Türkiye'nin İlk Yeşil İş ve Yaşam Dergisi

Ads 768x90

İMKB Sürdürülebilirlik Endeksi Kapıda

130 0

2004 yılından beri faaliyet gösteren İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği, İstanbul Menkul Kıymetler Borsasıyla birlikte çok önemli bir projeye imza atmaya hazırlanıyor: İMKB Sürdürülebilirlik Endeksi. Dünya Sürdürülebilir Kalkınma İş Konseyinin Türkiye ayağı olan Derneğin Genel Sekreteri Engin Güvenç, 2011 yılının endeksin test dönemi olacağını ama 2012’de şirketlerin rekabet de edebileceği bir finansal ürünle karşılaşacağımızı vurguluyor. Bakalım hangi şirketler hızlı davranacak ve endeksin üst sıralarına tırmanacak? Bunu başaran ve tahmin edenin para da kazanacağından hiç kuşkunuz olmasın…
Sürdürülebilirlik Yeni Yeni Anlaşılıyor
İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği, 2004 yılında kurulmuş, bir iş dünyası sivil toplum örgütüdür. Öncesinde 1,5 -2 yıllık bir kuruluş süreci yaşandı. İlk aşamada uluslararası kuruluşların Türkiye ofislerinin önemli bir katkısı oldu. Türkiye’de o günlerde sürdürülebilir kalkınma konusu gündemde değildi. Pek çok kişi, hatta yöneticiler bile kavramın içeriği hakkında pek bilgi sahibi değildi. Ancak son 3-4 yılda bu konuda bir kıpırdanma başladı. Tabii sürdürülebilir kalkınma çok geniş bir konu; bu konudaki bilinç belli başlı bazı konulardan başlayarak gelişiyor.
Uluslararası şirketlerden Başladık
Biz yola yedi kurumsal üye ve beş gerçek kişiyle çıktık. Sonra yavaş yavaş bir gelişme yaşadık. Bugün 29 kurumsal üyemiz var. Yabancı şirketler konunun zaten farkındaydı ancak Türk şirketlerinin katılımının oldukça yavaş gerçekleşeceğini öngörüyorduk. Türk şirketlerinin, sürdürülebilirliği iş stratejilerinin bir parçası haline getirmesinin, biraz da bu uluslararası kuruluşların yol göstermesiyle olacağını düşündük. Kurumlar, sürdürülebilir kalkınmayı stratejik olarak benimsedikleri anda, kendi iş ağlarındaki tüm kurum ve şirketlerin bu yaklaşıma ne kadar uyum içinde olduklarına bakmak zorundalar. Sadece kendi sorumlulukları yok, tedarik zincirinin bütün halkalarına bunu yaymak zorundalar. Dolayısıyla bu yöntemin, Türkiye iş dünyasına sürdürülebilirliği yaymak için en pratik yol olduğunu düşündük.
Risk Çok Büyük
Sürdürülebilir kalkınmanın özel sektör için önemi, diğer paydaşlardan çok daha büyük çünkü ciddi bir iş kaybı riski söz konusu. Dolayısıyla aksi durumda, şirketin sürdürülebilirliği riske girebilir. Önce şirketin bu stratejiyi öğrenmesi, özümsemesi ve benimsemesi gerekiyor. Ardından bu süreç diğer sosyal paydaşlara, giderek tedarik zincirinin tüm parçalarına doğru uzanıyor.
