Türkiye'nin İlk Yeşil İş ve Yaşam Dergisi

Ads 768x90

Sürdürülebilir Gelecek İçin Sürdürülebilir Finansman

,
357 0

Sürdürülebilirlik konusunda Türkiye’nin en önemli etkinliklerinden olan ve bu yıl beşincisi düzenlenen Sürdürülebilir Finans Forumu, İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği, Global Compact Türkiye ve Birleşmiş Milletler Çevre Programı Finans Girişimi işbirliğiyle 29 Eylül’de gerçekleştirildi. Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in katılımıyla Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde gerçekleşen forumun bu yılki teması “İklim Değişikliğiyle Mücadele ve Finans Sektörü” oldu.

Yazı: Yasin SERT, @greenmanworks

 

İklim değişikliği ve finans kavramlarını birlikte duyunca kulağa biraz garip geldiğinin farkındayım. “Finans sektörü iklim değişikliğiyle mücadelede ne kadar etkili olabilir ki?” demekten alamı- yor insan kendini. Ben de bu şekilde düşündüm ve uyandırdığı merakla etkinliğe katıldım. Yarım günlük bir forum olmasına rağmen son derece verimliydi ve bilgilendirici bir içeriğe sahipti. Aldığım en önemli notlardan biri finans sektörünün iklim değişikliği ile mücadeledeki direkt değil dolaylı rolü oldu. Bir bankanın, kredileri vasıtasıyla müşterilerinde yarattığı dönüşümün, şubelerinde enerji verimliliği sağlaması ya da kağıt kullanımını azaltması gibi çalışmalarının yanında çok daha büyük bir etkisi var. Bankalar ve diğer finans kurumları iş dünyasını şekillendirebilecek kredi ve finansman gibi güçlü araçlara sahip. Bu nedenle, bu forum da Türk iş dünyasını ve finans sektörünü Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri çerçevesinde strateji geliştirmeleri adına teşvik etmek amacıyla gerçekleştirildi. Global Compact Türkiye, bankaları ve diğer finans kurumlarını Sürdürülebilir Finansman Bildirgesi’ni imzalayarak bu noktada inisiyatif almaya çağırdı. Bu çağrıya kulak veren bankalar İş Bankası, Garanti Bankası, ING Bank, Şekerbank, TKSB, Akbank ve Yapı Kredi oldu. Sürdürülebilir Finansman Bildirgesi kapsamında imzacı bankalar, 50 milyon dolar ve üstündeki projelerin finansmanında, projenin çevresel ve sosyal etkilerini değerlendirme süreçlerine alacaklarını beyan ettiler. Genel müdür yardımcılarının katılımıyla sürdürülebilirlik alanındaki faaliyetlerinden bahseden bankalar Türkiye finans sektörünün bu alanda dünyayı yakından takip ettiğini gösterdi.

SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Canan Ercan Çelik yaptığı açılış konuşmasında, iklim değişikliği ile mücadelede finans sektörü- nün liderliği üstlenmesi gerektiğini ve bunun finans sektörünün kendi sürdürülebilirliği için de hayati olduğunu vurguladı. Aldığım diğer bir önemli not ise Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nin (SKH) iş dünyası için aslında yeni fırsatlar doğuracağı oldu. Çelik, İş ve Sürdürülebilir Kalkınma Komisyonu’nun raporundan çeşitli veriler paylaştı ve SKH’leri gerçekleştirmenin en az 12 trilyon dolar artı değer ve 380 milyon yeni istihdam yaratacağını belirtti. Bu hedefleri 2030’a kadar başarmak için ise yıllık 5-7 trilyon doların yeterli olacağını söyledi. Ki bu miktar dünyadaki küresel gelirin sadece %10’una denk geliyor. Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Seçkin’in konuşmasında vurguladığı en önemli nokta ise finansman sağla- yan kurumların şirketler üzerindeki dönüştücü gücü oldu. Seçkin, finans kurumlarının kredilendirme ve yatırım süreçlerinde sürdürülebilirlik ilkelerini gözettiği takdirde yaratılacak olan dönüşümün büyük bir etkisi olacağını belirterek Dünya Ekonomik Forumu’nun 2017 Küresel Risk Araştırması’ndan dikkat çekici bir veri paylaştı. Araştırmaya göre iklim değişikliği önümüzdeki 10 yılda dünyayı tehdit eden en önemli beş risk arasında… Son olaraksa Sürdürülebilir Finansman Bildirgesi ile bankaların, sürdürülebilirlik olgusunu geniş kesimlere ulaştırmada önemli rol oynayacağını vurgulayarak “Tüm bankalarımızı Sürdürülebilir Finansman Bildirgesi’ni imzalayarak bu dönüşümün bir parçası olmaya davet ediyorum” dedi.

