Türkiye'nin İlk Yeşil İş ve Yaşam Dergisi

Ads 768x90

Trump’ın Kararı, Hissedarlardan Ormanları Koruma Duyarlılığı, Nereden Çıktı Bu Plastik…

YAZI: Özgür ÖZTÜRK

Trump’ın Kararı
Bilim insanları her ne kadar hava sıcaklıklarındaki artışları, bunun etkilerini ve insan aktivitelerinin bütün bunlarda ana sebep olduğunu kanıtlayadursunlar, Trump yönetimi iklim değişikliğini reddettiğini ve uzmanlara inanmadığını belirtmeye devam ediyor. Washington ve Kaliforniya üniversitelerinden akademisyenler ise 2 derece hedefine ulaşılabilmesi ihtimalinin yalnızca %5 olduğunu hesapladılar. Çalışma, muhtemel ısınmanın 2-4,9 derece arasında olacağını gösteriyor. MIT’den uzmanların yürüttüğü bir araştırmada 2100 yılına dek 4,5 derecelik sıcaklık artışı olması durumunda, aşırı kalabalık ve fakir nüfusu ile Güney Asya ülkelerinde insanların hayatta kalabilmeleri için muhakkak korunmaya ihtiyaçları olacağı belirlendi. Isınmanın 2,25 derece olması halinde ise hava sıcaklığının yine korkutucu boyutta olacağı ancak öldürücü olmayacağı öngörülüyor. AB uzmanlarınca yapılan araştırmalar ise yüzyılın sonunda ısınmanın 3 derece olması durumunda Avrupa’da olağandışı hava etkileri nedeniyle yılda 152 bin insanın öleceğini ortaya koyuyor.

Tüm bu bilimsel çalışmalar, küresel karbon emisyon taahhütlerine sadık kalınması, yeşil teknolojilerin giderek ucuzlaşarak daha yaygın kullanılması koşullarında karbonsuzlaşma ihtimalinin yüksek olduğunu da gösteriyor. Tabii ki burada başlıca sorumluluk liderlerde ve Trump’ın tutumunun değişmemesi, işleri cidden zorlaştıracağa benziyor.

Carbon Brief @CarbonBrief https://t.co/OZZ7EtX7jS

Hissedarlardan Ormanları Koruma Duyarlılığı
İngiltere’de bulunan kâr amacı gütmeyen Global Canopy Programı verilerine göre 2011-17 yılları arasında hissedarların %52’si ortağı olduğu şirketlerden ormansızlaşmaya karşı bir eylem planı geliştirmelerini ve taahhüt vermelerini istedi. Hissedarların artan beklentileri özellikle palm yağı, soya, selüloz ve kağıt ile ağaç ürünleri sektörlerine yoğunlaşıyor. Tropik ormanların ticari maksatla azaltılması iklim, gıda güvenliği ve su kaynaklarını olumsuz etkiliyor. Bu noktadan bakınca hissedarların aldıkları inisiyatiflerin politika oluşturmak ve uygulamaların artırılması gibi çözümlerin yaratılması yolunda önemli bir adım olarak görülüyor.

CDP@CDP https://t.co/BXfiQv5jBU

Nereden Çıktı Bu Plastik?
Plastik üretimi ve tüketimi hızla artarken son araştırmalar tüm dünyada sadece %9 oranındaki plastiğin geri dönüştürüldüğünü ortaya koyuyor. 1950 yılından beri 8,3 milyar ton plastik üretilmiş, bunun 6,4 milyar tonu kullanılarak atık olmuş; %79’u çöp alanlarına veya direkt doğaya atılırken, sadece %12’si bertaraf edilmiş ve %9’u geri dönüştürülmüş. Ve insanoğlu tüm bu plastik üretiminin yarısından fazlasını son 13 yılda yapmış! Sanki “plastik çağı” yaşıyoruz! 1950 yılında hayatımıza giren plastik II. Dünya Savaşı’nda askeri alanda lastik, paraşüt, bot vs. yapımında kullanılmaya başlandı. Yıllar içinde endüstrileşmenin ve taşımacılığın da etkisiyle petrol tüketiminin artışı ile plastik üretimindeki artış da artık durdurulamaz noktaya geldi. Üretimi çok ucuz olan bu madde, hayatımıza tek kullanımlık plastik ambalajları soktu. Bugün ambalaj sektörü, plastik pazarı için en büyük talebi oluşturuyor. Plastik tüketimi özellikle Güney Amerika ve Asya’nın gelişen bölgelerinde büyük rakamlara ulaşmış durumda. Üstelik bu yoksul ülkelerde “geridönüşüm” de henüz yapılmıyor: Plastiğin yeniden üretilmesi ayrıştırılarak geri kazanılmasından çok daha ucuz. Bu gidişle, gelecek jeolojik zamanlarda plastik yığınlarından oluşmuş kayalar (plastiglomerate) görülmesi pek de şaşırtıcı olmayacak.

www.theatlantic.comhttps://t.co/SR5g1jCxt6

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Paylaş