Türkiye'nin İlk Yeşil İş ve Yaşam Dergisi

Ads 768x90

“At Gitsin” Kültüründen Döngüsel Ekonomi Kültürüne Nasıl Geleceğiz?

72 0

YAZI: Gülin YÜCEL, Brika Sürdürülebilirlik, gulin@brikasurdurulebilirlik.com

Ağustos 1955 tarihli sayısında LIFE Dergisi “At Gitsin Yaşamı” başlığın­da, şimdinin çok şüpheyle yaklaşılan “Atma” kültürünü, özgürleştiren ve coşkulu bir dille ele almıştı. Burada ileri sürülen fikir, insanlığın artık Altın Çağı’na ulaştığı; bu zamanda kullanı­lanların çöpe gitmesi ile hem zaman­dan tasarruf edileceği hem de bunun, modern yaşamın bir göstergesi olduğu teması işlenmişti. Havada uçuşan kul­lanılmış eşyaların yeniden kullanmak için yıkanmasının 40 saat süreceği ve hatta ev kadınlarının bu sayede liberal­leşeceği mesajı verilmişti.

Bu kültürün devamında Türkiye’de 1970’li yıllarda çocuk olanların hatır­layacağı “Atın atın atın… Eskiyen ço­raplarınızı atın… xxx çorapları geliyor” reklamı kulaklara kazınmıştı. Gerçi bu reklamın devamında yer alan “Kıya­mazsanız da paspas yapın…” ifadeleri, “atamama”, yeniden değerlendirme kültürünün bundan 40 sene önce var olduğunu gösteriyordu.

Ancak dikkat çeken konu, lineer sistem kurgusunu oluşturan al-kullan-at kül­türünün esasında hayatımıza 20. yüz­yılın ikinci yarısında girdiği, tüketim bilincinin de bu sisteme doğru yön­lendirildiği. Bu sistemin neden olduğu problemler, “sürdürülemez” gezegen ve toplum koşulları artık maalesef yeni gerçeğimiz. Nasıl geri döneceğiz, unut­tuğumuz doğruları hatırlayıp sorumlu tüketim ve üretim alışkanlıklarına ka­vuşacağız?

Ötesinde Greta Thunberg ve genç­lerin bize son zamanda hatırlattıkları gibi, “evimizdeki yangını” söndürmek kadar acillikle yaklaşmamız gereken bir konu bu…

Sürdürülebilir Olan Ne?

Kavramsal olarak lineer yerine dön­güsellik. Yani tüm ürünlere kullanım sonrası ne olduğunu düşünerek tasarla­mak; parça ve malzemelerini ekonomik değer zincirinde tutmak.

Kaynak verimliliği ve güvenliği, ku­rumların her geçen gün daha ciddi­yetle mücadele etmelerini gerektiren bir konu. Kurşun, çinko, gümüş, bakır, antimon, indiyum gibi hem endüstride hem de yenilenebilir enerji üretmede kullanılan metal ve nadir metallerin mevcut kullanım hızları ile dünya üze­rindeki stokun 2025-2050 döneminde tükeneceğini biliyoruz. Dolayısıyla malzeme fiyatlarının düşmesini bekle­mek gerçekçi bir beklenti değil. Malze­me ve kaynak güvenliği, üretim açısın­dan her geçen gün daha büyük bir risk olmaya devam edecek.

Neden Döngüsel Ekonomi?

Döngüsel ekonominin vaadi sadece malzemeleri hayat döngüsünde tekrar tekrar kullanmak değil. Aynı zaman­da üretimi yenilenebilir ile yaparak emisyonları azaltmak ve bu sayede ik­lim değişikliği risklerinin azaltılmasına odaklanmak ve yüksek endişe uyandı­ran maddelerin (toksinler) kullanımını ortadan kaldırarak çevrenin sürdürüle­bilirliğini sağlamak. Esasında bu prensiplerin hepsi birbiri ile iç içe çalışıyor, bir başka deyişle sis­tem düşüncesini olması gereken şekil­de kullanıyor.

Kurumsal Dönüşüm Nasıl Olacak?

Temel olarak üç şekilde ele alınabilir:

Süreç verimliliklerini artırmak: Suyu, enerjiyi ve malzeme tüketimini bili­nenden öte, döngüsel prensipler kulla­narak tüm süreçlerde azaltmak.

Ürün inovasyonu: Tüm ürün gamının incelenerek döngüsel prensipler düşü­nülerek gözden geçirilmesi veya yeni­den tasarlanması.

İş modeli değişiklikleri: İş modellerini ürün satışından hizmet satışına yönlen­dirmek ve bu sayede malzemenin tek­rar tekrar sağlayıcıya geri dönmesini sağlamak.

Az kullanmak, mümkün olduğunca kay­nakları tüketmemek, geleneksel olarak ekonomik üretkenlik modellerinde olsa bile, döngüsel ekonomi bunu tasarım­dan başlayarak ele alıyor. Sadece ürün­lerin değil, süreçlerin de bu prensipler bazında gözden geçirilmesi gerekiyor.

Ürünler daha tasarım aşamasında öyle planlanmalı ki içerisindeki malzemeler ve üretim girdileri (enerji, su) mümkün olan en az şekilde kullanılsın ve ötesin­de tekrar tekrar kullanılabilen malze­meler ve tasarımlar olsun.

İş modelleri bazında da kullanılan mal­zemelerin üreticiler tarafından topla­nılması ve tekrar kullanılarak -tercihen aynı işlevde- yeniden değer zincirine katılması hedeflenmeli.

Terracycle’ın Loop Projesi, P&G, Uni­lever, Nestle gibi markaları bir araya getiren ve çocukluğumuzdan hatırla­dığımız “kapıya gelen sütçü” modeli, doluları getiriyor ve boşları alıp götü­rüyor.

Başlamak İçin Ne Gerekli?

Öncelikle döngüsel ekonominin anla­şılması, eğitimin temel parçası olması­na acil ihtiyaç var. Kurumlar buradaki fırsatları görmeli ve kurumsal strateji­lerine katacağı etkiyi hesaplamalılar. Kurumsal dönüşüm için ise döngüsel ekonomi prensiplerini içeren çerçeve­ler etkili olacaktır. Kuşkusuz devlet politika ve regülas­yonları her dönüşümde çok etkili.

Mevcut uygulamaların lineer sisteme göre tasarlandığını, doğadan alınan kaynakların sonunun çöplük olacağının düşünüldüğünü görmek gerekir. Tüm değer zincirini kapsayan uygulamalar planlanmalı. Ayrıca her bölgenin, şeh­rin ve kamusal alanın farklı özellikleri olduğu hesaba katılmalı ve çözümler coğrafi, kültürel, demografik koşullar göz önüne alınarak tasarlanmalı.

Bir başka düşünülmesi gereken konu ise finansman boyutu. İş modellerin­deki değişiklik, yeniden tasarımlar hem genel finansman ihtiyacını hem de muhasebe yöntemlerinin gözden geçirilmesini gerektiriyor. Bankacılık ve yatırımcılık bakış açısının da döngü­selliğe nasıl destek vereceği çalışılmalı.

Sonuç olarak, 20. yüzyıl ortalarında başlayan “At Gitsin” kültürü, atık kav­ramının ortadan kalkmasına doğru hız­lı bir şekilde yönelmeli. Ekonomik ve çevresel sistemlerin sürdürülebilirliği bu dönüşümün hızına bağlı. Tüketici algısı da hızlıca “Döndür Gitsin”e doğ­ru evrilmeli.

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Paylaş