Türkiye'nin İlk Yeşil İş ve Yaşam Dergisi

Ads 768x90

 2016 Yılı En Sıcak Yıl Rekorunu Kırdı, Sürdürülebilir İş Modeli Ekonomik Sistemi Düzeltebilir, Türkiye’nin Çevre Finansı Karnesi, Bu Sene Çevre Riskleri Ön Planda

YAZI: Gökçe VAHAPOĞLU ŞAHİN

2016 Yılı En Sıcak Yıl Rekorunu Kırdı

ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Yönetimi (NOAA) ve NASA’nın Ocak ayında yayımladığı verilere göre, 2016 yılı da en sıcak yıl olma rekorunu kırdı. 137 yıldır aralıksız olarak tutulan kayıtlar, yerkürenin son yüzyılda insan aktiviteleri sebebiyle ne kadar hızlı ısındığını gözler önüne seriyor.
NOAA verisine göre, 2016 yılında küresel ortalama sıcaklık, 20. yüzyıl ortalamasına göre 0,94°C; bir önceki yıla göre ise 0,04°C daha yüksekti. NASA kayıtlarına göre ise, 2016 yılı, 1951-1980 yılları ortalamasına göre 0,99°C daha yüksekti. İki kurumun ortalamaları, ölçüm metotları ve baz aldıkları döneme göre farklılık gösterse de; ortaya koydukları eğilim ve vardıkları sonuç aynı: Yerküre günden güne ısınıyor ve her yıl yeni bir rekor kırılıyor.
Son yıllarda sıcaklık rekorlarının üst üste kırılmasının en büyük nedeni fosil yakıt kullanımından kaynaklanan, artan atmosferik seragazları. İnsanlık tarihinde ilk defa 2016 yılında, atmosferdeki karbondioksit konsantrasyonu kalıcı olarak 400 ppm’in üstüne çıktı. NOAA verisinde diğer öne çıkan detaylar şu şekilde:

– Kaydedilen en sıcak beş yılın tümü 2010 yılından sonra yaşandı.

– Kaydedilen en sıcak 10 yılın tümü 1998 yılından sonra yaşandı.

– Küresel sıcaklık ortalaması son 40 yılda, yani 1976 yılından beri, 20. yüzyıl ortalamasının altına düşmedi.

– Kaydedilen en soğuk 20 yılın tümü 1930 yılından önce yaşandı.

– İlk defa iki yıl üst üste, ortalama sıcaklık 20. yüzyıl ortalamasından 2°C daha yüksekti.

Kaynak: https://www.ncdc. noaa.gov/sotc/summary-info/ global/201612https://www.giss.nasa.gov/research/ news/20170118/

Sürdürülebilir İş Modeli Ekonomik Sistemi Düzeltebilir

2016 yılında Davos’ta lanse edilen İş ve Sürdürülebilir Kalkınma Komisyonu Ocak ayında Daha İyi İşler, Daha İyi bir Dünya (Better Business, Better World) adlı bir rapor yayımladı. Rapora göre, sürdürülebilir iş modelleri 2030 yılına kadar en az 12 trilyon dolar seviyesinde bir ekonomik fırsat ve yılda 380 milyonluk bir istihdam yaratabilir. Son 10 yılda dünyadaki gelişmeler, yüz milyonlarca insanı yoksulluk sınırından çıkarırken, eşitsiz büyüme, artan iş güvensizliği, çok daha fazla borç ve çok daha fazla çevresel riski de beraberinde getirdi. Bu durum, birçok ülkede anti-küreselleşme tepkilerine neden oldu. Problemin sebebi olarak görülen iş ve finansal çıkarların dünyanın ihtiyacı olan uzun vadeli ekonomik büyümeyi hiçe saydığı görüşü yayılmaya başladı. İş dünyasının bu problemle nasıl başa çıkabileceği ve sürdürülebilir bir ekonomi yaratılabileceği sorularından yola çıkılarak hazırlanan rapor, “Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri”nin özel sektöre geri dönüşü çok yüksek yeni bir büyüme stratejisi sunduğunu savunuyor.
Raporda belirlenen dört temel ekonomik alandaki 60 adet sürdürülebilir pazar “sıcak noktası”nın günümüz GSMH’sının %10’undan fazla olan 12 trilyon dolar seviyesinde bir pazar yaratabileceği belirtiliyor. Bu alanlar Enerji, Şehirler, Gıda ve Tarım, Sağlık olarak belirlenmiş. Raporda ayrıca karbon salımının ve kirlilik yaratan bazı ekonomik aktivitelerin olumsuz etkilerinin azaltılması durumunda, bu fırsat değerinin %40 oranında artacağı öngörülüyor. Bunun gerçekleşmesi için ise iki şartın hayata geçmesi gerekiyor: Özel ve kamu sektörlerinden Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne ulaşmak için gerekli 2,4 trilyon dolar seviyesindeki yenilikçi yatırımın sağlanması ve iş dünyası, devletler ve toplumlar arasında iş dünyasının yeni ve daha adil bir ekonomideki rolünün yeni bir toplumsal sözleşme ile belirlenmesi.

