people holding flyers during daytime
Photo by Josh Howard on Unsplash

Doğal varlıklara en çok bağımlı olan grup, insanlığın başlangıcından bu yana tarımla uğraşan kadınlar. Kadınlar toplulukların karınlarını doyurmakla kalmıyor, aynı zamanda ekosistemi koruyor, doğal varlıklarla sürdürülebilir bir ilişki kuruyor. Kadınların müşterek mücadelesi, müşterekleri ve çevreyi koruyor.

Yazı: S. Sena AKKOÇ

Marx’ın ilkel birikimin temeli olarak yorumladığı çitleme hareketleri, tarım üreticisinin üretim aracından koparılması ve üretim kaynaklarına el konulması ile gerçekleştirildi. Kaynakların özelleştirilmesinin yol açtığı çevre felaketleri ve sosyoekonomik sorunlar, piyasa ekonomisi ile aklanırken, 1968’de Garett Hardin’in ortaya attığı Müştereklerin Trajedisi adı altında özelleştirmelerin ve çitlemelerin, kaynakların ve kaynakları kullanan herkesin iyiliğine olacağını savundu. Bugün Müştereklerin Trajedisi fikrinde öne sürülen, ortak kaynakların nihai olarak sömürüleceği ve tüketileceği fikri artık geçerliliğini yitirirken müştereklerin yönetimi üzerine tartışmalar hala devam ediyor.

Erken modern dönemde arazilere el konulması ve çitlenmesi (enclosure) ile başlayan ve Marx’ın ilkel birikiminin temeline yerleştirdiği müşterekler, günümüzde hala farklı biçimlerde devam etmekte ve çitlemelerin neden olduğu felaketlerle karşı karşıya. Geleneksel anlamda arazi, su, sulama sistemleri veya atmosfer gibi kaynakları kapsayan müşterekler tanımı, şu anda sosyal güvenlikten kütüphanelere, kültürel üretimden dijital kaynaklara birçok alana genişletildi.

Her türlü kaynak ve emeğin fiyatlandırılması ve özelleştirilmesi gibi, bugün müşterek olarak kabul edilen yeniden üretim işlerinin, geleneksel bilgi sistemlerinin, doğal kaynakların ve biyoçeşitliliğin de müşterekler adı altında çitlenmesi kaçınılamaz oldu. Örneğin 1990’lardan itibaren Dünya Bankası, “biyoçeşitliliği koruma ve küresel müşterekleri muhafaza etme” vaadiyle müşterekleri özelleştirip yağmur ormanlarını ekolojik rezervlere dönüştürürken ekoturizm adı altına birçok tartışmalı uygulamaya da öncülük etti.

Uluslararası örgütlerin bu uygulamalarını eleştiren ve müştereklerin özelleştirilmesinin olumsuz sonuçlarına dikkat çeken ve “Caliban ve Cadı” kitabıyla tanınan Silvia Federici, müşterekler politikalarına getirdiği feminist bakış açısıyla üretim faaliyetlerindeki cinsiyete dayalı ayrımcılığı ve ayrımcılığa karşı mücadeleyi yorumluyor. Doğal varlıklara en çok bağımlı olan kadınlar, haliyle bu varlıkların özelleştirilmesinden de en çok hasar görenler oldu.

Örneğin Afrika’da tüketilen gıdanın %80’ini, geçimlik tarım yoluyla kadınların üretmesi, ilkel birikim, kadınlar ve müştereklerin özelleştirilmesi arasındaki gerilimi açıkça gösteriyor. Dünya Bankası, Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler veya diğer kurumların bu ortak arazileri piyasa ekonomisi için kullanmaları durumunda, Afrika’daki geçim yolları tehlikeye girecek ve insanlar yoksulluk ve açlıkla karşı karşıya kalacak. Bu nedenle Federici ve Mies gibi feminist akademisyen ve aktivistlere göre, müşterek söylemini özelleştirme ve piyasa koşullarına uyarladıkları için adı geçen uluslararası kurumlar da güvenilirliğini kaybediyor.

Federici, üretim faaliyetlerinde toplumsal cinsiyet yapısının yıkılması ve hayatın müşterekler üzerine yeniden kurulması gerektiğini savunuyor. Çünkü bazı feministlerin öne sürdüğüne ve piyasa ekonomisine dayalı söyleme göre kadınların işgücüne katılımını teşvik etmek ve istihdamı, yeniden üretim işlerinin önüne koymak, liberalleşme ve ilerleme (progress) anlatısı altında özelleştirmeleri haklı çıkarsa da kadınların, yoksulların ve dezavantajlı grupların iş gücünün piyasa ekonomisi altında sömürülmesine göz yumuyor. Federici, bu türden bir özgürleşmenin veya ilerlemenin bir yanılsama olduğunu düşünüyor: Dünyanın pek çok yerinde kadınlar, Meksika’nın serbest ticaret bölgelerindeki maquiladoras örneğinde olduğu gibi, ortak topraklarından, geleneksel işlerinden veya geçimlik çiftçilikten ayrı kalarak piyasaya ucuz emek sağlıyor.

