Anadolu Efes Kurumsal İletişim ve İlişkiler Direktörü Selda Susal Saatçi pandemi döneminde sürdürülebilirlik stratejilerinin temelinde yer alan Pozitif Etki Planı çerçevesinde hareket ettiklerini belirtirken, “Ekosistemimizdeki her paydaşımızla alanda artı değer yaratacağımız işbirliklerimizi sürdürmeye ve çevreye artı değer katmaya devam edeceğiz” diyor.

Yazı: Bulut Bagatır

COVID-19 salgını ile birlikte dünya daha önce pek de deneyimlemediği bir dönemden geçiyor. Birçok sektör gibi gıda sektörü de bu durumdan etkilendi. Ancak kapımızda iklim değişikliği gibi daha büyük ölçekli sonuçları olan bir kriz bizi bekliyor. Anadolu Efes bu soruna karşı temelde nasıl bir aksiyon alıyor?
COVID-19 süreci herkesi etkileyen ve ne zaman sona ereceği belli olmayan bir süreç. Bu sürecin etkilerini her geçen gün farklı biçimlerde görüyoruz. İşin sağlık boyutunun yanında COVID-19 iklim değişikliği ile mücadelenin de ne kadar önemli olduğunu bize bir kez daha gösterdi. Anadolu Efes olarak sürdürülebilirlik stratejimizin temelinde yer alan Pozitif Etki Planı’mızın odak alanlarından biri Çevre.
Her zaman odağımızda olan çevresel sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarımıza pandemi sürecinde de ara vermeden devam ettik. 22 Nisan Dünya Günü’nde “Çevreye Artı Değer” manifestomuzu yayımlayarak çevresel sürdürülebilirliğe olan tutkumuzun bir kez daha altını çizdik.
Plastik konusu dünya için ciddi bir sorun teşkil ediyor. Bizim ekosistemimizde kullandığımız plastik oranı %1,1 gibi düşük bir seviyede. İş Dünyası Plastik Girişimi’nin ilk üyelerinden biri olarak bunu daha da aşağı çekmeyi ve önümüzdeki üç yıl içerisinde %0,5 seviyesine getirmeyi hedefliyoruz.
Bu hedef doğrultusunda bir markamızı yakın zamanda plastikten tamamen arındırdık. Bunun sonucunda artık işlevini yitiren plastik kasaları da ileri dönüşümle sehpa, puf, anahtarlık gibi eşyalara dönüştürerek gündelik hayata kazandırdık.
Çoklu ambalajlarımızda ise daha doğa dostu ve yenilikçi seçenekler üzerinde çalışıyoruz. Tüm çoklu ambalajlarımızda dönüşümü tamamladığımızda yıllık 217 ton plastiği daha doğadan arındıracağız.
Festival alanlarındaki satış noktalarımızda bulunan sunum bardaklarımızı da biyobozunur malzemeden yapma kararı aldık. Nitekim plastik bardaklar doğada 450 yıl kalırken, biyobozunur bardaklar 1-2 yıl gibi bir sürede, hiçbir zararlı atık bırakmadan doğada çözünüyor. Tüm festival bardaklarımızda biyobozunur malzemeye geçtiğimizde yıllık 45 ton plastiği doğadan arındırmış olacağız.
Plastik olan servis sunum malzemelerimiz için de girişimcilik ekosistemi ile yakından çalışarak, yenilikçi ve doğa dostu çözümler için iş birliği yapıyoruz. Örneğin, desteklemiş olduğumuz genç kadın girişimci Duygu Yılmaz’ın Biolive girişimi ile birlikte %20’si zeytin çekirdeğinden oluşan buz kovasını ürettik. Materyalin içindeki zeytin çekirdeği oranının artırılması için ise çalışmalarımız sürüyor. Tüm bu projelerle plastik kullanımını minimuma indirmeyi ve çevreye artı değer katmayı amaçlıyoruz.
Ayrıca desteklediğimiz girişimlerden Ecording, COVID-19 döneminde “Evde Kal Ormanı” oluşturmak için harekete geçti. Biz de Ecording’ın bu projesine destek olmak için tüm paydaşlarımız adına 25 bin tohum atışı gerçekleştirdik. Böylece geleceğe bu zorlu günlerden pozitif bir miras bırakmak istedik.
Gelecek Tarımda programımız dahilinde ise Ar-Ge ile kuraklığa dayanıklı, daha az su ve enerji kullanımı gerektiren arpa tohumu ve şerbetçiotu çeşitleri geliştiriyoruz. Bugüne kadar 17 arpa tohumu ve yedi şerbetçiotu çeşidi geliştirdik ve tescil ettirdik. 40 yıldır omuz omuza çalıştığımız çiftçilerimiz, üretimlerini bu tohumlarla gerçekleştiriyor. 2018 yılında tarım alanındaki çalışmalarımıza bir yenisini daha ekledik ve WWF-Türkiye ile “Gelecek Tarımda-Akıllı Tarım” programını başlattık. Akıllı tarım uygulamaları ile sadece çiftçilerimizin hayatını kolaylaştırmakla kalmıyor, aynı zamanda doğa için de pozitif etki yaratıyoruz. Tarlalara yerleştirdiğimiz akıllı sensörler sayesinde çiftçilerimiz toprağı ve bitkiyi anlık olarak izleyebiliyor ve ihtiyaçlarını tam olarak görebiliyor. Bu sayede gereksiz sulama yapılmıyor ve su kaynakları daha sorumlu kullanılıyor. Tarıma getirdiğimiz bu modern teknolojiler aynı zamanda aşırı gübre ve ilaçlamaların neden olduğu yer altı su kaynaklarının kirlenmesi gibi ekolojik bozulmaların da önüne geçilmesini sağlıyor.
Anadolu Efes olarak tüm faaliyetlerimizden kaynaklanan atık miktarını azaltmayı ve geri dönüştürme oranını artırmayı da hedefliyoruz. Bu kapsamda döngüsel ekonomiye katkı verecek ve tüm operasyonlarımızda azaltma ve tekrar kullanımı destekleyecek uygulamalar üzerine çalışıyoruz. Alüminyum Kutu ve Kutu Kapağı Azaltma Projesi ile son üç yılda 10 ton kutu, 100 ton kutu kapağı azaltımı sağladık.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın başlattığı Sıfır Atık projesi kapsamında Adana’daki Bira Üretim Tesisimiz Sıfır Atık Belgesi’ni almaya hak kazandı. Diğer tesislerimizin de bu belgeyi alması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
Son olarak çevreye artı değer katmak amacıyla Anadolu Efes Gönüllüleri’nin yaptığı bir çalışmadan daha bahsetmek isterim. Sokağa çıkma yasaklarının sona ermesinin ardından atık kirliliğinin de ciddi oranda arttığına şahit olduk. Anadolu Efes Gönüllüleri’miz bu konuda harekete geçti. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Deniz Hizmetleri Müdürlüğü ile bir araya gelerek, Caddebostan sahilinde çöp topladık. Bu çalışmayı farklı illerde önümüzdeki günlerde tekrar edeceğiz.
Ekosistemimizdeki her paydaşımızla bu alanda artı değer yaratacağımız iş birliklerimizi sürdürmeye ve çevreye artı değer katmaya devam edeceğiz.

