aerial photography of freight truck lot
Photo by Nigel Tadyanehondo on Unsplash

Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Birliği (International Road Transport Union – IRU), 70 yıl önce Cenevre’de sekiz Avrupa ülkesi tarafından kurulduğunda uluslararası yük ve yolcu taşımacılığı işlemlerini kolaylaştırma amacını taşıyordu. İkinci Dünya Savaşı sonrası yıkılmış bir Avrupa’da TIR sistemini kurarak, yeni oluşan sınırlardan yüklerin kolayca geçmesini sağladı. IRU’nun Savunuculuk Direktörü Matthias Maedge ile COVID-19 sonrası karayolu taşımacılığında sürdürülebilir çözümleri konuştuk.

Yazı: Burcu GENÇ

Karayolu taşımacılığı, COVID-19 pandemisinden en çok etkilenen sektörlerden biriydi. Bu krizden başarıyla kurtulmak için ne gibi planlarınız var?

Bu benzeri görülmemiş kriz, karayolu taşımacılığı endüstrisini büyük ölçüde etkiledi. IRU araştırmasına göre, küresel yük taşımacılığı kayıplarının 550 milyar euroyu aşması bekleniyor.

Ülkelerin salgını yönetmek için koyduğu ulaşım ve hareket kısıtlamaları da, tedarik zincirlerinde ve hareket ağlarında aksamalara ve genel ekonomik yavaşlamaya neden oldu. Bu durum, gelir ve nakit akışı dahil olmak üzere ulaştırma işletmecilerinin finansmanını ciddi şekilde etkiledi ve birçok şirketi iflasa yaklaştırdı.

IRU, zor durumda kalan karayolu taşımacılarını desteklemek, insanların ve yüklerin hareketini kolaylaştırmak ve küresel iyileşmeyi sağlamak için hükümetler ve bankalar için mali ve mali olmayan önlemleri içeren on noktalık bir kurtarma planı yayınladı.

Karayolu yük taşımacılığı, düşük maliyeti ve geniş ölçüde entegre karayolları nedeniyle hâlâ tercih edilmekte ancak aynı zamanda tüm taşımacılık sektörleri göz önüne alındığında en çok karbon salanlardan biri (Avrupa Çevre Ajansı, karayolunun toplam ulaşım emisyonun %72,1’inden sorumlu olduğunu belirtiyor). Bu bağlamda, IRU’nun karayolu taşımacılığının neden olduğu karbon emisyonunu azaltmaya yönelik bir projesi olup olmadığını sormak istiyorum…

Toplam ulaşım emisyonlarının %72’si karayollarının fakat bu oranda binek otomobilleri de bulunuyor ve bunların yalnızca %25’i ticari karayolu taşımacılığından geliyor. Önemli olan, karbondan arındırmaya küresel bir perspektiften bakmak: Pandemi sırasında karbondioksit emisyonları %8 oranında düştü. Ticari araçların bu %8’e katkısının %0,2’den az olması, yollardaki en büyük emisyon üretenin gerçekte kim olduğu sorusunu gündeme getiriyor. Bununla birlikte sektör, aşağıdakilere noktalara dayanan, net, pragmatik ve uzun vadeli bir bakış açısıyla karbonsuzlaşmaya kararlı (2050’ye kadar):

  • Alternatif yakıtları tanıtmak için net bir yol geliştirmek: bBöylece taşımacılara zaman içinde yeni sürüş deneyimleri tanıtmak için daha pratik, ekonomik ve uygulanabilir yollar kılmak, nakliye hizmetlerinden ziyade karbondioksiti azaltmak.
  • Karbondioksiti ölçmek için tüm emisyonları dikkate alan ve sadece egzoz borusuna bakmakla kalmayan hayat boyu değerlendirme yaklaşımı kullanmak: Pilli elektrikli araçlar, şu anda tartışmalarda dikkate alınmayan ağır bir karbondioksit paketiyle birlikte geliyor. Piller, enerji depolama kapasiteleri nedeniyle sınırlamalarla karşı karşıya.
  • Yeşil hidrojen, uygun enerji içeriği nedeniyle çok umut verici bir alternatif: 1 kilogram hidrojen, 1 kW saat pil hücresinden 330 kat daha fazla enerji depolar. Hidrojen, orta mesafeler için kanıtlanmış bir çözüm, LNG (likit doğalgaz) ise uzun mesafeli kamyon taşımacılığı için dizele iyi bir alternatif.
  • Modal işbirliği açısından eşit şartlar da bunlardan biri (yukarıdan aşağıya empoze edilen zorunlu taşıma yolu değiştirme politikaları olmadan).

Bu aynı zamanda kısa vadede hemen elde edilebilecek hızlı kazançları içeriyor: Yüksek kapasiteli araçlar, dijitalleşme, sınır ötesi verimlilik, toplu taşıma yatırımı, eğitim vb.

Karayolu taşımacılığının geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?

Şirketler blok zinciri (blockchain) ve kâğıtsız işlemlere yöneldikçe, hızlı dijital ilerlemeyi görmemiz muhtemel. Bu teknoloji hâlihazırda var olsa da başarılı bir şekilde uygulanması için veri paylaşımı ve alışverişi konusundaki siyasi irade hayati önem taşıyacak.

Çevresel Ürün Beyanları (Environmental Product Declaration – EPD) uygulamamız (TIR için elektronik ön beyanname), bu tür veri alışverişi için geniş bir platform olarak kullanılıyor. Bu, daha hızlı ve daha güvenli sınır geçişlerini mümkün kılıyor.

E-scooterlar Çevre için İyi mi, Kötü mü?

Önceki Haber

Gıda Sansürüne Hayır Diyen STK’lardan İmza Kampanyası

Sonraki Haber

Diğer Haberler