Audrey Scott bir yazar, hikâye anlatıcısı, konuşmacı ve turizm kalkındırma danışmanı. Eşi Daniel Noll ile birlikte, Uncornered Market isimli internet sitesinde hikayelerini anlatıyorlar. 10 yıl önce işlerinden istifa ederek birlikte 100’den fazla ülkeyi ziyaret eden gezginler, bu yazıda nasıl iyi bir küresel gezgin olunacağı hakkında ipuçları veriyor.

Yazı: Audrey SCOTT

Çeviri: Çisil SEVİNÇ

Derin seyahat tecrübeleri ile gezegenimiz ve halkına duyduğumuz önemin kesişiminde yaşayan saygılı gezginler olarak, sürdürülebilir seyahati bir eylem olarak görüyoruz. Bu; yerel çevre, kültür ve ekonominin korunması hedeflenerek alınan seyahat kararlarıyla dolu bir farkındalık yolculuğu. Bahsedilen 20 sürdürülebilir seyahat ipucunu ya gelecek seyahatinizde ya da evinizde her gün uygulayabilirsiniz.

Seyahat, içerisinde muazzam olasılıklar barındırıyor. Gezginlere sunduğu fırsatlar arasında deneyim, eğitim ve kişisel dönüşüm bulunuyor ve yöre halkı için ekonomik yararlar ile kültürel değişimler sağlıyor.

Bu “seyahat eşitliği”, 10 sene önce işlerimizden istifa ederek yollara düşmemize ve bugüne kadar seyahat etmeye, keşfetmeye ve paylaşmaya devam etmemize ilham kaynağı oldu.

Ancak seyahat sektöründeki gelişmeler her zaman bu kadar umut verici değildi. Yıllar boyunca, turizm sektöründe üstlendiğimiz doyumsuz payı gördük; yerel kültürleri, ekonomileri ve çevreyi zarara uğratan düşüncesiz bireysel eylemlerimizin farkına vardık.

Üzücü bir şekilde, turistik mekanların sayısı arttıkça “haddinden fazla” turizm söz konusu olmaya devam ediyor ve çevre olumsuz etkilere ve fazla ziyaretçi sayısının yol açtığı baskıya maruz kalıyor.

Turizmin “görünmez yüküne” yönelik farkındalık ise giderek artıyor.

Peki bir gezgin bu konuda ne yapabilir? Siniklere göre hiçbir şey, umutlulara göre pek çok şey… Sürdürülebilir seyahat işte burada yolculuğa dahil oluyor.

Öncelikle, bu bir süreç. Bunu bir kişinin temel değerleriyle başlayan bir zincir olarak düşünüyoruz. Bu değerleri, gelişen farkındalık ve bilinçli karar alma süreci ile birleştirdiğinizde eyleme geçmeye hazırsınız.

Seçme hakkınız olduğunu unutmayın, tepkinizi koyun, kesenin ağzını açın ve en ufak hareketinizin bile bir sonucu olduğunu unutmayın.

Ufak değişikliklerden büyük farklılıklara: Bunlar zamanla değişimi getirecek.

Tabii ki “Bütün bunlar kişisel seviyede ne anlama geliyor?” diyebilirsiniz.

Hepimiz gelecek seyahatimizde bazı ufak eylemlerde bulunduğumuzda ne olacak? Diğer bir deyişle, iyi bir küresel gezgin olmak ne demek? Dünyayı ve insanları önemsediğiniz için sahip olduğunuz değerleri seyahat kararlarınızla ve yaptığınız harcamalarla hizaya sokmak ne anlama geliyor?

İşte kültürel, ekonomik ve çevresel düşünceleri barındıran ve seyahatlerimiz boyunca uyguladığımız bazı sürdürülebilir seyahat ipuçları.

Lütfen bunları zorlayıcı kurallar olarak değil de, sağduyunuza destek olacak öneriler olarak alın.

