Ormansızlaşma yoğun biyolojik çeşitliliğe sahip Kolombiya’da artıyor. Kolombiya’daki ormansızlaşmanın karmaşık ve birbiriyle bağlantılı sosyal, politik, ekonomik ve çevresel etkenlerini – geçmişte ve günümüzde, yasal ve yasadışı, doğrudan ve dolaylı – anlamaya çalışmak çok önemli.

Haber: Daniel Henryk Rasolt
Çeviri: Burcu Genç

COVID-19 salgını, devlet varlığının azalması ve uzun süredir bu ormanların koruyucusu olarak hizmet veren savunmasız Yerli toplulukların girmek zorunda kaldıkları izolasyon, bu yılın Mart ayının sonlarından bu yana toprak gaspçılarını ve yasadışı altın madencilerini cesaretlendirdi.

Karanlık bir paradoksta, Güney Amerika’nın en değerli ekosistemlerinden bazıları, FARC (Kolombiya Devrimci Silahlı Kuvvetleri), Kolombiya Hükümeti ve paralı paramiliter gruplar arasında yarım yüzyıldan uzun süren iç savaş sırasında korunmuştu. Savaşta yaklaşık 300.000 kişi öldü ve yedi milyondan fazla insan yerinden edildi.

Şiddet, gasp ve adam kaçırma gibi var olan risklerin yanı sıra Kolombiya kırsalında yabancı yatırımcının yatırım yapmaya korkması, altyapı, sanayi ve kırsal kalkınma eksikliği, Kolombiya’nın zengin tropikal ormanlarının çoğunun dokunulmadan korunmasına farklı şekillerde katkıda bulundu.

Sıcak Noktalar

FARC, Kolombiya topraklarının %30’undan fazlası üzerinde, özellikle uzak ve seyrek nüfuslu ormanlık bölgelerde nüfuz sahibiydi. Çoğunlukla yasadışı kokain ve altın ticareti yoluyla kendisini finanse eden bir gerilla grubu olarak, insan kaçırma, vahşi yaşam kaçakçılığı ve yasadışı ağaç kesiminden bir miktar ek gelir elde eden FARC, askerlerinin hareketini ve yasadışı ekonomik faaliyetlerini gizleme becerisine sahipti.

Yerel köylüler, koka yetiştiricileri ve Yerli topluluklarla “bir arada yaşama kılavuzları” ve açık komuta yapıları hazırlarken, büyük etkiye sahip oldukları bölgelerde ormansızlaşmaya karşı kurallar koydular. FARC için bu kurallar çerçevesi, kendilerini ve ekonomik çıkarlarını doğrudan korumaya ve hem yerel hem de ulusal düzeyde meşruiyetlerini geliştirmeye hizmet etti. Savaş insani bir kriz olmaya devam ederken, FARC’ın varlığı büyük olasılıkla kapsamlı ormansızlaşmayı geciktirdi.

FARC ve Kolombiya hükümeti arasında Kasım 2016’da barış anlaşmasının imzalanması, geniş ormanlık bölgelerde belirgin güç boşlukları bıraktı ve o zamandan beri ormansızlaşmada büyük bir artış oldu. Özellikle Kolombiya Amazon’u, küresel bir ormansızlaşmanın “sıcak noktası” haline geldi.

İtici Güçler

Kolombiya Amazon’undaki mevcut hızlı ormansızlaşma oranlarını ele almak için, karmaşık bağlamı ve son yıllarda ormansızlaşmanın birbiriyle bağlantılı sosyo-ekolojik itici güçlerini anlamak önemlidir.

Kolombiya’da yoğun nüfuslu And dağ yamaçları, Atlantik kıyısı ve Amazon’un kolonizasyon sınırları boyunca ormanlar, onlarca yıldır toplu halde yok edildi, ancak yakın zamana kadar dağlık And ormanları, paramolar (geniş verimsiz araziler) ve alçak tropikal ormanları büyük ölçüde korunmuş olarak kaldı.

Kolombiya Amazon’unun orijinal sömürgecileri ve ormansızlaştırıcıları, yirminci yüzyılın başlarında on binlerce yerli insanı köleleştirerek hesaplanamaz uzun vadeli biyokültürel hasara neden olan, kauçuk yetiştiricileriydi. Onları, FARC’ın oluşumunun tohumlarını atan bir olay olan yirminci yüzyılın ortalarında Liberaller ve Muhafazakârlar arasındaki bir iç savaştan kaçan göçmenler izledi.

