Yazı: Elif ÖZKUL GÖKMEN, Sercom Danışmanlık Kurucusu

IIRC Entegre Raporlama Konferansı ve CSRWorks Asya Sürdürülebilirlik Raporlaması Zirvesi Aralık ayında online platformlarda gerçekleşti. Sercom Danışmanlık kurucusu Elif Özkul Gökmen her iki zirvenin öne çıkan konularını EKOIQ okuyucuları için yazdı.

2008 yılının ilk aylarında başladığım sürdürülebilirlik yönetimi danışmanlığı yolculuğuma keyifle devam ediyorum. Konuyla ilgili yurt dışında gerçekleşen birçok konferansa katıldım ve hemen hepsi ile ilgili gözlemlerimi EKOIQ okuyucuları ile paylaştım. Bu yıl konferanslara çalışma odamdan katılmak biraz tuhaf olsa da yazma geleneğimi bozmadım.

Tekrara düşmemek için geçmişte neler yazmıştım diye baktım. Fakat fark ettim ki, 2013’ten bu yana aynı şeyleri yazıp duruyorum; her seferinde sürdürülebilirlik raporunun entegre rapordan farkını anlatma ihtiyacı duyuyorum. Bunun sebebi de hangi paydaş için hangi standarda uygun raporlama yapılması gerektiği ile ilgili tartışmaların tüm dünyada, hemen her coğrafyada hâlâ devam ediyor olması. Geçmiş IIRC Konferansları İlk kez 2013’te Londra’da katıldığım IIRC konferansına Türkiye’den katılan tek danışmandım. Konuşulanların elle tutulur bir yanı yok gibi hissetmiştim. 2017 Amsterdam konferansında raporlama çerçevesi kullanılmaya başlanmıştı ama örnek alınabilecek raporlar sayılıydı. Son üç yılda adı ‘entegre’ olan rapor sayısı oldukça arttı fakat aklıma yatmayan bir taraf vardı.
Prof. Mervyn King’in “Entegre rapor, kuruluşun nasıl değer yarattığını kısa ve öz şekilde anlatmalıdır ve 10-15 sayfayı geçmemelidir” sözleri kulaklarımda çınlarken önüme çıkan raporlar 150-250 sayfa arasında değişiyordu. Bu raporları sürdürülebilirlik raporlarından ayırt etmek de pek kolay değildi. İlk uygulamalar birleştirilmiş (combined / stapled) raporlar olarak çıktı ve çıkmaya devam ediyor. Bu sebeple, birkaç yeni haberin yanı sıra benzer konulara yine değineceğim. Diğer yandan en doğruya ulaşma yolculuğumuzda yaşadığımız süreci ve tecrübeyi de çok değerli buluyorum.

Sürdürülebilirlik mi? Entegre mi?
Çoklu paydaş gruplarına hitap eden GRI sürdürülebilirlik raporlaması ve yatırımcıları hedefleyen IIRC entegre raporlama birbirlerini tamamlayan raporlardır; birbirlerine rakip ya da alternatif olmadıkları gibi entegre rapor, bir finansal rapor ile sürdürülebilirlik raporunun tek kapak altında birleşmesi de değildir. GRI Standartları, halka açık olsun ya da olmasın her türlü şirket ve kurum tarafından kullanılabilir. Diğer taraftan entegre raporlama çerçevesi, ağırlıklı olarak halka açık şirketlerin mevcut ve potansiyel yatırımcılarına, şirketin bugün ve gelecekte nasıl değer yarattığını ve yaratacağını aktaracak bir rapor hazırlayabilmelerine rehberlik etmesi için geliştiriliyor. Finansal olmayan bilgi ve verileri toplamadan ve onları ölçülebilir hale getirmeden anlamlı bir entegre rapor hazırlanması pek mümkün görünmüyor. Bu kapsamda sürdürülebilirlik raporu tecrübesi entegre rapor için de iyi bir hazırlık süreci oluyor.

2020 IIRC Entegre Raporlama Konferansı
Bu yıl hangi oturumda kim ne dedi detaylarına hiç girmeyeceğim. Açıkça söylemem gerekirse konferans şahane network fırsatları sunmasına rağmen, içerik olarak beni biraz hayal kırıklığına uğrattı. Çok sayıda iyi örnek görmeyi ve dinlemeyi umut etmiştim ama fazlasıyla teorik tartışmalar oldu.
En ilginci de 25 Kasım’da duyurusu yapılan IIRC (The International Integrated Reporting Council) ve SASB’nin (Sustainability Accounting Standards Board) birleşme niyetine yönelik gelişmeden birkaç kez bahsedilmesi fakat  net açıklamalar yapılmamasıydı. Sayfalarca uzayan açıklama bültenini herkesin okumuş olduğunu düşünmüş olabilirler.

Birleşme olacak ama yeni bir rehber ne zaman hazır olacak? Bu yeni rehber hazırlanana kadar şirketler hangi standar-dı kullanacak? Bunca yıldır şirketlere rehberlik eden GRI’a ne olacak soruları havada uçuştu. Yeni oluşumun adı: The Value Reporting Foundation. Yatırımcılara yönelik hazırlanacak karşılaştırılabilir raporlar için tek bir standart/çerçeve geliştirilmesi adına çok umut verici bir gelişme bu. Birleşmenin altı ay içinde, yani 2021 ortalarında tamamlanması bekleniyor. Birleşme öncesindeki gelişmeleri de dikkate almak gerekiyor. 2020 Eylül ayında, CDP (Carbon Disclosure Project), CDSB (Climate Disclosure Standards Board), GRI (Global Reporting Initiative), IIRC (International Integrated Reporting Council) ve SASB (Sustainability Accounting Standards Board) kapsamlı bir kurumsal raporlama için birlikte çalışacaklarına yönelik resmi bir beyanda bulunmuşlardı. Birleşme de bu çalışmaların meyvesi olarak ortaya çıkmış görünüyor.