COVID-19’un sürdürülebilirlik raporlamasını uzun vadede nasıl etkileyebileceğini şimdiden konuşmaya başlamak gerekiyor. Anadolu Efes’in bu konu hakkındaki öngörüleri neler? Uzun vadede raporlamada ne gibi değişiklikler olabilir?
COVID-19’un etkilerini sürdürülebilirlik raporlamasında da muhakkak göreceğiz. Pandemi, işletmelerin çevresel, sosyal ve yönetimsel (ESG) performanslarının daha da öne plana çıkmasını sağladı. Bu dönemde değişen çalışma ve iş modelleri doğrultusunda sosyal konular daha ön plana çıktı ve çıkmaya devam edecek. Bu da raporların içeriğine doğrudan yansıyacak. Paydaşlar, şirketlerin bu dönemde riski nasıl yönettiğini, paydaşları ile nasıl diyalog ortamları yarattığını sürdürülebilirlik raporlarında daha fazla görmek isteyecek. Örneğin biz pandemi döneminde yayımlanması sebebiyle 2019 raporumuzda bu kapsamda hayata geçirdiğimiz toplumsal yatırımlarımızdan da bahsettik. 2020 raporunda paydaşlarımız nezdinden aldığımız aksiyonlarımızı daha detaylı paylaşacağız.

