Türkiye'nin İlk Yeşil İş ve Yaşam Dergisi

Ads 768x90

Çöp Değil Değer!

,
88 0

Türkiye Cumhuriyeti ve Avrupa Birliği tarafından desteklenen, Sivil Toplum Diyaloğu IV Programı dahilinde yürütülen “Türkiye Çöpünü Dönüştürüyor” projesi, bakanlıkların, belediyelerin ve diğer kamu kuruluşlarının ortak çalışmalarını gözeterek büyük ölçekli kompost üretimi hakkında bilgi ve deneyim aktarmayı hedefliyor. Proje, Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin öncülüğünde, Sürdürülebilir Kaynak Yönetimi ve Geri Dönüşüm için Kentler ve Bölgeler Birliği (ACR+) ortaklığında yürütülüyor. Buğday Derneği Eş Genel Müdürü Gizem Altın Nance ile projeyi, sorunları ve yapılması gerekenleri konuştuk.
Nevra YARAÇ


“Türkiye Çöpünü Dönüştürüyor” projesi kap­samında gerçekleştirdiğini anket çalışması sonucunda belediyelerin kompost tesisi kurma­sına köstek olan mali ve siyasi engeller olarak neler öne çıkıyor?
Proje kapsamında hazırladığımız belediyelere yönelik ihtiyaç analizi anketi sonuçları bize 5491 ve 5216 sayılı Çevre ve Büyükşehir Belediye Kanunları’nın belediyeleri “evsel katı atık berta­raf tesislerini kurmak, kurdurmak ve işletmekle yükümlü” kılmasına rağmen, belediyelerin bu kanunlara uymadıklarını gösterdi. Anket sonucu hazırladığımız raporda, belediyelerin kompost te­sisi kuramamalarının önündeki engelleri madde­lendirdik. Mali nedenlerde öne çıkan sebep, kötü planlanmış pek çok kompost tesisinin şu anda Türkiye’de atıl kalmış veya kapasite altı çalışıyor olması. Bu durum pek çok belediyeyi kompost tesis kurmaktan soğutuyor. Oysa baştan iyi planlandığında kompost, orta-uzun vadede belediyelerin üzerindeki mali yükü azaltacak, hatta kompost satışından önemli miktarda girdi yaratma potansiye­li olan bir yatırımdır.
İl ve ilçe belediyeleri arasındaki görev ve yetki karmaşası, buna bağlı olarak fon yaratılamaması da kompost tesisle­rinin kurulmasının önündeki engellerden biri. Türkiye’de alınan Çevre Temizlik Vergisi’nin hesaplanma biçimi de, hane başına tüketilen temiz su miktarıyla doğ­ru orantılı hesaplanıyor ve bu da beledi­yelerin atık yönetim masraflarının ancak küçük bir kısmını karşılayabiliyor. Yani, kompost yatırımına para olmadığı için tesis kurulamıyor, tesis kurulamadığı için yüksek maliyetli çöp toplama ve bertaraf mekanizması devam ediyor. Klasik yumur­ta-tavuk hadisesi. Kompostun, hükümet tarafından uzun vadeli, sürdürülebilirlik yolunda atılmış bir adım ve yatırım olarak ele alınması veya kompost konusunda gerçekçi yetkilendirmeler yapılması gere­kiyor. Bütçesi kendini döndüremeyen ilçe belediyelerine kompost tesis yaptırma zo­runluluğu getirmek gerçekçi değil.
Belediye başkanlarının siyasi parti üyesi olarak seçilmeleri ve seçimlerin de dört yılda bir yapılması, geri dönüşü uzun va­dede alınan kompost tesislerinin kurulma­masının siyasi nedenlerinden biri. Türkiye’deki Kompost Tesisleri, Stan­dartları ve Pazarlanması ile İlgili mev­zuatı yeterli buluyor musunuz? Ne gibi düzenlemeler yapılmalı?
Yukarıda da kısaca belirttiğimiz gibi, Türkiye’de iyi planlanmadan yapılmış, bu sebepten dolayı da atıl kalmış veya kapasi­te altı çalışan pek çok tesis var ne yazık ki. Bazılarının yolu yapılmamış, bazılarının atık girdisi iyi hesaplanmadığı için işletil­mesi pahalıya gelmiş, bazıları ithal ekip­manla yapılmış, yabancı firma iflas edince yedek parçası bulunamamış… Kompost tesislerinin, kurulduğu yerdeki atık kom­pozisyonu, altyapısı, toplama sistemleri göz önünde bulundurularak planlanması gerekiyor. Barselona’da harika verim al­dığınız bir kompost tesisi Erzurum’da ça­lışmaz. “Türkiye Çöpünü Dönüştürüyor” projesinde, bu hataların tekrarlanmaması için belediyelere tüm döngüyle ilgili (atık toplanmasından kompost pazarlamasına) eğitim veriyor ve bilgi aktarımı yapıyoruz.

