Yazı: Gülin Yücel

Hiçbirimizin deneyimlemediği, gelecekte büyük olasılıkla “değişim bu dönemde başlamıştı” denilecek günlerden geçiyoruz. Neyin yanlış olduğunu uzunca bir süredir sorguluyoruz. Neye evrilmemiz gerektiği de belli. Burada gerçek konu, ne şekilde ve kimler bu büyük dönüşümün başını çekecek… Ve nasıl? Kim olduğundan bağımsız olarak, bu yazıda örnek kişilere değil de tanımlara dikkat çekmek ve bu sayede gezegenin ihtiyacı olan ‘Etki’ye nasıl ulaşabileceğimizi gösteren kavramları ortaya atmak istiyoruz. Gelişmişlik ve ekonomik zenginlik seviyesinden bağımsız olarak, pandemi dönemi, devletlerin mücadelesinde yetersiz ve dağınık olduklarını ortaya açık bir şekilde koydu. Dev şirketler birkaç gün içerisinde çok katlı ofislerini boşaltmak ve çoğunun alışık olmadığı çalışma şekillerine geçmek zorunda kaldı. Bu dönemde birçok probleme çözüm oluşturmak üzere en yoğun çalışanlar -sağlık görevlileri dışında- kuşkusuz sosyal girişimciler oldu. Güvenilir bilgiye ulaşmadan başlayıp en mağdur kesimlere hizmet ve bakım götürmeye kadar geniş bir zincirde pazarların ve devletlerin yapamadığını yapan sosyal girişimciler, gerçek ‘etki’ yaratabildiklerini gösterdiler.

Etki Odaklı Olmak Neden Önemli?
COVID-19, yüzyılımızın yaşanmış en büyük krizi olmaya, eşitsizlik çarpanını açmaya ve insan haklarının ilerlemesine yönelik sistemik zararlar vermeye devam ediyor. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) tahminlerine göre (Nisan 2020), gayri-resmi sektörlerde çalışan 1.6 milyar insanın hayatını etkileyecek ki bu küresel işgücünün %50’sine denk geliyor. Daha yeni bir rakamla, genel tecrit uygulaması ve etkili sosyal güvenlik kapsamının olmaması nedeniyle (Mayıs 2020), dünyadaki ev işçilerinin yaklaşık dörtte üçü, diğer ifadeyle 55 milyonu aşkın insan, işlerini ve gelirlerini kaybetme riskiyle karşı karşıya. Söz konusu ev işçilerinin 37 milyon gibi büyük bir çoğunluğunu kadınlar oluşturuyor. Yani fakirlik artmaya; gelir adaletsizliğindeki uçurum kötüleşmeye devam ederken tüm insanlığın temel ihtiyaçlarını karşılayabilme hedefi zorlaşıyor.
Birleşmiş Milletler Üniversitesi (The UN University) son 30 yılın kazanımlarını geriye atarak, yarım milyar insanın
fakirliğe geri döneceğini; gelişmiş ülkelerde açıklanan paketlerin ekonomik güvence altında olmayanlara ulaşmadığını söylüyor. Geldiğimiz noktada mevcut ekonomik düzen sürdürülebilir kalkınma yönünde bir arpa boyu yol kat edememiş; gezegenin ve toplumların en temel ihtiyaçlarını güvence altına alamamış durumda. Açlık, fakirlik, eşitsizlik, bulunduğu zayıf noktadan daha geriye giderken başta sağlık olmak üzere, eğitim, insana yakışır gelir ve güvenlik tehdit altında.

Sosyal Girişimciler Nasıl Bir “Etki” Yaratıyor?
Sosyal girişimcilerin amaçları, pazar sisteminin kapsamadığı kişi ve konulara hizmet vermek, yani ticari varlıklarını, her geçen gün artan gelir ve kâr olarak değil, sürdürülebilir bir gelir ve kâr modeli ile sosyal ve çevresel konularda etki sağlayacak işler yapmak şeklinde tanımlıyorlar. Bu bir bağışçılık değil; onun ötesinde, etkisi de hiç azımsanmayacak boyutlarda… Schwab Vakfı’nın “Two Decades of Impact 2020” Raporu’na göre destekledikleri 400 sosyal girişimci, 622milyon insanın daha yaşanabilir hayatlar edinmelerini sağlamış. Sağladıkları kapsayıcı koşullar ve çevresel sürdürülebilirlik ile sağlık, hijyen, eğitim ve enerji konularında çalışmaları sayesinde bu ilerleme gerçekleşmiş.

COVID-19 Döneminde Sosyal Girişimciler Nasıl Organize Oldu?
“COVID Response Alliance for Social Entrepreneurs” (Sosyal Girişimciler için COVID Mücadelesi Birliği) çevresinde örgütlenmiş dünya çapındaki 40’tan fazla sosyal girişimci ağı, veri, tecrübe ve hareket kabiliyetleri etrafında işbirliği yaparak kapsayıcı, eşit ve sürdürülebilir bir değişim modeli yaratmaya çalışıyorlar.

