“Sizin İçin İyi, Gezegen İçin İyi”

Bu Haberi Paylaşın:

Zaten kendi bedenimiz ve ruhumuzla, gezegenin mutluluğu ve esenliğini bir ve aynı şey olarak düşünmek değil mi asıl mesele. Bu ikisini birbirinden ayıran her adım ve ruh hali, kendisiyle beraber gezegeni de bir cehenneme çevirmeye yetiyor ve artıyor bile. 2016 yılında 140. yılını kutlayan, dünyanın en büyük makarna üreticisi Barilla, işte bu yoldan gidiyor ve “Sizin için iyi olan, gezegen içinde iyidir ama gezegen için iyi olan da hiç kuşkusuz sadece sizin için değil, gelecek nesiller için de iyidir” diyor. Buradan yola çıkınca, tesislerindeki çevresel etkiyi azaltmaktan sürdürülebilir tarımı desteklemeye ve doğru beslenme alışkanlıklarını tüm dünyaya yaygınlaştırmaya kadar uzanan sonsuz bir patika ile karşılaşmak tabii ki kaçınılmaz…

Barış Doğru

Bazı şirketler, kuruluşlar, sürdürülebilirlik konusunda ders olarak okutulmalı. Açıkçası “Sağlıklı bir yaşam tarzının teşvik edilmesi, sürdürülebilir tarım ve gıda israfının engellenmesi” olmak üzere üç ana hedef üzerine kurdukları ve EXPO 2015’te ilan ettikleri Milan Protokolü ile dikkatimi çeken, sonra da hep takip etmeye çalıştığım Barilla, tam da öyle bir şirket. Bir aile şirketi olarak da, bir gıda şirketi olarak da incelenmeye değer ama onun da ötesinde bir rota çizmenin, o rotada ısrar etmenin, kendi iş alanı ile toplumsal ve çevresel yararı bir araya getirmenin, içinden çıktığı ülke ve bölgenin kültürel mirasıyla gezegenin ve insanlığın yararını bir birine teyellemenin ne kadar üretken ve sürdürülebilir olduğunu görmek için de iyi bir şans Barilla.

140 yıllık bir şirketten bahsediyoruz. Bugün başında 4. kuşağın bulunduğu Barilla ailesinin, 2016 yılı iş ve sürdürülebilirlik sonuçlarını açıkladığı bir gezi için, şirketin doğduğu, büyüdüğü ve köklerinden hiç kopmadan bir dünya markası haline geldiği İtalya’nın Parma kentindeyiz. İlk kurulduğu küçük fırının önünde, dünyanın dört bir yanından gelmiş gazetecilerle birlikte, bir kurumu ayakta tutabilecek şeylerin neler olabileceğini düşünüyorum. Tüm şirketler için aslında her zaman iki yol var: İyilik ve Kötülük. İkisinden de yürüyebilir, ayakta kalabilir, büyüyebilirsiniz. Ancak gece yatağınıza yattığınızda rahat uyuyabilmeniz için, markanın kurucusu Pietro Barilla’nın “Çocuklarınıza yedirmeyeceğiniz hiçbir şeyi üretmeyeceksiniz” prensibini ya da bir benzerini benimsemekten başka çare yok. Zaten bugün motto edindikleri “Sizin için iyi, Gezegen için iyi” (Good for You, Good for the Planet) misyonu da bu tarihsel kökenlerden türemiş gibi…

Kyoto’dan Milano’ya…

Derse devam. Doğru yolda yürümeye niyetliyseniz, baştan hedeflerinizi ve yolunuzu doğru çizeceksiniz. Bugünkü başarının altında, işte o ilk doğrular yatıyor. Barilla Gıda ve Beslenme Merkezi (BCFN) başkanı Guido Barilla, 2013 yılında 5. Uluslararası Gıda ve Beslenme Forumu’nda şöyle demiş: “1997 yılında çevreyi korumak için bir grup öncü lider tarafından sunulan Kyoto Protokolü’nden esinlendiğimiz Milano Protokolü ile dünyanın geleceği için açık bir taahhütte bulunarak tarihin bir parçası olma fırsatımız var”. İşte ilk doğru adım. Peki Milano Protokolü’nün üç makro hedefi neydi? “2020 yılında, farkındalığı artıracak kampanyalar, tarımla başlayacak ve tüm gıda zincirini içine alacak uzun dönemli anlaşmalarla, inanılmaz bir miktar olan yıllık 1,3 milyar ton israf edilen gıda miktarının %50 oranında azaltılması; tarımsal reformların uygulanması ve gıda-temelli biyoyakıt kullanımı ile ilgili sınırlamalarla gıda fiyatlarındaki mali spekülasyonlara karşı mücadele; ABD’de Michelle Obama tarafından gündeme getirilen, çocukluktan başlayarak sağlıklı yaşamın teşvik edildiği gıda eğitimine yönelik örnekleri takip ederek obeziteyle mücadele.” İşte bu sacayağından yola çıkarak, ne üretiyor olursanız olun, değer zincirinizin en son halkasına kadar ilerlemeniz ve “iyi”yi kurmanız mümkün.

