The eastern side of Russia's Kamchatka Peninsula juts into the Pacific Ocean west of Alaska. In this winter image, a volcanic terrain is hidden under snow-covered peaks and valley glaciers feed blue ice into coastal waters.
Photo by USGS on Unsplash

İklim değişikliğinin etkileri üzerine artan farkındalığa ve uyum ihtiyacına rağmen, Avrupa’nın birçok şehri ve kasabası sıcak hava dalgalarının, şiddetli kuraklıkların ve yıkıcı sellerin etkileriyle başa çıkmakta zorlanıyor. Yeni yayınlanan iki Avrupa Çevre Ajansı (AÇA) raporu, yerel ve ulusal hükümet düzeylerinde uyumu ve dayanıklılığı artırmak için acil eylem ihtiyacını vurguluyor.

Çeviri: S. Sena Akkoç

Avrupalıların yaklaşık %75’i kentsel bölgelerde yaşadığı için şehirlerde iklim değişikliğine uyumun ele alınması giderek daha acil hale geliyor ve bu oranın önümüzdeki yıllarda artması bekleniyor. Yayınlanan AÇA raporu, “Avrupa’da kentsel adaptasyon: şehirler ve kasabalar iklim değişikliğine nasıl tepki veriyor” diye soruyor. Özellikle taşkın yataklarında devam eden inşaatlar, toprak yüzeylerin beton veya asfaltla kaplanması, az miktarda yeşil alan ve orman yangını ve toprak kayması eğilimli alanlardaki kentsel yayılım, şehirleri ve kasabaları çok daha savunmasız hale getiriyor.

Rapor, Avrupa iklim değişikliğine uyum planlamalarını ve yerel düzeydeki eylem çabalarına ilişkin son durumu gösteriyor: Birçok yerel yönetim iklim değişikliğine karşı dirençli olmanın önemini kavramış olsa da uyum planlamasındaki ilerleme yavaş kalıyor. Rapor, halihazırda uygulanan önlemlerin çoğunlukla bilgi üretme, farkındalık yaratma veya politika geliştirmeye odaklandığını söylüyor. Isı dalgalarının etkilerini azaltmak için daha fazla yeşil alan geliştirmek veya kanalizasyon sistemlerini ani sel baskınlarıyla başa çıkacak şekilde ayarlamak gibi fiziksel adaptasyon çözümleri henüz Avrupa’da eşit olarak uygulanmadı.

Kentsel alanlar, endüstri ve hizmetlere ev sahipliği yapan önemli ekonomik merkezler olduğu için şehirlerin adaptasyonu ekonomik açıdan da gerekli. Bilgi ve finansmana daha iyi erişimi, siyasi taahhüdü, topluluk katılımı ve uyumunu tüm politika alanlarında yaygınlaştırarak kentsel uyumu desteklemek için AB’den ulusal düzeye ve yerele, tüm yönetim seviyelerinde uyumlu eylemlere ihtiyaç var.

Politika döngüsü boyunca ulusal uyum politikalarının izlenmesi ve değerlendirilmesi” başlıklı bir diğer AÇA raporu, izleme, raporlama ve değerlendirmenin önemini vurgulayarak ulusal uyum stratejilerinin ve planlarının nasıl iyileştirilebileceğine dair öğrenilmiş bütün dersleri bir araya getiriyor. Rapor, uygulamanın ilerlemesinin izlenmesinde, farklı yaklaşımların ve önlemlerin etkinliğinin anlaşılmasına göstergelerin nasıl yardımcı olabileceği konusunda örnekler sunuyor. Yerel ve ulusal göstergelere ek olarak Avrupa düzeyindeki göstergeler, AB genelinde uyum tablosunu iyileştirebilir.

Diğer önemli bulgular

Avrupa şehirlerinde iklim değişikliğinin en belirgin etkilerinin, büyük olasılıkla sıcak hava dalgaları, şiddetli yağış, sel ve kuraklık gibi aşırı hava koşullarından kaynaklanması olası. Ancak orman yangınları ve vektörel hastalıklar dahil olmak üzere diğer riskler de artışta.

Ulusal uyum stratejilerinde, AB politikalarında ve temel uluslararası çerçevelerde kentsel adaptasyona yapılan vurgu ile desteklenen ve iklim değişikliğine uyum konusunda harekete geçmeyi taahhüt eden şehir ve kasabaların sayısı Avrupa’da önemli ölçüde arttı.

Erken uyarılar, bilinçlendirme ve doğa temelli çözümler, etkili ve uygun maliyetli adaptasyon eylemleri olarak ortaya çıkıyor. Bununla birlikte, adaptasyon önlemlerinin başarısı büyük ölçüde bağlamla ilgili ve çeşitli adaptasyon önlemlerinin başarısına ilişkin sınırlı bilgi, uygulanan çözümlerin daha iyi izlenmesini ve değerlendirilmesini gerektiriyor.

Avrupa’da hükümet düzeyinde adaptasyon planlaması ve eylemine ilişkin tek ve kapsamlı bir gözden geçirmenin olmaması, Avrupa’daki iklim değişikliğine hazırlık düzeyinin ayrıntılı bir şekilde değerlendirmesini engelliyor. AB’nin ve ulusal hükümetlerin yerel uyumu etkin bir şekilde desteklemesi için yerel uyum planlarının ve eylemlerinin gelişmiş izlemeleri ve raporlamaları gerekli.

Finansal destek, uyum eylemini etkinleştirmenin anahtarı. Yatırımın verimliliğini ölçmek için, gerekli ve planlanan harcamaların yanı sıra fiili harcamaların da bilinmesi gerekiyor. Yavaş ilerleme kaydedilse de bu bilgilerin çoğu bugün hala eksik. Kamu finansmanı giderek daha çok iklim değişikliğine uyum sağlamaya yöneliyor ancak özel sektör finansmanının takibi daha zor. Uyum açığını kapatmak için özel finansman gerekeceği için, farkındalığın artırılması gerekiyor.

Betonun Ekonomisi

Önceki Haber

TEMA Vakfı: “Muğla’nın %59 Maden Ruhsatlı, Madencilikten Korunan Alanlar Belirlenmeli”

Sonraki Haber

Diğer Haberler