Türkiye'nin İlk Yeşil İş ve Yaşam Dergisi

Ads 768x90

Yeni Ekonomi ve Kalkınma İçin Üçü Bir Arada

237 0

 
basın özgürlüğü
Kalkınmanın özgürlük, adalet ve eğitim ile ne alakası var diyebilirsiniz. Ancak artık ekonomiler dönüşüyor ve kalkınma için gereken yeni ekonomi sistemi bu üç ayrı maddeden başarılı bir karışıma gereksinim duyuyor. Türkiye’den neden marka çıkmadığını düşünürken “bizde deha yok” diyenlere kulak asmayın. Esasında ne kadar özgürlük, o kadar refah! New York Üniversitesi (NYU)’nde davranışbilim ve istatistik dersleri veren ve NYU-Şirin Araştırma Laboratuvarı’nda çalışmalarını sürdüren Doç. Dr. Selçuk R. Şirin, Türkiye’nin Basın Özgürlüğü, Hukukun Üstünlüğü ve Eğitim endekslerindeki durumunu kalkınma bağlamında EKOIQ için değerlendirdi.
basın özgürlüğü.PNG2
 

Doğal kaynaklar, jeopolitik konum, tarımsal zengin­likler eski ekonominin di­namolarıydı. Ama artık lokomotifi özgürlük, adalet ve eğitim olan yeni bir ekonomik rekabet var. Peki Tür­kiye bu yarışta nerede?
Eskiden WhatsApp’ın bizim en bü­yük beş şirketimize bedel olduğunu vurguluyordum ama artık her geçen gün benzer uygulamalar çoğalıyor. Çocuklar için bir tür madencilik oyunu olan Minecraft, Türkiye’deki bütün taşkömürü madenlerinin de­ğerinden daha yüksek bir meblağa satıldı. Ancak benzer karşılaştırma­ları sadece teknolojiyle sınırlandır­mamak gerekir. Dünya genelinde fındık üretiminin %85’ini Türkiye karşılıyor. 2014 yılındaki rekor ihra­cattan gelen ciro 2,32 milyar dolar ama bu fındığı Nutella markasında kullanan Ferrero’nun yıllık cirosu bunun tam 5 katı.
Peki bizden neden bir dünya mar­kası çıkmıyor? Bu soruya yönelik “bizden deha çıkmıyor” gibi birey­ci yanıtlar duysanız da inanmayın. Zeka ve yetenek tüm ülkelere eşit dağılan bir faktördür. Ama girişim­den anlayan kime sorsanız yukarı­daki sorunun tek bir yanıtı vardır: Ekosistem! Bir ortamda özgürce tahayyül, adil rekabet ve beceri sa­hibi bireyler olduğu zaman ancak yeni bir marka (inovasyon) ortaya çıkıyor.
Marka Neden Önemli?
Türkiye bu yüzyılın başında dünya­daki makro dengelerin de etkisiyle oldukça iyi bir ekonomik büyüme yakaladı. Ancak son yedi yıldır kişi başı milli gelir 10 bin dolar seviyesi­ne çakılmış durumda. Kabaca “orta gelir tuzağı” denen bu çıkmazdan kurtulmamız yeni ekonomiye dahil olmamıza bağlı. Nitekim bu veriler­den yola çıkan, the Economist der­gisinin 2025 dünya ekonomisi pro­jeksiyonunda Türkiye önümüzdeki 10 yılda üç basamak kaybederek 20. sıraya düşüyor.
Türkiye eğer önümüzdeki 10 yılda the Economist tarafından öngörü­len ekonomik düşüşü değiştirmek istiyorsa yeni bir kalkınma hamlesi yapmak, yeni markalar yaratmak, yani katma değeri yüksek ürünler ortaya koymak zorunda. Dünya­da inovasyona dayalı ekonomilere baktığımızda üç ortak özellik görü­yoruz. İlk olarak bu ekonomilerde bilgiye ulaşmanın önünde ekono­mik ve siyasal engeller yok. İkinci olarak, adil rekabet ve ortaya çıkan değerin kıymeti yasal güvence altın­da. Üçüncü olarak da yeni ekonomi, bireylerin becerisine eskisinden çok daha fazla oranda bağlı.
Bilgiye Özgürce Ulaşmak Tercih Değil, Zorunluluktur!
