Türkiye'nin İlk Yeşil İş ve Yaşam Dergisi

Ads 768x90

Siyasetin Kadın Hayatına Dokunuşu: Urla Kadın Girişimi Üretimi ve İşletme Kooperatifi

132 0

Urla Belediye Başkanı Sibel Uyar: “Sadece ben değil, biz demeyi; birlikte hareket etmeyi öğreniyoruz aslında. Örgüt ne demek, aynı yere yumruğu vurmak demek. Aslında hepimizin amaçlarının aynı olduğunu, bir araya gelirsek çok daha iyi şeyler yapabileceğimizi anlamakla başladık bu işe”.

YAZI: Sibel BÜLAY, sibel.bulay@gmail.com

“Toplumsal cinsiyet eşitliği yok. Kadınlar hep ikincil vatandaş. Kadın ev içinde ev işlerini gören insan. Ço­cuk doğuran insan. Aileye hapsedilen insan. Dolayısıyla aklı fikri çok önemli değil. Kararlara katılmasa olur. Dışarda çalışmasa olur. Herkes zannediyor ki bu dünya kuruldu kurulalı kadın erkek rolleri hep böyleydi. Dolayısıyla niye değişsin ki? Bu hayat düzeni aslında bir kurmacadan ibaret… Zihniyetler değiştiğinde bunun bir kurgu olduğu­nu, farklı bir kurgunun da mümkün ol­duğunu, dünyanın başka devletlerinin bu kurguyu başka türlü yapabildiğini, temel olarak eğitimle sonra da siyaset­le bilirsek, aynı kurguyu biz de kendi ülkemizde yapabiliriz. Ve kadınların ezilmesine son verebiliriz.” (F. Çiğdem Aydın, 10 Aralık, MEDYASCOPE TV, “Şehir Hepimizin”)

Urla Belediye Başkanı Sibel Uyar da farklı bir kurgunun mümkün olduğu­na kendi yaşantısı ile örnek olmuş bir kadın. Ve kadınların ikincil vatandaş olmadığına inanan, siyasi gücünü de farklı seçimler yapmak isteyen kadın­ların önünü açarken “arkandayım” diye cesaretlendirmek için kullanan bir kadın. Şöyle anlatıyor hikayesini:

“Ben biraz kadın işine takığım. Kadı­nın para kazanması, sosyal haklarının olması, kadının hayatın her alanın­da var olması üzerinde çalışıyorum. 2009-2014 arasında belediye mec­lis üyesiydim. Kent Konseyi, Kadın Meclisi, Kadın Üretici Pazarlarının kurulmasında çalıştım. Belediye baş­kanı olduktan sonra ilk iş olarak Ka­dın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü’nü kurdum, çünkü kadın dediğiniz za­man aile ve toplumu kastediyorsu­nuz. Kadın üretici pazarlarını gezdim. Kadınlar üretiyor fakat emeklerinin karşılığını alamıyorlardı. Burada çok akıllı kadın var. Çalışan, üreten kadın var ama neyi ne zaman yapacaklarıy­la ilgili bilgileri yok. Kendi bildikleri, gördükleri ile bir şeyler yapıyor, belli zamanlarda kazanıyor, bazen kazana­mıyorlardı. Örgütlü bir güç ve üretim planlaması yapılması gerektiği nokta­sından yola çıktık.

KEDEV ile görüştük. Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü eğitim versin, kooperatifi bir anlatalım dedik. 20 ka­dın ile başladık eğitime. Olmayacak herhalde dedim. Normalde eğitim çok sayıyla başlar ve gitgide azalır. Bizde tersi oldu. Beşinci gün bittiğin­de 80 küsur kadın vardı. Eğitim biti­minde sertifikalarını vermek üzere meclis salonunda toplandık. Öyle ışık vardı ki gözlerinde, dedim ki ‘Biz bu­radan öyle ışık yakarız ki Türkiye bile aydınlanır bu ışıktan’. Öyle başladık biz bu işe…

İlana çıktıktan sonra eğitime gelen herkes kooperatife katıldı. Biz ne eği­tim durumuna baktık, ne yaş, ne etnik kimlik; hiçbir şeye bakılmadı. Sadece kadın olması ve üretmesi önemliydi. Çok farklı kültürlerden gelenler birbi­rini öyle güzel etkiliyorlar ki. Emekli bankacılarımız da var, okuma yazma bilmeyen kadınlarımız da. Beraber yemeklere, gezilere gidiyorlar artık. Birlikte salça, tarhana yapıyorlar. Grup çalışmasını, beraber olmanın ne demek olduğunu öğreniyorlar. Şu anda ihtiyacımız olan her şeyi alanda öğreniyorlar. Hayatında hiç kasa tut­mamış kişi para alıyor, para veriyor. Ve ‘Biz’ kazandık oluyor. ‘Bugün re­kor satış yaptık’ diye keyifle geliyorlar. Onların yaşadığı keyfi görmeniz lazım.

Urla Belediyesi kooperatifin kurucu ortağı ve kooperatife çok katkı veriyor. Kadın kooperatiflerine yerel yöne­timlerin ciddi anlamda destek olması lazım. O başlangıç noktasında marşa basmak var ya, orada o desteği alma­dığımız andan itibaren sıkıntılı bir süreç yaşanabilir. Kadın kooperatifi kurulduktan sonra belediye ile işbirli­ği protokolü yapıldı ve yerler sağlandı. Merkezde iki dükkanda gıda ve dikiş atölyelerimiz var ve oradan satış yapı­lıyor. Urla İskele ve Balıklıova’da iki çay ocağı işletiliyor. Belediye koope­ratiften kira almıyor, çünkü çok yeni bir yapı ve yürüyebilmesi için destek vermek gerekiyor. Belediye bir yere hediye götürecek ya da ikram yapa­caksa bu hizmetleri kadın kooperati­finden alıyor. Belediye olarak biz hiç dışardan bir şey almayız. Sözleşmeli üretim gibi düşünün. Aslına bakarsa­nız bizim burada uyguladığımız İzmir modelidir: 2014’te İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan Yarı­mada Stratejik Planı. Yerel yönetim­ler kooperatiflerle bire bir çalışıyor.

