Türkiye'nin İlk Yeşil İş ve Yaşam Dergisi

Ads 768x90

Dr. Uygar Özesmi*: “Bir Sonraki Yıl Nasıl Bir Öncekinden İyi Olur?”

489 0

2013 Değerlendirmesi – 2014 Beklentileri
Uygar Özesmi
Bireyler tüketmek yerine türetiyor. Bu sayede doğadaki gibi tam bir dönüşüm söz konusu. Nasıl bir sistem olarak ormanın doğaya zararı yoksa, aynen insan ekonomisi bir orman gibi doğaya zarar vermeden hatta artı değer yaratarak var olmayı başarabilir.
Geçmiş yılın son 20 yıldan pek farkının olduğunu söylemek zor. İnternet teknolojilerinin giderek yaygınlaştığı bu dönemde aynı ivme ile doğanın insan eliyle yok edilişi de arttı. Bu gidişatı değiştirecek tek umudumuz, sistem teorisi hakkında bildiklerimiz. Halihazırda dünyanın yaşam destek üniteleri iflas ediyor ve bunun nedeni doğanın yok edilmesine dayalı büyüme ekonomisi. Büyüme ekonomisinin vazgeçilmez olmasının nedeni ise, insanların günlük yaşamlarının, yani hayatta kalmalarının borçlanmaya bağlı para sistemiyle bütünleşmiş olması. İşin kısası, mevcut durumda bizi besleyen şirketler büyüyemez ise iflas ediyor. Büyüme ve doğayı sömürme hayatta kalmanın şartı haline getirilmiş.
Farz edelim büyümedi ve çalıştığınız kurum veya sahibi olduğunuz işletme iflas etti. Evinize para götüremediniz, kiranızı ve elektrik faturanızı ödeyemediniz, bakkaldan yiyecek alamadınız. Ne yapacaksınız? Sizin ödeme yapamamanız bunları size sağlayan şirketlerin ve insanların da gelir kaybı demek. Sonra iflaslar peş peşe gelmeye başladı, etrafınızdaki insanların %80’i aynı durumda. Şimdi ne yapacaksınız? Filipinler’i Kasım ayında vuran Haiyan Tayfunu benzerleri, diyelim bütün kıyılarda sıklıkla olmaya başladı ve deniz seviyesi 2 metre yükselerek bütün verimli tarım arazilerini sular altında bıraktı. Hadi bakalım şimdi ne yapacaksınız? Acılar çekip yaşanması zor bir gezegende herkes birbirini yedikten sonra herhalde kalanlarla yeniden başlayacağız… Buna çöküş ve diriliş senaryosu diyelim.
Çöküş ve diriliş senaryosu sistem sonuçlarından bir tanesi. Ancak sistemin gideceği noktanın bu olması gerekmiyor. Dünya, insanın da dahil olduğu bir sistem. Sistem bir faz değişimi gerçekleştirerek doğa ve kendisi ile barışık bir sistemi yaratabilir. Buna da büyük dönüşüm senaryosu diyelim.
Peki, bu büyük dönüşümü nasıl gerçekleştireceğiz? Dönüştürmek üzere yola çıkmadan önce iki önemli düşünürün sözlerine kulak verelim. Albert Einstein demiş ki: “Problemleri o problemleri yaratan düşünce seviyesi ile çözemeyiz”. Yani problemleri doğrusal düşünce ve büyüme ekonomisiyle çözemeyiz. Problemleri doğayı ve birbirimizi sömürerek ve tüketerek çözemeyiz. Tamam, peki o zaman nasıl çözeceğiz. Buckminster Fuller’a kulak verelim: “Mevcut gerçekliğe karşı mücadele ederek birşeyleri değiştiremezsin, birşeyi değiştirmek için önceki modeli gereksiz kılan yeni bir model kurmalısın”. Bunu böyle soyut bırakmayalım, bir örnek verelim. Örneğin dijital fotoğrafların kimyasal fotoğrafları gereksiz kılması gibi. Dijital fotoğraflar son 20 yılda nasıl kimyasal fotoğrafları tarihe gönderdiyse, mevcut ekonomik sistemi de tarihe gönderecek prensiplere bağlı bir yeni “güven ekonomisi” kurulması ile büyük dönüşüm mümkün olacak.
Bu yeni güven ekonomisinin örneklerinden biri Good4Trust.org ve yeni yılda bizlerle olacak. Prensipleri ise, başkalarına kendisine davranılmasını istediği gibi davranan (altın kuralı), böylece eylemleriyle toplum ve gezegen için değer yaratan bir ekonomi. Öyle bir ekonomi ki, varlıkları topluma ve gezegene değer katacak ürün ve hizmetler üretmek üzere özenle bir araya getiriyor veya dönüştürüyor. Bireyler tüketmek yerine türetiyor. Bu sayede doğadaki gibi tam bir dönüşüm söz konusu. Nasıl bir sistem olarak ormanın doğaya zararı yoksa, aynen insan ekonomisi bir orman gibi doğaya zarar vermeden hatta artı değer yaratarak var olmayı başarabilir. İşte o zaman her geçen yıl bir önceki durumdan daha kötü olmaz ve her yeni yıl bir önceki yıla göre iyiye doğru dönüşmüş olur.
 
*Change.org Türkiye Direktörü

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Paylaş