Bazı Firmalar Çok Cesurca Davranıyor
Kurumumuz, Dünya Sürdürülebilir Kalkınma İş Konseyinin 60 ülkeden oluşan bölgesel ağının bir üyesi. Bağımsız bir yapımız var ama karşılıklı bilgi paylaşımı temelinde çalışılıyor. Tabii ki birçok ortak uluslararası üyemiz var. Ayrıca süreç içinde biz de Türkiye’den Dünya Konseyine üyeler göndermeye başladık. Mesela Eczacıbaşı Holding bizden giden ilk üye oldu. Sonrasında Borusan Holding de bu organizasyona katıldı. Amacımız bu sayıyı artırmak çünkü orada bu alanla ilgili çok ciddi bir know-how var. Bir de tabii onların çok daha ciddi yaptırımları var. Firmalar Konseye girerek ciddi bir risk alıyorlar çünkü çok ciddi bir sorgulamaya kendilerini açmış oluyorlar. Gözler her zaman üzerlerinde toplanıyor, dolayısıyla çok cesurca bir davranış sergilemiş oluyorlar. Ve bu cesaretin karşılığını hisse değerlerinin artışına varıncaya kadar da alıyorlar. O yüzden herkes hem kendisine, hem de tüm tedarik zincirine çok sıkı bir şekilde dikkat ediyor. Buna soyunan her firma artık bir daha kendini rahat bırakamıyor. Değişen eğilimleri, yeni süreçleri sürekli takip etmek zorunda kalıyorlar. Bizim de dernek olarak zaten hedefimiz bu… Lider ve öncü şirketlere bu bilgi ve deneyimi aktarmak. Biz misyonumuzu, “Türkiye’nin ve Türk iş dünyasının sürdürülebilir başarı sı” şeklinde tanımladık. Kendimizi, sosyal, ekonomik ve çevresel kaynakları n doğru yönetimi konusunda bir kılavuz sivil toplum örgütü ve think-tank olarak görüyoruz.
Sürdürülebilirlik için Üst Düzey Katılım Gerekiyor
Üye profilimiz oldukça üst düzey. Başlangıcından beri böyle idi. Direktör ve genel müdür düzeyinde bir katılım var. Onların bilgi birikimleri çok önemli. Bir kuruma sürdürülebilirliğin entegre edilebilmesi için üst düzey bir katılım ve kararlılık gerekiyor. Sürdürülebilirliğin, risk, itibar, pazar potansiyeli anlamında şirketlere çok ciddi getirileri olduğunu ayrı ayrı düzeylere tek tek anlatmak oldukça zahmetli ve güç bir iş ama üst düzeye bunu bir kere benimsettiğiniz zaman süreç çok daha kolay işliyor Ve süreç bir kere başladı mı kendi kendine yürüme devam ediyor.
Sürdürülebilirliğin İçinde Zaten Empati Var
Sürdürülebilirliği de sadece kurumsal olarak görmüyorum; kişisel olarak da bir değişim gerektiriyor. Davranışlarımızdan tutun da düşünce tarzımıza kadar uzanan bir değişim. Otomatikman empati yapmaya başlıyorsunuz. şirketlerin de ancak empati yaparak sürdürülebilirlik stratejilerini kurabileceklerini ve sürdürülebilirlik konusundan kazançlı çıkabileceklerini düşünüyorum.
Sosyal Sorumlulukla Karıştırılıyor
Kuruluşumuzdan beri bizim temel amacımız bu konudaki farkındalığı artırmak ve kavramı doğru anlamıyla insanların bilincine oturtmak çünkü Türkiye’de çok sık bir biçimde sosyal sorumlulukla karıştırılıyor. Farkındalığın ve bilgi birikiminin artırması şirketleri doğru uygulamaya yönlendirmek açısından çok önemli. Aksi takdirde kurumların içerisinde sadece ek bir maliyet olarak algılanabiliyor, halbuki bu süreç zaman içinde kendi kendini karşılayan projelere dönüşüyor. Bir iş dünyası sivil toplum örgütü olmamız nedeniyle bizim konuya bakışımız, öncelikle şirketlerin sürdürülebilirliği üzerine, ancak bu çalışmalar doğru kurgulandığında kesinlikle toplumun ve çevrenin yararına önemli faydalar doğuruyor ve hatta ilerisine geçiyor. Şirketlerin ekonomik kazançlarını da destekliyor. Bu bir sorumlu iş yapma tarzı ama sosyal sorumluluk değil. Aslında hem bizim hem de sürdürülebilir kalkınma alanında çalışan her kurum için, sosyal paydaşlar son derece önemli. Bu anlamda kamu da büyük önem kazanıyor; dolayısıyla belirli konularda kamu yönetimiyle de iletişimimiz var. Kamuyla İlişkilerimizde Proaktifiz Kamuyla ilişkilerimizde başından beri tabii ki proaktif davranıyoruz. Ama bu alanda da yavaş yavaş başka türlü gelişmeler yaşanıyor. Ancak kamu, iklim ve enerji konusunda oldukça proaktif davranıyor. Bir de 2006-2008 yıllarında, Devlet Planlama Teşkilatının AB ile beraber gerçekleştirdiği, Sürdürülebilir Kalkınman n Sektörel Politikalara Entegrasyonu isimli bir projede çalıştık. Bu aralarda geniş paydaş katılımına imkan verebilecek şekilde iklim ve enerji çalışmalarına katkıda bulunmaya çalışıyoruz.
