Toprağa, Suya, Gıdaya, Sağlığa Büyük Tehdit

Bu Haberi Paylaşın:

Hızla büyümeye ve ses getirmeye devam eden #KömürÜzer kampanyasının koordinatörü Özlem Katısöz’le tarım alanlarımızın günden güne azalması ve kömürlü termik santralların çiftçinin suyuna, toprağına nasıl ortak olduğunu konuştuk.

Kömür Üzer kampanyasını hangi gelişmeler üzerine başlattınız?

Kömür Üzer, tarım alanları üzerindeki yeni kömür yatırımlarına ve olası etkilerine dikkat çekmek amacıyla TEMA Vakfı’nın başlattığı bir kampanya. Hedefimiz Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın kömür yatırımlarına karşı bir pozisyon almasını sağlamak ve kömür yatırımlarının toprağa, tarım alanlarına ve gıda güvencemize etkisi ile ilgili kamuoyu yaratmak. Kampanyaya başlamamızın nedeni enerjide yerli kaynakların payını artırmak gerekçesiyle mevcut yerli kömürün çıkartılmasının ve kurulacak termik santrallarda kullanılmasının gündeme gelmesi ve bu durumun neden olacağı etkiler ve sonuçlar. Linyit rezervleri, tarım alanlarımızın altında yer alıyor. Trakya, Konya Kapalı Havzası, Karaman, Ereğli, Dinar, Alpu Ovaları, Çukurova, Çanakkale’de kömür yatırımları yapılması planlanıyor. Yatırım denildiğinde olumlu bir algı oluşuyor olabilir, ancak bu yatırımların vereceği zararlar telafi edilemez boyutlara ulaşabilir.

Kömür bizleri nasıl üzebilir?

Kömür madenleri, kömürlü termik santrallar gibi kömür yatırımlarının toprak ve su varlıklarımıza yönelik ciddi olumsuz etkileri var. Bu olumsuz durum toprak sağlığına ve dolayısıyla tarımsal üretime, verimliliğe ve gıda güvenliğimize yansıyor. Kömür, madencilik faaliyetinden itibaren zarar vermeye başlıyor. Toprağımız, suyumuz, çiftçimiz, meyvemiz, sebzemiz hepsi tehdit altında.

Toprak nasıl üzülür?

Kömür madenciliği için hektarlarca tarım alanı kazılır, binlerce yılda oluşan verimli üst örtü yok olur. Kömürlü termik santrallardan çıkan kirli, zehirli emisyonlar toprağın sağlığını bozar, toprakta yaşayan canlılara zarar verir. Termik santrallardan çıkan kül, meyve- sebzeleri kaplar, zehirler, kurutur. Termik santralların sebep olduğu hava kirliliği asit yağmurlarına neden olur. Asit yağmurları toprağın sağlığını bozar, üretimi de verimi de azaltır.

Su nasıl üzülür?

Kömür çıkarılırken, kömürün su ve hava ile teması asit oluşturur. Asidik hale gelen su, ulaştığı diğer su kaynaklarını da kirletir. Kömür madenciliği için yapılan susuzlaştırma bölgenin su sistemini bozar, tarım alanlarının susuz kalmasına neden olur. Termik santrallar sistemlerini soğutmak için su kullanır. Çiftçinin sulama için kullandığı dere, göl, gölet, yeraltı sularına ortak olur.

Tarım alanları nasıl üzülür?

Kömür madenciliği için hektarlarca tarım alanı kazılır. Dolayısıyla kömür madenciliği tarım alanlarını, binlerce yılda oluşan verimli toprakları yok eder, termiklerden çıkan hava kirliliği içerdiği zehirli gazlar ve tozlar nedeniyle toprağın hem kimyasını hem de fizyolojisini dolayısıyla sağlığını bozar, üretimi de verimi de azaltır. Kömür toprağı kirletir, suyu tüketir.

Çiftçiler ve tüketiciler nasıl üzülür?