Bölgenin ormandan inek otlağına kitlesel ölçekte dönüşümü ancak 1960’larda başladı. Bu, uzun zamandır terk edilmiş devlet destekli altyapı projeleriyle birlikte büyük yeni sömürgeciler dalgası getirdi. O zamandan beri,  Amazon sınırlarında – özellikle Caqueta ve Putumayo’nun yüksek çatışmalı bölümlerindeki – ormanlık alanların çoğu inek otlaklarına ve koka tarlalarına dönüştürüldü.

Kolombiya Amazon’unda ve Kolombiya ile Güney Amerika’nın diğer pek çok bölgesinde ormansızlaşmanın en büyük doğrudan faktörü inek otlaklarının genişlemesidir. İlginç bir şekilde, sığır eti için küresel talep ve fiyat, sığır eti ve süt ürünleri için daha büyük bir ihracat pazarına sahip diğer ülkelerin aksine, Kolombiya’da ormanın toplu otlaklara dönüştürülmesine neden olmadı.

İnek otlakları, Kolombiya arazisi için pek uygun değil. Ülkenin %38’i (38,6 milyon hektar) tahmini 23 milyon baş sığır için kullanılıyor olsa da, analizler  arazinin yalnızca %6’sının sığır otlatmak için verimli olduğunu gösteriyor.

Arazi gaspçıları

Kolombiya Amazon’daki inek otlaklarının genişlemesine neden olan, genellikle yasadışı arazi gaspı ve Kolombiya’daki herhangi bir “üretken” arazinin tapusunu alabilmenin yolunu açan yasadır. Kolombiya’da toprak güçtür ve toprak mücadelesi, onlarca yıldır çatışma, yerinden edilme, ölüm ve çevresel yıkımın ana itici gücü olmuştur.

Arazi gaspı ve orman açma süreci genellikle küçük toprak sahibi çiftçiler tarafından yapılır. Daha sonra yeni ormansızlaştırılmış arazileri, zengin toprak sahiplerine (“latifundios” olarak bilinir) satarlar. Bu yeni açılan yerler, diğer arazileriyle büyük bir arazi oluşturmak ve arka planda daha kârlı yasadışı faaliyetlere izin veren bölge kontrolü yapabilmek üzere birleştirilirler.

Arazi dağıtımı açısından, “üretim yapılabilen” arazinin %81’ine toprak sahiplerinin yaklaşık yüzde birinin sahip olduğu Kolombiya’da, dünyanın en yüksek eşitsizlik oranına rastlanır. Üstelik Kolombiya’nın kırsal nüfusunun %44,7’sinin yoksulluk içinde yaşadığı tahmin ediliyor.

Bu arazi gaspı süreci, özellikle hem devlet destekli hem de yasadışı yolların inşa edildiği milli parklar ve Yerli toprakları gibi anayasal olarak korunan alanlarda ve çevresinde gerçekleşiyor. Tipik olarak karayolları, pazarlara ve doğal kaynaklara daha kolay erişim nedeniyle kentleşmeyi teşvik ediyor ve bu da arazi talebinin daha da artmasına neden oluyor. Yolların etrafındaki alanlar, “arazi kullanımı” ve yasal mülkiyeti talep etmek için ormanları yok ederek sığır yetiştirmeye açık yerler haline geliyor.

Altyapı

Hidroelektrik baraj inşaatları ve operasyonları ve ihtiyaç duydukları genişletilmiş altyapı, birkaç on yıldır Kolombiya ekonomisinin ve manzarasının temelini oluşturmuştur. Kolombiya’nın yurtiçi elektrik tüketiminin %70’inden fazlası hidroelektrik barajlardan üretiliyor.

Büyük barajlarla ormansızlaşma ve arazi bozulması arasındaki bağlantı güçlü: Ormanları sular altında kalır, habitatları doğrudan yok eder, orman topluluklarını yerlerinden ederler. Böylece dolaylı olarak daha fazla ormansızlaşmaya yol açan altyapıyı da sağlamış olurlar.

Barajlar ayrıca, kıyıdaki mangrovlar, taşkın gölleri ve Amazon da dahil olmak üzere aşağı havzadaki ova ormanlarını etkileyen mevsimsel taşkın modellerini ve tortu akışlarını da değiştirir.

