Türkiye'nin İlk Yeşil İş ve Yaşam Dergisi

Ads 768x90

Benim “Yeşil” Çamaşırhanem

119 0


Fisun Usta, otel çamaşırlarının ne kadar kötü yıkandığını görünce kolları sıvamış ve Pak Çamaşır’ı kurmuş. Yıllar içinde, KAGİDER ve Bilim İlaç gibi paydaşlarının da destek ve teşvikiyle sürdürülebilirlik konusunda adım adım ilerlemiş.

Yazı: Balkan TALU
Fotoğraf: Özgür GÜVENÇ
Sanırım bazı yetenekler gene­tik oluyor; Fisun Usta’nın annesi de başarılı bir girişim­ciymiş. Uzun yıllar tekstil sektörün­de çalışmış. Fisun Usta da ilk olarak kumaşları inceleyerek başlamış me­saiye. Eşi de otel işletmecisi olduğu için ilk fark ettiği şey çamaşırların ne kadar kötü yıkandığı oluyor. Çocuk sahibi olduktan sonra hem çalışma hayatına dönmenin, hem de ailesine vakit ayırabilmenin hayali­ni kuruyor Fisun Usta. Pak Çama­şır bu şekilde kuruluyor ama daha normal mesai saatleri hayali pek de gerçek olamıyor tabii.
Pak Çamaşır’da 2008’den beri üre­tim müdürü olan Hüsnü Kaylan ise “radikal çevreci” olarak tanımlıyor kendisini. Nükleer enerjiye karşı olduğunun altını çizerek evinde de daha minimal bir yaşantı sürdürme­ye çalıştığını söylüyor. Ardından da geleneksel beklentilerden yakını­yor: “Endüstriyel çamaşır yıkama işi yaptığınız zaman müşterinin sizden beklentisi bol deterjan, bol su kulla­narak yüksek sıcaklıkta çamaşır yı­kamanızdır. Onun için mesela çama­şırlarımız hijyenik olsun, sakız gibi olsun deyip çamaşır suyunu basarız ama klorun çevreye etkisini pek dü­şünmeyiz.”
Robert Koch Enstitüsü’nün hij­yen standartlarını dikkate alan Pak Çamaşır, Optimum Yıkama adıyla bilinen bir sistem geliştiriyor. Bu sisteme göre illa yüksek sıcaklık veya yoğun kimyasal arasında bir seçim yapılması gerekmiyor. Deter­jan kullanımıyla ilgili ince ayarlar yapılarak düşük sıcaklıklarda da hijyen elde edilebiliyor. Bu yüzden Pak Çamaşır deterjan tedarikçileri Johnson Diversey ve bir Henkel markası olan Ecolab ile sürekli ile­tişim halinde. Her iki markanın da deterjanları biyoçözünür olma özel­liği taşıyor. Diğer konvansiyonel tesislerde yapılan yıkamalarda 60 dereceye kadar çıkmak gerekirken Ecolab, ozonik performans özelliği sayesinde 40 derecelik bir sıcaklıkta temizleme imkânı sunabiliyor.
“Biz Denetlenmeye Gönüllü Olduk”
Fisun Usta hem müşterilerin hem de uluslararası kuruluşların dene­timine tabi olmak için nasıl sürekli gönüllü olduğunun altını çiziyor. Hastane çamaşırı yıkama işine baş­ladıkları sırada bu konuyla ilgili Türkiye’de sertifikasyon hizmeti sunan bir kuruluş olmadığını fark edince, Almanya merkezli Hohens­tein Enstitüsü ile irtibat geçiyorlar. Pak Çamaşır sayesinde İstanbul Kadıköy’de ofis açan Hohenstein Enstitüsü’nün bugün Türkiye’de dört, beş müşterisi daha var.
Öte yandan Pak Çamaşır’ın 2012 hedefleri arasında, çevre standartla­rını belirleyen ISO 14000 belgesini almak da var. Şu anda doğa dostu deterjan kullanarak, su tasarrufu yapabilen özel sistemler kurarak, aydınlatmada uzun ömürlü, düşük sarfiyatlı ve hareket sensörlü aydın­latma sistemleri kullanarak bu yol­daki ilk adımlarını atmaya başlamış­lar bile. Pak Çamaşır’ın yıl sonunda sertifikayı alabilmesi için sıvı deşarj­larının öngörülen yasal limitlerin al­tında olması, katı atıkların ayrıştırı­larak toplanması, tehlikeli atıkların ayrı toplanması gibi zorunluluklar var. Bunlar zaten denetçiler tarafın­dan sürekli kontrol ediliyor.
