shallow focus photography of wheat field
Photo by meriç tuna on Unsplash

Gıdayla ilgili bu bilgi kirliliğinin nedeni, konuyla ilgili herhangi bir yasak, ceza olmaması değil, kamu kurumlarının gıdayla ilgili bilgi paylaşımının yetersiz olmasından kaynaklandığını belirten STK’lar gıda politikalarının yasaklayıcı değil, önleyici ve koruyucu olmasının gerektiğinin altını çiziyor.

Gıda sansürüne karşı başlatılan imza kampanyasını 50’den fazla STK imzaladı. Bildirinin tam metni aşağıdaki gibidir:

“Gıdaya Yönelik İfade Özgürlüğü Kısıtlanamaz”

“24.06.2020 tarihinde meclis gündemine giren “Gıda, Tarım ve Orman Alanında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Teklifi” başlıklı torba yasa tasarısının 28., 29. ve 30. maddeleri gıdaya yönelik ifade özgürlüğünü kısıtlayıcı düzenlemeleri içermektedir. Bu kapsamda “her türlü yazılı, görsel, işitsel ve dijital iletişim araçları üzerinden yapılan ve ticari reklam kapsamına girmeyen, gıda güvenliği ve güvenilirliği hususunda tüketicide endişe, korku ve güvensizlik yaratarak tüketicinin tüketim alışkanlıklarını olumsuz etkileyen gerçeğe aykırı yayınlar” yanıltıcı yayın olarak tanımlanmakta ve 20-50 bin TL para cezası verilmesi öngörülmektedir.

Kamu kurumlarının görevi vatandaşların sağlıklı gıda hakkını tesis etmek ve bununla ilgili bilgilendirme yapmak, yasaklayıcı değil, önleyici, koruyucu politikalar geliştirmektir. Aksi durumda, getirilen yasaklar, yanlış sonuçlar doğurabilir ve haksızlıklara neden olabilir. Yayın ve bilgilenme hakkına da engel teşkil edebilir.

Bu nedenle “Gıda, Tarım ve Orman Alanında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Teklifi” başlıklı torba yasa tasarısının 28, 29 ve 30 maddeleri geri çekilmeli. Gıdayla ilgili haberleri yasaklamak yerine, tarım zehirlerini, kimyasalları yasaklamalı ve zehirsiz, sağlıklı gıda üretimi için politikalar geliştirilmeli.

Yasa teklifindeki yanıltıcı yayın tanımı çok geniş ve belirsizdir. Neyin yanıltıcı yayın kapsamında değerlendirileceği, bu değerlendirmeyi yapacak kişilerin kimler olacağı, bağımsız karar verip veremeyecekleri net değildir. Teklifi savunan çeşitli çevrelerce, ilerleyen süreçte bu endişelerin yönetmelikle giderileceği ve değerlendirmenin bilimsel esaslar dikkate alınarak yapılacağı ifade edilmektedir. Ancak gıda güvenliği ve güvenilirliği hususunda tüketicileri endişe, korku ve güvensizliğe sürükleyen nedenler toplumda çeşitlilik göstermektedir. İnsanlar sağlıkları, sosyo-ekonomik durumları, inançları, kültürleri ve yaşam biçimleri gibi farklı gerekçelerle gıdaya ilişkin çok çeşitli kaygı ve hassasiyetlere sahiptir. Bu hassasiyetler genetiği değiştirilmiş organizmalar (GDO), tohumlar, tarım zehirleri (pestisitler), helal gıda, veganlık/vejetaryenlik gibi geniş bir yelpazeye yayılmaktadır ve birçoğu bilim içinde de tartışmalı konuların başında gelmektedir.

Bahsedilen tanımda kişi veya amaç fark etmeksizin yazılı, görsel ve sosyal medya mecrasında yapılacak, gıdanın üretim ve işleme süreçleriyle ilgili her türlü paylaşım yüksek miktarda para cezasıyla karşılaşma riski taşımaktadır. Böylesine önemli bir konunun bu kadar otoriter, subjektif ve özensiz bir düzenlemeye tabi tutulması yurttaşların kamusal bilgiye ve iyi, temiz, adil gıdaya erişim hakkını kısıtlayacaktır.