Raporlamada Hangi Yöntemi Kullanacağız?
Sürdürülebilirlik konusunda önemli bir ivmelenme var ancak diğer yandan herkesin kafasında bir karışıklık da var. Özellikle araçlar konusunda. Global Compact (Küresel İlkeler Sözleşmesi) ne? Millenium Development Goals (Binyıl Kalkınma Hedefleri) ne? Sürdürülebilirlik Raporlaması ne? GRI raporlaması ne anlama geliyor? şirketler “Şimdi ben bunun neresinden başlayacağım?” diye soruyor. Aralarındaki bağlantılar konusunda kafalar çok karışık. Bu konuda üyelerimizi ve proje paydaşlarımızı bilgilendirmeye çalışıyoruz. Sürdürülebilirlik çok geniş içerikli bir şemsiye.
IMKB Sürdürülebilirlik Endeksi 2012’de
Sürdürebilirlik Endeksi için İMKB ile görüşmelerimiz -2005 yılındaki ilk girişimleri saymazsak- 2009 yılında başladı. Endeksin proje lansmanı ise 2010 Ağustosu’nda gerçekleşti. 18 ay sonunda da bitirilmesi öngörüyor. Kriterleri 2011’in Ocak-Şubat ayında özel bir etkinlikle açıklamış olacağız. Ancak bundan sonrası daha zorlu geçecek diye düşünüyoruz. Şirketlere bu konuyla ilgili bilgilerinin artırılması ve endekse başvuru yollarını bire bir görüşmelerle aktaracağız. Çağrı tarihi tam olarak belirlenmedi. Önümüzdeki aylarda bunu da duyurmuş olacağız. 2011 yılı test çalışmalarıyla geçecek ama 2012’den itibaren şirketlerin rekabet bile yapabilecekleri bir platforma dönüşecek.
Değişik Endekslerden Yararlanıyoruz
Sürdürülebilirlik çalışmalarının Return on Investment (Yatırımın Geri Dönüşü) ismi de verilen Sürdürülebilirlik Endeksi modelini çeşitli uluslararası endekslerde görmüştük zaten: Örneğin Dow Jones ve FTSE4Good Endeksinde. Şimdi artık Dow Jones bazlı olarak Güney Afrika, Johannesburg’da ve Kore’de de benzer endeksler kuruldu. Ancak Dow Jones bazlı olmayanlar da var. Bizim hazırlıklarını sürdürdüğümüz endeks de -temel kriterlerden sapmamak kaydıyla- özgün bir çalışma. İMKB Sürdürülebilirlik Endeksini, derneğimizin omurga projesi olarak görüyoruz. Ve bu nedenle bütün etkinliklerimizi bu projenin etrafında örgütlüyoruz
İtibar Endeksine Dönüşebilir
Bu endeks gerçekleştiğinde, yatırımcı kurum veya kişiler, şirketlerin sadece ekonomik göstergelerine değil, çevresel ve sosyal riskleri nasıl yönettiklerine de bakabilecekler. Şirketler için ciddi bir itibar endeksine dönüşeceğini tahmin ediyoruz. Yatırımcılar, hangi yılda hangi şirketin sürdürülebilirlik açısından üst sıralara tırmandığını veya aşağıya doğru kaydığını görebilecek ve kararlarını verebilecekler. Bunu hem sektörel hem de genel Türkiye bazında izleyebilecekler.
