Türkiye'nin İlk Yeşil İş ve Yaşam Dergisi

Ads 768x90

IPCC’nin Tarihi Raporu: Gıda Güvencesi için Emisyonlar Düşmeli

62 0

IPCC’nin yayımladığı İklim Değişikliği ve Arazi Özel Raporu’na göre insanların neden olduğu seragazı emisyonları topraklara eşi benzeri görülmemiş zararlar veriyor ve gıda güvencesini tehdit ediyor. İnsanlık, arazileri devasa ve sürdürülemez taleplerini karşılamak için kullanıyor ve bu durum hemen değişmezse iklim krizini önlemek mümkün olmayacak.

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC), İklim Değişikliği ve Arazi Özel Raporu’nu yayımladı. Tam adı “Karasal Ekosistemlerde İklim değişikliği, Çölleşme, Arazi Bozulumu, Sürdürülebilir Arazi Yönetimi, Gıda Güvencesi ve Seragazları Değişimleri Özel Raporu” olan rapor (“Special Report on Climate Change, Desertification, Land Degradation, Sustainable Land Management, Food Security, and Greenhouse Gas Fluxes in Terrestrial Ecosystems”), gezegenin iklim değişikliğinin üstesinden gelmesinin en iyi yolu kapsayıcı sürdürülebilirliğe odaklanmaktan geçiyor.

Bugün yayımlanan raporda “Topraklar, insanların büyüyen baskısı ile karşı karşıya, iklim değişikliği bu baskıyı daha da artırıyor. Bununla beraber küresel ısınmanın 2°C altında tutulması, tarım ve gıda sektörü dahil tüm sektörlerde seragazı emisyonlarının azaltılması ile mümkün olabilir” deniyor. Çalışma, IPCC Altıncı Değerlendirme Dönemi tarafından hazırlanan üç özel rapordan biri. Rapor, IPCC’nin üç çalışma grubunun bilimsel liderliğinde, Ulusal Seragazı Envanteri Görev Gücü’nün katkıları ve III. Çalışma Grubu Teknik Destek Birimi desteği ile hazırlandı.

İklim değişikliğine, etkilerine ve geleceğe dair riskler ile yapılabilecek muhtemel müdahalelere ilişkin bilimsel bilgiye dair güncel durumu değerlendirmek için kurulu küresel bir kurum olan IPCC’nin, İklim Değişikliği ve Arazi Özel raporu (SRCCL) Politikacılar Özeti, 7 Ağustos Çarşamba günü, Cenevre, İsviçre’de dünya hükümetleri tarafından görüldü ve onaylandı. 52 ülkeden 107 uzman tarafından hazırlanan rapor, sürdürülebilir arazi yönetiminin hem gezegenin geleceği hem de insanların refahı için kritik öneme sahip olduğunu gözler önüne seriyor.

Bu çalışma, Eylül’de Yeni Delhi, Hindistan’daki BM Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi Taraflar Konferansı (COP14) ve Aralık’ta Santiago, Şili’deki BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı (COP25) gibi önümüzdeki günlerdeki iklim ve çevre müzakereleri için kilit rol oynayacak bir bilimsel rapor olacak.

IPCC Başkanı Hoesung Lee “Hükümetler, IPCC’ye, tarihte ilk defa toprak ve iklim sistemlerine dair tüm ilişkiyi kapsamlı bir biçimde inceleme görevini verdiler. Bu görevi, dünya çapında uzmanlar ve hükümetlerden gelen birçok önemli katkı ile tamamladık. IPCC raporları tarihinde ilk kez yazarlarının çoğunluğu (%53) gelişmekte olan ülkelerden olan bir çalışma” diyor ve ekliyor: “Rapor, daha iyi bir arazi yönetiminin iklim değişikliği ile mücadeleye katkı vereceğini ama tek çözüm olmadığını da ortaya koyuyor. Küresel ısınmayı 2,0°C hatta 1,5°C altında tutmak için tüm sektörlerde seragazı azaltımı gerekiyor.”

2015 yılında, hükümetler, küresel ortalama sıcaklık artışını sanayi dönemine göre 2,0°C’nin çok daha altında tutarak ve 1,5°C ile sınırlandırma için çaba göstererek iklim değişikliğine küresel müdahaleyi güçlendirmeyi hedefleyen Paris Anlaşması’na arka çıktılar.

Arazilerin, nüfus artışı ve iklim değişikliğinin bitki örtüsü üzerindeki olumsuz etkileri artarken gıda güvenliğini temin etmek için üretken kalması gerekiyor. Bu durum, toprakların iklim değişikliği ile mücadeleye katkısının sınırlı olacağı anlamına da geliyor. Örneğin, gıda güvenliğine dair riskleri önlemek için enerji bitkilerinin ekimi ve biyoenerji konusunun dikkatlice ele alınması gerekiyor. Ayrıca, ağaçların ve toprakların karbonu verimli bir biçimde tutması zaman alan bir süreç. Biyoenerji bu yüzden gıda güvenliği, biyolojik çeşitlilik ve arazi kullanımı alanındaki risklerden kaçınmak için dikkatlice yönetilmeli. Bu tür konularda istenilen sonuçlara ancak yerel ihtiyaçlara ve koşullara uygun politikalar ve yönetişim sistemleri ile ulaşılabilir.