Kültür ile ilgili Seyahat İpuçları

  1. Öncelikle Misafir Olduğunuzu Unutmayın: Ev sahibi ülkeye ve halkına saygıyla yaklaşın ve bağlılığınızı eylemlerinizle gösterin. Bunun karşılığında, size nazik davranılması ihtimalini yükseltirsiniz.
  2. Saygılı Giyinin: Şüpheye düştüyseniz, daha az açık olan kıyafetlere yönelin. Düzgün giyinmek yalnızca ortama ayak uydurmanızı sağlamaz, aynı zamanda kırıcı olma ihtimalinizi azaltır. Şunu unutmayın: burası onların ülkesi ve onların evi, sizin değil. Başörtüsü gibi yerel kıyafetler satın almanız ve bunları giyiyor olmanız ayak uydurmanıza yardım eder. Hatta sohbet başlatıcı bir rol oynar. 
  3. İçinizdeki Çocuğu Serbest Bırakın: Seyahat ederken içinizdeki merakı dışa vurmaktan çekinmeyin. Soru sormak yalnızca merakınızı ortaya koymakla kalmaz, yerel halkla fikir alışverişi yapmanıza ve daha fazla etkileşime geçmenize yardımcı olur. Yemek, pazarlar ve çocukların yaşları, isimleri gibi basit ve tehditkâr olmayan konularla başlayın. Böylece kendinizi aile, hayat, politika ve daha fazlası hakkında konuşuyorken bulabilirsiniz.
  4. Açık Bir Vücut Dili Kullanın: Gülümseyin, kibar ve zarif olun. Bu tarz basit davranışlar ve ruh hali, size uzun vadede yardımcı olur. Sahte gülümsemelerden veya sırıtmaktan bahsetmiyoruz, olumlu bir ilk izlenim bırakan doğal bir gülümsemeniz olmalı. Özellikle ortak bir dil konuşamıyorsanız bu size oldukça yardımcı olacaktır. İletişimin %50’sinin sözsüz yapıldığını unutmayın.
  5. Yerel Dilden En Az Birkaç Kelime Öğrenin: Yabancı dil öğrenme kabiliyetinizin olmadığını düşünüyor olsanız bile, insanları selamlarken veya yemek siparişi verirken kullanabileceğiniz en az dört beş önemli kelimeyi aklınızda tutun. Büyük üçler (merhaba, lütfen ve teşekkürler)her zaman iyi bir başlangıç yapmanızı sağlar. Biz her zaman insanları gülümsetecek ve sohbet başlatacak tarzda tuhaf kelimeler öğrenmeye özen gösteriyoruz.
  6. Çocuk Refahı Sorunlarının Farkında Olun ve Yerel Çocuklara Karşı Sorumluluk Üstlenin: Birkaç sene önceki Doğu Afrika seyahatimizde; dilenen çocuklar, okul seyahatleri, yetimhanelerde gönüllü olma ya da yerel çocukların fotoğrafının çekilmesi gibi konularda yapılabilecek en iyi eylemin ne olacağını düşündük. Vardığımız sonuç şu oldu: Gezginlerin ve şirketlerin yardım ettiğini düşünerek yaptığı eylemler aslında bazı çocuklarda istenmeden negatif sonuçlar doğurabiliyor. Bu yüzden seyahatler esnasında çocukların refahı konusundaki farkındalık ve eğitim oldukça önemli.
  7. Yerel Halkın Fotoğrafını Çekmeden Önce İzinlerini İsteyin: Bu sizin için aşikâr olabilir. Ancak seyahatlerimiz esnasında o kadar çok gezginin izin almadan ve hatta hiç konuşmadan dahi kameralarını bir insanın yüzüne tuttuğunu gördük ki, uyarıda bulunma gereği duyduk. Siz bu gezginlerden olmayın. İzinsiz çekimler fotoğrafçılık sürecini kişiliksizleştirir ve gezginler ile yerel halk arasında daha büyük engeller oluşmasına neden olur. Bunu önlemek için iletişime geçin ve izin isteyin. Eğer ortak bir dili konuşamıyorsanız, fotoğrafını çekmek istediğiniz kişi ile jest ve mimikleriniz yardımıyla iletişime geçmeye çalışın. Eğer ortak bir dili konuşuyorsanız, neden fotoğraf çekmek istediğinizi açıklayın. Örneğin, kendi ülkenizde bu tarz pazarlara sahip olmadığınızı ya da ülkenizdeki insanlara ziyaret ettiğiniz yerleri göstermek istediğinizi söyleyebilirsiniz. Bunu yapmak biraz zaman alabilir ancak fotoğrafınız bir anıya sahip olacağından çok daha iyi olacaktır.