Kolombiya’da yerleşik maden çıkarma endüstrileri arasında petrol ve doğal gaz arama ve çıkarmasının yanı sıra altın, gümüş, platin, kömür, tuz, zümrüt, nikel, koltan, bakır ve daha fazlasının madenciliği de yapılmaktadır. Petrol, Kolombiya’nın önemli bir ihracat ürünüdür ve Kolombiya, Latin Amerika’nın en büyük kömür ihracatçısıdır. Kolombiya aynı zamanda dünyanın en büyük altın ihracatçılarından biridir – çoğu yasa dışı olarak çıkarılmıştır, ancak bunun izini sürmek neredeyse imkansız olduğu için piyasaya “yasal” olarak girmektedir.

Ayrıca Kolombiya, dünyanın en büyük dördüncü palmiye yağı üreticisidir ve Batı Yarımküre’nin en büyüğüdür. Yeşil badana ürünü bir “sıfır-ormansızlaşma” ve çatışma sonrası “sürdürülebilir kalkınma” iddialarına rağmen, Kolombiya’nın genişleyen palmiye yağı tedarik zincirinin gerçekliği çok daha karmaşık ve yıkıcı.

Koka

Genellikle bu yasal endüstrilerin ve geniş inek otlaklarının arka planında kötü şöhretli ve yüksek kazançlı yasadışı endüstriler, yani uyuşturucu kaçakçılığı ve yasadışı altın madenciliği bulunuyor.

Kokainin temel bileşeni ve birçok Yerli halk için kutsal bir tıbbi bitki olan Coca, Kolombiya’daki ormansızlaşmanın doğrudan bir faktörü olarak kabul edilir.

Putumayo, Caqueta, Meta ve Guaviare’nin Amazon bölümleri ile Narino ve Cauca’nın Güneybatı And-Chocoan bölümleri, bol koka tarlaları ve terk edilmiş altyapı projeleri ile eski FARC kaleleridir. En çok izole edilmiş koka plantasyonları, arazinin kontrolünü sağlamak için yapılan inek otlaklarıdır.

Kokainin zorla ortadan kaldırılması girişimleri, özellikle 2000’li yılların başlarında ABD destekli glifosatın havadan püskürtülmesi çağrısı yapan”Kolombiya Planı” da başarısız oldu. Koka çiftçileri ormanların derinliklerine inerken üretim çoğunlukla arttı. Ormansızlaşma sınırları genişlerken, yasal ürünler, doğal bitki örtüsü ve muhtemelen insanlar ve diğer hayvanlar püskürtülen glifosat damlacıkları tarafından hastalandı veya öldürüldü.

Zorla yok etme girişimlerine yanıt olarak, küçük ölçekli koka yetiştiricileri genellikle yasadışı altın madenciliği gibi ormanları daha da yok eden ve su kaynaklarını kirleten alternatiflere başvuruyorlar: Arazi bozulduğu ve başlamak için yasal pazarlara çok az erişim olduğu için çok az alternatif görüyorlar. Trump yönetiminin ısrarıyla, Kolombiya’da yine bir havadan glifosat püskürterek yeni bir zorla yok etme kampanyasından bahsediliyor.

Altın

Yasadışı altın madenciliği, uzun süredir Choco yağmur ormanlarında ve Kolombiya’nın diğer bazı bölgelerinde ormansızlaşma, arazi bozulması ve su yolu kirliliğinin itici gücü olmuştur.

Andes’teki Antioquia ve Cauca’nın yanı sıra Amazon’daki Caqueta ve Putumayo’nun bölümleri özellikle etkilendi. “Kanlı Altın” aynı zamanda geçmiş ve şimdiki çatışmaları da finanse etti – barış anlaşmaları imzalandığında, yasadışı altın aslında FARC, ELN ve belirli neo-paramiliter gruplar için kötü şöhretli kokain ticaretinden daha fazla para ediyordu.

Yasadışı madenciliği engellemeye yönelik devlet çabaları olduğunda, genellikle yoksullaşan madenciler, koka ekimi gibi başka yasadışı faaliyetlere sürükleniyor ve bu da yine ormansızlaşmaya yol açıyor. Trajik ve yıkıcı bir döngü.