Toprak Çok Önemli Bir Kaynak

İklim Değişikliği ve Arazi Raporu’na göre gezegenin iklim değişikliğinin üstesinden gelmesinin en iyi yolu kapsayıcı sürdürülebilirliğe odaklanmaktan geçiyor.

IPCC III. Çalışma Grubu Eşbaşkanı Jim Skea “Topraklar iklim sisteminde önemli bir rol oynuyor. Tarım, ormancılık ve diğer toprak kullanım biçimleri küresel insan kaynaklı seragazı emisyonların %23’ünden sorumlu. Aynı zamanda topraktaki doğal süreçler ise yaklaşık olarak fosil yakıt ve endüstri kaynaklı karbondioksit emisyonlarının üçte birine eşdeğer miktarda karbondioksit yutuyor” diyor.

IPCC II. Çalışma Grubu Eş-Başkanı Hans-Otto Pörtner ise “Rapor, arazi kaynaklarını sürdürebilir yönetmenin iklim değişikliği ile mücadeleye nasıl yardım edebileceğini gösteriyor” ifadelerini kullanıyor. Pörtner, “Halihazırda kullanılan araziler değişen iklimlerde dünyayı besleyebilir ve yenilenebilir enerji için biyokütle sağlayabilir, ancak muhtelif alanlarda ivedi ve geniş kapsamlı eylemler gerekiyor. Bu eylemlere aynı zamanda ekosistemleri ve biyolojik çeşitliği korumak ve onarmak için de ihtiyacımız var” diye ekliyor.

Çölleşme ve Arazi Bozulumu

Topraklar bozulunca, üretkenliğini kaybediyor, yetişebilecek ürünler kısıtlanıyor ve toprağın karbon yutma yetisi azalıyor. Bu aynı zamanda, iklim değişikliği arazi bozulumunu birçok yönden artırırken, topraktaki bozulma da iklim değişikliğini alevlendiriyor.

Ulusal Seragazı Envanterleri Görev Gücü Eşbaşkanı Kiyoto Tanabe “Sürdürülebilir arazi yönetimi konusunda yapacağımız tercihler olumsuz etkilerin azalmasına ve bazı vakalarda tersine çevrilmesine yardımcı olabilir” diyor. Tanabe açıklamasına şöyle devam ediyor: “Daha yoğun yağışlar, ekili alanlardaki toprak erozyonu riskini artırıyor. Sürdürülebilir arazi yönetimi, toplulukları toprak erozyonunun ve toprak kaymasının vereceği hasarlara karşı korumak için bir yöntem. Ancak, bu yöntemin de sınırları var, bazı vakalarda arazi bozulumunun geri dönüşü olmayabilir.”

Kabaca 500 milyon insan giderek çölleşen alanlarda yaşıyor. Kurak alanlar ve çölleşen araziler aynı zamanda iklim değişikliğine ve kuraklık, sıcak hava dalgaları ve kum fırtınaları gibi aşırı hava olaylarına karşı en savunmasız araziler. Nüfus artışı da bu topraklar üzerindeki baskıyı giderek artırıyor.

Rapor, arazi bozulumu ile mücadele etmek ve iklim değişikliğini engellemek veya iklim değişikliğine uyum sağlamak için kullanılabilecek yöntemleri ortaya koyuyor.

IPCC I. Çalışma Grubu Eş-Başkanı Valerie Masson-Delmotte “Yeni bulgular, 1,5°C’lik ısınmada bile kurak alanlarda su kıtlığı, yangın, permafrostun bozulumu ve gıda güvenliği konularında riskler arttığını gösteriyor. 2°C’lik artışta ise özellikle permafrostun bozulması ve gıda sistemi güvenliği konusuna çok yüksek riskler ortaya çıkıyor” diyor.

Gıda Güvenliği

İklim değişikliğine karşı eşgüdümlü eylemler aynı zamanda arazilerin, gıda güvenliğinin ve beslenmenin iyileşmesini sağlayabilir ve açlığı durdurmaya yardım edebilir. Bu rapor iklim değişikliğinin gıda güvenliğinin dört temelini; mevcudiyetini (ürün ve üretim), erişimini (fiyatlar ve gıdayı temini), kullanımını (beslenme ve pişirme) ve istikrarını (erişimde aksama) etkilediğini vurguluyor.