Zor Ama İmkansız Değil
Gerçekten çok zor bir proje. Çok sayıda paydaşı var ve çoğu bu projenin içinde. Çoklu paydaş platformumuzda hem kamudan, hem şirketlerden hem de sürdürülebilirlik içindeki alt temalar üzerine yoğunlaşan Kurumsal Yönetim Derneğ i gibi STK’lardan temsilciler var. Platformda tabii ki dünyadaki endeksler konusunda ciddi bir bilgi ve deneyime sahip uzmanlar da bulunuyor. Tüm bu sosyal paydaşlardan elde edilen datalar belirli bir havuzda toplanacak ve işlenecek. Bu konuda yapılan pazar araştırmasının raporu da Pricewatercooperhouse tarafından yazılıyor. Bu datalar diğerleriyle entegre edilecek ve sonrasında yatırım kısmı ele alınacak. Türkiye’de hangi kriterlerin çalışıp çalışmayacağı saptanacak. Bu açıdan gerçekten çok kapsamlı ve zor bir proje ancak konunun alt başlıklarına hâkimseniz, gerçekleştirilmesi o kadar da zor görünmemeye başlıyor.
Şirketler Boykotlarla Karşı Karşıya Kalabilir
Artık şirketlerin performansları, uluslararası finans kuruluşları tarafından sadece ekonomik verilerle, yatırım ve kârlılıkla değil, çevresel ve sosyal risklerini nasıl yönettiğiyle de değerlendiriliyor. Bir şirket emisyon salımları yüzünden bir anda yok alabilir veya çeşitli boykotlar yüzünden ciddi itibar, müşteri ve pazar kaybına uğrayabilir. Endeks, şirketlere bütün bu riskleri nasıl yöneteceklerini öğretecek. Tabii bir yandan da bir iç motivasyon kazanacaklar. Endeks için çalışırken kendi konumlarını görmüş ve biraz önce saydığımız bütün araçlar için girdi elde etmiş olacaklar. Endeksteki bütün sorular, çeşitli raporlamalarda da yer alan konular. Böylece şirketlere daha erken harekete geçebilme ve daha hızlanabilme olanağı sağlanacak.
IMKB Endeksi, Yabancı Yatırımcıyı Çekecek
Unutmamak gerekir ki, IMKB Sürdürülebilirlik Endeksi, finansal piyasalar için aynı zamanda bir ürün. Yani hem yatırım performanslarını değerlendirmiş hem de bu üründen bir gelir elde etmiş olacaklar. Ayrıca genel olarak bakarsak Türkiye için yatırım platformunun iyileştirilmesi ve dolayısıyla yabancı yatırımcı yı ülkeye getirme konusunda önemli bir faydası olacağını düşünüyoruz. Zaten dünyada BirleşmişMilletlerin Principle of Responsible Investment (Sorumlu Yatırım İlkeleri) konusu da gündemde. İMKB de bu sözleşmeyi imzalayan kurumlardan biri olarak kendi sorumlulukları çerçevesinde çalışmalar başlatmış bulunuyor.
Noktaları Birleştir; Bütünü Gör
Dernek olarak elimizdeki bilgi birikimini daha çok kişi ve kurumla paylaşmak istiyoruz. Her katılan üyenin, bilgi birikimini başka bir noktaya taşıdı- ğı da apaçık bir gerçek. Herkesin işi farklı, dolayısıyla her katılan yeni üye eksik kalan noktaları görüyor ve tamamlamaya başlıyor. Bir tür “noktaları birleştir oyunu” gibi… Üst düzey yöneticilerle gerçekleştirdiğimiz vizyon toplantıları da çok önemli noktaların açığa çıkmasını sağlıyor.
