Türkiye'nin İlk Yeşil İş ve Yaşam Dergisi

Ads 768x90

İklim Değişikliğinin Etkileri Kapımızdan Geçti

306 0

Dünya Yeşil Binalar Konseyi (WGBC) üyesi olan ÇEDBİK, kurulduğu 2007 yılından bu yana yeşil binaların Türk yapı sektöründe bilinirliğinin artması ve yaygınlaşması için eğitimler, yeşil bina kılavuzlarının geliştirilmesi çalışmaları yapıyor; bu konularda kamu, özel sektör kurum ve kuruluşları ve STK’larla işbirliği geliştiriyor. Çevre dostu binalar konusunda dünyadan ve Türkiye’den gelişmeleri de EKOIQ sayfalarına taşıyor.

YAZI: Selçuk ÖZDİL, ÇEDBİK Yönetim Kurulu Başkanı

Uzun yıllardır çok sözü edilen, abartıldığı da zannedilen iklim değişikliği etkileriyle karşı karşıyayız. Geçtiği­miz haftalarda Egeliler “Medicane” diye sınıflandırılan orkan haberle­riyle yatıp kalktı. Türkiye kıyılarının biraz uzağından geçse de büyük fır­tınalar meydana geldi. Floransa’da­ki büyük sel baskını gibi Akdeniz havzasında pek alışık olmadığımız türde meteorolojik olayların sayı ve sıklıklarının artacağı da gelen uyarılar arasında. Ağaçları yok edip betonu artırdıkça, aşırı yapılaşmaya devam ettikçe, ısınmanın kentlerde daha fazla olacağı, bunun maddi hasarların yanı sıra insan sağlığına olumsuz etki yapacağı da uyarılar arasında. Seragazı salımlarının öl­çüsü olan CO2 yoğunluğu Eylül ayında da 406 ppm ile güvenli ka­bul edilen 350 ppm sınırının çok üzerinde.

Bu gidişi durdurmak için atılan en önemli uluslararası adım olan Paris İklim Anlaşması’nı imzalayan ülke sayısı 181 oldu. Pasifik ülkeleri ik­lim değişikliğini en büyük tehdit olarak ilan ederken SanMarino’nun da katılımıyla Avrupa’da anlaş­mayı onaylamayan ülke kalmadı. Türkiye’nin de içinde olduğu ve anlaşmayı onaylamayan ülke sayısı 16’ya geriledi. Anlaşmadan çekilen ABD’de ise değişen bir şey yok. Baş­kan Donald Trump iklim değişikliği bilimini eleştiren bir kişiyi başda­nışman yapmış ama Kaliforniya Valisi de 2045 yılına kadar karbon nötr hedefi için talimat yayınlamış. Çevre ve Şehircilik Bakanımız hâlâ süren görüşmelerde kırmızı çizgile­rimiz olduğunu söylemiş. Dileğimiz Türkiye’nin de çözümün bir parçası olması ve bu konuda var olan büyük potansiyelini hızla hayata geçirerek dünyanın pek çok ülkesinden gençolan nüfusuyla gelecek kuşaklara sürdürülebilir yarınlar bırakması.

Geçen yazıda da belirttiğimiz gibi bu durumdan her birimiz birey­sel olarak da sorumluyuz. Bu ne­denle önerim kişisel ayakizinizi ww.footprintcalculator.org sitesin­deki küçük sorgulamayı doldurarak öğrenin. Yaşam tarzınızla ne kadar kaynak kullandığınızı göreceksiniz. Sonuçta, 2018 yılı için 1 Ağustos küresel Limit Aşım Günü Türkiye için 11 Temmuz olduğuna göre bir dünyadan fazlası gerekecektir. Buna üzülün, çünkü bu konumda yalnız değilsiniz ve yaşayabilecek bir tane dünyamız var. Geldiğimiz noktada mavi gezegenimizin ekolo­jik anlamda en zararlı canlısı insan. Modern dediğimiz ve yoğunluklu olarak fosil enerjiye bağlı yaşam tarzımızı dünya ekolojik kapasitesi­ne uygun hale getirmek hepimizin kendimize, çocuklarımıza ve torun­larımıza karşı etik sorumluğu…