Yukarıda açıklanan yasal ve yasa dışı ormansızlaşmanın pek çok itici gücü, Kolombiya’da onlarca yıldır var olsa da, bunların ölçeği ve etki bölgeleri ve bunun altında yatan sosyoekonomik nedenlerin genişlemesi veya daralması için cesaretlendiren politik koşullar sürekli değişiyor.

“Çatışma sonrası” Kolombiya’daki karmaşık koşullar şu anda ormansızlaşmayı Kolombiya Amazonlarının derinliklerine doğru sürüklüyor.

Genişleme

FARC’ın feshedilmesiyle, terk edilmiş bölgeler, boşluğu doldurmak isteyen bir dizi fırsatçı güç karşısında son derece savunmasız hale geldi.

Yeni ve eski yasadışı aktörlerin çirkin bir bileşimi, geniş ormanlık alanların ve oldukça karlı yasadışı endüstrilerin kontrolü için şiddetle rekabet ediyor. Bu yasadışı gruplar, çok uluslu madencilik, petrol, palmiye yağı, tarım, kereste ve inşaat şirketlerine karşı savaşıyorlar veya çıkarları uyarınca onlarla birlikte çalışıyorlar. Bu grupların tümü, yeni toprakların kontrolü, kullanımı veya her ikisi için yarışıyor.

Çoğu zaman, tüm bu gruplar arasında ve hükümetin bu aktörlerin niyetlerini engellemede veya kolaylaştırmada oynadığı rol arasında bulanık çizgiler var. Bu değişken karışım, iç savaşın milyonlarca yerinden edilmiş kurbanına yönelik kötü düşünülmüş “arazi iadesi” gündemlerinin, eski FARC savaşçılarının topluma karmaşık bir şekilde yeniden entegrasyonunun ve toprak gaspını teşvik eden zaten yıkıcı bir toprak tapusu sisteminin tepesinde yer alıyor.

İlgili tüm tarafların beklentisi, “barış” içinde, doğal kaynakların çıkarılmasını kolaylaştıracak hem “resmi” olarak devlet tarafından finanse edilen hem de “yasadışı” projeler olan altyapı ve yolların çoğalmasıdır.

Bu kaosun ortasında devlet, anayasal olarak vaat edilen ulusal koruma alanlarının ve Yerli topraklarının korunmasını büyük ölçüde ihmal etti. Yerli liderler ve diğer sosyal ve çevresel savunucular, ülke çapında yaygın arazi gaspı ve ormansızlaşmaya tanık oldukları için endişe verici oranlarda tehdit edildi ve öldürüldü.

2020, Kolombiya’nın çevre savunucuları için dünyanın en tehlikeli ülkesi seçildi. Barış anlaşmalarının imzalanmasından bu yana, INDEPAZ’a göre 900’den fazla toplum ve çevre lideri öldürüldü.

Amazon

Kolombiya Amazonu, barış anlaşmalarının imzalanmasından bu yana, ormansızlaşmanın kritik bir “sıcak noktası” haline geldi. Global Forest Watch’ın verilerine göre 2018’de Kolombiya, şimdiye kadar kaydedilen en yüksek orman kaybını yaşadı. Bu oran, 2003’e göre 2018 yılında %500 arttı. Ve bu alanın tamamı Amazon’un içinde. Kolombiya Amazon’undaki genel ormansızlaşma, barış anlaşmalarının yapıldığı 2016 yılına kıyasla 2018’de %97 arttı.

FARC muhalifleri ve diğer yasadışı silahlı grupların tarafsız milli park personeline yönelik tehditleri nedeniyle, Kolombiya Amazon’undaki on milli park bu yılın başlarında terk edildi – toplamda yaklaşık dokuz milyon hektar -. Bu geniş parklar artık daha da savunmasız. Alandan gelen bölgedeki ormansızlaşmayı ve bölgedeki çatışmaları önlemeye yardımcı olabilecek verilerin toplanması durdurulmuş durumda.

Ulusal park görevlilerinin ve Yerli liderlerinin yakın zamanda bildirdiği üzere, yasadışı altın madenciliği, çatışma sonrası Amazon’un daha önce el değmemiş bölgelerine de yayılıyor. Amazon’un Yerli liderleri, kendi topraklarında hem yasadışı hem de devlet onaylı “yasal” altın madencilerinin varlığını kategorik olarak reddediyor.