15 binden fazla sosyal girişimci, 190 ülkede 1,5 milyar insanın hayatlarına dokunmaya; pandeminin orantısız bir şekilde etkilediği bu kişilere el uzatıyorlar. Birliğin amacı ise, girişimcilere koordinasyon desteği vermek.
Biz bu noktada odağı, sosyal girişimcilerin de parçası olduğu, gezegenin geleceği için “Etki Yap”manın önemli olduğu bir yere çekmek istiyoruz. Ve bu konu sadece girişimcilikle ilgili değil, sadece toplumsal bir konu da değil… Ekonomik, çevresel ve toplumsal tüm konuları kapsayıcı bir şekilde, sistemin insanları ve tüm canlıları içine aldığı, çevrenin sınırlarının aşılmadığı bir bakış açısının, felsefenin merkezde olduğu bir yere getirmek istiyoruz.
Bunun adı “Etki Yap”mak… İster girişimci olarak, ister yatırımcı olarak… Tabii buradaki kavramlara daha yakından bakmakta fayda var.

Etki Yatırımı Ne Demek?
Etki yatırımları, finansal getirinin ötesinde, sosyal ve çevresel ölçülebilir bir fayda yaratılmasını gözeten yatırımlardır. Hem gelişmiş hem de gelişmekte olan pazarlarda yapılan ve getirileri, yatırımcı beklentilerine göre değişebilmekle birlikte, pazar altı veya pazar beklentileri seviyesinde olabilir.
Etki yatırımları ağırlıklı olarak -kısıtlı olmamak kaydıyla- sürdürülebilir tarım, yenilenebilir enerji, mikrofinans, erişilebilir ve uygun temel hizmetler (ev, sağlık, eğitim vb) gibi alanlara yapılıyor.
Küresel Etki Yatırımı Ağı’nın (Global Impact Investing Network – GIIN), içinde bulunduğumuz olağanüstü günlere rağmen gerçekleştirdiği 10. Pazar Araştırması, Etki Yatırımcılarının 2019 senesi aktivitelerini ve 2020 planlarını araştırdığında bu yatırımcıların planlarının değişmediğini görmüş.
Etki yatırımcılarının sahip olduğu varlık portföyü 2019’da 502 milyar dolar iken bu sene 715 milyar dolara çıkmış durumda. 2020’nin olağanüstü şartlarına rağmen, bunların %50’sinin etki performanslarının, beklentileri ile uyumlu olduğunu; %18’inin ise daha üzerinde olacağını belirtmiş. Bununla birlikte yaklaşık %46’sı ise, finansal getirinin daha düşük olacağını söylüyor.
Etki yatırımcıları arasında iklim finansmanı, katalitik sermaye, etki ölçümlenmesi ve yönetim uygulamaları, politika ilerlemeleri en yakından takip edilen konular arasında…

Etki Girişimcileri Gezegeni Daha İyi Bir Yer Yapacak
Bu noktada gerekli olan girişimciliğe “sosyal” demekle kalmak istemiyoruz – sosyal dediğimizde hem çevresel ve ekonomik problemlere yeterince odak EKOIQ verememiş olabiliriz, hem de değer yaratma tarafında kısıtlı bir algı ifade edebiliyor- en azından birçok yatırımcının döngülerinde.
COVID-19 ile içimize kapandığımız, “yeni normal”i düşündüğümüz bugünlerde hem girişimci hem de yatırımcı odağının, “Etki” odaklılığa dönüşmesi gerektiğine inanıyoruz.
Etki girişimcileri çünkü…
Mevcut düzeni baştan düşünmeye cesaretleri var…
Her sabah yataktan kalkmak için “Bugün dünya için ne yapsam” motivasyonuna sahipler…
Etik, şeffaf, kapsayıcı ve adil bir ekonomik düzen peşindeler…
Her şeyi daha kolay yapmaya çalışırlar, gereksiz karmaşıklığa karşılar…
Satmaya değil değer yaratmaya, kâr maksimizasyonuna değil sürdürülebilir kâr ve adil paylaşıma odaklılar…
Evet… Daha fazla etki girişimcisine ihtiyacımız var… Ve onları destekleyecek etki yatırımcılarına…
Ünlü düşünür George Bernard Shaw’un dediği gibi:
“Mantıklı adam (insan) dünyaya uyum sağlar; mantıksız olan da dünyaya uyum sağlamaya direnir. Bu sebeple dünyanın gelişimi mantıksız adama (insana) bağlıdır…”
Belki mantıksız değil ama kesinlikle “Etki”li insanlara ihtiyacımız var.

Bizi sosyal medyada takip etmek için tıklayın: LinkedIn | Instagram | Twitter | Facebook

Kadın Akademisyenlere Pandemi Darbesi

Önceki Haber

Pandemi Sonrası Eski İş Yapma Biçimleri Devam Eder mi?

Sonraki Haber

Diğer Haberler