Nobel Ekonomi Ödülü İklim Değişikliği Alanındaki Çalışmaya Verildi

William Nordhaus ve Paul Romer, iklim değişikliği politikalarının ge­liştirilmesine yaptıkları katkılar nedeniyle 2018 Nobel Ekonomi Ödülü’nü aldılar. İklim değişikliği ekonomisi çalışmalarını 1990’da ilk olarak başlatan Nordhaus’un geliş­tirdiği modellerle alınacak politika kararlarının sosyal maliyetleri aşırı iklim olayları, düşük bitki üretimi gibi etkileri de içerecek şekilde bü­tünsel olarak hesaplanabiliyor. Böy­lece iklim değişikliğinin insanların sağlık ve esenliğine olan etkilerinin de göz önüne alınması sağlanmış oluyor. Romer ise aynı tarihlerde başladığı teknolojik gelişimin eko­nomik büyümeyi nasıl etkilediği konusundaki çalışmalarıyla, pazar eğilimlerinin ve politika kararları­nın da teknolojik gelişmeleri tetik­lediğini göstermiş. Bu çalışmaların sonuçları bugün iklim değişikliği ile baş etme politikalarının belirlenme­si ve etkilerini öngörmek için yaygın olarak kullanılıyor. Modellerinden çıkan sonuçlarla Nordhaus çözüm olarak teknolojik gelişmeyi, politi­kaların toplumsal kabulünü, geniş katılımı ve karbon vergilerini öneri­yor. İsveç Kraliyet Akademisi’nden yapılan açıklamada: “William Nord­haus ve Paul Romer zamanımızın en temel ve hayati sorununa uzun vadeli ve sürdürülebilir ekonomik çözümler sunan metotlar geliştir­mişlerdir” deniyor. Umalım ki bu ödül tüm dünyada politika üreten­lerin ilgisini çeksin ve çözüme hep birlikte odaklanalım.

Binalarımız Çözümün Önemli Parçası Olacak

Son Nobel Ekonomi Ödülü’nden ve “artık köklü değişiklikler yapmak gerekiyor” diyen IPCC Raporu’ndan da anlaşılabileceği gibi politika ve iş kararları için artık eski paradigma­larla düşünmek geçerli ve ekolojik sınırlarla uyumlu değildir. Bütünsel olarak yenilenebilir, sürdürülebilir ve döngüsel düşünmek, kararlar al­mak ve yaşamak zorundayız. Rapor, daha ne kadar seragazı salabiliriz hesabı yerine, ne hızla ve ne kadar salımı ortadan kaldırabileceğimize bakmamız ve net sıfır karbon için önümüzdeki 30 yılı geçmeyecek kesin tarihler koymamız gerekti­ğini söylüyor. Bu zor hedefe ulaş­mak için devletlerin, endüstrilerin ve toplumsal yaşam tarzlarının çok köklü değişime uğraması ve çok iyi liderlik ile güçlü irade gerekecek.

Binalarımız için de toplam yaşam döngüsü üzerinden net sıfır seraga­zı salımını hedeflememiz ve hayata geçirmemiz gerekecek. Bu konuda bir süredir programlar hazırlayan WGBC (Dünya Yeşil Binalar Kon­seyi) 13 Eylül’de San Francisco’da düzenlen Küresel İklim Eylemi Zirvesi’nde “Net Sıfır Karbon Bi­nalar Sözünü” 38 kurucu imzacıyla birlikte resmen açıkladı. İmza koyan uluslararası 12 kuruluş, 22 beledi­ye ve dört eyalet özel bir oturumla karbonsuz yapılı çevre için liderlik edecekleri hareketi başlattılar. 2030 yılına kadar küresel olarak yönet­tikleri 22.95 milyar dolar değerinde 10,7 milyon m2 büyüklüğündeki bina stokunun işletmede karbon sa­lımlarını sıfırlama sözü verdiler. Bu hareket 2050 yılına kadar daha da geniş bir pazara yayılmayı ve en az 209 milyon tCO2e (ton karbondiok­sit eşdeğeri) salım azaltımını hedef­liyor. Bazı belediye ve eyaletler ek olarak bu hedefleri yeni binalar için yönetmeliklerle zorunlu hale geti­receklerini de belirttiler. İmzacılar hedeflere ulaşmak için yol haritası, destek ve teşvik programları hazır­layarak hedeflere varmaya çalışacak ve gelişmeleri yıllık olarak denetlen­miş raporlarla izleyip paylaşacaklar.

Yeşil Binalar

Daha önce de duyurduğumuz gibi WGBC 24-30 Eylül tarihleri arasında Dünya Yeşil Binalar Haftası’nı düzenledi. Beş kıtada 300’den fazla etkinlikte pek çok yeşil bina konseyi, çalışanları ve gönüllüler sosyal medya kampanyalarıyla #HomeGreenHome (EvimYeşilEvim) etiketleriyle neden yeşil bina istediklerini anlatarak 3,2 milyon kişiye eriştiler. Kampanyayı ÇEDBİK olarak bizler de sosyal ağlarımız üzerinden paylaştık. Evlerimiz, hepimizin en çok zaman geçirdiği huzurlu, sağlıklı, konforlu, verimli binalarda çevreye zarar vermeden yaşamak istediğimiz yuvalarımız. Çevre dostu binalar tam da bunu sağlamak için belgeleniyorlar.