Su tasarrufu deyip geçmemek lazım. Uzun yıllar boyunca endüstriyel yıkama için otomasyon sistemleri kuran Danimarka merkezli Jensen Group’a yaptırılan ünite sayesinde, normalde kilogram çamaşır başına su tüketimi 14-15 litreden 4-5 litre­ye kadar düşebiliyor. Tuzla Organi­ze Sanayi Bölgesi’nden alınan su tekrar arıtılıyor ve sistemde tekrar kullanılıyor. Bu kapalı çevrim sis­tem sayesinde buharlaşma dışında herhangi bir su kaybı olmuyor ve yılda toplam 83 bin ton su tasarru­fu yapılabiliyor.
Hüsnü Kaylan bu noktada ente­resan bir hatırlatma yapıyor: “Biz hep kendi çamaşırını kendi yıkama­ya alışmış bir milletiz ama evlerde kilogram çamaşır başına harcanan su 32 litreye kadar çıkar. Bu şe­kilde evlerde milyonlarca vat fazla elektrik ve su tüketen atıl çamaşır makineleri vardır. Yurtdışında ça­maşırhane geleneği çok daha faz­ladır. Hatta çamaşırhane geleneği üzerinden ortak yaşam kültürleri gelişmiştir.” (Çok doğru; bu ya­zının başlığı da, bu kültürü fon olarak kullanan çok hoş, ırkçılık karşıtı bir film olan Benim Güzel Çamaşırhanem’den -My Beautiful Laundrette- borç alındı).
Kervan Yolda Düzülüyor
Fisun Usta’nın sürdürülebilirlik ko­nusuna daha fazla eğilmesinde en büyük motivasyonu Abdi İbrahim ve Bilim İlaç gibi müşterileri sağla­mış. İlaç firmalarının Pak Çamaşır’ı sürekli bir denetime tabi tutması Fi­sun Usta’nın bu konuda daha çok titizlenmesini de sağlıyor. Rekabet kızıştıkça müşterilerin talepleri de daha sofistike hale geliyor. Nasıl mı? Sözü tekrar Fisun Hanım’a bı­rakıyoruz: “Bir gün Taksim’de yeni kurulacak bir otelin sahibi beni aradı, bizimle çalışmak istediklerini ama çamaşırlarını organik deterjan­la yıkamamızı istediklerini söyledi. Birkaç saniye telefonda kaldım, çün­kü endüstriyel yıkama için organik deterjan var mı gerçekten bilmiyor­dum. Dedim ki ‘Biz bunu sizin için araştıralım’. Şimdi bu konuyu teda­rikçilerimize de danışacağız.”
Fisun Usta KAGİDER’in hem gi­rişimcilik hem de Yeşil İş Çevre Ofisi’nde faaliyetlerine devam edi­yor. 2008 yılından itibaren Hüs­nü Kaylan’ın da katılımıyla hem KAGİDER’de öğrendiği yeşil para­metreler, hem de sürdürülebilirlik yoluna baş koymuş müşterilerinin taleplerini gerçekleştirmeye çalı­şıyor. “Bilim İlaç da Avrupa Çevre Ödülü’nü evvelki sene alamadı, ge­çen sene aldı. Bizler de adım adım yol alıyoruz. Kervan biraz da yolda düzülüyor” diyor Fisun Usta.
Bu arada yeşil bir şirketin yapması gerektiği gibi, değişimi sadece ken­di bünyesiyle sınırlı tutmamaya da çalışıyor Pak Çamaşır ekibi. Bu ko­nuda atılan önemli adımlardan biri de Türkiye Endüstriyel Çamaşırha­neler Derneği’nin (TEÇDER) kurul­ması olmuş. Derneğin başkanlığını Fisun Hanım’ın oğlu Kutlukhan Usta yürütüyor. Sektörün kurum­sallaşması için çalışan derneğin fa­aliyetleri arasında tedarikçi eğitimi de var. Bu yüzden TEÇDER bünye­sinde alınan ilk ortak kararlardan biri plastik ambalajlarını saygın bir marka olan Naksan Plastik’ten alın­ması. Geçerken hatırlatalım: Gazian­tep merkezli Naksan Plastik, 2006 yılında biyoçözünür ürünleriyle Al­tın Ambalaj ödülüne sahip olmuş bir kuruluş.
Uzun zamandır sürdürülebilirlik, yeşil iş konularında kafa yoran in­sanların zihninin bir köşesinde her zaman KOBİ’leri bu sisteme adapte etmenin ne kadar zor olduğuna dair kaygılar vardır. Gelin görün ki, der­sine gayet iyi çalışan Pak Çamaşır şu ana kadar karşımıza çıkan en po­zitif KOBİ örneklerinden biri. Belki de hamuruna bir kadın eli değdiği içindir. Kim bilir?

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Paylaş