Kömür yatırımları çiftçinin toprağına ve suyunu ortak olur. Ayrıca neden olduğu kirlilikle üretiminin, kazancının düşmesine neden olur. Köylerin taşınması gerekir. Tarım alanlarının azalması gıda üretimini de olumsuz etkiler. Tüketicilerin sağlıklı ve yeterli gıdaya erişmesi zorlaşır. Diğer yandan insan sağlığına olumsuz etkileri vardır. Dünya Sağlık Örgütü, 2013 yılında hava kirliliğini 1.derece kanserojen ilan etti ve kömürlü termik santral en büyük hava kirliliği kaynaklarından biri. Hava kirliliği sadece kalp ve akciğer sağlığını etkilemiyor; çocukların gelişimini de etkilediği, hatta diyabet ile bağlantılı olduğuna dair kanıtlar artıyor.

Kampanya nasıl tepkiler alıyor? Muhatabınız olan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan talebiniz nedir?

Tüm Türkiye çapında Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na gönderilmek üzere binlerce dilekçe topladık. Herhangi bir tarım arazisi üzerinde, kömür ocağı ya da termik santral gibi tarım dışı bir iş yapılması için yatırımcının önce İl Toprak Koruma Kurulu’ndan izin alması gerekiyor. Kurul izin verdikten sonra da onay için Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na gidiyor. Talebimiz, kurulların bu izinleri vermemesi, bakanlığın da verilen izinleri onaylamaması, yani tarım alanının tarımsal statüsünü koruması. Aslında tarım bakanımızın da konuyla ilgili bizi destekleyici açıklamaları var. Farklı platformlarda “Toprak son derece önemlidir. Toprağı korumak zorundayız, verimli arazilerimizi betonlaştıramayız” ve “Toprağın betonla değil tohumla buluşmasını sağlamalıyız ve sağlıklı kullanmalıyız” diyerek toprağın, tarımın önemini sıkça vurguluyor.

Bahsi geçen maden ve termik santrallar işletmeye geçerse çevremiz nasıl bir tehdit altında kalacak?

Bir kaç somut örnek meselenin ne kadar kritik olduğunu anlatmaya yardımcı olabilir.

Yerli kömürün değerlendirilmesine karar verilen 2012’de Kömür Yılı’nın ilanıyla ilk gündeme gelen yer Karapınar, Ereğli (Konya) ve Ayrancı (Karaman) oldu. Bölgede 18 bin hektarlık tarım ve mera alanının kömür işletmesine dönüştürülmesi söz konusu. İstanbul’un Tarihi Yarımadası’nın 10 katından büyük bir alandan bahsediyoruz. Karaman, Türkiye’nin dikili elma ağacı sayısında birinci sırada. 11,5 milyon dikili elma ağacının 10 milyonu Karaman Merkez ve Ayrancı ilçelerinde. Eğer bu kömür işletmesi hayata geçerse çoğu kesilecek, kesilmeyenler de kurulacak santralın neden olacağı hava kirliliği sebebiyle meyve veremez hale gelecek.

Kömür madenciliği için hektarlarca tarım alanı kazılır, binlerce yılda oluşan verimli üst örtü yok olur. Kömürlü termik santrallardan çıkan kirli, zehirli emisyonlar toprağın sağlığını bozar.

Konya Ovası, Türkiye’nin buğday ambarı olarak bilinir. Yeraltı suları Konya Kapalı Havzası açısından yaşamsal önemde. Zaten iklim değişikliği, kuraklık, aşırı tüketim gibi nedenlerle su sistemi kırılgan durumda, hatta sistemi desteklemek için Göksu’dan her yıl su taşınması amacıyla çalışmalar yapılıyor. Buna karşılık, kömürün çıkarılması için önce yeraltındaki suyun boşaltılması gerekiyor. Çünkü bölgedeki kömür, yeraltı su seviyesinin altında. 5.900 hektarlık alandaki madencilik çalışması için çekilecek su o kadar fazla ki yeraltı su düzeyi 150 metre aşağı inecek, 57.300 dekar tarım alanında sulu tarım yapma imkanı kalmayacak. Kömür rezervinin üstünde yaşayan 5.000’i aşan nüfus, topraklarını ve çiftçiliği terk etmek zorunda kalacak.

