Türkiye Kendini Su Zengini Zannediyor
Ülkemizde ise bu konudaki hassasi­yetler, sıcaklıkların çok yüksek geç­tiği 2007 yılından sonra oluşmaya başladı. Ne yazık ki bu tarihe kadar, kendimizi su zengini sanıyorduk; ancak son yapılan araştırmalar kişi başına düşen miktar açısından ne­redeyse “su fakiri” bir ülke olduğu­muza işaret ediyor. Ancak ne yazık ki Kurakçıl Peyzaj çalışmalarıyla il­gili bilinen ilk çalışma, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde, Çevreye De­ğer Veren Aktiviteleri Destekleme Derneği’nin (SAVE) 2009 yılında aç­tığı ekolojik park tasarım yarışması sonucunda gerçekleşti. Alsancak– Karavas’ta Kurakçıl Peyzaj prensip­lerine göre düzenlenen park, 300 metrekare alandan oluşuyor.
Bu konudaki ikinci adımsa, 2011 yılında İstanbul’un Sarıyer ilçesin­de atıldı. Sarıyer Belediyesi bün­yesinde yer alan bir parkta, Xeris­cape bahçe tekniklerini uyguladık. 800 metrekare yeşil alana sahip bu parkta, daha önceden var olan bitkileri korunmuş; ilave bitkilerse bitki örtüsüne uygun, susuzluğa dayanıklı bitki türlerinden seçilmiş­tir. Defne, sophora, oya, pampas otu, dağ muşmulası, yayılıcı ardıç türleri, zakkum, mahonya, spiria, inci çalısı, kartopu, nar, duvarları saracak şekilde kaya sarmaşıkları, kazayağı, dam koruğu, berberis gibi bitkiler su isteklerine göre gruplandırılmış, çim yerine susuz kaldığında ölmeyen, dayanıklı ça­yır örtüsü minimum düzeyde ka­lacak şekilde kullanılmıştır. Malç olarak ağaç kabuğu kullanılan parkta, bitki türlerine bağlı olarak su tüketimi önemli ölçüde düşmüş durumda. Parkın kaybolmayan ye­şilliğiyle kent içinde sürdürülebilir yeşil alanlara güzel bir örnek olma­sını amaçlandı.
Siteler, Parklar, Yeşil Binalar
Kent estetiğinde yetki merci olan belediyelere ve yeşil alanlarda önemli söz sahibi peyzaj mimarla­rına aslında oldukça önemli roller düşüyor. Peyzaj tasarımları yapar­ken kısa ömürlü, doğayı sömüren düzenlemeler yerine uzun ömürlü doğaya katkı sağlayan kalıcı ve akıl­cı düzenlemeler yapılabilir. Öncelik­le, farklı bitki kullanma eğiliminden kurtulup, bölgeye uygun, kanaatkâr bitki türlerine yönelmek gerekiyor. Türkiye bitki çeşitliliği açısından zengin bir ülke. Bu çeşitlilikle güzel bitkilendirmeler yapmak mümkün. Üstelik bitkiler kendi koşullarında daha güzel form yapar ve sağlıklı gelişir.
Peyzaj düzenlemelerinde, Xeris­cape tekniklerine yönelmek, su tüketimini azaltarak doğaya katkı sağlamak açısından önemli olduğu gibi uzun ömürlü, sürekli yaşayan bahçelere sahip olmak açısından da çok önemli.
Diğer taraftan, ülkemizde özelikle büyükşehirlerde, enerji verimliliğini amaçlayan, LEED ve BREEAM gibi uluslararası sertifikalara sahip “Ye­şil Binalar” giderek yaygınlaşıyor. Yağmur sularını depolayan, ayrıca lavabo ve banyo sularını arıtarak bahçe sulama suları elde etmeyi başaran bu yapıların bahçe düzen­lemelerine aynı ekolojik mantıkla yaklaşmadığını görmek insanı şaşır­tıyor. Bu mekanların bahçe düzenlemelerinde su tüketimi yüksek çim alanların ve bitkilerin kullanılması ilginç bir tezat. Halbuki Kurakçıl Peyzaj uygulamalarının kullanılma­sıyla, tasarruf ve sürdürülebilirlik hedefli bu yapılar ile bahçesi arasın­da amaç birliği ve uyumluluk sağ­lanabilir.
Sonuç olarak, Xeriscape bahçe dü­zenlemeleriyle su, zaman ve para tasarrufu yapabiliriz. Su kıtlığı her an kapımızı çalabilir; dolayısıyla Kurakçıl Peyzaj uygulamalarının yaygınlaşması için hızla harekete geçmekte fayda var. Tabii ki görev hepimizin: Site yöneticilerinin, bah­çeli ev sahibi yurttaşların ve geniş yeşil alanların sorumluluğunu taşı­yan yerel yöneticilerin…

“Sahi Siz Bu Gürültülü Yerlerde Nasıl Yaşıyorsunuz?”

Önceki Haber

Edun; Made in Africa

Sonraki Haber

Diğer Haberler