Hayat Modelimiz Değişiyor
Eğer sürdürülebilirlikle buluşamazsak Türkiye olarak yüzde 80-90 ihtimalle, bu oyunun dışında kalacağımızı düşünüyorum. Ve bazı sektörler çok ciddi riskler taşıyorlar. 2005 yılında Dünya Konseyinde karbon kartları konuşulurdu. Her bireyin kotasyonu olacaktı. Karbon kartınızdaki limitler tükendiğinde, mesela uçuş yapmanız mümkün olmayacaktı. Giderek bu noktaya gidiyoruz. Eğer karbon konusunda kendi kendimizi bir denetim altına almazsak, ilerde kendi özgürlüklerimizi ciddi bir şekilde sınırlamak zorunda kalacağız. Emisyonlar zaten şu anda en büyük baskı unsuru. Özellikle sanayi yoğun şirketlerde durumun vahametini gözlerimizle görüyoruz. Ama hayat modelimiz ve kültürümüz zor da olsa yavaş yavaş değişiyor.
Engin Güvenç Kimdir
İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunu olan Engin Güvenç, çeşitli ulusal ve uluslararası şirketlerde kurumsal pazarlama, iş geliştirme, proje satış ve yönetimi temelli yöneticilik görevlerini yürüttü. 2002 yılında The SponsorX şirketini kuran Güvenç, Türkiye’de sponsorluk anlayış ve uygulamaları alanında farklı bir anlayış ile hizmet sunulmasına öncülük etti. 2003 yılında Fortune500 şirketlerinin de içinde yer aldığı, Dünya Sürdürülebilir Kalkınma İş Konseyi’yle (WBCSD) görüşmeleri takiben İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği- Türkiye’nin (SKD) kurulmasına liderlik etti. Halen Dünya Sürdürülebilir Kalkınma İş Konseyinin yerel ağı içinde yer alan İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği’nin (SKD) kurucu kurumsal üyesi ve Genel Sekreteri, Boreal Group Ltd. kurucu ortağı ve yönetim kurulu üyesi olarak görevini yürütüyor.
 
 

Vizyon 2050 Çalışması “Yeni İş Olanakları Doğuyor”
Vizyon 2050 projesiyle, sürdürülebilirlik konularında bölgesel ve ülkesel riskleri masaya yatıracağız ve şirketlerin/sektörlerin nasıl etkileneceğini görmeye çalışacağız. Tabii sonuç olarak da bu riskleri elimine etmek için neler yapılması gerektiğini beraber arayacağız. Bir tür beyin fırtınası olacak. Dünya Konseyi bütün bu bölgesel toplantılarda konuşulanları toplayıp genel bir rapor haline getiriyor, dolayısıyla Türkiye’nin sesini uluslararası kamuoyuna duyurmak ve taşımak için iyi bir fırsat oluyor. Ayrıca Türkiye ARGE konusunda da gerçekten enteresan çıkışlar yapabiliyor. Bu toplantılarda söz konusu çalışma ve buluşların Dünya Konseyine ve onun içinde yer alan 200’den fazla şirkete taşınması da son derece önemli. Konseyin aynı zamanda bir iş yapma platformu olduğunu da unutmayalım. Türkiye’den sürdürülebilirlik alanında yapılan çalışma ve buluşları oraya taşımak da istiyoruz. ODTÜ Endüstriyel Tasarım Bölümü’nden Dr. Hakan Gürsu ve Sözüm Doğan’ın Industrial Design Awards’da ödül kazanan “sıfır karbonlu tekne projesi Volitan” bunun bir örneği. Önümüzdeki dönemde bunların sayısı artabilir. Aynı şekilde tersi de geçerli. Örneğin yurtdışından şirketler çok sık bir biçimde Türkiye’den partner bulmak için bize başvuruyorlar. Biz de bunları üyelerimizle paylaşıyoruz, dolayısıyla katılımcılarımız birinci elden iş olanaklarını öğrenmiş oluyorlar.
