper’in yönetimindeki FoE’nin yürüttüğü kampanyalar sonucu elde ettiği başarılardan bazıları şöyle: Kapıların önüne geri dönüşüm kutuları yerleştirmek zorunluluğuyla ilgili bir yasanın çıkartılması; genetiği değiştirilmiş mahsullerin üretiminin yasaklanması; yeni karayollarının yapılmasının engellenmesi; Kuzey İrlanda’da çevreyle ilgili konularda gözlem yapacak bağımsız bir kurumun kurulması. Bunların haricinde, Juniper’in yönetimindeki FoE’nin yıllık bütçesi 4 milyon sterlinden 11 milyon sterline yükselirken, yerel örgüt sayısı 200’e ulaşmış ve örgütün uluslararası alanda temsili 70 ülkeye genişletilmiş.
Juniper yıllarında FoE’nin gerçekleştirdiği en önemli ve en meşhur kampanyaysa 2005 yılında düzenlenen “Big Ask.” Bu kampanya, karbondioksit emisyonuyla ilgili yasal kontrollerin getirilmesi, emisyonların her yıl en az yüzde üç oranında azaltılmasına yönelik yeni bir yasa çıkartılmasıyla ilgili. Bu kampanyaya, diğer pek çok ünlü simanın yanı sıra Radiohead’in solisti Thom Yorke da destek veriyor. Kampanya sürecinde FoE, sivil toplum örgütleri, sendikalar ve çeşitli kurumlardan oluşan kalabalık bir koalisyonun koordinasyonunu üstleniyor; 170 bin insanın harekete geçmesini sağlıyor; milletvekillerinin yaklaşık üçte ikisini kampanyayı desteklemeleri için ikna ediyor ve başlıca siyasi partilerin hepsini iklime dair bir yasanın gerekliliğine razı ediyor. Kampanyanın etkisiyle iki yıl sonra çıkarılan İklim Değişikliği Yasa Tasarısı, 2008 yılında yürürlüğe girdi. Bu kampanya sırasında başlayan Thom Yorke ve Tony Juniper dostluğu ise bugün hâlâ devam ediyor. Yorke’un Juniper’in seçim kampanyasına verdiği desteğin yanı sıra bu ikiliyi iklimle ilgili konferanslarda kameralara beraber röportaj verirken görmek mümkün.
Krizden Fırsat Çıkarmak
Tony Juniper, çevreciliği marjinal bir noktadan siyasetin merkezine taşımış olan insanlardan biri. Ama Juniper günümüzde çevreciliğin yeni bir evreye girdiğini düşünüyor. Örneğin, küresel ısınma henüz birkaç yıl öncesine kadar uydurma bir haber olarak algılanırken, bugün artık bu sorun kabul edilmiş durumda. Temel konularda artık mutabakata varıldığı için, gün artık çözüm bulma günü.
Ancak Juniper, çözümün, eskiden düşünüldüğü gibi, birkaç şirketi değiştirmekten geçmediğini dile getiriyor. Dünyayı kurtarmak için hâlâ geç olmadığını söyleyen Juniper, bunu başarmak için asıl lazım olanın kültürel bir değişim olduğuna inanıyor. Tüketim alışkanlıklarının aynen devam ettiği bir dünyanın sürdürülebilir olamayacağını, yaşama dair algıların kökten değişmesi gerektiğini söylüyor: “İnsanları her zamankinden daha farklı davranmak için nasıl teşvik edebiliriz? Bu, şu anda daha ziyade ceza yoluyla sağlanıyor. Teşvik edici yöntemlerin bazıları ekonomik. Diğerleriyse, kültür ve modayla ilgili. Yeşil yaşam ve sürdürülebilirlik, fütursuzca harcamak yerine yapmamız gereken şey olarak algılanmalı.”
Juniper’a göre devletler de bu konuya artık daha ciddi bir şekilde eğilmeli. Juniper, çevreye olumlu katkıları olacak yasaların yürürlüğe konmasının ve 50 yıllık hedeflerin belirlenmesinin yeterli olmadığını, hedeflerin her yıl için yeniden konması gerektiğini söylüyor. Şayet yıl sonunda belirlenen hedeflere ulaşılamazsa, devletlerin ve ilgili kurumların neden başarısız olunduğuyla ilgili hesap vermesi gerektiğini dile getiriyor.
Pek çok ülkenin ve şirketin çevre konularında gerekli önlemleri ekonomik gerekçelerle almamalarınıysa Juniper, kölelik sistemi yıllarından bir örnek vererek karşılıyor: “19. yüzyılın başlarında köleliğin yasaklanmasıyla ilgili tartışmalarda öne sürülen argümanların çoğu, bugün sera gazı etkisinin azaltılmasında da dile getiriliyor. 19. yüzyılda, köle ticareti yasaklandığı takdirde diğer ülkelerin bundan kazanç sağlamaya devam edeceği söyleniyordu. Ama hiç de öyle olmadı. Şimdi de bazı şüpheciler, ‘biz ne yaparsak yapalım, Çin ve Hindistan sera gazı üretmeye devam edecektir’ diyor. Ancak bu böyle olmak zorunda değil.”
