Türkiye'nin İlk Yeşil İş ve Yaşam Dergisi

Ads 768x90

COP25’in İlk Haftasında Neler Yaşandı?

,
226 0

Paris Anlaşması’nın uygulanmaya başlayacağı 2020 yılı öncesinde düzenlenen son iklim zirvesi COP25’te ilk hafta geride kaldı. 

COP25’in ilk haftası, Madrid’de sokakları dolduran 500.000 iklim aktivistinin iklim eylemi talepleri ile kapandı. Geçtiğimiz yıl Katowice’de düzenlenen zirvede 6000 kişinin yürüdüğü düşünülürse, Greta’nın başlattığı hareketin gelişimi daha da net anlaşılıyor. İklim için sokağa çıkanların, başka bir deyişle iklim değişikliğinin siyasetin merkezinde olması gerektiğini düşünenlerin sayısı her geçen gün artıyor.

Yaklaşık 200 ülkenin delegelerinin katıldığı zirvede ise kritik müzakere başlıklarında – karbon marketleri ve kayıp & zarar -, yavaş ama önemli gelişmeler yaşandı. Bu hafta ise zirveye artık üst düzey temsilciler, devlet başkanları ve bakanların katılması bekleniyor.

Türkiye Gündemi

Geçmiş yıllarda da olduğu gibi bu sene de zirvede Türkiye gündemi hızlı başladı ama sonrasında haberler kesildi. Türkiye, ekten çıkma talebinin tartışılmasına dair taslak gündem önerisi vermişti, ancak ilk gün bu teklifini çektiğini duyurdu.

Diğer bir yandan ise yine aynı gün, Çevre ve Şehircilik Bakanı Madrid’de Türkiye Pavilyonu açılışında ilginç bir açıklama yaptı. Açıklamada, Türkiye’ye Fransa, Almanya ve Dünya Bankası tarafından bir teklif yapıldığı, ancak finans paketinin önerisinin Türkiye’nin hassasiyetlerine cevap vermediği ifade edildi. Teklifin miktarı ve niteliği içeriği hakkında her hangi bir resmi açıklama bulunmuyor. Türkiye’nin iklim finansmanına erişmek istediği ise uzun süredir bilinen bir gerçek.

Müzakereler hızlanması ile birlikte iklim zirvesinden bir “mutabakat zaptı” nın çıkması ve Türkiye’nin Paris Anlaşması’nı onaylaması düşük bir ihtimal olarak değerlendiriliyor. Pazartesi gününden beri bu konuda her hangi bir gelişme yaşanmadı ancak bu hafta üst düzey bürokratların Madrid’e gelmesi ile birlikte süreç hızlanabilir.

Ancak, taraf olmamak Türkiye için her geçen gün daha da zorlaşan bir süreç anlamına geliyor. Türkiye taraf olmadığı için CMA toplantılarında gözlemci konumunda bulunuyor. Karbon piyasaları ve kayıp zarar gibi kritik konular artık anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle – 2020 – bu toplantıda ele alınacak. Öte yandan, bu zirvede gelecek bir Paris Anlaşması onayı, Türkiye’nin, müzakereler için kritik bir yıl olarak nitelendirilen 2020 yılına güçlü bir pozisyonda girmesini sağlayabilir.

Müzakere Masasında Neler Yaşanıyor?

Karbon Piyasaları Zirvenin gündemindeki en zorlu mesele. Paris Anlaşması’ndaki Madde 6, anlaşmanın bütünlüğünü koruyan ve iklim eylemini güçlendiren bir karbon piyasaları rejimi. Bu nedenle küresel hedeflere ulaşmak açısından kritik öneme sahip.

Görüşmeler, ülkeler arası ticaret (Madde 6.2) ve yeni küresel bir karbon pazarı kurulumu (Madde 6.4) maddelerinin detaylarında yoğunlaşıyor. Ayrıca, gönüllü karbon piyasaları için de bir çerçevenin oluşturulması da gündemdeki önemli meseleler arasında.

Paris Anlaşması’na taraf olmayan Türkiye için özellikle gönüllü karbon piyasaları konusunda nasıl bir çerçeve oluşturulacağı kritik öneme sahip.

Karbon piyasalarına dair son taslak metin ise Cumartesi günü çıktı. İklim Zirvesi’ndeki karbon piyasaları gündeminin detaylarını ve anlaşma ile küresel piyasalar üzerinde etkilerinin ne olabileceğine dair detaylı bilgilere buradan ulaşabilirsiniz.

Kayıp & Zarar,görüşmelerdeki diğer çetin mesele. BM, iklim değişikliğinin yol açtığı ve açacağı ekonomik, sosyal ve çevresel kayıp zararların nasıl yönetileceğini belirleyen Varşova Uluslararası Kayıp Zarar Mekanizması’nın bu zirve bittiğinde tamamlanmasını amaçlıyor.

