Türkiye'nin İlk Yeşil İş ve Yaşam Dergisi

Ads 768x90

Kalkınmanın Sürdürülebilirliği ve Diğer Önemli Bazı Şeyler…

,
196 0

Taraflar kendi açılarından bakmaya, kârlılık ve rekabetçilik ölçüsünde “çevreci” olmaya devam ettiği sü­rece bu konuları popüler kültür ve gündem olarak ele almayı sür­dürmenin ötesine geçemeyiz. Tıpkı yenilik (ya da popüler ifadesiyle inovasyon) konuşmaktan yapmaya fırsat bulamadığımız gibi, çevresel etkileri itibarıyla üretim ve tüketim konusunda konuşmaya devam et­mekle birlikte harekete de geçmeye başlamak gerekiyor.

İktisadi kalkınma kültürden demok­rasiye, demografik yapıdan sürdü­rülebilirliğe kadar pek çok boyutu olan karmaşık bir süreç. Bu sayı itibarıyla, 2017 yılı boyunca bu say­falarda sizlerle paylaşılacak olan yazılar iktisadi kalkınma literatürü­nün güncel tartışma konularından birine, sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir kalkınmanın çevre­sel boyutu üzerine odaklanacak şekilde tasarlandı. Çerçevenin odak noktasını ise doğal ve insan-kaynaklı teknolojik afetlerin iktisadi kalkın­ma üzerindeki etkileri oluşturacak.

İklim değişikliklerinin tetiklediği afetlerin dünya ekonomisi üzerindeki etkisi her geçen gün ar­tıyor. Doğal afetlerin %80’e yakını hava ile ilişkili olarak ortaya çıkıyor ve başta azgelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler olmak üzere yoğun et­kiler oluşturuyor. Kırılganlığın dü­şük gelirli ülke gruplarında yoğun olmasının sebebi, bina stokunun za­yıf inşasından altyapıdaki yetersizli­ğe kadar çeşitlilik arz eden birçok faktöre bağlı olarak şekilleniyor. Rottach (tarihsiz:13-14) tarafından kaleme alınan Afet Riski Azaltım Kılavuzu’nda da altı çizildiği gibi, afetten zarar görebilirliğin bir se­bebi olarak yoksulluk hem tek tek haneler hem de ulusların tümü için geçerli olabilir. Sıklıkla doğal afet­lerden etkilenen ve dolayısıyla sı­nırlı finansal kaynaklarını kazançlı ekonomik ve teknolojik programlar­dansa zarar gören altyapıyı onarma­ya veya vatandaşlarına dağıtmaya ayırmak zorunda olan ülkeler, eko­nomik olarak geri kalmış ülkeler. Yoksul insanlar ve ülkeler, haliha­zırda ve ileriye dönük temel ihti­yaçlarını karşılamaya odaklanmak zorunda oldukları için faydaları an­cak uzun vadede görülen tedbirleri alabilecek durumda değiller.

2015 yılı İnsani Gelişme Raporu, doğal afetlerin (iklim değişiklikleri ve endüstriyel kazalarla birlikte) özellikle kadınlar, engelliler, göç­menler, azınlıklar, çocuklar, yaşlı­lar ve gençler için önemli düzeyde kırılganlık oluşturmakta olduğuna dikkat çekiyor. Bu kırılganlık yok­sullukla doğru orantılı olarak artı­yor ve şiddeti daha fazla oluyor.
İklim değişikliklerinin de etkisiyle sayıları ve şiddetleri artmaya başla­yan afetler konusunda bireysel, ­böl­gesel, toplumsal ve küresel düzeyde farkındalık çalışmalarının yaygınlaş­tırılması, karşılaşılması muhtemel afetler öncesinde-sırasında ve son­rasında izlenecek davranışların ve geliştirilecek-uygulanacak politika­ların etkinliğini artıracaktır.

Neler Öğreniyoruz?
Dünyanın her neresinde ve her ne şiddette yaşanırsa yaşansın afetler politika yapıcılar için de bu konuyu takip eden araştırmacı, akademis­yen, teknokrat ve bürokratlar için de pek çok uyarıcı derse işaret ediyor.
Bunlardan ilki sıkılıkları ve şiddet­leri artmaya devam eden afetlerin ortaya koyabileceği iktisadi ve top­lumsal etkilerin yeterince farkın­da olmadığımız yönünde. Örneğin 2011 yılında yaşanan Büyük Doğu Japonya Depremi’nin ekonomik ma­liyeti 235 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. 2005 yılında ABD’de yaşanan Katrina Kasırgası’nın eko­nomik maliyeti 125 milyar dolar, 1995 yılında Japonya’da yaşanan Kobe Depremi’nin maliyeti ise 100 milyar dolar düzeyinde. Türkiye’nin 1999 yılında yaşadığı Marmara Dep­remi ise 12 ila 19 milyar dolarlık bir kayba neden oldu. İkinci en önemli ders, kırılganlığın yoksullukla bir­likte artmasına karşın yıkımın çok daha şiddetli olduğu bu bölgelerde yapılanmanın çok uzun süreli ve maliyetli olması. Düşük gelirli ülke­lerin olağanüstü durumlarda, finan­sal hareket kabiliyetinin daha da kısıtlanması bu ülkelerin kalkınma çabalarını zorlaştırıyor ve geciktiri­yor. Öte yandan zengin dünyanın, yoksul bir ülkede yaşanan yıkımı unutması, yardımların azalması çok da uzun sürmüyor ve bu acı gerçek çok da dile getirilmiyor. Ve bu ülke­ler kaçınılmaz olarak yoksulluk ve zarar görebilirlik kısır döngüsüne hapsoluyorlar. Son ders ise ekono­mik ve politik gündemin hem doğal afetleri hem de insan kaynaklı (tek­nolojik) afetleri ve ortaya koyacağı kısa-orta ve uzun vadeli etkileri dikkate almaması. Bireysel olarak insanın ve dolayısıyla işgücünün yaşam kalitesinden mikro düzey­de firmaların iş sürekliliğine kadar çok boyutlu ve uzun süreli etkileri dikkate alan bir planlama için ko­nunun sürekli gündemde olması ve hazırlık kapasitesinin yüksek tutul­ması gerekli.

Diğer Bazı Önemli Şeyler…
İktisadi kalkınma açısından eğitim, sağlık, nüfus ve nüfus hareketleri, mali kaynakların sürekliliği, eko­nomik krizler, istihdam ve işsizlik, enflasyon, gelir dağılımı eşitsizliği ve teknolojik yenilik kapasitesi gibi pek çok önemli konunun yanında diğer bazı önemli şeyler olarak ad­landırılabilecek ekolojik krizler, küresel ısınma, iklim değişikliği ve afetler, gündemde olması gere­kenden daha az yer alıyor ancak beklendiğinden çok daha şiddetli etkiler ortaya koyuyor.

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Paylaş