Juniper’ın bu sorunun üstesinden gelmek için önerdiği aslında oldukça basit bir çözüm yolu var: Batılı ülkeler bu konuyla ilgili kendi aralarında bir anlaşma imzalamalı ve gaz emisyonu konusunda ortak hareket etmeliler. Bunun yanı sıra ortak bir bütçe oluşturarak toplanan parayı Üçüncü Dünya ülkelerine vererek, bu ülkelerin gerekli teknolojik dönüşümleri yapabilmelerine yardımcı olmalı ve herhangi bir adaletsizlik yaşanmadan sorunun çözülmesine katkıda bulunmalılar. Bu çözüm önerisi oldukça basit gibi görünse de, dünyanın ekonomik bir krizden geçtiği şu günlerde bu öneriye pek de kulak asan yok. Ancak Juniper, ekonomik gerekçelerle gerekli önlemleri almayan ülkeleri ve şirketleri, asıl ekonomik krizin bütün kaynaklar bittiği zaman yaşanacağı konusunda uyarıyor.
Tony Juniper içinde bulunduğumuz küresel krizi bir fırsat olarak görenlerden. Bu krizle birlikte insanların tüketim alışkanlıklarının değişebileceğini, daha yeşil bir yaşama doğru yol alınabileceğini umuyor. O her ne olursa olsun ümidini kaybetmeyenlerden. Ama bu bir tür Polyannacılık da değil. Dünyayı kurtarmak için hâlâ yeterli zamanımızın olduğunu, bunu başarmak için neleri değiştirmemiz gerektiğini, hiç kafa karıştırmadan anlatıyor. ‘Yapılacak hiçbir şey kalmadı, dünyanın son yıllarının keyfini çıkarın’ tarzı açıklamalar yapan meslektaşlarına gülüp, o çok havalı bulduğu bisikletiyle bir başka toplantıya daha gidiyor. Kim bilir, Juniper gibi bisikleti Porsche’den daha havalı bulanların sayısı önümüzdeki yıllarda belki gerçekten de artar.
Bir Gezegeni Değiştirmek için Kaç Ampul Gerekir?
Tony Juniper’ın yayınlanmış dört kitabı var: Parrots: A guide to the parrots of the world (Papağanlar: Dünyanın Papağanları Üzerine Bir Rehber); Spix’s Macaw: The Race to Save the World’s Rarest Bird (Spix’s Macaw: Dünyanın En Nadir Kuşunu Kurtarma Yarışı); How Many Lightbulbs Does it Take to Change a Planet? (Bir Gezegeni Değiştirmek için Kaç Ampul Gerekir?); Saving Planet Earth (Dünyayı Kurtarmak). Galler Prensi ve lan Skelly’yle beraber yazdığı Harmony (Uyum) ise 2010 sonbaharında yayınlanacak.
Dünya Yiyicisi Zengin Kokonolar
Juniper, Ocak 2001’deki Dünya Ekonomik Forumu sırasında, politikacıların, bankacıların ve iş adamlarının, küresel ısınmayı, biyolojik çeşitliliği ve yoksulluğu düşünmeden kapalı kapılar ardında yaptıkları anlaşmaları karikatürize etmek için iki arkadaşıyla beraber enteresan bir işe kalkışmış. Hepsi de zengin Davos delegeleri gibi şık kıyafetler giyip, zenginlikten şişmanlamış numarası çekmek için kıyafetlerinin altına vatka yerleştirirken toplantıya WEF (World-Eating Fatcats ‘Dünya Yiyicisi Zengin Kokonalar’) adına katıldıklarını gösteren sahte kimliklerine de Yoshi Yen, Frank Suisse ve Dave Dollar adlarını yazmışlar. işin komiği bir yandan kapı önünde her gördüklerine broşürlerini dağıtmalarına rağmen, polisler kendilerini VIP konuklar sanıp içeri almışlar. Ancak, henüz on dakika bile geçmeden ne yazık ki foyaları meydana çıkmış.
Dünyanın Bir Fiyatı Yok mu?
Juniper’a göre modern dünyada her şey fiyatı oranında kıymetli sayıldığı ve doğanın herhangi bir fiyatı olmadığı için dünya bu denli ihmal ediliyor. Doğanın bizlere sunduğu kaynaklar bedava hizmetler olarak algılanırken, çevreyle ilgili kaygılar insanlığın gelişimini ve refahını kısıtlayan bir faktör olarak görülüyor.

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Paylaş