“Türkiye’ye Özgü Bir Endeks Yaratacağız”
İMKB Sürdürülebilirlik Endeksi için, değişik pazarlardaki sürdürülebilirlik endekslerini ve çalışma biçimlerini inceledik. Endeksler kurulurken neler yapılmış; neler çalışmış, neler çalışmamış, hangi hatalara düşülmüş, hepsini ele aldık. Böylece hata yapılabilecek alan ve riskleri baştan saptamış olduk. Çoklu paydaş yöntemini kullanıyoruz bu projede. Oldukça zor bir uygulama. Aslında bu konuda uluslararası olarak belirlenmiş bazı kriterler var. İMKB ve dernek olarak bunları olduğu gibi alıp uygulayabilirdik ancak bunun pek sağlıklı olmayacağını düşündük. Farklı bakış açılarının bu çalışmada kendisine yer bulması gerektiğini düşündük ve bu endeksin tüm paydaşlarını belirledik. Sonrasında hepsinden danışman paydaşları projeye davet ettik: Finanstan, kamudan, özel sektörden, sivil toplum kuruluşlarından danışmanlarla, tüm kriter belirleme workshop’larında beraber çalışıyoruz. Hem uluslararası kriterlerin hangilerinin Türkiye’ye uygun olup olmayacağını saptayacağız, hem de buraya özgü kriterleri belirleyeceğiz ve projeye entegre edeceğiz. Endeksin işlerliği açısından bu çalışmanın son derece önemli olduğunu düşünüyoruz. İMKB projesiyle ilgili olarak bir pazar araştırması yaptık. 330 şirkete yollandı; anketler oldukça uzun olmasına karşın hiç beklemediğimiz kadar çok geri dönüş aldık. Hiçbir zorunlulukları olmamasına karşın neredeyse şirketlerin dörtte üçü anketi yanıtladı. Bu çok önemli bir gösterge. Ayrıca İMKB’ye kayıtlı olmayan şirketlere de ulaştırdık; onlardan da beklemediğimiz kadar yoğun bir dönüş aldık. Bu durum, pazarda bu konuya dair gelişen bir ilgi olduğunu gösteriyor. Çok daha iyi yerlere geleceğine de inanıyoruz.
İDSKD Üyeleri
AKÇANSA ÇİMENTO SAN. TİC. A.Ş.
AKİFER SU HİZMETLERİ LTD. ŞTİ.
BAŞKENT ELEKTRİK DA⁄ITIM A.Ş
BİLİM İLAÇ SANAYİİ TİCARET A.Ş.
BOREAL GRUP SPONSORLUK DAN. HİZM. TİC. LTD. ŞTİ.
BORUSAN HOLDİNG A.Ş.
BP PETROLLERİ A.Ş
BRIGHTWELL HOLDINGS B.V.
BRİSA BRİDGESTONE SABANCI LASTİK SAN. VE TİC. A.Ş.
COCA COLA MEŞRUBAT PAZ. VE DANIŞ. HİZMETLERİ A.Ş
ÇİMSA ÇİMENTO SAN. VE TİC. AŞ.
DEKON KONGRE VE TURİZM A.Ş.
DELOITTE & TOUCHE DANIŞMANLIK HİZM.
ECZACIBAŞI HOLDİNG AŞ.
E & E GROUP
GOLDER ASSOCIATES MÜH. MÜŞ. PROJE İTH. İHR. LTD.ŞTİ.
H.Ö. SABANCI HOLDİNG A.Ş.
İLTEK İLETİŞİM VE TANITIM İŞLERİ A.Ş.
KORDSA GLOBAL
OLMUKSA INTERNATIONAL PAPER- SABANCI AMBALAJ SAN. VE TİC. A.Ş.
P&G TÜKETİM MALLARI SAN A.Ş.
PRICEWATERHOUSECOOPERS DANIŞ. HİZMETLERİ LTD. ŞTİ
SET GROUP HOLDİNG A.Ş.
SHELL TÜRKİYE b SOYAK HOLDİNG A.Ş
TAV HAVALİMANLARI HOLDİNG A.Ş
TNT EXPRESS TAŞIMACILIK TİC. LTD. ŞTİ.
VODAFONE TELEKOMÜNİKASYON A.Ş.

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Paylaş