Yeni sürdürülebilirlik raporunuzu hangi çerçevede hazırladınız? Anlatılarla desteklenen hangi tür verilere yer verdiniz?
2019 Sürdürülebilirlik Raporumuzun içeriğini Pozitif Etki Planı adını verdiğimiz, sürdürülebilirlik stratejimizin temelini oluşturan bir yapı çerçevesinde oluşturuyoruz. Çalışanlarımız başlığında toplumsal cinsiyet eşitliği, yetenek yönetimi, çalışan bağlılığı, iş sağlığı ve güvenliği gibi konulardaki sürdürülebilirlik yaklaşımımızın çıktılarına yer veriyoruz. Çevre başlığında iklim krizi, su riskleri ve döngüsel atık ve ambalaj yönetimi gibi Anadolu Efes’in tüm operasyonlarının çevresel çıktıları yer alıyor. Değer Zincirimiz başlığında sürdürülebilir tarım ve çiftçiye destek, sorumlu ve sürdürülebilir tedarik, kalite ve gıda güvenliği başlıklarına yer verirken, Toplum başlığında ise yerel ekonomiye katkı ve toplumsal fayda yatırımlarımıza yer veriyoruz.
Sadece rakamsal sonuç ve etkilere yer vermekle kalmıyoruz aynı zamanda paydaşlarımızın da görüşlerine yer veriyoruz. Bu yıl görüşlerini videolarla alarak raporumuzun görsel dünyasına bir farklılık da eklemiş olduk.

Ekonomik bunalımın yaşandığı bir dönemde salgın sonrası iyileştirme paketlerinin “yeşil” olması fikri ve talebi güçlü bir şekilde seslendiriliyor. Buradaki birincil amaç Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na (SKA) ulaşabilmek. Anadolu Efes olarak kendi sürdürülebilirlik çalışmalarınızı SKA’lar ile nasıl ilişkilendiriyorsunuz?
Sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarımızı gerçekleştirirken SKA’lara katkı sağlama hedefiyle hareket ediyoruz. Nihai hedefimiz bu amaçlar doğrultusunda artı değerler yaratmak. Özellikle plastik kullanımını azaltmak amacıyla geri dönüştürülebilir ve biyobozunur malzemeye geçme çalışmalarımız, sıfır atık prensibi ile hayata geçirdiğimiz uygulamalarımız hem İklim Eylemi (13) için hem de Sorumlu Üretim ve Tüketim (12) için önemli adımlar. Tüm bunları gerçekleştirirken paydaşlarla, özellikle de girişimcilik ekosistemiyle birlikte çalışarak önemli ve uzun soluklu ortaklıklar geliştiriyoruz. Böylece Amaçlar için Ortaklıklar (17) maddesine katkı sunuyoruz.
Gelecek Tarımda projemizle Yoksulluğa Son (1), Açlığa Son (2), Nitelikli Eğitim (4) ve Amaçlar İçin Ortaklıklar (17) hedeflerine katkıda bulunuyoruz. Gelecek Turizmde projemizle neredeyse tüm hedeflere dokunuyoruz. Proje kapsamında bugüne kadar 16 projeyi destekledik. Destek verdiğimiz projelerle yaklaşık 200 bin kişiye ulaştık ve 300 kadın için doğrudan ve dolaylı olarak istihdam yarattık. 500 STK’ya destek olduk, 23 üniversite ile iş birliği yaptık.
Kültür sanata 33 yıldır kesintisiz destek oluyoruz. Böylece Sürdürülebilir Şehirler ve Yaşam (11) hedefine katkı sağlamaya çalışıyoruz.
Global Compact’ın hayata geçirdiği ilk Genç Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları Yenilikçileri Programı’nın da katılımcılarından biriyiz. Şirketten üç arkadaşımız bu programda yer alarak SKA’ları temel alan projeler üzerinde çalışmaya devam ediyor.
Pozitif Etki Planı’mız çerçevesinde çevre, değer zinciri, çalışanlarımız ve toplumsal konulara odaklanmaya ve Küresel Amaçlara katkıda bulunmaya devam edeceğiz.

TEMA Vakfı: “Muğla’nın %59 Maden Ruhsatlı, Madencilikten Korunan Alanlar Belirlenmeli”

Önceki Haber

İBB’den Bisiklet El Kitabı

Sonraki Haber

Diğer Haberler