Afrika’ya Yeşil Duvar, Dünya Sahnesindeki Döngüsel Ekonomi, Çin’in İlk “Dikey Ormanı”…

Bu Haberi Paylaşın:

Döngüsel Ekonomi Dünya Sahnesinde

Dünya ekonomisi doğal bir doğrusallık içinde süregeliyor. İnsanoğlu doğadan sağladığı malzemeler ile bir şeyler üretiyor, onu kullanıyor ve bir süre sonra ya artık işe yaramadığından veya kullanmaktan sıkıldığı için atık olarak çöpe atıyor. Bu “üret-kullan-at” döngüsünü giderek hızlandırıyor, daha çok tüketip daha fazla atık yaratıyoruz. Okyanuslardaki plastik, vücudumuzdaki kimyasallar, havadaki kirlilik hep bu yüzden. İşte bu nedenle bu modeli hiç vakit geçirmeden terk edip yüzümüzü tükettiğimizden tekrar üreterek atık oluşumunu önler bir modele çevirmemiz lazım. Böylelikle sadece dünyamızı kurtarmayacak; değer, kârlılık ve yeni iş fırsatları yaratacağız. Üstelik önümüzde muhteşem bir örnek, döngüsel ekonomi uygulamasında öncü bir ülke olan Finlandiya var. Ülke bu modele geçtiğinden beri yılda 2-3 milyar euro değer yaratıyor. Geçen yıl hükümet tarafından ulusal döngüsel ekonomi yol haritası oluşturuldu, bu dünyada bir ilk! Yol haritası ile vizyon, projeler ve sorumluluklar belirlendi. Çalışmalara halktan kamuya, ticari birliklerden sanayi ve çevre gruplarına tam 1000 kişi katkı sağladı. Şimdi sıra bu muhteşem başarıyı duyurmakta ki benzerleri gelsin. İş dünyası, akademisyenler, kanun yapıcılar da konuyu tartışmak için Haziran’da Helsinki’de yapılan Dünya Döngüsel Ekonomi Forumu’nda bir araya geldi.

CECHR@CECHR_UoD https://t.co/kXxF1wMFm

Sahra Çölü’ne Dev Yeşil Duvar

11 Afrika ülkesi, Sahel-Sahra bölgesinde çölleşmeyi önlemek amacıyla yeşil kuşak oluşturmak için 7.775 km uzunluğunda ağaçtan bir duvar örüyor. Toplam bedeli 2 milyar dolar olması beklenen projenin iki ucu batıda Senegal’e, doğuda ise Cibuti’ye uzanıyor. Çölleşme bölgede büyük sorun ve bugüne dek 500 milyon insanın göç etmesine neden olmuş. Erozyon ve azalan yağış sonucu tarım verimliliğinin çok düşmesi, kum fırtınaları ve gıda kıtlığı halk sağlığını olumsuz etkiliyor. Fikir 2005’te Nijerya Devlet Başkanı tarafından ortaya atıldı ve 2007’de benimsendi. COP21 sırasında Fransa Cumhurbaşkanı 2020’ye kadar çölleşme karşıtı çalışmalara ayrılacak 1 milyar dolar içinde bu projenin de yer alacağını açıkladı. Çalışmalarda şu ana kadar Senegal başı çekiyor; ülkede bugüne dek 40 bin hektar alanda 12 milyon ağaç dikildi. 21 Afrika ülkesi, Dünya Bankası ve Fransa hükümetinin de desteğiyle beklenenin çok üzerinde, toplam 4 milyar dolarlık fon oluşturdu. Proje kapsamında 2016 sonu itibarıyla büyük kısmı Senegal’de olmak üzere %15 ağaç dikimi tamamlandı.

CECHR @CECHR_UoD

Net-Sıfır Emisyon 2060’ta Mümkün

Uluslararası Enerji Ajansı’na (IAE) göre küresel ısınmada 2°C limitini tutturmak 2060 yılında teknik olarak mümkün ancak mevcut aksiyonlarla zor! En büyük belirsizliklerden biri dünyanın emisyon artışına ne kadar hassas olduğu ve sürekli artan karbonu nereye kadar yutabileceğinin bilinmemesi. Küresel ısınmanın 2°C altında tutulabilmesi, yüzyılın ikinci yarısında kesinlikle sıfır emisyona ulaşmayı gerektiriyor. IEA’nin çalışmaları daha önce mevcut politika ve iklim taahhütlerinin yetersiz olduğunu ve bu nedenle sıcaklığın 2100 yılında 2,7°C olacağını gösteriyordu (tabii bu çalışmalar Donald Trump’ın ABD’nin artık oyunda olmadığını açıklamasından önceydi). IEA en son raporunda şunu vurguluyor: Teknoloji, ekonomik gelişme ve enerji güvenliğinin yanı sıra küresel iklim hedeflerine ulaşmada daha belirleyici ve kilit bir rol oynayacak! IAE ilk kez teknolojik gelişimi ve etkilerini de öngören modelinde 2060 yılında enerji sektöründe net-sıfır karbon emisyona ulaşılmasının mümkün olduğunu ortaya koydu. Bunun başarıya ulaşılması için temiz enerji teknolojilerinin yaratıcı buluşlarla tüm sektörleri maksimum itmesi, tüm siyasi kaldıraçların topyekûn harekete geçmesi ve tüm paydaşların bu çabaya dahil olması gerekiyor. Raporda emisyondaki azaltımın %75’inin enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji, %14’ünün karbon tutma ve depolama, %6’sının nükleer ve %5’inin de yakıt değişimiyle sağlanacağı hesaplandı. Oluşturulan senaryoya göre fosil yakıtların enerji karışımı içindeki payı 2060 yılında %35’e düşecek, bu rakam 2014 yılında %82idi. Eğer 2°C altına inilebilirse fosil yakıtın payı 2060 yılında %26’ya geriliyor.Carbon