Binalarımız tüm seragazı salımlarının %40’ı, enerjinin %30-50’si, kaynak kullanımının %50’si, su tüketiminin %15-30’u, toplam atıkların %70’inden sorumlu ve milyonlarca inşaat çalışanı olan dev bir sektörden söz ettiğimizi hatırlamakta yarar var. Binalarımızın kuşaklar boyunca da kullanılacağını düşünerek şimdi, bugün harekete geçmek ve binalarımızı çevre dostu hale getirmek zorundayız. Bunun için yeni yapılarımız için yeşil bina kılavuzlarının istediği iklim değişikliği, kaynak kullanımı, enerji-su tüketimi, sağlık, dayanım ve ekonomi başlıklarında en iyi seviyeleri hedeflemeli, mevcut binalarımızı da benzer özelliklere getirebilmek için köklü yenilemeden geçirerek yapılı çevremizi karbonsuzlaştırma yolunda hızla ilerlemeliyiz. Konuyla ilgili olan tüm paydaşların işbirliği içinde aynı yönde çalışması başarı için önkoşuldur.

Böyle olunca sadece kullanımda değil yapımda da ekolojik tutumluluk, verimlilik şart. Yapım aşamasında kullanılan yapı malzeme ve etkinliklerinin yol açtığı gömülü ekolojik etkileri ve enerjiyi de hesaba katmak zorundayız. Kabaca bir binanın toplam yaşam döngüsü boyunca salımlarının %25-35’lik kısmı gömülü etkilerden kaynaklanmaktadır. Kullanımda verim ve yapım aşamasında kullanılan malzemeler arttıkça bu oran gömülü enerji yönünde daha da artmaktadır. Yapım ve malzeme kaynaklı etkilerin doğru hesaplanabilmesi amacıyla uluslararası standartlara ve yerel koşullara uygun yapı servisleri ve malzemeleri için veri tabanı olması gerekir. Bu nedenle geçtiğimiz haftalarda duyurulan TurComDat veri tabanının kullanıma açılması bu yönde önemli bir gelişme olmuştur. İlk yapılan örnek proje değerlendirmelerinde gömülü enerji için 300 kgCO2e/m2 değeri bulunmuştur. Türkiye’de yılda milyonlarca m2 yeni yapı alanı üretildiğini düşünürsek inşaat etkinliklerinin karbon bütçemize getirdiği büyük yükü hesaplayabiliriz. Bu örneklerin çoğaltılmasıyla hem yeni yapı tekniklerinde tutumluluk yolunda ilerlemeler hem de yapılarımızın çevresel etki istatistiklerinin derlenmesini sağlayabileceğiz. ÇEDBİK Yol Haritası’na uygun olarak belgeleme kılavuzlarında 2020 yılında gömülü etkileri de kapsayacak yaşam döngüsü hesapları isteneceğinden Ar-GE komitemiz bu veri tabanın geliştirilmesi çalışmalarına destek vermiştir. Geliştirilen veri tabanı Avrupa Birliği Levels ve Avrupa yeşil bina konseylerinin benzer programlarıyla eşzamanlı öncü çalışmalarla hazırlanmış ve ortak toplantılarda yapılan sunumlar övgüyle karşılanmıştır. Bu araçların bina tasarımcılarımız ve yapımcılarımız tarafından kullanılmaya başlaması için bu konuda gelişen küresel teknolojik ilerlemeleri izlemeleri, yatırım yapmaları ve teknik eğitimlerle kapasite artırmaları gereklidir. Özellikle uluslararası işler yapmakta olan müşavirlerimizin ÇEDBİK kılavuzları da dahil yeşil bina programlarının tanıtım ve kullanımını yaygınlaştırmaları, projelerini bütünsel tasarımlarla BİM, YDD, EM kullanarak geliştirmeleri çalışmalarının başarısı ve büyümesi için gerekli görünüyor. Müşavirlerimizin bu yöndeki başarıları proje hizmetlerinin yanı sıra sektörümüzde inşaat malzemeleri ve yapım dallarının da iş alma kapasitelerini artıracaktır.

Balıkesir Yeşil Bina ve Sertifika Sistemleri Tanıtım Semineri Balıkesir Ticaret Odası’nın davetiyle 10 Ekim günü Balıkesir Ticaret Odası meclis salonunda yeşil bina ve sertifika sistemleri tanıtım sunumu ÇEDBİK genel sekreteri Engin Işıltan tarafından yapıldı. Toplantıya mimarlık ve mühendislik firmalarının yanı sıra Balıkesir Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nden akademisyenler ve Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Hüseyin Deniz de katıldı.

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Paylaş