Katma değeri yüksek ekonomi aynı zamanda bilgi ekonomisidir. Bilgi ekonomisin esası da bilgiye ulaş­manın önündeki ekonomik ve yasal engelleri kaldırmaya dayalıdır. Bi­reyler sınırsız hayal kurabildiğinde, kurdukları hayalleri özgürce geliş­tirdiklerinde ve ortaya çıkarttıkla­rı fikirleri serbestçe paylaştığında inovasyon ortaya çıkıyor. Bu çer­çevede Türkiye’nin karnesi zayıf. Sınır Tanımayan Gazeteciler örgü­tünün Basın Özgürlüğü raporunda 180 ülke arasında 149. sıradayız! Türkiye’de hem bilgiye ulaşmak pa­halı hem de bilgiye ulaşmanın ve bil­giyi paylaşmanın önünde ciddi yasal ve ekonomik engeller var. Detayları­nı “Bilgisiz inovasyonla NASDAQ hayalleri kurmak” başlıklı yazımda (Hürriyet, 13.05.2014) sunduğum veriler durumu özetliyor. Bir ül­kedeki bilgiye ulaşma özgürlüğü, o ülkedeki inovasyon seviyesinin neredeyse yarısını açıklıyor ve ino­vasyon seviyesi de doğrudan milli geliri belirliyor. Özetle ne kadar öz­gürlük, o kadar refah!
Yeni Ekonomide Kalkınmanın Temeli Adil Rekabet!
Rekabet ancak adil ve yasalarla garanti alına alındığı ortamlarda yeşeriyor. Yasal güvence altına alın­mış adil yarışma koşulları olduğu zaman insanlar ekonomik hayatta daha verimli oluyor. Yabancı serma­ye, hukukun işlemediği ülkelere ya gitmiyor ya da gidince uzun vadeli yatırıma girişmiyor. Bu alanda da karnemiz maalesef zayıflarla dolu. 2014 Hukukun Üstünlüğü Endek­si verilerine göre Türkiye 99 ülke arasında 59. sırada! Bir ülkede hu­kukun üstünlüğü arttıkça, o ülkede kişi başı milli gelir ciddi bir şekilde yükseliyor. Yeni ekonomide huku­kun üstünlüğü ihdas edilmeden refah seviyesini artırmak mümkün değil.
Çocuklarımızın Yeni Ekonomide Rekabet Becerileri Yok!
basın özgürlüğü.PNG3ülk
Yeni ekonominin itici gücünün eğitim olduğunun en iyi kanıtı ise OECD’nin en bilinen markasının eğitim performans endeksi PISA olmalıdır. Bu testin amacı her ülke­nin 15 yaş grubu gençlerinin yeni ekonomiye ne denli iyi hazırladığı­nı ölçmektir. Üç yılda bir yapılan PISA’ya en son 2012 yılında dünya ekonomisinin %90’ını temsil eden 65 ekonomi katıldı.
Türkiye PISA’ya son 12 yıldır top­lam dört defa katıldı. Verdiğimiz tabloda özetlendiği gibi fen bilgi­si, matematik ve okuma becerileri alanlarında maalesef ilk 40 ekono­mi arasında yer almıyoruz. Son 12 yılda OECD’nin yapmış olduğu bu sıralamalarda bırakın ileri gitmeyi -puan artırmış olmamıza rağmen- geri gittiğimiz bile söylenebilir.
PISA’nın özel bir testi olan yaratı­cılık ve problem çözme becerisin­de ise durumumuz daha da kötü. Yeni ekonominin dayandığı bu temel analitik beceride ileri seviye­de yaratıcılığa sahip gençlerimizin oranı yalnızca %2,2! Oysa bu oran OECD’de ortalama olarak %11,4, yeni ekonominin yıldızı Güney Kore’de %28!
Özetle, Türkiye eski usul tarımla, bildik turizmle ya da inşaat ve dub­le yollarla geleceği 10 bin dolarlık milli gelir sınırına geldi. Son yedi yıldır orada çakılıp kalmamızın nedeni buradan öteye gitmek için yapmamız gereken yapısal reform­larda geç kalmış olmamız. O neden­le ülkede refahı artırmak için bilgi­ye ulaşmanın önündeki engelleri kaldırmak, hukukun üstünlüğünü ihdas etmek ve çocuklarımıza yeni ekonominin ihtiyaç duyduğu bece­rileri kazandırmak dışında bir seçe­neğimiz yok.

 

 

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Paylaş