Kaynak: http://businesscommission.org

Türkiye’nin Çevre Finansı Karnesi

Türkiye İstatistik Kurumu – TÜİK, 2016 yılının son aylarında, 2015 yılı Çevresel İstihdam, Gelir ve Harcama İstatistikleri’ni yayımladı. İstatistik kapsamına belli büyüklükteki kamu kuruluşları, mahalli idareler, belediyeler ile iş sektörleri dahil edildi.

Yayımlanan veride öne çıkan rakamlar şu şekilde:

– 2015 yılında GSYİH’nın %1,3’üne denk gelen 25,9 milyar lira tutarında çevresel harcama gerçekleşti.

– Toplam çevresel harcamaların %78,1’i kamu sektörü, %21,9’u ise iş sektörü tarafından gerçekleştirildi.

– Bu harcamaların %67,6’sı cari; %32,4’ü ise yatırım harcamaları.

– Toplam çevresel harcamaların %38,7’sini atık yönetimi hizmetleri, %34’ünü su hizmetleri, %18,4’ünü atık su yönetimi hizmetleri ve %8,9’unu ise diğer konularda yapılan çevresel harcamalar oluşturdu.

– Toplam çevresel gelirler ise 21,3 milyar lira olarak gerçekleşti. Bu gelirin %59’u kamu sektöründe, %41’i ise iş sektöründe elde edildi.

– Kamu kuruluşları, il özel idareleri, girişimler ve organize sanayi bölgelerinde, çevresel faaliyetlerde toplam 80 bin 827 kişi istihdam edildi.

– Çevresel faaliyetlerde istihdam edilenlerin %10’unu kadın, %90’ını ise erkekler oluşturdu.

Kaynak: http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=21583

Bu Sene Çevre Riskleri Ön Planda

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Ocak ayında 2017 Küresel Riskler Raporu (The Global Risks Report 2017) adlı raporunu yayımladı. Raporda, önümüzdeki 10 yıl için öngörülen 30 küresel riskin ve altında yatan 13 eğilimin gerçekleşme olasılığı ve etkisi hakkında 750 uzmanın görüşleri alınıyor.

Son yıllarda ekonomik, sosyal ve politik faktörlerin oluşturduğu riskler ön plandayken, serinin 12. raporunda, “çevre kaynaklı riskler” öne çıkıyor. Raporda 2017 yılı itibarıyla küresel gelişmeleri şekillendirecek en önemli üç eğilimin ekonomik eşitsizlik, toplumsal kutuplaşmalar ve yoğunlaşan çevresel tehlikeler olduğu belirtiliyor.

Rapora göre, gerçekleşme olasılığına göre en önemli risk “aşırı çevre olayları”, yani çevresel felaketler. İkincisi “zorunlu göçler”; üçüncüsü ise “doğal felaketler”. Etkisinin boyutuna göre en önemli risk faktörü ise “kitlesel imha silahları”. İkincisi “aşırı hava olayları”; üçüncüsü ise “su krizleri”.

Bu sene ilk defa aşağıda belirtilen tüm beş çevresel risk olasılığı, etkisi en yüksek riskler arasında yer aldı:

– İklim değişikline uyum ve mücadele konusunda başarısızlık

– İnsan kaynaklı çevresel felaketler

– Aşırı hava olayları

– Doğal felaketler

– Biyoçeşitlilik kaybı ve ekosistem bozulması

Raporun sonuç kısmında çevre konusunun küresel risk eğilimlerinde baskın rol oynadığı vurgulanıyor. Ayrıca, çevre olaylarını yok saymanın çok büyük tehlikeler yaratabileceği ortaya konuyor.

Kaynak: https://www.weforum.org/reports/the-global-risks-report-2017

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Paylaş