  8. Yerel yiyecekler yiyin, Yerel Kalın: Yerel işletmeleri destekleyin. Ziyaretinizin yerel halka ekonomik olarak yarar sağlama ihtimalini artırın. Bu, yabancı sermayeli işletmelerdenuzak durmanız gerektiği anlamına gelmiyor. Yalnızca bu işletmelerin yerel halka iş imkânı sağladığından ve yerel topluluğa yatırım yaptığından emin olun. Ülkeye geldikten sonra orayı çok eder sevdiği için kalıp katkıda bulunmayı amaçlayan ve özellikle küçük olan işletmeleri keşfetmek önemlidir.
  9. Bütün Paranızı Tek Bir Yerde Harcamayın: Ziyaretinizden toplumun ekonomik olarak faydalanması için çeşitli restoran ve dükkanları ziyaret edin. Bunun diğer bir avantajı, size farklı yiyecekleri deneme ve farklı insanlarla etkileşim kurma fırsatı sağlamasıdır.
  10. Hediyelik Eşyaları ve El Sanatlarını Birinci Elden Satın Almaya Çalışın: Doğrudan zanaatkârdan veya bir kooperatiften hediyelik eşya satın almak, aracılardan ziyade zanaatkârın eline daha fazla para geçmesini sağlar. Doğrudan satın alabileceğiniz esnaf pazarlarını araştırın. Sanatçının sahip olacağı satış yüzdesi konusunda şeffaf olan kooperatif dükkanlarını arayın. Adil ticaret kooperatiflerindeki sanat eserleri daha kaliteli olur ve kendinizi çok daha iyi hissettirir.
  11. Sosyal Girişimlere Destek Olun: Sosyal girişimler, sokak çocukları için misafirperverlik dersleri vermek gibi insanları daha iyi bir gelecek için eğiten işletmelerdir. Bazen işletmenin geliriyle başka bir yardım derneğini desteklerler. Deneyimlerimiz bize yemek, zanaat ve hizmetlerin ortalamanın üzerinde olduğunu gösterdi. Eğer birkaç soru sorarsanız veya kuruluşun kaynakçasını okursanız, gelirlerin yüzde kaçının nereye gittiğini bilirsiniz. Bir sonraki seyahatinizde, gittiğiniz yerdeki sosyal girişimleri araştırın. Örneğin; Güneydoğu Asya rotasındaki Kamboçya, Laos ve Vietnam’da çok sayıda sosyal girişim mevcut.
  12. Topluluğa Bağlı Kişilerin Rehberliğini ve Aile Yanında Konaklama Hizmetlerini Tercih Edin: Aile yanında konaklamalar, toplum kökenli turizm ve yöre halkı ziyaretleri yerel halk ile etkileşime geçmenize ve yaşam tarzlarını kavramanıza olanak sağlar. Seyahat ajansınıza veya rehberinize, gideceğiniz ülkedeki yöre halkıyla olan ilişkileri hakkında sorular sorun. Ailelere ve yöre halkına yüzde kaç oranda ücret ödediği konusunda şeffaf olan operatörlerin programlarını seçmeyi göz önünde bulundurun.
  13. İz Bırakmamak Adına Tek Kullanımlık Plastikleri Bırakın: Ne kadar çok seyahat edersek su şişeleri, pipetler, yiyecek kapları, plastik mutfak eşyaları gibi plastik atıkların su kaynaklarını ne denli kirlettiğini ve çevreyi nasıl yok ettiğini o kadar çok görüyoruz. Her zaman plastik atıklar konusunda endişeli olmama ve kendi doldurulabilir şişemi yanımda taşımama rağmen, plastik atık kirliliğinin ne kadar ciddi olduğunu yakın zamanda Kamboçya’daki Koh Rong Adası’na yapmış olduğumuz seyahatte fark ettim. Sahil her sabah dalgaların getirdiği ve çoğunluğu yiyecek ve içecek atıklarından oluşan plastik yığınları ile kaplanıyordu. Bu durum, plastik atıklarımızı çöp kutularına atsak bile tüm bu atıkların en nihayetinde okyanuslarımız ve tarlalarımıza ulaştığının görsel bir hatırlatıcısıydı. Seyahat edenlerin sayısı her yıl giderek artıyor ve bu durum özellikle daha kırılgan çevrelerdeki seyahat atıklarının artmasına sebep oluyor. İşbirliği içerisinde yapacağımız birkaç ufak değişiklikle, yalnızca seyahat ederken değil, evdeyken sebep olduğumuz plastik ayak izimizi