ABD Tarım ve Ticaret Politikası Enstitüsü’nün (IATP) raporuna göre 13 süt ürünleri imalatçısının toplam karbon salımı, Birleşik Krallık’ın karbon salımına eşit. 2015’teki Paris Anlaşması’ndan itibaren geçen iki yılda bu 13 firmanın karbon salımlarında %11 artış olduğunu ortaya koyan araştırmada, iklim kriziyle mücadele için, zengin ülkelerin et tüketimi kadar süt ürünleri tüketimlerini de azaltmaları gerektiği savunuluyor.

Ayrıca raporda, süt ürünleri üreticilerinin devasa tesislerinin fiyatları son 10 yılda üretim maliyetinin çok altına çekmesine olanak tanıdığını ve bundan dolayı yerel ve küçük işletmelerin ekonomik krize girdikleri belirtiliyor. Üretimde yerel ve küçük çaplı olanı korumanın iklim krizinin etkilerini azaltmada önemli bir adım olacağını söyleyen araştırmacılar yasal düzenlemelerin değiştirilmesi gerektiğinin altını çiziyor.

Bunun yarı sıra süt ürünleri endüstrisi temsilcileri, raporun gerçekleri yansıtmadığını bildiren bir açıklama yayınladı. Buna karşın 2019 yılında BM Gıda ve Tarım Örgütü’nün Küresel Süt Ürünleri Platformu ile beraber yayınladığı raporda da, sıcaklıkların azalması için süt ürünleri sektörünün seragazı salımlarını mutlaka azaltmaları ve düşük karbonlu gelecek üzerine çalışmaları gerekliliği vurgulanmıştı. Kurumsal süt ürünleri endüstrisinin karbon emisyonunun %90’ı ineklerin ürettiği metan gazından kaynaklanıyor. Araştırmalar bitki bazlı sütlerin (yulaf, soya ve badem sütü gibi) hayvansal süte göre çok daha az karbon saldıklarını ortaya koyuyor.

Haberin detaylarına buradan ulaşabilirsiniz.

Bizi sosyal medyada takip etmek için tıklayın: LinkedIn | Instagram | Twitter | Facebook

Kalkınma Kadın Haklarına Bağlı

Önceki Haber

COVID-19, Meksika’da Bin Yıllık “Chinampa” Geleneğini Canlandırdı

Sonraki Haber

Diğer Haberler