Entegre sosyo-ekolojik araştırma ve izleme, mevcut eğilimlere ve Amazon’unun son zamanlarda engellenmemiş ormansızlaşmasına neden olan karmaşık güçlere ışık tutuyor.

Yangınlar

Mevcut ve gelecekteki ormansızlaşma alanlarının güçlü göstergeleri olan orman yangınları, 2017 yılında korunan alanlar içinde %600 gibi endişe verici bir oranda tespit edildi.

Daha önce büyük ölçekli ormansızlaşmanın meydana geldiği yerler olan Caqueta, Meta ve Guaviare alanları, çatışma sonrası Kolombiya’da ormansızlaşma sınırlarının katlanarak genişlediğini gösteriyor, ancak daha izole olan Doğu Amazon’da da yangınlar tespit ediliyor.

Amazon orman yangını uzmanı ve 2018’de yayımlanan orman yangılarını gelecek ormansızlaşmaya bağlayan makalenin de yazarı olan Dolors Armentaras: “Sierra de la Macarena, Tinigua ve Cordillera de los Picachos ulusal parkları arasındaki hayati çevre koridorunda, çatışma sonrası dönemde yangınlarda ve ardından ormansızlaşmada dramatik bir artış sergilendi. Bu önemli biyolojik çeşitlilik etkin noktası, And Dağları ile Amazon ekosistemlerini birbirine bağlıyor” dedi.

Bu eğilimler devam ederse, Kolombiya Amazonlarının büyük bölümlerinin parçalanarak çok sayıda tür ve biyojeokimyasal döngü için risk oluşturması ihtimali var.

İnsan kaynaklı orman yangınları ve buna eşlik eden ormansızlaşma trendinin, Kolombiya’nın Amazon bölgesinde daha kuru iklim koşullarıyla yükselmesi bekleniyor. Kuvvetli El Niño olaylarından dolayı daha kötüleşeceği tahmin ediliyor. Amazon’daki kuraklık ve azalan toplam yağış –bununla beraber bir anda bastıran şiddetli yağışlar, ani seller ve toprak kaymaları- ormansızlaşmayla beraber ortaya çıkıyor.

Kitlesel arazi açma, araziyi bozuyor, ormanları bölüyor ve doğrudan yerel ve bölgesel yağış modellerini değiştirirken, Amazon’un taşma noktasına doğru ilerlemesine katkıda bulunuyor.

Biyoçeşitlilik

Mart 2020’de yayınlanan ve Profesör Armenteras’ın orman yangınları konusundaki çalışmalarından yola çıkarak, barış anlaşmalarından üç yıl önce (2013-2015) ve sonrasında (2016-2018) 39 ulusal park ve orman rezervi içindeki ormansızlaşma oranlarını karşılaştıran bir çalışmada araştırmacılar, kuzeydeki Sierra Nevada de Santa Marta’dan Amazon’un derinliklerinde bulunan Nukak Doğa Koruma Alanı’na kadar “biyolojik çeşitliliğin etkin noktaları” olarak kabul edilen birçok milli parkta ormansızlaşmada belirgin bir artış olduğunu fark ettiler.

Yasadışı yangınlar ve arazi temizliği ile bağlantılı olarak, Başkan Ivan Duque’un maden çıkarma odaklı Ulusal Kalkınma Planı, daha fazla altyapı ve güvenlik bekleyen çok uluslu şirketlere, eski FARC kontrolündeki ormanlık alanlarda madencilik ve petrol arama yetkilerini dağıtıyor. Bu tavizler çoğu kez, alınmış bu topraklarda yaşayan toplulukların anayasal olarak garanti altına alınmış ön-rıza verme hakkını yok sayıyor. Kurulu maden çıkarma sanayileri için devlet destekli bu planlarla paralel olarak Magdalena ve Cauca nehirleri boyunca yer alan planlanmış ve yapım aşamasında olan mega-barajları başlatma planları, koka mahsullerini ortadan kaldırmak için havadan glifosat püskürtmeyi yeniden uygulamaya yönelik öldürücü plan ve palmiye yağı plantasyonlarının sürekli genişlemesi gibi tartışmalı teklifler de yer alıyor.

