Türkiye'nin İlk Yeşil İş ve Yaşam Dergisi

Ads 768x90

“Türkiye İki Yıldır Önemli Bir Dönüşüm Yaşıyor”

80 0


Aletler küçük ama toplam sarfiyatları oldukça büyük. Herkesin evinin ayrılmaz parçası olan beyaz eşya ve elektronik cihazlardan bahsediyoruz. Siemens Ev Aletleri Pazarlama Müdürü Ayşe Özkaya, elektrik fiyatlarındaki artış doğrultusunda, tasarruflu aletlere yönelik talebin giderek artacağını söylüyor.
Genel olarak ev eşyalarının enerji tüketimi hakkında bilgi verebilir misiniz?
Evlerdeki elektrik tüketiminin yüzde 46’sı, elektrikli ev aletleri tarafından gerçekleştiriliyor. Dolayısıyla su ve enerji tüketiminden tasarruf sağlayan çevreci ürünler doğal kaynakların korunması açısından önemli avantajlar sunuyor. Ev aletlerinin çevreci özellikleri, evlerdeki enerji tüketiminin minimum düzeye indirilmesi kadar, karbon salımının azaltılması açısından da büyük önem taşıyor. Özellikle hanelerdeki iyi yalıtım koşulları ve ev aletlerinin sahip olduğu ileri teknoloji, elektrikli ev eşyalarının karbon salımının azaltılmasına destek oluyor. Çevrenin ve doğal kaynakların sürdürülebilirliği konusunda tüketici bilinci güçlendikçe, çevreci ürünlere ilgi ve talep de giderek artıyor. Tabii bunda, özellikle ev aletleri sektöründe sunulan enerji tasarruflu ürünlerin giderek çeşitlenmesinin de etkisi var.
Son zamanlarda enerji verimliliği konusunda gerçekten çok önemli gelişmeler yaşandı; yaşanıyor. Peki bu verimliğin getirdiği toplam kazanç konusunda neler söyleyebilirsiniz?
Türkiye’de enerji verimliliği trendi doğrultusunda son iki yıldır hızlı bir dönüşüm ve kabullenme yaşanıyor, oysa bu konu özellikle son beş yıldır tüm dünyada yükselen trend haline geldi. Türkiye’de son yıllarda bir yandan enerji ve su tüketimi açısından verimli ürünlerin satışı artarken, tüketici gözünde de bu konu giderek daha da önem kazanıyor. Özellikle de elektrik fiyatlarındaki artış doğrultusunda bu yönelimin potansiyelinin yüksek olduğunu görüyoruz.
“Ne kadar ihtiyaç, o kadar tüketim” mantığıyla ortaya koyduğumuz ecoPlus yaklaşımımız ile 1990’ların başından bu yana yürüttüğümüz ürün geliştirme çalışmaları sonucunda soğutma, yıkama, durulama ve pişirme alanlarının tümünde tüketim değerlerini mümkün olan en az seviyeye çekiyor ve en üst düzeyde tasarruf sağlıyoruz. Bu oran enerji tüketiminde soğutucularda yüzde 69’lara, fırınlarda yüzde 43’lere, bulaşık makinelerinde yüzde 50’lere, çamaşır makinelerinde yüzde 38’lere, kurutma makinelerindeyse yüzde 62’lere varıyor. Su tüketimindeyse, bulaşık makinelerinde yüzde 60’a, çamaşır makinelerinde ise yüzde 29’a varan tasarruf oranlarına ulaşabiliyoruz.
Siemens Ev Aletleri olarak bu konuda ne gibi çalışmalar yürütüyorsunuz? Hem üretim süreçleri hem de ürünlerin nitelikleri açısından…
Doğal kaynakların sürdürülebilirliğinin sağlanması, bunun için üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmek öncelikli konularımız arasında yer alıyor. Sahip olduğumuz ileri teknolojileri su ve enerji tasarrufu sağlayan, çevre dostu ürünler geliştirmek için kullanırken, tüketicileri çevrenin korunması için yapılabilecekler konusunda bilinçlendirmeye de gayret ediyor, sosyal sorumluluk projeleri ile bu alandaki faaliyetlerimizi pekiştiriyoruz. Güçlü çevre vizyonumuz ve 1990 yılında ArGe departmanımızın kurulmasıyla daha da uzman bir kimlik kazanan çevreci ürün geliştirme çalışmalarımız bu sürece önemli bir destek sağlıyor.