de azaltabiliriz. Seyahat Ederken Plastik Atıkları Azaltmaya Yarayacak Birkaç Öneri: Doldurulabilir şişenizi yanınızda taşıyın: Matarınızı ultraviyole (UV) ile saflaştırılmış veya filtrelenmiş su ile doldurun. Ücretsiz ya da düşük bir ücret karşılığında suyunuzu doldurabileceğiniz filtrelenmiş su tesislerine sahip olan otel ve restoranların sayısı günden  güne artıyor. Daha uzak bölgelere gidiyorsanız, bakterileri öldürmek için kendi su arıtıcınızı kullanın. Kendi eşyalarınızı getirin: Sokak yemekleri tüketirken kendi çatal-bıçağınızı kullanmanız biraz tuhaf gelebilir. Ama yemek yerken kullanıp attığımız plastik çatal, kaşık ve bıçakları düşündüğünüzde bunun doğru bir seçim olduğuna ikna oluyorsunuz. Bu, seyahatlerimizde ve evde devamlı hatırlamaya çalıştığımız bir konu. Plastik pipet kullanmayın ya da kendi pipetinizi getirin: Bu biraz ileri görüşlülük gerektiriyor ancak sipariş verirken garsona kokteylinizi, biranızı veya meyve suyunuzu pipetsiz tercih ettiğinizi belirtmeniz, gereksiz yere kullanılan ve çöpe atılan pipet miktarını ciddi ölçüde azaltacaktır. Biz yakın zamanda bambu pipetler aldık ve bir sonraki seyahatimizde bunları denemek için sabırsızlanıyoruz. Yeniden kullanılabilir kahve veya çay kupanızı yanınızda taşıyın: İtiraf etmek gerekirse, paket servis (take-away) kahveler benim zayıf noktam ancak bu alışkanlığın ne kadar fazla atığa yol açtığının farkındayım. Çantanıza yeniden kullanılabilir kapaklı kahve kupaları attığınızda kafein ihtiyacınızı her yerde karşılayabilirsiniz. Bazı kahveciler kendi kupanızı götürdüğünüzde indirim bile uyguluyorlar. Yanınızda bir bez çanta bulundurun: Bu tarz çantalar, marketlerde ve diğer dükkanlarda duyulan plastik poşet ihtiyacını azaltır ve plastikten daha güçlü bir yapıya sahip oldukları için pek çok şey taşımanıza olanak sağlar. Plastik bir poşete kıyasla eğlenceli motiflere sahip bir bez çantayla yürürken daha şık ve  yerel halktan biri gibi görüneceğinizden bahsetmeye gerek bile yok. Paketleme ihtiyacınız varsa, kilitli poşetleri ve diğer plastik torbaları tekrar kullanın: Kabul edelim ki, çamaşırlar  ve diğer eşyalar için su geçirmez bir poşet görevi gördüğünden bazen plastik poşet kullanmak kullanışlı olabiliyor. Bu özelikle yürüyüş gibi açık hava etkinlikleri yaparken geçerli. Kilitli poşetleri ve diğer plastik torbaları daha uzun ömürlü ve sağlam olan çeşitli boydaki çanta yağmurluklarıyla (dry sacks) değiştirin. Bunu yapamıyorsanız, en azından plastik poşetlerinizi saklayın ve tekrar tekrar kullanın.
  14. Hayvanların Sınırlarına Saygı Duyun: Eğer hayvanlarla olan mesafenizin korunması veya onlara dokunmamanız gerektiği belirtiliyorsa, bu uyarılara kulak verin. İstenmeyen ilgi hayvanlarda strese veya kaygı sorunlarına yol açabilir ve bazen davranış bozukluklarına ve daha da kötüsü yuvaların ve yavruların terk edilmesine sebep olabilir. Galapagos Adaları’ndayken, gezginlerden bazılarının “İstediğimi yaparım ben buna para verdim!” mantığıyla belirlenmiş yolların dışına çıktığına tanık olduk. Rehberimiz sağ olsun, bu davranışlara göz yummadı ve kurallara uymayanlara sebep olabilecekleri zararlar konusunda uyarılarda bulundu. Bunlara ek olarak; fillere binmek, kaplanlarla fotoğraf çekilmek, yüzme havuzlarında yunuslarla yüzmek gibi ya da hayvanların tutsak edildiği ve turistlerin ilgisini çekmek için düzenlenen diğer vahşi yaşam aktivitelerinden uzak durun. Bu konuyla ilgili daha detaylı bilgi edinmek için, National Geographic’in vahşi yaşam turizminin karanlık gerçeklerini açığa çıkardığı makalesini okuyabilirsiniz.