Elbette, Türkiye’de gıda hususunda birçok sorun vardır. Ancak sorunun çözümünü yasaklar üzerinden kurgulamak toplumda gıdaya ilişkin endişe, korku ve güvensizliği azaltmayacak tam tersine artıracaktır. Yasa teklifinin ilgili maddeleri; toplumun gıdaya ilişkin kaygı ve hassasiyetlerini dikkate alarak, toplumsal sorumluluk gereği kamuoyunu aydınlatma vazifesi gören, her biri kendi içinde yetkin kurumların, bilim insanlarının, sivil toplum örgütlerinin, meslek odalarının, bu sorumluluklarını yerine getirmelerini kimi zaman doğrudan sansür kimi zaman da otosansür yoluyla engelleme riskini içermektedir.

Bu bağlamda öncelikle yurttaşların örgütlenmelerini kolaylaştıran ve bu örgütlenmeler üzerinden doğru bilgiye erişimi sağlayacak mekanizmalar kurulmalıdır. Bu mekanizmaların merkezinde gıda toplulukları, meslek odaları, ilgili araştırma birimleri, gıda kooperatifleri, çiftçi sendikaları, ilgili üniversite yapıları, tüketici dernekleri gibi sivil toplum kuruluşları, kamusal ve güvenilir bilgiye erişimi hedefine koymuş sosyal girişimler yer almalı, bu oluşumların sağladığı bilgiler sayesinde yanıltıcı bilgiye çok daha hızlı ve doğru cevaplar üretilmelidir. Böylece, halkın çıkarlarını esas alan, kamucu bir bilgi edinme hakkının kullanımı mümkün olacaktır.

İlgili yasa teklifi bu haliyle halkın sağlıklı bilgiye erişiminin önünü kapatmakta ve kamu çıkarları ile uyuşmamaktadır. Sağlıklı bilgiye erişimi engelleyecek söz konusu maddelerin yasadan çıkarılmasını ve halkın bilgi edinme hakkını esas alan mekanizmalara destek olunmasını talep ediyoruz.”

İmza veren kurum ve topluluklar:
Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği
Çevre ve Arı Koruma Derneği – ÇARIK
Good4Trust.org
Türetim Ekonomisi Derneği
Yeşil Düşünce Derneği
Yeryüzü Kooperatifi
Ekoharita.org
ÇEKÜL Vakfı
Genç Yeşiller
Kocaeli Ekolojik Yaşam Derneği
Yerel Tohum Derneği Marmaris Temsilciliği
Sürdürülebilir Yaşam Derneği – SUYADER
AGRİDA Tarım ve Turizm Derneği
Bağlıca Eğitim Çevre ve Dayanışma Derneği
Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği
Yayla (Gola) Kültür, Sanat ve Ekoloji Derneği
Çukurova İnsan Tohum Toprak Atölyeleri
İstanbul Permakültür Kolektifi
Doğal Yaşam Derneği
Dört Mevsim Ekolojik Yaşam Derneği
Ortak Yaşam Ekososyal İşletme Kooperatifi
Çeşme Çevre Platformu
Bergama Çevre Platformu
İzmir Çevre Gönüllüleri Platformu
Doğal Besin Bilinçli Beslenme (DBB)
Güzel Gıda Topluluğu
Batı İzmir Topluluk Destekli Tarım Gıda Topluluğu (BİTOT)
HDK Emekliler ve Yaşlılar Meclisi
Antalya Ekoloji Meclisi
Arıköy Tüketim Kooperatifi
TarlaTaban
Yeşil Sol İklim Krizi Çalışma Grubu
Doğa Derneği
Dünya Yaşasın Derneği
MoniBostan
Gediz Gıda Topluluğu (GETO)
Ayvalık Gıda Topluluğu
Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği
Tahtacıörencik Doğal Yaşam Kolektifi
Bağımsız Hayvan Hakları Topluluğu
Kuzguncuk Gıda Topluluğu
Yeryüzü Derneği
Yeni İnsan Yayınevi
Yeşil Artvin Derneği
Çiftçiler Sendikası (Çiftçi-SEN)
Polen Ekoloji
HDK Ekoloji Meclisi
Kadıköy Gıda Topluluğu
Büyükdere Gıda Topluluğu
Türkiye Biyologlar Derneği
Sağlıklı Gıda Derneği
Çiğdemim Derneği
Doğaya Dönüş Gençlik ve Spor Kulübü Derneği
Doğa Koruma Merkezi

Karayolu Taşımacılığına Farklı Bir Açıdan Bakmak

Önceki Haber

Yeşil Teknoloji Startupları GreenTech İzmir’de Kurumsal Aktörlerle Buluşuyor!

Sonraki Haber

Diğer Haberler