Endonezya’dan elde edilen bulgular, kalkınma hedeflerinin iklime bir maliyeti olmak zorunda olmadığını gösteriyor. Verilere göre, yoksullukla mücadele programı kapsamında yapılan maddi yardımlar, ormansızlaşmanın da önüne geçebiliyor.

Haber: Eric Roston ve Jess Shankleman
Çeviri: S. Sena Akkoç

Orman tahribatı, insan kaynaklı karbondioksit emisyonlarının %10’undan sorumlu ve bu emisyonların çoğu, aşırı yoksulluğun sonucu. Kereste satmak ve ekim için arazi temizlemek, yerel toplulukların gelir akışı için son çare. Araştırmacılar, hükümetler ve sivil toplum kuruluşları, dünyayı bu iki beladan nasıl kurtaracaklarını yıllardır tartışıyorlar. Ama hangisi önce geliyor; yoksulluğu azaltmak mı, ağaçları kurtarmak mı?

Endonezya’da 2007’de başlayan bir yoksullukla mücadele programından elde edilen veriler, araştırmacılara bu soruyu yanıtlamasında yardımcı oldu: Yoksul bölgelerde yaşayan insanlara yapılan nakit yardımları, hiçbir ağaç koruma koşulu olmadan dağıtılmalarına rağmen, ağaç kaybında %30’luk bir düşüşe neden oldu.

Johns Hopkins Üniversitesi Carey İşletme Okulu’nda Bloomberg Seçkin Profesörü olan Paul Ferraro, “Korumacıların bunu ‘para yoksulluk için harcanırsa bunun çevreye faydası olmaz” şeklinde sıfır toplamlı bir oyun olarak görmesine gerek yok. Yıllardır, yoksulluğa karşı mücadele edenlerle çevre korumacılarının araları açık karşı iki kampta yer alıyor” dedi.

Endonezya’nın Keluarga Harapan veya Aile Umutları Programı, danışanlarına yerel sağlık ve eğitim kurumlarına kaydolduğu ve hamile kadınlar ile çocukların sınavları geçtikleri ve aşılarını tamamladıkları sürece altı yıl boyunca üç aylık ödemeler vaat ediyor. Çocukların okula devamlılığı da ayrıca zorunlu tutuluyor.

Yoksullukla mücadele ve koruma önlemleri arasındaki ilişki tam olarak anlaşılmamış olsa da, geçmişteki koruma çabalarının öngörülemeyen veya istenmeyen sosyal etkileri oldu ve topluluk kaynaklı ormansızlaştırma dürtüleri karmaşık sonuçlara yol açtı. Singapur Ulusal Üniversitesi’nde bir ekonomi araştırmacısı olan ortak yazar Rhita Simorangkir ve Ferraro, araştırmaların genellikle refahın ormancılığa etkilerine değil, sağlıklı ormancılığın refah üzerindeki etkilerine odaklandığını söyledi.

Ferraro, sonucun kendisinden daha da şaşırtıcı olan şeyin, Endonezya’da ormansızlaşmadaki düşüşün, diğer ülkelerde koruma için özel olarak tasarlanmış politikalarla elde edilen düşüşle hemen hemen aynı olması. Makale, koruma ödemelerinin yoksullukla mücadele programlarına veya yoksullukla mücadele ödemelerinin koruma programlarına yeniden tahsis edilmesini savunmuyor. Ferraro, sonuçlardan cesaret aldığını söylerken aynı zamanda bunlardan çok fazla çıkarım yapılmaması konusunda da uyarıyor ve “Bu, her zaman tek ülke araştırmaları üzerine olan bir mesele. Küresel verilerdeki kalıplara bakan çalışmalardan daha güvenilirler; ancak genelleme yetenekleri daha az olduğu için hala belirsizler” dedi.

Boston Üniversitesi’nde koruma ve insan davranışı konusunda uzmanlaşmış doktora sonrası araştırmacısı Kira Sullivan-Wiley, bu çalışmanın “çok derli toplu ve kapsamlı bir analiz” olduğunu söylüyor. Sulliven-Wiley, çalışmayı yoksulluk karşıtlarını ve çevre savunucularını birbirlerine yaklaştırarak 2030 yılına kadar dünyadaki problemleri çözmek için iddialı bir program olan Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne dayandırıyor ve yoksullukla mücadele tedbirlerinin ormancılık açısından faydaları olduğunu gösteren sağlam sonuçlar, “her iki konuyu da önemseyen birçok insanı memnun edecek” diyor.

Endonezya, hedeflenen programlar aracılığıyla orman kaybıyla mücadelede de önemli ilerlemeler kaydetti. Birincil orman kaybı, artan politikalar ve yaptırımlar nedeniyle 2016’da %60 oranında azaldı ve o zamandan bu yana da bu kazanımlar devam etti. Maliye Bakanı Sri Mulyani Indrawati, ülkenin kalkınmasının çevre ile gerçekçi ve pratik bir ilişki kurmayı hedefleyen daha geniş bir stratejinin parçası olduğunu söylüyor.

Indrawati, “Bu salgının bize korkunç bir şekilde gösterdiği şey, ekonomilerimizi yeniden inşa etmemiz gerektiği oldu; böylece bize sadece iş sağlamanın dışında aynı zamanda güvenlik, dayanıklı ve sağlıklı bir toplum da sağlayabilir. Artık ekonomilerimizi ve toplumlarımızı, doğa bilimlerini ve doğal çevreye bağımlılığımızı sık sık görmezden gelen bir şekilde inşa edemeyiz” dedi.

Indrawati yine de, kısa vadeli siyasi ve ekonomik hedeflerle çatışıyor gibi göründüğü için, iklim değişikliği sorunlarının bir kenara bırakılabileceği konusunda da uyarıyor. Salgının neden olduğu ekonomik kayıp, şimdi Endonezya’nın on yıldan uzun süredir yürüttüğü yoksullukla mücadele çabalarını tehdit ediyor. Mart ayının sonunda Başkan Joko Widodo, Aile Umut Programındaki 10 milyon hane için daha fazla yardım içeren bir teşvik programını onayladı.

Bugünün zorluklarının daha fazla ormansızlaşmaya yol açıp açmayacağını söylemek için henüz çok erken. Dünya Kaynakları Enstitüsü’nün kıdemli üyesi Frances Seymour, “Geçici nakit transferleri ve orman dostu iş yaratımı, pandemiden mali bir darbe alan insanların ormansızlaşmaya geri dönme ihtiyacını azaltmaya yardımcı olabilir. Ekonomik kriz yüzünden çaresiz kalan insanların ormanları sömürmelerine karşı örgütlü suç baskıları ve uygun eylemler arasında bir ayrım yapmalıyız” dedi.

Haberin aslına buradan ulaşabilirsiniz.

 

Belçikalı Yeşiller, Parlementoya “Ecocide” Tasarısı Sundu

Önceki Haber

Daha Yeşil Alanlarda Büyüyen Çocukların IQ’ları Daha Yüksek

Sonraki Haber

Diğer Haberler