Türkiye'nin İlk Yeşil İş ve Yaşam Dergisi

Ads 768x90

“Bu Dönemin Merhemi, Etik ve Uyum Olacak”

194 0

Dünya ekonomisinin yeni bir sistem arayışında olduğu apaçık ortada. Avrupa Birliği’nin global rekabette geride kalmasıyla tetiklenen süreç­te Brexit’in önemli bir sinyal oldu­ğunu değerlendirmek gerekiyor. Ancak bu sadece bizim yakın oldu­ğumuz coğrafyanın verdiği bir sin­yal. Dünyadaki çeşitli merkezlerde de benzer mesajlar ortaya çıkıyor. ABD’nin politikalarının sonucun­da Donald Trump’ın seçilmesi de bir sonuç olarak değerlendirilmeli. Aynı şekilde Güney Kore’deki siyasi istikrarsızlık, Çin ve Japonya’daki ekonomik durgunluk, petrol kay­naklı Suudi Arabistan ve etki alanı mücadelesi, Rusya’nın Ortadoğu müdahilliği gibi farklı sinyalleri bu resmin içerisinde değerlendirmek gerekir.
Bunları sonuç hanesine yazacak olursak, sebepleri de düşünmekte fayda var. En temel sebep, serbest piyasa ekonomisinin teknolojik ge­lişmeler ile birlikte boyutunun ölçü­lememesi. Bu durum da öngörüle­mezliği artırıyor. Dünyadaki doğal kaynakların da hızla tüketilmesine yol açan endüstriyel yakınsaklık, ortaya mega şirketler çıkarttı. Bu şirketlerin boyutları algıları zorlar hale geldi.
Çokulusluluktan  Çok Paydaşlılığa
Tüketici kısmına geldiğimizde ise, artık tüketiciden çok bir taraftarlık, paydaşlık ilişkisinden söz etmek ge­rekiyor. Bu çok önemli bir evrimleş­me süreci. Şöyle ki, dünya son 60 yıl içerisinde önce “Milli Şampiyon” denen ve kuruldukları ülkeyle anı­lan şirketleri gördü. Daha sonra ise sermaye hareketleriyle çokuluslu­luğu tanıdık. Mevcut durumda ise herkesin paydaşı olduğu düşünü­len şirketler dünya ekonomisinde hakim duruma geldi. Sorun ise, bu perspektifte, milliyet kavramının işlevselliğini gün geçtikçe kaybet­mesi. Ancak milletlerin etkilerinde, özgül ağırlıklarında bir değişiklik yaşanmadı. UBER’in kimi ülkede dahiyane, kimi ülkede ise emekçi düşmanı yaftasını alması bu sebep­tendir. Örnekleri çoğaltabilirsiniz. Bu gidişat içerisinde hesaplanamaz hale gelen neydi peki? Yasaklandığı ülkelerde UBER kullanamamam ve serbest olduğu ülkelerde tepe tepe kullanmamın hangi global etik nos­yon ile açıklanmaya çalışılmasında­ki karmaşıklık mı?
Her ne kadar tüm insanlık tarihine teşmil edilebilecek olsa da son 60 yıl açısından değerlendirdiğimizde bu gelişmeler insanoğlunun doğal süreçteki gidişatı olarak kayda geçmelidir. Kimse bir yanlıştan söz etme hakkına sahip değildir. Ancak ve ancak yasalara karşı gelebilirsi­niz böyle bir sistemde. Bu da milli bir olgudur. Regülasyon sorunu­dur. Bu sorun önemli bir çekişme zemini peydahladı. Önce yasalar üzerinde etki yapma mücadelesi kı­zıştı; à-la-carte bir demokrasi anla­yışı gelişti; daha sonra ise profesyo­nel siyaset kavramı ortaya çıkarak “toplum” ile siyasetçi arasındaki aksı daha da açtı. Baba-oğul veya karı-koca başkanlık gibi “system error”ler ortaya çıkmaya başladı. “ABD’nin bir devlet sistemi var, başkan kim olmuş, fark etmez” söylemi bu gidişatın sonucudur. Yani milli çıkarlara karar veren ve oy/vergi verenlerden farklı karar alıcılar mı var? Bir şey değişmeye­cekse niye seçim var, niye başkan var? Bu kendi kendini çürüten var­sayımı biz bir turnusol kağıdı ola­rak değerlendirip fikirlerimize ma­nivela yapabiliriz. Son 15 yılda, bu aks açılma süreci dörtnala hızlan­dı ve dünyadaki gelir adaletsizliği boyut atladı. Bu süreçte, hayatları boyunca elektrik kullanma şansı olmayan 1 milyar insanın üzerine hayat maliyeti artan, sigortasız so­kağa çıkamayan ve üç kuruşluk kahveye 33 kuruş vermek zorunda kalan kitleler eklendi. Bu gidişat ise kendine özgü liderlik profilleri ortaya çıkardı ve “millileşmeyi”, “kabuğuna çekilmeyi” bir güvenli liman olarak sunmaya başladı. Son derece doğal bir sonuç.
Peki, tüm bunlar yaşanırken kurum­sal etik ve uyum kavramları zarar görür mü? Tam aksine. Hatta eksik kaldığımız tarafı ön plana çıkaraca­ğı için merhem olacağı bile düşünü­lebilir. Eksik kaldığımız taraf ne idi? Sadece yasalara uymanın aklanmak için yeterli olduğu bir sistem… Bir gün gelecek GE veya Microsoft’un CEO’su da seçimle başa gelmek zo­runda kalacak. Çünkü o şirketler herkesin. İşte o zaman, Volkswa­gen, Wells Fargo gibi mega cirola­rın yaptığı uyumsuzluklar ABD’de suç, Almanya’da serbest olamaya­cak ve daha ağır müeyyidelerle kar­şılaşılacak.
Mevcut durumda ise, yukarıda özet­lediğim sistem içerisinde hata yapıl­maması mucize bence…

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Paylaş