Türkiye'nin İlk Yeşil İş ve Yaşam Dergisi

Ads 768x90

“Orkinos Krizinden Herkes Sorumlu”

154 0


Greenpeace Uluslararası Denizler Politikası Danışmanı Sebastian Losada, “Son 10 yıldaki faaliyetleri nedeniyle, Akdeniz ülkelerinin hepsinin bu orkinos krizinde sorumluluğu var” diyor.

Söyleşi: Deniz SÖZÜDOĞRU
Akdeniz’in en değerli balığı olarak bilinen mavi yüzgeçli orkinosların denizlerdeki varlığı neden tehdit altında?
Bu tehdidin, en temel nedenlerinden biri, balıkçılıkla ilgili gelişmelerin orkinos avcılığı yapanlar tarafından yönlendirilmesidir. Çok üzücüdür ki, hükümetler yalnızca gözle görülür ve çok yoğun olduğunda harekete geçiyor. Bu noktaya gelene kadar, hükümetler; deniz ekosisteminin uzun dönemli korunması için çalışmak yerine, orkinos sektörüne politik destek verme, endüstrinin büyümesini sağlama, teşvikler verme ve sektörün kısa dönemli kârlarının artması yönünde çalışıyor.
Mavi yüzgeçli orkinos çok değerli bir balıktır. Akdeniz’de faaliyet gösteren tekneler, pazar ihtiyacını daha fazla karşılamak için büyüdü. Ama bu balığın popülasyonunun sürdürülebilirliği göz ardı edildi. Hükümetlerin artık harekete geçmek istediği noktada da, sektör yaptığı dev yatırımları geri alabilmek için kuralları çiğneme yollarına gitti ve yasadışı yollardan orkinos avladı. Birçok hükümet, orkinos avı endüstrinin baskısı altında daha sıkı önlemler almayı reddetti.
Kontrolsüz avlanma konusunda özellikle hangi ülkeler kara listede?
Çok fazla yok. ICCAT’in kara listesi çok uzun değil. Sadece Kamboçya ve Bolivya gemilerini kontrol etmemekle ünlüdür. Ancak yasadışı orkinos avcılığı çok daha geniş bir problem. Son 10 yıldaki faaliyetleri nedeniyle, Akdeniz ülkelerinin hepsinin bu orkinos krizinde sorumluluğu var.
Bu yıl 9-19 Kasım tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilen ICCAT toplantısında hangi konular öncelikle ele alındı?
Bu yıl, tropik orkinosları, kılıçbalıkları ve köpekbalıklarını korumak için önlemler alınması açısından önem taşıyor. Ülkelerin bu konudaki çabaları hâlâ başlangıç düzeyinde. Somut bir öneri için tartışmalar devam ediyor ve daha ortada bir şey yok.
ICCAT’in çalışma ve sorumluluk alanı Atlantik Okyanusu ve Akdeniz’de orkinos ve orkinos benzeri canlılar (kılıçbalığı) üzerinedir. Balıkçılık, deniz biyoçeşitliliği üzerinde etkileri olan bir insan aktivitesidir. Bu nedenle alınan kararlar, ne kadar balık avlanmalı veya ne kadar seçici davranılmalı gibi kriterler içermeliydi. Bu kararların deniz biyoçeşitliliğinin korunması konusunda esaslı etkileri var.
Orkinos krizinde Avrupa ülkelerinin tamamen kâr odaklı yaklaşımından söz ediliyor. Bu balığın ticaretinde neden milyon dolarlar söz konusu?
Buradaki itici güç para kazanma hırsı. Daha çok para kazanılması, daha fazla tekne yapılması, daha fazla orkinos çiftliği kurulması demek. Avrupa ülkelerinin gemi filolarının (ki yaklaşık kotanın kabaca yarısını ellerinde tutuyorlar) sorumluluğu inkâr edilemez. Ancak hiçbir Akdeniz ülkesinin avcılık konusunda sorumlu davrandığını söyleyemeyiz. Buna Türkiye ve bu balığın esas pazarı Japonya’nın çok büyük sorumlulukları olduğunu da eklemeliyim.
Orkinosların varlığının korunması konusunda sizin Türkiye ve dünya için önerileriniz nelerdir?
Greenpeace mavi yüzgeçli orkinos avcılığının stoklar iyileşene, güvenli bir seviyeye gelene kadar sonlandırılması gerektiğini söylüyor. Bir kez iyileşti mi, öncelik küçük ölçekli gemilere verilmeli ve stokların güvenli seviyede kalması sağlanmalı.
Bildiğimiz kadarıyla Türkiye, Avrupa’da en büyük orkinos avcılığı filosuna sahip. Türkiye’ye ne tür yaptırımlar uygulanmalı?
Varolan denetim-kontrol paketi uygulanmalı. Ama orkinos çiftlikleri konusunda çok büyük yasal boşluklar var ve bunların düzeltilmesi gerekiyor. Bütün ülkeler, örneğin pilot çalışmalar yapmalıydı çiftliğe ne kadar orkinos geldiğine dair, ancak bu yapılmıyor. Akdeniz’de 10 yıldan daha uzun bir süredir orkinos çiftlikleri bulunuyor. Bunca yıldır da hâlâ, kafeslere orkinos avcılarının balık getirdiği bilinmiyor. Bu çiftlikler tamamen kontrol dışı.
Türkiye’de en bakir körfezlerden biri olan Seferihisar’daki Sığacık körfezinde orkinos çiftliği tehdidi yaşandı ama bilirkişi raporu bu bölgenin balık çiftliği için uygun olmadığına karar verdi. Orkinos çiftliklerinin çevre ve insan sağlığına ne gibi zararları var?
Biz burada yüzbinlerce ton orkinosun küçük kafeslere kapatılmasından ve her hafta binlerce kilo küçük balıkla beslenmesinden söz ediyoruz. Yani orkinos çiftlikleri sürdürülebilir bir aktivite değil. Bu da beraberinde yüksek oranlarda organik kirlilik getiriyor ki, çiftliğin bulunduğu yerler için endişe yaratan bir durum. Greenpeace tabii ki, binlerce küçük balığın (küçük derken köpekbalığı ve orkinos gibi üst yırtıcı türler dışındaki küçük ticari balıkları kastediyoruz) pazarda çok yüksek fiyatlara satılan orkinosların beslenmesi yerine, insanlar tarafından tüketilmesini destekliyor.
Olası bir çiftlik bütün sualtı zenginliğinin geleceğini tehlikeye atar. Bölgede bulunan orkinos çiftliği ile yapılması planlanan balık çiftlikleri çevre ve sağlık sorunları yaratmanın dışında deniz ekosistemine de dönüşü olmayan zararlar verir. Bu çiftliklerde yetiştiricilik projeleri adı altında yine doğadan alınan orkinoslar kullanılarak stokların tüketildiği biliniyor. Ayrıca hem yağlandırma dönemlerinde hem de hasat zamanlarında denizdeki kirlenme had safhaya çıkıyor.

Yorum Yok

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Paylaş