  15. Korumaya Odaklanan Turları ve Aktiviteleri Seçin: Turizm ve turların vahşi yaşamı ve doğayı koruyacağını düşünmek mantık dışı gelebilir ancak bazı etkileyici ve dikkat çekici örneklerle karşılaştık. Örneğin, yakın zamanda Madagaskar’da katıldığımız G Maceraları turu, vahşi yaşamın korunmasına odaklanan Jane Goodall Koleksiyonu’nun bir parçasıydı. Gezimizin bir parçası olarak yalnızca doğal parkları değil, lemurlar ve diğer vahşi yaşam üyelerinin evlerine geri dönmeleri için yeniden ormanlaştırma çalışmaları yürütülen köylerdeki yöresel parkları da ziyaret ettik. Anja adlı yöresel park, lemur popülasyonunu 20 yıldan az bir sürede 20’den 400’e çıkarmayı başarmış. 
  16. Çevre Dostu Otel ve Kuruluşları Ödüllendirin: Geridönüşüm yapan, kaynaklarını yerel üretimden seçen ve çevre dostu kalkınmaya bağlı olan işletmeleri tercih etmeyi göz önünde bulundurun. Kuruluşun yerel çalışanlara nasıl davrandığına da dikkat edin. Kuruluşu araştırın ve saygın sürdürülebilir turizm sertifikaları gibi kayıtları olup olmadığına bakın. Unutmayın: Laf ile peynir gemisi yürümez, harekete geçmelisiniz.
  17. Konu Çöp Olduğunda, İyi Bir Örnek Oluşturun: Yalnızca kendi çöpünüzü atmayın, özellikle etrafta bu erdemli davranışı görebilecek birileri varsa etraftaki diğer çöpleri toplayın. “Bu benim sorumluluğum değil ve burası benim ülkem değil” diye düşünebilirsiniz ancak turistle rin davranışlarını örnek alan yerlilere rastladık. Davranışınız, çöpler ve çevre hakkında bir konuşma başlatabilir. Deneyimimiz: Bangladeş’in güneyinde yer alan Bengal Körfezi’nde sahildeki plastik şişeleri toplarken, birkaç Bangladeşli bunu önemsedi ve diğerlerinin yaptıklarından utanarak bize yardım etmeye başladı.
  18. Almamanız Gereken Şeyleri Almayın. Bunu Yapanlardan Bir Şey Satın Almayın: Doğal kaynakları ve kültürünü takdir etmek adına ziyaretler yapın ancak eve ne götürdüğünüze dikkat edin. Bazı hükümetler doğa ziyaretçilerinin ne çeşit kültürel ürünler toplayabileceği, satın alabileceği ve ülke dışına çıkarabileceği konusunda düzenlemeler getiriyor. Bu kurallara saygı duyun ve korumaya alınan deniz kabukları ve antikalar gibi ürünler satarak kanuna aykırı davrananlardan hiçbir şey satın almayın.
  19. Toplu Taşıma Kullanın: Toplu taşıma sizi yalnızca bir yerlere ulaştırmakla kalmaz, size aynı zamanda deneyim kazandırır. Dilini bilmediğiniz yeni bir şehirdeki toplu taşıma sisteminin korkutucu olabileceğini anlıyoruz ancak bir şans vermenizi şiddetle tavsiye ediyoruz. Toplu taşıma hem çevresel açıdan güvenilirdir hem de turistik yerler dışındaki “gerçek yaşamı” gözlemleyebileceğiniz ve yerel halkla etkileşime geçebileceğiniz bir ortam yaratır.
  20. Yürüyebildiğiniz Kadar Yürüyün Veya Bisiklet Kiralayın: Yürümek ve bisiklete binmek yalnızca çevre dostu değildir, bu ulaşım şekilleri aynı zamanda çevrenizle ve insanlarla daha yakın olmanızı ve sağlam ilişkiler kurmanızı sağlar. Unutulmaz anılarımızın çoğu yürürken veya bisiklete binerken yaşandı çünkü insanlarla tanışma imkanımız ve bir araba veya otobüsteyken göremeyeceğimiz şeyleri görme şansımız oldu.

Son bir şey daha: Yukarıda bahsedilenler yalnızca seyahat için geçerli değil. Hepimiz evimizde bile küresel ve sorumlu gezginler olabiliriz.

COVID-19’un İklim Krizine Yansımaları ve Sonuçları

Önceki Haber

İklim Sömürgeciliğine Meydan Oku!

Sonraki Haber

Diğer Haberler