Ancak, aynı zamanda kayıp zarar mekanizması doğrudan finansmanla ilgili bir gündem maddesi. Sorulan soru, hasarların kim tarafından nasıl karşılanacağı. Zirvede bulunan hemen hemen her ülkenin, kayıp ve zararlar konusunda kırmızı çizgileri var. O yüzden görüşmeler yavaş ilerliyor. Liderlerin katılımı ile müzakerelerin hızlanması bekleniyor.

Ortak takvim (Common Time Frames), gündemdeki diğer tartışmalı konulardan biri. Yani ülkelerin kaç yılda bir ulusal katkı beyanları vereceği konusu. Geçen sene Katowice’de kabul edilen Kural Kitabı’nda ülkeler, küresel iklim eylemini düzenli takip edebilmek için, bu planları eş zamanlı yenilemek üzere anlaşmışlardı. Şimdiki soru ise kaç yılda bir bunu yapacaklar?

İklim krizinden en çok hasar gören ülkeler, küresel toplumun daha hızlı hareket edebilmesi için planların beş yılda bir yenilenmesi için bastırıyorlar. Rusya ve Japonya ise 10 yılda diretiyor. ABD, Kanada ve Arap Grubu ise bu meseleye 2023 yılına kadar karar vermeye gerek olmadığını savunuyorlar. Masada 8 farklı opsiyon var.

Paris Anlaşması’nın kurallarına göre ülkeler, ilk yenilemeyi 2020 yılı içerisinde tamamlamak ile yükümlüler. Eş zamanlı hedef vermek ve bunu küresel bir takvime bağlamak, ülkelerin planlarındaki tarihsel farklılıkları da ortadan kaldırabilir. Mevcut verilen planlarda birçok farklı tarih var. Örneğin Türkiye 2030 yılını hedefleyen bir iklim planı sunmuştu, ABD’nin sunduğunda ise 2025 yılı hedefleniyor.

Ulusal Planlar Gündeminde Ne Var?

Her ne kadar resmi gündemde olmasa da, hedef yükseltme ve ulusal planlar, zirvede konuşulmaya devam ediyor. Ülkelerin, 2020 yılında planlarını yenilemeleri gerekiyor. Şu ana kadar tek bir ülke -Şili- resmi olarak yeni plan sundu. Bu da 184 ülkenin 2020 yılında plan sunması demek. Ülkelerin bu zirvede bu konuya dair sinyaller vermesi gerekiyor.

Zirvenin ilk haftasında yayımlanan raporlar, müzakereler ülkelerin kırmızı çizgileri nedeniyle yavaş ilerlerken, dünyanın kırmızı çizgisine her gün bir adım daha yaklaştığını ortaya koydu.

  • Dünya Meteoroloji Örgütü’nün yayımladığı yıllık analizde, 2019 yılının, tarihteki en sıcak ikinci yada üçüncü yıl olarak kayda geçeceği, ve sanayi öncesi dönemlere göre küresel sıcaklık artışının 1.1 derece artış gösterdiği belirtildi.
  • Üstelik kalan karbon bütçesini de her geçen gün tüketiyoruz. Küresel Karbon Bütçesi Raporu 2019 yılında küresel emisyonların %0.6 oranında artış gösterdiğini açıkladı. İyi haber, emisyon artış hızı yavaşlıyor ama yeterli değil. 1.5 derece hedefi için yılda en az %7.6 emisyon azaltımı gerekiyor. Bu arada bu çalışma, Türkiye’nin 2018 dünyanın en büyük 15.inci kirleticisi olduğunu da gözler önüne serdi. Türkiye’nin 2018 itibari ile Fransa’dan ve İngiltere’den daha fazla seragazı salıyor.
  • Gaz ve petrolcüler ise durmaya niyetli değil. Oil Gas and Climate adlı rapor, petrol ve gaz endüstrisinin, ABD, Kanada, Norveç ve birçok farklı ülke için planladığı yeni yatırımların küresel ısınmayı 1.5 derece altında durdurmayı imkansızlaştıracağını söylüyor.
  • Küresel Risk İndeksi, 2018 yılında iklim krizi ile ilişkili aşırı hava olaylarının Myanmar ve Haiti gibi sadece yoksul ülkeleri değil, dünyanın en zengin ülkelerini de etkilediğini gösteriyor. Japonya, 2018 yılında aşırı hava olaylarından en çok etkilenen ülke olurken, Almanya ve Kanada da en çok etkilenen ilk 10 ülke arasındaydı. Rapor sonuçları, bilim insanlarının iklim kriziyle giderek kötüleştiğini ortaya koyduğu sıcak hava dalgalarının neden olduğu hasarı gösteriyor.

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.