Türkiye'nin İlk Yeşil İş ve Yaşam Dergisi

Ads 768x90

James Womack: “Yalın Farkıyla Yeşile Yatırım Yapılabilir”

133 0

“Teknoloji karşıtı bir yeşilseniz size pek yardımcı olamam” diyor Yalın Düşünce’nin en önemli isimlerinden James Womack. Ama Yalın Düşünce pratikleriyle elde edilen tasarrufları  “Yeşil”e yatırırsak bir çıkışımız olabileceği görüşünde. Galon başına 20 Dolar vergi koyulmasını da öneren Womack, “Yalın Düşünce ise size doğrudan yeşili sunan bir şey değil, bir sonraki adımda yeşile atlayabilmenizi sağlayabilecek bir araç” diyor.
 
Yazı: Balkan TALU
Foto: Volkan MERT
 
Yalın Düşünce en temel anlamda en azla en çoğa ulaşmak, en az kaynak harcayarak en fazla verimi elde etmek olarak tanımlanıyor. Özellikle Toyota’nın bu konudaki başarıları hepimizin malumu. Kaynak minimizasyonundan hareket edip sıfır atığa kadar ilerleyen bir süreçten bahsediyoruz burada. Hal böyleyken 26 Haziran 2012’de Lütfü Kırdar’da gerçekleşen Yalın CEO’lar buluşmasında bu düşüncenin fikir babalarından biri olan James Womack’e sorduk: Nasıl hem yalın hem de yeşil olunabilir?
 
Yalın Düşünce en genel anlamıyla “Daha azla daha fazlaya ulaşmak” olarak tanımlanıyor. Bu tanımı biraz açar mısınız?
Şimdi diyelim ki bir araba yapıyoruz. Bunun için bir fabrika alanına, orada çalışacak insanlara ve bunun için sermayeye sahip olmamız gerekiyor. Biz zamanla bütün bu ihtiyaçların oranlarını neredeyse yarı yarıya düşürme başladık, amenna. Ama sorun şu ki böylece arabalar ucuzluyor evet ama bu sefer de insanlar bir yerine iki otomobil alıyor. Böylece yeşil olmak adına hiçbir şey yapmamış oluyoruz. Çünkü insanlar tamamen otomatik olarak “madem daha azla daha çok yapabiliyorsun o zaman ben de daha fazla alayım” diyorlar. Ben bir adım daha ileri gidiyorum ve diyorum ki neden hepimiz hibrid araba almıyoruz? Bu soruya genellikle “çünkü daha pahalı” diye cevap verilebiliyor. Biz burada diyebiliriz ki hibrid arabaların fazla maliyetini üstümüze alım. Siyaset dünyası da bir adım atar ve der ki “Yalın’dan elde edilen kazanımlar yeşile yatırılsın”. Tabii bu arada teknoloji karşıtı bir yeşilseniz size pek yardımcı olamam. Dünya da olamaz çünkü bu gezegenin vatandaşları mallarına pek bir düşkündürler ve sahip olduklarının birden yok oluvermesine pek tahammülleri olmayabilir.
Tabii burada en büyük sorunlardan biri şu: Politikacılar diyor ki “Aman ha insanların yaşam standartlarını düşürmeyelim”. Onun için havaya devamlı kir salan ve iklime zarar veren malların ortada dolaşması daha tercih edilir bir durum. Velhasıl yeşil olmak zor zanaat. Biz şu anda dünyanın en tehlikeli deneylerinden birini yapıyoruz. Havaya pislik salmaya devam ediyor ve ne olduğunu seyrediyoruz ve diyoruz ki “aa bu iyi değil”. Hâlbuki politikacılar bu ortamda çok daha sıkı kurallar koymalılar. İnsanları elektrikli, hibrid arabalar kullanmaya zorlayabilirler. En basitinden kendi petrol kaynağı olmayan ülkeler galon başına 20 dolar (Avrupa’da 20 Euro, Türkiye’de 20 Lira) akaryakıt vergisi konulabilir. Zaten eğer kendi kaynağınız yoksa niye deliler gibi petrol ihracatı yapıyorsunuz ki? Biz bunu söylediğimizde siyasetçiler “Aman ha herkes bizden nefret eder” diyor. Biz de Yalın Enstitü olarak daha az kaynak kullanarak size hibrid araba üretelim diyoruz. Hatta o kadar ucuza üretelim ki hükümetler “Bundan sonra herkes hibrid ve/veya elektrikli araba kullansın” diyebilsin.
 