Kömür yatırımlarının tarım alanlarını tehdit ettiği bir diğer bölge ise Çanakkale. Çanakkale’de şu anda zaten çalışmakta olan üç, inşa haline olan iki kömürlü termik santral var. Başta Biga Yarımadası olmak üzere Çanakkale’ye yapılması planlanan 11 tane daha kömürlü santral bulunuyor. Bunların hava kalitesine olan etkisini modelleyerek sağlık ve toprak üzerinde yaratabileceği olumsuz etkileri gösteren bir rapor hazırladık. Tüm santralların işletmeye geçmesiyle özellikle Bandırma-Çanakkale arasındaki bölge ve Ezine’deki kirlilik düzeyleri %50-150 arasında artabilir. 1400 km2’lik bir alanda yılda hektar başına 50 kg asit birikimi hesaplanıyor. Çanakkale’de toplam 1.556 işletme tarıma dayalı üretim gerçekleştiriyor ve bu işletmeler 12 binden fazla kişiye istihdam sağlıyor. Tarımsal üretim ve tarıma dayalı geçim kaynakları bakımından Çanakkale’nin 2015 yılı ticaret hacminin %88’ini gıda ürünleri oluşturdu. Bu bakımdan, kömürlü termik santralların toprak sağlığına ve su varlıklarına vereceği zarar, tarım alanlarını ve dolayısıyla binlerce insanın hayatını doğrudan etkileyecek.

Kampanyanız ile ilgili bundan sonra ne yapmayı düşünüyorsunuz? Change.org’daki imza kampanyamız Eylül 2017’ye kadar sürecek. Bu süre zarfında kömür tehdidi ile karşı karşıya olan illerimizde farkındalık etkinliklerimizi, yereldeki mücadeleye verdiğimiz desteği sürdüreceğiz. İl tarım müdürlükleri ve bakanlık taleplerimizi dikkate alıncaya kadar çalışmalarımız ve görüş- melerimiz sürecek.

Çanakkale’de şu anda zaten çalışmakta olan üç, inşa haline olan iki kömürlü termik santral var. Başta Biga Yarımadası olmak üzere Çanakkale’ye yapılması planlanan 11 tane daha kömürlü santral bulunuyor.

Kampanyayla ilgili yürütülen etkinlikler neler?

TEMA Vakfı olarak çalışmalarımızı 81 ildeki gönüllülerimiz sayesinde yürütüyoruz. Gönüllülerimizle yıl boyu takip ettiğimiz bir Saha Faaliyet Programımız bulunuyor ve gönüllülerimiz yerellerinde bu program ışığında çalışmalarımızı yürütüyorlar. Kömür madenciliği ve kömürlü termik santrallara karşı yürüttüğümüz etkinlikler kapsamında da gönüllülerimiz yerellerinde stant/bilgilendirme çalışmaları ve bisiklet turları gerçekleştirerek konuya dikkat çekmeye çalışıyorlar. Gönüllülerimiz bu stant çalışmalarını, bulundukları bölgelerin kritik noktalarında ya da bir yerel festival, şenlik gibi özel zaman ve mekanlarda gerçekleştirerek daha çok insana ulaşmaya çalışıyorlar. Stantlarda hem kömür yatırımları konusundaki görüşümüzle ilgili bilgilendirme yapıyor hem de Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na yönelik imza kampanyamızın yaygınlaştırılmasına katkı veriyorlar. Bisiklet turlarıyla da yine yerellerinde kömüre karşı ses çıkarıyor, aynı zamanda yenilenebilir enerjinin kullanılmasına da dikkat çekmiş oluyorlar.

Kampanyanıza destek olan imzacılara bir mesajınız var mı?

İmzacılarımızın hepsine değerli destekleri için teşekkür ediyoruz. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na sesimizi duyurmamızda en büyük pay sahipleri onlar. Ancak kömür madenleri ve kömürlü termik santralların tarım alanlarına kurulmasını engellemek için daha çok desteğe ihtiyacımız var. Tarım alanlarımıza sahip çıkmak için http://temsilciharitasi.tema.org.tr’den en yakın il temsilcisi ya da ilçe sorumlusu ile iletişime geçebilir ve çalışmalarımıza gönüllü destek verebilirler. Bu vesileyle kampanyamızı imzalamamış olan EKOIQ okurlarını da destek vermeye davet ediyoruz.

  • Bu yazıyı paylaşın
  • Facebook
  • Twitter
  • Delicious
  • Digg