Sistemde giderilmesi gereken en büyük ak­saklık da, atık toplama, depolama, işleme konusundaki büyükşehir ve yerel belediye­ler arasındaki yetki karmaşasını gidermek. Ayrıca bu tesislerin kurulumu ciddi bir ya­tırım gerektirdiğinden, ilgili kurumlara fon aktarımı sağlanması gerekiyor.
Şu anda Türkiye’de nispeten başarılı şekilde işletilen tesislerde de, atık ön ay­rıştırma yapılmadan toplanıyor, mekanik  olarak ayrılıyor. Yani kompostladığınız organik atığın içerisine, aynı çöpte bulu­nan pillerden akan cıva, ağır kimyasallar sızmış oluyor. Bunlar kompost sürecinde yok olmuyor. Bu nedenle elde edilen ürün düşük nitelikli bir kompost oluyor. Başka bir tesis türü de atığın yakılarak enerji elde edilmesi. Ancak bu süreçte de, elde edilen kompost miktarı son derece düşük oluyor.
Bizim amacımız, ön ayrıştırma yapılan ve tarımda kullanılabilecek nitelikte kompost üretebilen tesislerin yaygınlaştırılması.
Dünyanın farklı yerlerinde, STK’lar, yerel inisiyatifler ve bireylerin yerel yö­netimlerle bu konuda başarılı işbirlikleri gerçekleştirdiğini görüyoruz. Bu anlam­da Türkiye’deki durumu nasıl değerlen­diriyorsunuz?
Çevre, Türkiye’nin önceliklerinden biri değil ne yazık ki. Oysa atığın verimli şekil­de değerlendirilmesi sadece çevrenin bir konusu değil, atığın komposta dönüştü­rülmesi orta-uzun vadede çok büyük bir ekonomik değer. Çöpün toplanması, depo alanına götürülmesi, bertarafı son dere­ce pahalı bir operasyon. İyi planlanmış kompost tesisleriyle tüm bunların önüne geçip, tarımda kullanabileceğiniz harika bir gübre elde etmek mümkün! İnanılmaz bir potansiyel var ancak iyi bilinmediği ve önceliklendirilmediği için bu aşamada herhangi bir işbirliğinden söz etmek çok mümkün değil. Ancak belediyelerin bir araya gelerek kurdukları katı atık birlik­leri var, bu birliklerin olumlu girişimleri var, biz de heyecanla takip ediyoruz.