Brief@CarbonBrief https://t.co/MOLMGE5Qx7

Bu Isı Nerede Gizleniyor?

Atmosfere tüm gücümüzle seragazları pompalıyoruz, buna rağmen son 15 yıldaki atmosferik ısınma önceki 30 yıla kıyasla yavaşlamış durumda. Peki bu ilginç bilgi, 1857’den bugüne seragazları hakkında öğrendiğimiz her şeyin yanlış olduğunu mu söylüyor? Hayır. İnsanoğlu üzerinde yaşadığı “kara”nın yüzey sıcaklığına odaklanmış durumda. Halbuki içinde bulunduğumuz iklim sistemi içinde unutmamız gereken bir bileşen daha var: Okyanuslar. Ve bu dev su kütleleri aslında muazzam miktarda ısı enerjisini yutarak saklıyorlar. IPCC’nin raporuna göre küresel ısınmanın başlangıcından itibaren okyanuslar tarafından tutulan ısı enerjisi olağanüstü arttı. Günümüzde dünyada tutulan enerjinin %7’si hava, kara ve buzullarda iken, kalan %93’ü okyanuslarda bulunuyor. Bir yılda okyanuslar tarafından yutulan enerji, ABD’de harcanan enerjinin tam 43 katı (2012 yılı verisi). 2010 yılı itibarıyla okyanuslarda tutulan enerjinin 251 zetajul olduğu hesaplandı (1 zetajul ABD’deki 25 milyar evin bir yıllık enerjisini karşılayabilir). Bunun yanı sıra CO2’nin okyanuslara başka direkt etkileri de var: CO2 suyla karıştığında oluşan kimyasal reaksiyon (bilinen adıyla asitleşme) karbonat iyonlarının kullanılmasına sebep olduğundan mercanların ve diğer varlıkların kabuk ve dış iskelet oluşturma kabiliyetlerini önemli ölçüde zayıflatıyor ve okyanus yaşamına büyük zarar veriyor. Üstelik asitleşme süratle artıyor. Buna karşın okyanusların ısı tutma limitleri sınırsız. Daha sıcak su kütleleri daha fazla buharlaşmaya ve dolayısıyla çok daha fazla ve şiddetli yağışlara sebep oluyor.

UN Climate Action @UNFCCC https://t.co/GEvWluVWo8

Çin’in İlk “Dikey Ormanı”

Nüfusun ve hava kirliliğinin muazzam biçimde arttığı Çin’de yaratıcı bir proje yükseliyor: “Dikey orman”. Ülkenin doğusunda bulunan Nanjing şehrinde yükselen proje, içinde 247 odalı bir otel, alışveriş alanları, restoranlar, ofisler, konferans ve sergi alanı, müze, çatısında da eğlence kulübü ve yeşil mimari okulunun bulunacağı 200 ve 108 metre yüksekliğinde iki gökdelenden oluşuyor. Proje Milano’daki Bosco Verticale’yi inşa eden İtalyan mimar Stefano Boeri ve ekibi tarafından tasarlandı. Kuleleri 23 yerel türden 1.100 ağaç ile 2.500 bitki ve çalı türü kaplayacak. Mimarlar dikey ormanın yılda 25 ton CO2 tutacağını ve günde 60 kg oksijen üreteceğini hesapladı. 25 ton CO2 yılda beş aracın trafikten çekilmesine eşdeğer. Geçen Aralık’ta doğusundaki 24 şehirde aşırı kirlilik nedeniyle kırmızı alarm verilmesi üzerine okulların tatil, uçak seferlerinin iptal edildiği, araçların yola çıkmasının yasaklandığı, halkın evden çıkamadığı bir ülke için projenin sağlayacağı fayda son derece küçük. Ancak projenin örnek oluşturmasıyla bu tip yeşil mimari projelerin artması bekleniyor. Örneğin kuzeyde bir endüstri merkezi olan ve hava kirliliğinden çok fazla etkilenen Schijiazhuang’da 100 bin kişinin yaşayacağı, ağaç ve bitkilerle kaplı değişik yüksekliklerdeki binalardan mini bir şehir kurulması planlanıyor. Dikey yeşil alanlar dünyada yaygınlaşmaya başladı, en bilinen örnekler Singapur (Supertrees) ve Sidney’de (One Central Park).

World Economic Forum@wef https://t.co/XhnUG42fZA

  • Bu yazıyı paylaşın
  • Facebook
  • Twitter
  • Delicious
  • Digg