Bugün geldiğimiz nokta beni ağla­tırcasına gururlandıran bir iştir. Bu iş kadınlara dokunabilmekle, onlara yardımcı olmakla başladı. Bu sadece ekonomik anlamda yapılan bir iş de­ğil. Kadınların özgüvenlerini kazan­malarına, sosyalleşmelerine, kendi psikolojilerine o kadar güzel katkılar oldu ki. Sadece ben değil, biz demeyi; birlikte hareket etmeyi öğreniyoruz aslında. Örgüt ne demek, aynı yere yumruğu vurmak demek. Aslında he­pimizin amaçlarının aynı olduğunu, bir araya gelirsek çok daha iyi şeyler yapabileceğimizi anlamakla başladık bu işe. Bu işe girdiğimden beri hiç keşke demedim. Benim gerçek “iyi ki”lerimdendir kadın kooperatifi.

“Bizimkisiler”

Urla’nın kadınları Sibel Başkan’ın “Bizimkisiler”i. Sibel Başkan da onların “Bizimkisi”

Sebahat: “İki yıldır kooperatife üyeyim. Daha önce çok istememe rağmen eşim istemediği için üye olamadım. Sonunda eşimin gönlünü yaptım ve ortak oldum. Yıktım tabuları. Çok güzel şeyler yapıyoruz ve ürettiklerimiz beğenildikçe çok mutlu oluyorum. O kadar mutluyum ki mutluluğumu ifade edemiyorum. Evimde de mutluluğum iki kat arttı. Daha önce eşimin eline bakıyordum, hiçbir gelirim yoktu. Şimdi özgüvenim arttı. Çarşıya çıktığımda eşime sormadan evimin ihtiyaçlarını alabiliyorum. Alacağıma kendim karar veriyorum. İstediğimi yapabiliyorum. Özgürüm.

Seyhan: “Kadınlar bir arada oturduğu zaman bile rahatsız olan insanlar vardı köyde. Ama şimdi köyde kurslarımız var. Öğreniyoruz, eğleniyoruz. En önemlisi ilk başta liderlik eğitimi aldık. Biz de cesaretlendik. Kadın nasıl güçlü olabilir onu öğrendik. Ama kadının güçlü olmasının erkeği ezmek olmadığını, maddi yönden özgür olması ama eşini batırmaması gerektiğini öğrendik. Artık özgüvenim var. Kendimi daha rahat anlatıyorum. Urla’ya geldiğimiz zaman işimizi yapıp hemen köye kaçalım diye düşünürdük. Şimdi Urla’da arkadaşların (kooperatif üyeleri, Kadın Aile Müdürlüğü çalışanları) yanına geliyoruz. Çok çevremiz oldu. Eskiden Urla’ya geldiğimizde belediye binasının önünden geçmeye korkardım, içerden büyük biri çıkacak da bize laf söyleyecek diye. Şimdi yukarı çıkıyoruz ve bizimkisi (Belediye Başkanı) bizi içeri buyur ediyor, gayet rahat görüşebiliyoruz. Çalışmayı seviyorum. Köyde tarlaya gidiyorum, temizliğe gidiyorum. Şimdi büfe işletiyor, katmer satıyorum. Daha önce böyle bir fikrim yoktu. Başkanımız ‘Büfeyi aç, arkandayım’ dedi. Gayet de güzel oldu. Seneye büyütmek istiyorum inşallah. İlkten erkekler ‘Olmaz. Gidemezsin’ dediler. Bir şey yapabileceğimize inanmadılar. Ama başkan onun da üstesinden geldi. Başkanımızın çok emeği var kadınların üzerinde. O olmasaydı köyde hiçbir şey olmazdı. Bunu üstüne basa basa söylerim. Bizim köy daha önce hiçbir belediye başkanı görmedi. Ama Başkan geldi ve kadınları kahveye çağırdı. Biz köyde kahveye hiç gitmezdik. Utanırdık adam var diye. Bizimkisi çağırınca gittik kahvede oturduk. Çayımızı, kahvemizi içtik, sıkıntısız. Başkanımızla futbol maçı oynadık köyümüzde. O köye gidip geldikçe eşlerimiz de daha ılımlı bakmaya başladı. Özgürlüğümüze kavuştuk. Eskiden köy hayatında daha basık yaşıyorduk. Ama şimdi hayatımızın tadını daha fazla çıkararak yaşıyoruz. Köydeki arkadaşlarla bile Urla’da buluşup geziyoruz. Alışveriş yapıyoruz. Biz rahatız.”

Herkese Madalya

Barbaros Köyü’nde kursa giden bir kadının eşi dalga geçmiş: “Kursa gittin de madalya mı verdiler?” diye. Sibel Başkan bunu duyunca durur mu? Toplamış Liderlik Eğitimi alan kadınları ve hepsine tek tek madalya vermiş. “Çocuk gibi madalyayı hiç boynumdan çıkarmadım. Benim gibi başkaları da gelip bir şeyler öğrensin diye herkese gösterdim. Her şeyi yapıyoruz ama ne evimizdekilerden, ne arkadaşlarımızdan ‘Aferin ne güzel yapmışsın’ duymadık. Ama madalyayı alarak yaptığımız şeylerin takdirini içimizde hissettik. Birisi bizi gördü. Bizi takdir etti. Bize aferin dedi.”

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Paylaş