Çevre alanında çalışmalarımızı 1975 yılından bu yana toplam kalite altında, üç aşamada kapsamlı bir şekilde hayata geçiriyoruz. Geri dönüşümlü ürünlerin tasarlanması, çalışmalarımızın ilk ayağını oluşturuyor. İkinci aşama olan ürün/çevre analizinde, geri dönüşümlü ürünlerin tasarımının yanı sıra kullanılan kaynak ve materyallerin en aza indirilmesini hedefliyoruz. Son aşama olan doğal kaynakların korunmasında ise üretilen cihazların en düşük seviyede su ve elektrik tüketerek çalışması sağlanıyor. Toplum sağlığını iyileştirmeyi amaçlayan Siemens, ozon tabakasına zararlı FCKW ve FKW gazlarından yüzde 100 arındırılmış ürünler üretiyor. Cihazların kullanım kılavuzları geri dönüştürülmüş kâğıtlara basılırken, tamamının ambalajlarında yüzde 100 geri dönüşüm sağlanabiliyor.
Üretim süreci sonunda fabrikalarda oluşan geri dönüşümlü atıklar ve su, laboratuar sonuçları alındıktan sonra tekrar kullanılıyor. Fabrikadaki ısıtma sistemleri enerji verimliliğini maksimum düzeyde sağlayacak şekilde oluşturuluyor ve elektrik tüketiminin minimum seviyelerde tutulması sağlanıyor. Böylece minimum doğal kaynak tüketimi ve atık seviyesiyle daha temiz bir çevre ve gelecek hedeflerine katkıda bulunuluyor. Özel bir boyut ve kâğıtla bayi ve tüketicilerimize yönelik hazırladığımız çevre kitapçığımız da bu konuyla ilgili dikkat çeken çalışmalarımız arasında yer alıyor.
2011 yılında piyasaya sunduğumuz ve yükselen çevre bilincine paralel olarak sadece Avrupa’da değil, Türkiye’de de tüketicilerden büyük ilgi gören ecoPLUS ürünlerimizin başında, dünyanın ilk akıllı dozaj sisteminden kaynaklanan çevreci özelliğiyle dikkat çeken WM14S840TR model iDos çamaşır makinesi geliyor. Siemens iDos akıllı dozaj sisteminde, 20 yıkama için çamaşır makinesinin deterjan gözünü 1,3 litrelik sıvı deterjan ile doldurmak yeterli. iDos teknolojisi, kumaşın cinsine, yüküne ve sudaki kireç oranına göre optimum deterjan ve su kullanımıyla çevreyi düşündüğünü kanıtlıyor. Siemens iDos çamaşır makinesi, temizlik teknolojileri alanında faaliyet gösteren bağımsız wfk Araştırma Enstitüsü tarafından yapılan bir çalışmaya göre, su tüketimini yılda 7062 litre kadar azaltarak, A+++ enerji sınıfıyla doğal kaynakların etkin kullanımı konusunda örnek bir performans sergiliyor.
Bunun dışında Siemens’e ait bir buluş olan Zeolit kurutma teknolojisi sayesinde her damla sudan daha fazla performans elde eden ve sadece 7 lt su kullanarak, A+++ enerji sınıfına sahip olan Siemens jetMatic eco bulaşık makineleri ve kendi kendini temizleyen filtresi sayesinde sadece A%50 enerji tüketen WT 46 W 561 TR model Siemens kurutma makinelerinin ise ilgi gören ürünlerimiz arasında yer aldığını söyleyebiliriz.
Son olarak, santralistanbul Enerji Müzesi’yle birlikte, çocuklara yönelik gerçekleştirdiğiniz çalışmalardan söz edebilir misiniz?
Müzenin açıldığı 2007 yılından bu yana, santralistanbul Enerji Müzesi’nde, Siemens sponsorluğunda “Gelecek=Çocuk ve Enerji” eğitimleri düzenliyoruz. Program kapsamında 36 yaş, 712 yaş, 1315 yaş ve 1618 yaş olmak üzere dört gruba farklı içerikler sunuluyor. Eğitimlere öğretmen ve öğrenciler birlikte katılıyor. Yaklaşık 25 kişilik gruplar halinde gerçekleştirilen eğitimler, yaş gruplarına göre 1,5 2 saat sürüyor. Eğitim, Enerji Müzesi içinde yer alan “Enerji Oyun Alanı”nda, tüm yaş gruplarının ilgisini çeken elektrik ve enerji temalı etkileşimli oyunlarla sona eriyor.
Eğitim programı içinde çamaşır makinesi, ütü, bilgisayar gibi elektrikli ev aletlerinin ne kadar enerji harcadıkları bilgisinden hareketle geliştirdiğimiz bir grup oyunu oynatıyoruz. Üzerinde çeşitli beyaz eşya resimleri ve enerji tüketim miktarlarının yer aldığı kartlarla, çocukların etkileşimli bir ortamda, yaşayarak çevre bilinci kazanmalarına destek sağlıyoruz. Çocuklar, kartlar aracılığıyla hangi beyaz eşyanın ne kadar enerji tükettiğine ilişkin fikir yürütüyor. 2010 2011 eğitim öğretim döneminde düzenlediğimiz oyunlarda 11 bin 800 öğrenciye kart dağıttık. Bu dönemde eğitimlerimize toplam 3.818 öğrenci katıldı. “Gelecek=Çocuk ve Enerji” eğitimlerimiz 2012 yılında da devam edecek.

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Paylaş