Her yıl, 25 Kasım “Kadınlara Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü” ve 10 Aralık “Uluslararası İnsan Hakları Günü” arasında yer alan 16 gün boyunca, kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddete karşı mücadelede farkındalık yaratmak için dünya çapında “16 Günlük Aktivizm” kampanyası düzenleniyor. Bu kapsamda UNDP Türkiye tarafından 2 Aralık 2020 tarihinde düzenlenen çevrimiçi panelde mülteci kadınlara yönelik hane içi şiddet ve korunma ve başvuru mekanizmaları tartışıldı.

Kadınlara ve kız çocuklarına yönelik her türlü ayrımcılığın önlenmesi yalnızca temel bir insan hakkı değil, sürdürülebilir bir gelecek için zorunluluk. Kadınların ve kız çocuklarının güçlenmesi, kalkınma sürecinin önemli bir parçası, insani, sürdürülebilir kalkınmada ilerlemenin ön koşulu ve aynı zamanda kapsayıcı ekonomik büyümeye de katkı sağlıyor. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin temel sonuçlarından birisi de kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddet. Bu çerçevede, küresel ölçekteki 16 Günlük Aktivizm Kampanyası kapsamında farkındalık yaratmak, kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddete karşı mücadele yollarını birleştirmek ve şiddetin önlenebilir olduğunu dile getirmek için Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Suriye Krizine Yanıt ve Dayanıklılık Portföyü “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Mülteci Kadınlar” başlıklı bir panel ve çevrimiçi çalıştay düzenlendi.

Çalıştayın açılış konuşması UNDP Türkiye Ülke Temsilci Yardımcısı Seher Alacacı Arıner tarafından gerçekleştirildi. Alacacı Arıner konuşmasında küresel pandemi nedeniyle kadın ve kız çocuklarının yaşadığı sorunların ağırlaştığını vurguladı. Kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddetin pandemi döneminde arttığının altını çizen Alacacı Arıner, konunun sosyo-ekonomik boyutuna işaret ederek, kriz anlarında işini ilk kaybedenlerin, kadınlar olduğuna dikkat çekti. Konuşmasında UNDP’ninBirleşmiş Milletler sisteminin sürdürülebilir kalkınma konusundaki uzman  kuruluşu olduğunu belirten Seher Alacıcı Arıner, 17 Küresel Amaç Arasında yer alan Sürdürülebilir Kalkınma Amacı (SKA) 5’in, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması olduğuna işaret etti. Bu kapsamda, UNDP’nin Türkiye’de yürüttüğü tüm projelerinin en önemli aktörünün kadınlar olduğunu vurgulayan Alacıcı-Arıner, mülteci kadınlar ve kız çocukları dahil tüm kadınların güçlenmesinin, UNDP’nin misyonunun gereği ve sürdürülebilir kalkınma, insani gelişme ve eşitsizliklerin azaltılması açısından önemine dikkat çekerken, UNDP’nin Suriye Portföyü kapsamında gerçekleştirdiği çalışmaları aktardı.

Panelde konuşan, dezavantajlı grupların hakları ve insani yardım alanında çalışmalar yürüten avukat Zeynep Duygu Ulusoy; şiddetin dil, din, ırk, eğitim ve gelir düzeyi fark etmeksizin dünyanın her yerinde kadınların ortak sorunu olduğunu, ülke sınırlarında bulunan her bireyin vatandaşlık ve yasal statüsü ne olursa olsun temel hak ve özgürlüklerini talep edebileceğini vurguladı.

Uluslararası Kızılay Kızılhaç Dernekleri Federasyonu’ndan Koruma Sorumlusu Cansu Gülergün ise konuşmasında mülteci kadınların en sık yaşadıkları problemlerin dil bariyeri, kendi hakları konusundaki bilgi eksiklikleri, mülteci nüfusunun yoğun olduğu kentlerde hizmet veren kurum ve kuruluşların kaynaklarının yetersiz kalabilmesi olduğunu ifade ederken; KADES gibi uygulamalara dil seçeneği getirilebileceğini, çağrı merkezlerindeki personele teknik eğitim ve destek verilebileceğini belirtti.

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’ndan psikolog ve sosyal çalışmacı Leyla Soydinç ise Mor Çatı’da son yıllarda daha yoğunluklu şekilde olmak üzere mülteci kadınlarla da çalışmalar yürüttüklerini ve dayanışma kurmaya çalıştıklarını ifade etti. Soydinç özellikle kimlik belgesi alımı sürecini tamamlamamış kadınların ŞÖNİM bünyesindeki sığınaklara kabul edilmelerine yönelik engeller, mülteci kadınların mutlaka ikamet izni aldıkları yerler üzerinden sığınak talebi yapması gerekliliği, başvurular esnasında tercüman eksikliğinden dolayı kadınların kendilerini ifade edememesi ve yaşadıkları ayrımcı tutumların mülteci kadınların durumlarını daha da karmaşık bir hale getirdiği hususlarını vurguladı.

Panelin son konuşmacısı olan, UNDP’nin “Türkiye’de Adalete Erişim için Adli Yardım Uygulamalarının Geliştirilmesine Destek (SILA) Projesi” yöneticisi Orhun Yutrvermez ise projeleri kapsamında avukatların şiddete uğrayan kadınlarla iletişim konusunda özel eğitim aldıklarını, mülteci kadınların yoğun şekilde yaşadığı Güneydoğu Anadolu bölgesindeki barolar ile mülteci kadınlara yönelik şiddet konusunda işbirliği yapıldığını ifade etti. Projenin 2. Fazının önemli aşamalarından biri olarak, kadınlara yönelik şiddet önleme merkezleri kurulacağını vurgulayan Yurtvermez, şiddete uğrayan kadınlar açısından daha erişilebilir oldukları için sivil toplum örgütlerinin bu merkezlere yönlendirmede önemli rol oynayacaklarını belirtti.

Etkinliğin ikinci bölümünde ise katılımcılar altı gruba ayrılarak çalıştıkları alanlarda Suriyeli kadınlarla ilgili deneyimleri, şiddete uğrayan Suriyeli kadınların karşı karşıya kaldıkları  sorunlar ve bu sorunlara çözüm önerileri, kamu kurumları ile sivil toplum örgütleri arasında geliştirilebilecek işbirliği imkanları gibi konuları ele aldı.

Haberlerimizden zamanında haberdar olmak istiyor musunuz?

Perceptions of Climate Change and Environmental Issues in Turkey 2020 Report

Önceki Haber

Türkiye’nin Kalkınma Planları ve Enerji Öngörüleri Yeşil İyileşme ile Uyumlu Değil

Sonraki Haber

Diğer Haberler