IPCC II. Çalışma Grubu Eşbaşkanı Priyadarshi Shukla, “İklim değişikliği, üretimde azalma, fiyatlarda artış, beslenme değerinde azalma ve tedarik zincirinde aksamaya neden olacak, gıda güvenliğini gün geçtikçe artarak etkilemeye devam edecek. Farklı ülkelerde farklı etkiler ile karşılaşacağız ancak Afrika, Asya, Latin Amerika ve Karayipler’deki düşük gelirli ülkelerde şiddetli etkiler görülecek” diye ekliyor.

Rapor, gıdaların üçte birinin kaybolduğunu ya da çöpe atıldığını ortaya koyuyor. Gıda kaybı ve atığının nedenleri, gelişmiş ile gelişmekte olan ülkeler ile bölgeler arasında büyük farklılıklar gösteriyor. Bu kaybı azaltmak, seragazı emisyonlarının azaltılmasını ve gıda güveliğinin geliştirilmesini sağlayabilir.

IPCC II. Çalışma Grubu Eşbaşkanı Debra Roberts, “Bazı beslenme tercihleri daha fazla toprak ve daha fazla suya ihtiyaç duyuyor ve diğer tercihlere göre daha fazla ısı tutan gazların salınmasına neden oluyor” diyor. Roberts, “Kaba taneli tahıllar, kuru baklagiller, meyve ve sebzeler gibi bitki temelli gıdaları ön plana çıkaran dengeli beslenme ve düşük seragazı emisyonu sistemleri içerisinde üretilen hayvan kaynaklı gıdalar iklim değişikliğine uyum ve iklim değişikliğini sınırlandırmada önemli fırsatlar sunuyor” diyor.

Rapor, arazi ve gıda sisteminde riskleri yönetmek ve kırılganlıkları azaltmak için yöntemler olduğunu gösteriyor.

Risk yönetimi, gıda sistemleri üzerinde etkileri olan aşırı hava olaylarına karşı toplulukların direncinin artmasını sağlayabilir. Bu direnç artışı, beslenme değişikliği yaparak ya da toprakların daha fazla bozulmasını engelleyecek ürün çeşitliğini sağlayarak ya da aşırı veya değişken hava olaylarına karşı direnci artırarak sağlanabilir.

Eşitsizlikleri azaltmak, geliri artırmak ve bazı bölgelerin (toprağın yeterli gıda temin edemediği yerlerin) dezavantajlı duruma düşmesini engellemek için gıdaya eşit erişimi sağlamak iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine karşı durmak için diğer yöntemler. Aynı zamanda, erken uyarı sistemleri gibi halihazırda erişilebilir olan risk yönetimi ve paylaşımı yöntemleri de bulunuyor.

İvedi eylemle birlikte kapsayıcı sürdürülebilirliğe odaklanmak iklim değişikliği ile mücadele için en iyi yolları sunuyor. Bu odaklanma, düşük nüfus artışı ve azaltılmış eşitsizlikler, daha iyi beslenme ve daha az gıda atığı anlamına geliyor.

Böylelikle, daha dirençli bir gıda sistemini sağlanabilir ve daha fazla alan biyoenerjinin erişimine açılabilir. Ancak, bu alanlara ivedi eylem olmaz ise, biyoenerji için daha fazla toprağa ihtiyaç doğacak, bu durum da arazi kullanımı ve gıda güvenliği konusunda çetrefilli kararlara yol açacak.

IPCC Ulusal Seragazı Envanteri Görev Gücü Eşbaşkanı Eduardo Calvo, “Sürdürülebilir arazi yönetimini destekleyen, kırılgan toplulukların gıdaya erişimini sağlayan ve seragazı emisyonlarını azaltırken karbonu toprakta tutan yöntemler önemli” diyor.

Arazi ve İklim Değişikliği Müdahaleleri

Arazi ve enerji dışında, ulaşım ve çevre gibi alanlardaki politikalar da iklim değişikliği ile mücadelede önemli fak yaratabilir. İvedi eylem, kayıpları önlediği için düşük maliyetli.

IPCC I. Çalışma Grubu EşBaşkanı Panmao Zhai, “Yapmakta olduğumuz şeyler var. Teknoloji ve iyi uygulamalar mevcut ve kullanılıyor ancak bunların boyutunun büyütülmesi müsait ama halihazırda kullanılmadıkları yerlerde kullanılması gerekiyor” diyor.

Zhai, “Sürdürülebilir arazi kullanımı, aşırı tüketim ve gıda atığını azaltma, orman yangınlarını önleme, aşırı yakacak odun hasadını engelleme ve seragazı emisyonlarını azaltma ile ilgili gerçek bir potansiyel var ve bu aynı zamanda arazi ile ilgili iklim değişikliği ile mücadeleye de yardım etmek demek” diye ekliyor.

Rapor hakkında detaylı bilgiye buradan erişebilirsiniz.

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Paylaş