İtalya’daki ilk saha gezinizde, uygulama­lara dair gözlemlerinizi özetler misiniz?
Projemizin kırsal kompost ayağı için, yedi belediyeyi temsil eden heyetimizle İtalya’da Entsorga ve EGEA tesislerindey­dik. Entsorga’da günlük 100 ton kapasi­te ile çalışan ve yerinde ayrıştırma yapan belediye / taşeron tarafından doğrudan tesise getirilen biyoatıklar kompostlaştırı­lıyordu. 24 saat boyunca çalışan tesiste, insan gücü yerine son derece otomatize ve izlenebilir bir sistem tasarlanmış. Fir­ma, aynı zamanda sattığı bu teknolojinin dışında yeni bir ünite üzerine çalışıyor. Bu yeni ünite ile birlikte; ek 40 ton işlenmesi ve bu sayede tesisin ihtiyaç duyduğu tüm elektriği de kompost üretimi ile karşılama­yı hedefliyorlar.
Ozegna bölgesindeki EGEA tesisinde de, hayvan gübresi ve silajdan anaerobik kom­postlama ile biyogaz ve elektrik üretiliyor­du. Aynı zamanda çıktılardan biri olan sızıntı, 180 gün ayrı havuzlarda bekletil­dikten sonra çiftçiler tarafından toprak düzenleyici olarak kullanılıyor. Tesisten yakın şehirlere doğrudan hatlar aracılığıy­la, metan sayesinde ısıtma hizmetleri de veriliyor. Tesiste aynı zamanda metandan biyoyakıt üretiliyor ve yakın zamanda yine yeraltından doğrudan taşıma yöntemi ile yakındaki birçok şehirde satışı bekleniyor­muş. Benzinden %25 daha ucuz ve araç km mesafesi daha uzun. İlginç olansa, 3,5 milyon euro yatırım yapılan tesisin 1,7 milyon eurosunu, işletme giderleri dahil, geri kazanmış olması. İşletme giderleri de olmasa aslında neredeyse %85’lik bir oran söz konusu. Dolayısıyla kompost tesisi işletmek, ekolojiden ekonomiye, uzun va­dede düşünüldüğünde her açıdan büyük kazanımı olan bir yatırım.
Dünyada “çöpünü dönüştürme” konu­sunda özellikle İskandinav ülkelerinin öne çıktığını görüyoruz. Başka hangi ül­keler bu konuda sağlam adımlarla ilerli­yor? Bu ülkelerin başarısının kökeninde ne yatıyor?
Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, kompost konusunda en ileri olan ülkeler. Hukuki, finansal ve eğitimsel olarak kompostu hayata geçirmeyi başarmışlar. Eğitimsel diyorum, zira kompostta ön ayrıştırma yapabilmek için, tıpkı geridönüşümde olduğu gibi, halkın bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi çok önemli. Bunun yanı sıra, küçük bir bahçe veya balkonda da kompost yaparak bir ailenin çıkardığı atık miktarını %60-70 oranında azaltma­sı, elde ettiği kompostu da balkon veya bahçesinde yetiştirdiği domates-bibere kullanması aslında en etkili, üstelik en ucuz yöntem.
Bu ülkelere baktığımızda, aradaki farkın kompost ya da ulaşım veya sürdürülebilir enerji kaynaklarının desteklenmesi değil, bunların tamamını etkileyen bambaşka bir bakış açısı olduğunu görüyoruz. Me­sela Türkiye otoban yapmakla övünürken Avrupa bisiklet yolu yapıyor, şehir mer­kezlerine araç girişini engelliyor. Türkiye nükleer, termik santral, en ufak derelere HES yapmaya çalışırken, Almanya her gün daha fazla enerjisini güneşten elde ediyor. Türkiye’de gerçek bir çevre devri­mi yaşanması gerekirken ne yazık ki süre­cin tam ters yönde ilerlediğini görüyoruz. İçselleştirilmeyen, göstermelik yapılan projeler de bu sebeple işlemiyor.
Farkındalık olsa dahi, bunun çok da uygulamaya geçmediği göz önüne alındı­ğında atığı “kaynağında ayrıştırma” nok­tasında evlerde ve işletmelerde nasıl teş­vik edici mekanizmalar oluşturulabilir?
Etkin kompost sistemlerinin kurulması ve verimli şekilde işletilmesi için ilk adım, ha­nelerden ziyade, yüksek miktarda organik atık üreten mekanların (catering hizmet­leri, fırınlar, yemekhaneler…) çöplerinin veya bağ-bahçe-park atıklarının ayrı ola­rak toplanması.
Hane atıklarının kompostlaştırılması için en verimli adımsa, yerinde kompost yapılması. Küçük bahçelerde ve hatta balkonlarda bile kompost yaparak, hane atıklarının %60-70’ini komposta dönüştür­mek mümkün. Dolayısıyla ilk adım, halkı buna teşvik etmek olmalı. Pek çok ülke, kompost eğitimleri vererek, ücretsiz kom­post tamburları dağıtarak ilçesindeki atık miktarını düşürmeyi başarıyor.
Proje kapsamında 12 Ocak’ta Kadir Has Üniversitesi’nde düzenleyeceğiniz kon­feransın içeriği hakkında bilgi verebilir misiniz?
Amacımız AB’den bilgi ve tecrübe aktarı­mı olduğu için uluslararası bir konferans olacak. Öncelikle Türkiye’deki ve AB’deki kompost sistemlerini ele alacak, karşılaştı­racak ve izlenmesi gereken yolu tartışaca­ğız. Kırsalda, turizm bölgelerinde ve şehir­leşmiş bölgelerde nasıl toplama sistemleri ve tesisler kurulması gerektiğini ayrı ayrı aktaracak uzmanlarımız olacak. Günün sonuna doğru yapacağımız oturumdaysa AB ve Türkiye’den iyi örnekleri ele alıp, konferansı umutla bitirmek istiyoruz.

Anket Sonuçları

  •  Belediyenin bir katı atık eylem planı var mı?

%59.4 Hayır, %40,6 Evet

  •  Çöpler nasıl toplanıyor?

%43,8 Taşeron tarafından, %28,1 Taşeron ve Belediye tarafından, %28,1 Belediyenin çöp toplama olanakları var.

  •  Geri dönüştürülebilir atıklar ayrı toplanıyor mu?

%18,8 Hayır, %81,3 Evet

  •  Kağıt, cam, plastik, metal gibi geri dönüştürülebilir atıklar için ayrı toplama noktaları ve kutuları var mı?

%17,2 Hayır, %82,8 Evet

  •  Bu atıklar geri dönüştürülüyor mu?

%21,9 Hayır, %78,1 Evet

  •  Organik atıklar ayrı toplanıyor mu?

%89,1 Hayır, %10,9 Evet

  •  Park ve bahçelerin atıkları ayrı toplanıyor mu?

%53,1 Hayır, %46,9 Evet

  •  Büyük ticari işletmeler, AVM’ler ve oteller için ayrı bir çöp toplama sistemi var mı?

%64,1 Hayır, %35,9 Evet

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Paylaş