Peki, madem araba örneğinden gidiyoruz, konvansiyonel arabayı boşverelim elektrikli arabalara odaklanalım desek ne dersiniz?
İlk önce elektriği nasıl sağlayacağınızı çözmeniz gerekecek ama önce adım adım gidelim. Mesela yakın zamanda Kaliforniya’da Tesla firması ilk sedan tipi arabayı üretti. Otomotivle pek alakalı olmayan Slikon Vadisi insanları bunu yapabiliyorsa bu daha da yaygınlaşacaktır. Ama bu arada şu da bir gerçek ki elektrikli arabaların ayakta durabilmesi için çok fazla devlet teşviki gerekiyor. Şu anda dünya ekonomisi karman çorman halde olduğu için insanlar başka şeyler düşünüyor. İş güvencem var mı? Oturduğum evi elimde tutabilecek miyim gibi… Şu anda herkes çok yeşil çünkü ekonomik durgunluk var. Onun için çok sayıda şirket “Karbon emisyonumuzu şu kadar indirdik; bu kadar tasarruf ettik” gibi açıklamalar yapabiliyorlar. Ekonomi düzelince ne olacak, meçhul. Onun için baştaki şeye geri dönüyorum. Biz önce tasarrufa yönelik tedbirlerimizi tamamlayalım, yalın sistemlerimizi kuralım. Aradaki kazanç farkını da yeşile yatıralım çünkü şöyle araştırma sonuçları da yayınlanıyor:
Deniyor ki “Geliri daha yüksek olanlar daha yeşil yaşıyorlar”. Hâlbuki o zenginler bir sürü lüzumsuz şey de satın alıyor. Böylece evet gayrisafi milli hâsıla artıyor ama bu toplamdaki her kuruş da karbon olarak geri dönüyor. Hâlbuki bugünkü en büyük sorunumuz karbon. Soruyorum şimdi bunun neresi yeşil? Bunun yerine insanlar doğru olanı yapmak için para harcamalılar.
 
Bu anlamda kriz bir fırsata dönebilir mi?
Yeşil düşünenler içinde çok marjinal gruplar var. Çok fazla şey tüketmiyorlar. Ufaktan bir keşiş hayatı yaşıyorlar. Kendilerini çöle vurup bilgelik aramaya hazır olanları var. Dolayısıyla onları ikna etmeye uğraşamayız ama geri kalanını dönüştürmeye çalışmak da çok zor. Bu yüzden somut icraatlar üstünden gitmek gerekiyor. Yalın Düşünce ise size doğrudan yeşili sunan bir şey değil, bir sonraki adımda yeşile atlayabilmenizi sağlayabilecek bir araç.
 
James P. Womack Kimdir?
Dünya genelinde 11 dilde yayımlanıp 600 bin nüsha satan “Dünyayı Değiştiren Makine” kitabıyla ünlenen James P. Womack, 1970 yılında Chicago Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümü mezunu.  Harvard Üniversitesi Ulaşım Sistemleri bölümünde yüksek lisansını yaptıktan sonra MIT’de doktorasını yine Politika Bilimi üzerine tamamlayan Womack dünya genelindeki üretim uygulamaları üzerine yaptığı araştırmalarıyla tanınıyor. 72 yaşındaki Womack ayrıca Yalın uygulamaları tanıtmak ve yaygınlaştırmak amacıyla kurduğu kâr amacı gütmeyen bir dernek olan Yalın Enstitü’nün (Lean başkanı olarak görevine devam ediyor. “Yalın Düşünce” ve “Yalın Çözümler” isimli kitapları Optimist Yayınları tarafından yayımlanan Womack, yalın üretim denince akla ilk gelen isimlerden biri…

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Paylaş