Dört Derste Sürdürülebilirlik

İşte o ilk sözden yola çıkan Barilla, bugün sözleşmeli tarımla, sürdürülebilir gıda üretimi konusunda dünyanın dört bir yanındaki çiftçilerle işbirliği yapıyor. Türkiye’de de denemelerinin olduğunu, önümüzdeki dönemde yaygınlaştırmak için uğraş vereceklerini söyledikleri sözleşmeli tarım, hem çiftçilerin, hem toprağın, hem de nihai ürünün sürdürülebilirliği için son derece önemli. Bu şekilde hem köylülerin ekonomik gelirini, hem makarnanın hammaddesi durum buğdayının geleceğini, hem de kendi kurumsal kârlılıklarını garanti altına alıyorlar.

Guido Barilla

İşte taahhütlerin diğer yönü: Kurdukları Barilla Mutfak Akademisi’yle dünyanın dört bir yanında sağlıklı Akdeniz mutfağını yaygınlaştırıyorlar. Tek bir kararla, ürünlerinden palm yağını sonsuza kadar çıkarma kararı alıyorlar. Son yedi yılda 360 ürününün besin profilini iyileştiriyorlar. Sürdürülebilirlik raporlarında, 2016 yılında sürdürülebilir durum buğdayı tedarikini %30 artırdıklarını, 2010’da bu nihai üründe ton başına karbon salımını %28, su tüketimini ise %21 oranında azalttıklarını görebiliyoruz. Ve tabii dünyanın en itibarlı 100 şirketini listeleyen İtibar Endeksi’nde 23. sıraya, gıda şirketleri arasında ise ikinci sıraya yerleşiyorlar.

Ancak işin daha ilginç kısmı -aslında hiç de ilginç değil ama- ekonomik olarak da başarı elde ediyorlar. 2016 yılında tüm ekonomik dalgalanmalara karşın bir önceki yıla göre ciro bazında %2 büyümeyi de başarmışlar.

Tüm şirketler için aslında her zaman iki yol var: İyilik ve Kötülük. İkisinden de yürüyebilir, ayakta kalabilir, büyüyebilirsiniz. Ancak gece yatağınıza yattığınızda rahat uyuyabilmeniz için, markanın kurucusu Pietro Barilla’nın “Çocuklarınıza yedirmeyeceğiniz hiçbir şeyi üretmeyeceksiniz” prensibini ya da bir benzerini benimsemekten başka çare yok.

Parma yakınlarındaki dünyanın en büyük makarna fabrikasında bir yandan sonsuz makarna çubuklarının üretimini, diğer yandan bölümler arasında bisikletleriyle dolaşan çalışanları izlerken, sürdürülebilirliğin de, iyiliğin de aslında o kadar zor olmadığını düşünüyorum. Sadece biraz ders çalışmak lazım: Ders bir: Neyi, nerede ve ne için ürettiğinizi iyi bileceksiniz. Ders iki: Ne yapıyorsanız onu doğru yapmanın yolları üzerine dikkatlice düşüneceksiniz. Ders üç: Kendi bedeniniz ve ruhunuz, kurumunuz ve gezegen arasındaki bağı hiç unutmayacaksınız. Ders dört: Kendinizin veya çocuğunuzun yemesini, içmesini, kullanmasını, okumasını istemediğiniz hiçbir şeyi üretmeyeceksiniz. Bu derslere uyupda iyiliğin uzağına düşmek, sınıfta kalmak gerçekten zor.

  • Bu yazıyı paylaşın
  • Facebook
  • Twitter
  • Delicious
  • Digg