Araştırmacılar ve çevre aktivistleri, ulusal parklarda ve ülke çapındaki madencilik projelerinde ormansızlaşma konusunda alarm veriyor. Ayrıca, savaş sonrası Kolombiya’da anayasal olarak tanınan, toplu olarak tutulan Yerli bölgelere odaklanarak kritik ormansızlaşma izleme ve modelleme çalışmaları hala yürütülmüyor.

Arazi gaspı, ormansızlaşma, yasadışı altın madenciliği, zorla yerinden etme ve Yerli liderlerin suikastı bu topraklarda da yaygın.

Covid-19

Kolombiya Amazon’unda 185 tanınmış Yerli rezervi 60’tan fazla farklı etnik gruba bölünmüş durumda. Bunlar, milli parkların ve orman rezervlerinin iki katından fazlasını – 26 milyon hektara karşılık 12 milyon hektar – oluştururlar.

Murui Muina Yerli lideri Jorge Furagaro, Amazon topraklarında Covid-19 kaynaklı izolasyona girmeden önce bu yılın Mart ayında şöyle konuşmuştu: “Biz bu ormanların gerçek koruyucularıyız. Amazon’daki yerli halkların milli parklardan bile daha az ormansızlaşmaya neden oldukları ortaya çıktı, ancak ihmal edilmeye, sömürülmeye, marjinalleştirilmeye ve öldürülmeye devam ediyoruz.”

Yasadışı aktörler, Covid-19 salgınını çevreleyen belirsizlik ve buna bağlı olarak artan küresel altın fiyatları ile daha da cesaretlendi.

Kolombiya’nın 2020 Mart ayının sonlarında ulusal “kapanmaya” girmesinden bu yana orman yangınlarında ani yükselişler ve Kolombiya Amazon’unda ormansızlaşma gözlemlendi, yasadışı altın madencileri ise yerli topraklarını ve bölgedeki korunan alanlarını gasp ediyor.

İzolasyon

Yerli topluluklar, Covid-19’un kendi toplulukları içinde yayılmasını önlemek için izolasyon önlemleri aldılar. Yüzyıllar boyu süren toprak gaspı, zorla yerinden edilme ve hastalıktan sonra, “Batılı” temel sağlık ve iletişim hizmetlerine neredeyse hiç erişim sağlanamadığından, birçok izole Yerli topluluk bu yeni hastalığa karşı son derece savunmasızlar. Ayrıca hastalık Amazon’da hızla yayılıyor.

Kendilerini izole eden topluluklar ise çoğunlukla uyarılara ve hayati bilgilere erişemiyor, bu da devletin ve bilimsel araştırmacıların azalan varlığıyla birleştiğinde, atalarının topraklarının ormanlarını izlemek ve korumak için sürdürdükleri mücadeleyi zayıflatıyor. Bu ormanlar bozulmadan tutulursa gelecekteki salgınları önlemeye yardımcı olabilirler.

Kolombiya Amazon’unda artan ormansızlaşma oranlarını yavaşlatmak için bir dizi strateji deneniyor. Bunlar, REDD + gibi uluslararası sponsorluğa sahip “sonuca dayalı ödeme” planlarından, korunan alanlardaki köylü çiftçilere yönelik askeri operasyonlara kadar uzanıyor. Bu operasyonlar, büyük toprak sahiplerine, çok uluslu şirketlere ve ormansızlaşmayı teşvik eden yasadışı gruplara karşı gerçekleşmiyor.

Kolombiya Yüksek Mahkemesi’nin tüm Kolombiya Amazon Bölgesi’ne yasal “şahsiyet” hakları veren ideolojik olarak güzel ancak şimdiye kadar uygulanamayan yasal kararını da şahit olduk.

Karmaşıklık

Ancak bunların hiçbiri veya diğer girişimler, Kolombiya Amazon’unda ve ülkenin başka yerlerinde yaygın ormansızlaşmaya ve ekolojik yıkıma neden olan dinamik sosyo-ekolojik mekanizmaların karmaşıklığını tam olarak ele almıyor.

Kolombiya, kuşkusuz, çeşitli ekosistemleri ve kültürleriyle birlikte dünyanın en karmaşık ve çatışmalı ülkelerinden biri.

Haberin aslına buradan ulaşabilirsiniz.

Avrupa, Kirli İthalatla Savaşta COVID-19’a Yenilebilir

Previous article

WEF’in Raporu Plastiğe Çözüm Sunuyor

Next article

You may also like