Türkiye'nin İlk Yeşil İş ve Yaşam Dergisi

Ads 768x90

“Tek Akıllı” Değil, “Çok Akıllı” Bir Gelecek…

34 0


Bıçak sırtında salınıp giden bu ge­zegenin ve insan varlığının geleceği­ni kestirmek gerçekten zor. Doğru, geçmişine bakarsak, sabıkasını göz önüne alırsak, umutlu olmak için az neden bulabiliriz. Ama bütün o tarih içinde umut veren kişiler, topluluklar da hep olmuş. Bunun da ötesinde, “umut ilkesi” olmadan yaşamlarımızı nasıl sürdürebiliriz ki? Ancak ilk önce kendimizi de­ğiştirmeden hiçbir şeyi değiştireme­yeceğimizi, kendimizi değiştirmek içinse örgütlü, kolektif yapılar için­de olmamız gerektiğini anlamamız gerekiyor sanırım. Gözü hep arkada ama esen rüzgarla kanatları havala­nan ve hep ileriye doğru sürüklenen tarih meleğinin gözlerinden bakma­ya çalışırsak, “tek”lerin hep felaket getirdiğini, “çok”ların, “çoklukla­rın” ise umut olduğunu görebiliriz kolayca… İnsanlık iletişimle insan oldu, varlığını sürdürdü. Eğer bir geleceğimiz olacaksa, yine bu ile­tişim sayesinde kurulacak kolektif yapılar sayesinde olacak…
***
Bir-iki kere yazdım sanırım bu der­ginin sayfalarında. İklim değişikliği, petrol kuyularında, kömür madenle­rinde başlamıyor. Biz arabalarımızın kontağını çevirdiğimizde, klimamızı açtığımızda, kombinin düğmesine bastığımızda başlıyor o meşum kar­bon emisyonları… Çok basit bir ma­tematiği var aslında olayın: Siz kul­lanmazsanız talep olmazsa, kimse onları üretmeyecek, milyonlarca doları buralara akıtmayacak… Ama bunu tekil olarak yapmanın, hiçbir etki yaratmayacağı bilgisi, işte o bi­linç bizi “sinizm” kuyusuna atıyor. Ben yapmasam da başkaları yapa­cak ve hiçbir şey değişmeyecek ruh hali, değişmemizin önündeki doğal engel. O durumda çöpümüzü de ayrıştırmıyoruz, biraz fark ödeyip hem kendimiz hem de gezegen için daha sağlıklısını da almıyoruz, oto­mobillerimizde cayır cayır benzin yakmaya da devam ediyoruz…
***
Geçtiğimiz günlerde Treehugger’da yayınlanan Sami Grover imzalı “Tüketici satın alımları, politik bir eylem olabilir mi?” başlıklı makale de aynı sularda dolanıp duruyordu. “Evet önünde sonunda biliyorum ki” diyor Grover, “Alışve­riş yapmakla oy kullanmak aynı şey değil. Ancak yine de, tüketici akti­vizminin, yurttaş katılımına vekalet etmesine izin verirsek, satın alma gücümüzün sınırlarını çok hızlı bir şekilde keşfedebiliriz”. Ancak tabii bütün bunlar için tek bir bireyden, yani kendimizden başlayan ama çok­luğa, örgütlülüğe ulaşan bir bakış ve harekete ihtiyaç var… Bu sayıda bu konular üzerine çalışan kişilere ve sivil toplum temsilcilerine kulak verdik. Daha işin çok başında oldu­ğumuz kesin, gücümüzün sınırları­nı ve etkisini görmemizi sağlayacak uzun bir yol var önümüzde…
***
Ve evet bir geleceğimiz olacaksa bu “tek”liklerden değil çokluk­lardan doğacak. Devasa elektrik santrallarından değil, tek tek çatı­larında enerji üreten bireylerden, kooperatiflerden yeşerecek. Kendi atığını ayrıştırırken, diğer yurttaş­lara bu bilgiyi yayan birey ve ko­lektiflerden; ortak hareket ederek şirketlerin daha “temiz” ürünler üretmesini sağlayacak gruplar­dan… Oy verme ve ses çıkarma gü­cüyle “kamuyu” seçme ve yönlen­dirme gücüne ya da “olasılığına” sahip yurttaşlardan… Sevgili Uygar Özesmi’nin isimlendirmesiyle, üre­tim ve tüketimi birlikte düşünmeyi bilen “türeticilerden” yeni bir dün­ya kurulabilir ancak…
Sabıkamız kötü. Sürdürülebilir bir gezegeni kurup kuramayacağımızı bilmiyoruz. Benim bildiğim tek şey, böylesi bir yeryüzünün, her şeyi bilen tek adamlardan değil, az bilgi­sini paylaşarak büyüten “çok akıllı kalabalıklardan” doğabileceği. Ta­rih meleğinin kederli gözbebekleri­ne bakın, bunu göreceksiniz…

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Paylaş