En merakla beklenen isim ise Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’ti. Açılış konuşmasını içeriği dolu bir sunumla yapan Şimşek, güncel birçok veri paylaştı. Üzerinde durduğu temel nokta ise iklim değişikliği sorununun artık içselleştirilmesi gerektiğiydi. Bunun için kurulacak işbirliklerine vurgu yapan Şimşek, “Sanayi devrimiyle hız kazanan karbon salımı, dünyada artık geri dönüşü imkansız bir noktaya geldi. Dünyadaki ormanlar insanlık olarak saldığımız karbonu kaldıramıyor. Buna rağmen fosil kaynaklı olmayan yenilenebilir enerjinin toplam enerji kaynaklarındaki payı %25’in altında. Bu durumun değiştirilmesi ve bu sürecin finanse edilmesi gerekiyor. Küresel gelirin %10’u kaynak olarak ayrıldığı takdirde küresel ısınma 2 derecede sabitlenebilecek. Aslında bu çok zor bir hedef değil. Bu ortak hedef için tıpkı bu forumda olduğu gibi işbirliği yapmamız, kamu ve özel sektör olarak el ele vermemiz çok değerli” dedi. Sürdürülebilir Finansman Bildirgesi’ne imza atan yedi Türk bankasını tebrik ederek diğer bankaların da buna katılması gerektiğini belirten Şimşek, finans sektöründe özellikle bankaların etkisinin iklim değişikliği ile mücadelede önemli olduğunu vurguladı. Çünkü 3,4 trilyon liralık finansman büyüklüğünün 2,7 trilyon liralık kısmını bankacılık sektörü oluşturuyor. Ayrıca yeşil tahvil konusuyla alakalı olarak, bu yıl 130 milyar dolara ulaşarak piyasanın ancak %1’ine erişebileceğini belirtti ve dolayısıyla yeşil tahvillere daha fazla önem verilmesi gerektiğinin altını çizdi. Şimşek’in çevresel sürdürülebilirlik noktasında yapılan çalışmaları anlattığı kısımdan aldığım notlar ise elektrikli araçlardan ÖTV vergisinin alınmaması, 2020 itibarıyla inşa edilen tüm binalarda enerji verimlilik koşulu isteneceği ve inşaat halindeki santralların %90’ının yenilenebilir enerjiye dayalı olduğuydu.

Peki Biz Ne Yapabiliriz?
İmzalanan bu bildirge ve yürütülen tüm bu süreç, kurumsal bir yapıda ilerlediği için bireyler olarak büyük bir etkimizin olmayacağını düşündürebilir bize. Fakat yeni gelişen sosyal medya gibi kanallarla birlikte birey olarak bizler artık daha etkiliyiz ve bu etkimiz artarak devam edecek. Herhangi bir duruma karşı düşüncemizi paylaşabileceğimiz ve çevremizi etkileyebileceğimiz onlarca mecra var. Bu nedenle artık günümüzde şirketler bizi daha çok dikkate alıyor ve hassasiyetlerimizi ölçmek için büyük kaynaklar ayırıyor. Dolayısıyla gücümüzün farkın- da olup sahip olduğumuz kanallar aracılığıyla taleplerimizi dile getirmeliyiz. İmzacı banka sayısının art- ması ve bireyi odağına alan başka sürdürülebilirlik çalışmalarının başlaması için çeşitli şeyler yapabiliriz.

Örneğin, yedi bankanın dışındaki diğer bankalardan, websiteleri üzerinden bu bildirgeyi imzalamalarını talep edebiliriz. Bankada çalışıyor- sak bankamıza içerden öneri olarak iletebiliriz. Bunun dışında BİMER ya da milletvekilleri üzerinden bunun yasalaşması için talepte bulunabiliriz. Eğer imzacı bankaların bu bildirgeye uymadıklarına şahit olursak sosyal medya üzerinden onları ifşa edebiliriz. Bunlar hızlı düşün- düğümde benim aklıma gelenler. Dahası elbet vardır…

Hayatımızın içinden bir örneği paylaşarak bitirirsem, yaz ortasında yaşadığımız dolu faciasını hatırlamanızı istiyorum. Uzmanlar iklim değişikliği uyarısını yıllardır yapıyor olsa da insanoğlu olarak ancak görünce inanabildiğimiz için, dikkate almamıştık. Bugün geldiğimiz noktada iklimsel anormallikleri yakinen yaşamaya başladık. Ve bu geç kalmışlığın bize maliyeti çok büyük. Dolu yağışından önce yaşanan sel felaketinin 350 milyon TL’ye mal olduğu tahmin edilirken, bu rakam dolu yağışı için 1.2 milyar TL’ye varıyor. Bu durumda bizim yapmamız gereken iş dünyası, kamu, sivil toplum kuruluşu ya da birey olarak üzerimize düşen ne ise gerçekleştirmek. Bunun için de önümüzde SKH’ler gibi güzel bir rehber var. Bu 17 hedef, kurumlarımızın önceliklerinde bulunmalı, misyonumuzda yer almalı. Kısaca hedefimiz küresel, eylemimiz yerel olmalı.

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Paylaş