Federici’nin kadınlara odaklanmasının bir sebebi de ücretli istihdamla güvencesiz ilişkileri; pazar için üretilmeyenin göz ardı edildiği piyasa ekonomisinde,kadınların geleneksel yeniden üretimi (reproductive work) veya ev işleri, sömürülmeye açık bir kaynak olarak görülüyor. Bu sömürünün önüne geçmek içinse kadınlara atfedilen basit ve aşağılayıcı işlerin olumsuz damgalamalarına karşı çıkılması gerekiyor. Çünkü basit ve aşağılayıcı olmanın aksine üreme ilişkileri, sosyal ilişkileri dönüştürmede, toplulukların güçlendirilmesinde, toplumsal bilincin oluşturulmasında ve kaynakların korunmasında ve sürdürülebilirliğinin sağlanmasında hayati öneme sahip.

Nobel ödüllü ekonomist Elinor Ostrom, insanların bencilce tüketim yapmaktansa mantıklı işbirliklerini tercih ettiğini sunarak müştereklerin yönetimi için özelleştirmenin zorunlu olmadığını ve başarılı yerel düzenlemelerin var olduğunu göstermişti. Eğer topluluk içinde varlıkların işleyişi üzerine ortak bir algı paylaşılıyorsa ve kolektif düzenlemelerden edinilen faydalar daha yüksekse insanlar kısıtlamalara, denetlenmeye ve paylaşıma açık hale geliyor. Başarılı kolektif yönetim örneklerine bakıldığında, düzenlemeleri belirleyenler ise genellikle doğal varlığa doğrudan bağlı olan ve yerel çevresel, sosyal ve ekonomik koşullara en iyi yanıt verebilecek olan yerel kullanıcılar olduğu görülüyor. Yani feminist literatürün de öne sürdüğü gibi, kadınlar doğal varlıklara en bağımlı grup olarak varlıkların yönetimi ve ticarileştirmelerden koruması konusunda merkezde yer alıyor.

Birçok yerel kadın girişimi örneği de müştereklerin sürdürülebilir bir şekilde kullanılmasını sağlayarak bu görüşü destekliyor: Hindistan, Filipinler ve birçok Latin Amerika ülkesinde kadınlar ormanları yeniden ağaçlandırıp ticari amaçlı keresteciliğe karşı faaliyetlerde bulunuyor, madencilik ve baraj inşaatlarına karşı direniyor ve suyun özelleştirilmesine karşı çıkıyor. Birleşmiş Milletler’in son araştırmalarına göre Afrika’da kadınlar tarım alanlarını daha verimli kullandıkları için orman alanlarına müdahale etmiyor.

Tarımsal faaliyetlerin yanında, Afrika’da kadınların öncülük ettiği kredi birlikleri ve banka sistemleri de piyasa sistemi dışında güven temelli nakit kaynağı sunuyor. Dünya Bankası’nın sunduğu kredileri ödeme gücü olmadığı için intihara sürüklenen kadınlar için kurtarıcı olan bu sistem, en alt seviyedeki kadınlara da ekonomik destek imkânı sağlıyor.

Ortak yemek kazanları da Şili ve Peru’da 1980’lerde artan enflasyonla mücadele için kadınlar tarafından kurulan bir diğer müşterekleşmiş üretim örneği. Temel ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumdaki kadınların mutfak ihtiyaçlarını kolektif olarak karşıladıkları ortak mutfaklar bugün hala her gün binlerce insana yiyecek sağlıyor.

Bu örnekler gibi varlıkların korunması ve sürdürülebilir kullanımı için kadınların yeniden üretim güçlerinin ve kurdukları kolektif bilincin önemini gösteren birçok başarılı girişime rastlamak mümkün. Doğaya sahip çıkmak ve hala birçok insanın yaşamını dayandırdığı geçimlik tarım faaliyetlerini sürdürebilmek için gerekli olan kolektif bilinç ve üretimi yeniden hatırlamak için kadınların müşterekleştirme mücadelesine ihtiyacımız var.

Referanslar

  • Accumulation by Dispossession (The New Imperialism, pp. 143-152, 162-169) (2003), David Harvey.
  • Analyzing long-enduring, self-organized, and self-governed CPRs. (Governing the Commons) (1990), Elinor Ostrom.
  • Commons against and beyond capitalism. (Community Development Journal Vol 49) (2014) George Caffentzis and Silvia Federici.
  • Defining, Reclaiming, and Reinventing the Commons. (The Subsistence Perspective: Beyond the Globalized Economy) (1999) Maria Mies and Veronika Bennhold-Thomsen.
  • Feminism and the Politics of the Commons (2010), Silvia Federici.
  • Habitation versus Improvement (The Great Transformation, pp. 35-44) (1944), Karl Polanyi.
  • Silvia Federici y Cristina Vega. Comunes, feminismo e instituciones (June, 2015). https://youtu.be/ SY4Kf8bd1e0
  • The Expropriation of the Agricultural Population from the Land (Capital Vol. 1, pp. 877- 895) (1867), Karl Marx.
  • Women, Land Struggles, and the Reconstruction of the Commons. (WorkingUSA: The Journal of Labor and Society) (2011) Silvia Federici.
  • Women, Reproduction, and the Construction of Commons. (2015) Silvia Federici. https://www.artandeducation.net/classroom/video/66075/silvia-federici-women-reproduction-andthe-construction-of-commons

İngiltere’den Hayvansal Ürünlere İklim Vergisi Çağrısı

Previous article

UN Global Compact’in “Young SDG Innovators” (Genç SKA Yenilikçileri) 2020-2021 Dönemi Başlıyor

Next article

You may also like