Dynamic Materiality (Dinamik Önceliklendirme)
Özetle durum şu; IIRC, SASB ile yoluna devam ediyor, çünkü her iki kurumun hedef paydaş grubu ortak ve bu ortak grup finansal sermaye sağlayıcıları / yatırımcılar olarak tarif ediliyor. GRI ise çok daha geniş çaplı bir paydaş grubuna hitap ediyor. Raporlar birbirlerine alternatif değil, aksine tamamlayıcınitelikte; içerikleri hedef paydaşların bilgi ihtiyaçları ve şirketin öncelikleri kapsamında tasarlanıyor. Raporların içerik başlıklarını oluşturan öncelikli (material) konular her iki raporlamada da farklı detaylarla yer alabiliyor ya da raporlar arasında geçiş yapabiliyor.

Birleşme (merger) bülteninde raporların içerik anlamında farkları ve bağlantıları Dynamic Materiality isimli bir şemayla (Figür 1) açıklanmış:

  • En dıştaki gri alan Sürdürülebilirlik Raporu (şirketin üçlü etkilerini nasıl yönettiği)

Hedef kitle: Müşteriler başta olmak üzere toplumdaki tüm diğer paydaşlar
Rehber: GRI (Global Reporting Initiative)

  • Ortadaki alan Entegre Rapor (şirketin 6 sermaye öğesi ile nasıl değer yarattığı)

Hedef kitle: Ekonomik kararları alan yatırımcılar ve diğer finansal sermaye sağlayıcılar
Rehber: IIRC & SASB (CDP & CDSB de hedef kitle açısından bu gruba giriyor.)

  • En içteki alan Faaliyet Raporu içindeki finansal tablolar (şirketin finansal
    sonuçları)

Hedef kitle: SPK, Hissedarlar, Yatırımcılar
Rehber: IFRS (International Financial Reporting Standards)

Tüm bu raporlama çerçevelerine ek olarak buraya bir de Borsa İstanbul Sürdürülebilirlik Endeksi’nde olduğu gibi ESG derecelendirme kuruluşlarının beklentileri ve soru setleri girince kafaların iyice karışması normal. Bir yandan da BM Küresel İlkeler Sözleşmesine, BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ve onların alt hedeflerine katkıda bulunma ihtiyacımız var. 2020’de Türkiye’de de önemli bir gelişme oldu ve Sermaye Piyasaları Kurumu, halka açık şirketlerin kısa, orta ve uzun vadede karar süreçlerine sürdürülebilirlik konularını entegre etmeleri ve bunu halka açıklamaları için kurumsal yönetim tebliğinde değişiklik yaptı. “Sürdürülebilirlik İlkeleri Uyum Çerçevesi” ekim ayı itibariyle yürürlüğe girdi. Uygulanması (şimdilik) gönüllülük esasına dayalı olan ilkeler, şirketlerin 2020 performansını kapsayacak şekilde 2021 yılı faaliyet raporlarında yer alacak. Raporlamaya kendi isteği ile başlamış olan ve tecrübelenen şirketlerin işi çok daha kolay olacak bu süreçte.

Asya Sürdürülebilirlik Raporlaması Zirvesi
Üç gün boyunca IIRC konferansında alamadığım yanıtlarla karışan zihnim, bu yazıyı yazmaya başladığım gün yine online olarak katıldığım ASRS’de berraklaştı. “Tek Bir Raporlama Standardı: Mümkün mü? Hayal mi?” temalı konferansa ev sahipliği yapan CSRWorks’ün kurucusu Rajesh Chhabara’nın şahane soruları ve açılış konuşmasını yapan Prof. Mervyn King’in yanıtları biraz olsun yolumuza ışık tuttu. IIRC-SASB birleşmesi dönemi ve sonrasında devam edecek çalışmalar ile yeni bir rehberin 18 ay ile iki yıl arasında hazırlanması bekleniyor. Bu esnada şirketler hedef paydaş gruplarına göre mevcut standart ve çerçeveleri kullanmaya devam edecek. Bunun yanı sıra SASB ve GRI da birbirlerini nasıl tamamladıklarına dair bir açıklama dokümanı üzerinde çalışmaya devam ediyormuş: “Promoting Clarity and Compatibility in the Sustainability Landscape”.Zirvede ağırlıklı olarak Asya kıtasında faaliyet gösteren Singapur, Filipin ve Malezya merkezli şirketler konuşmacı oldu. Çoğunluğu paydaş beklentisine göre raporlama standartlarını harmanlayarak (blended) kullandıklarını ifade ettiler. 2017 yılında Singapur’da gerçekleşen konferansa İsrail’den katılan ve Mastering Materiality panelinde birlikte tecrübelerimizi paylaştığımız Elaine Cohen zirvenin ana moderatörlüğünü yaptı. Zirvenin en ilginç paneli IIRC, SASB, CDP, GRI ve S&P Global temsilcilerinin konuştuğu oturumdu. Anladığım şu ki, 20 yıldır var olan CDP’nin ve GRI’ın pazardaki konumlarından taviz vermeye  niyetleri yok. SASB standardı yeni ama önümüzdeki dönemde yatırımcı odaklı raporlama yapan şirketler tarafından daha fazla tercih edilecek gibi  görünüyor. Standartları belirleyenler, bir çerçeveden çok ‘raporlama sistemi’ olması gerektiği konusunda hemfikir. Fakat nasıl bir sistem, bu sistemi kim kuracak sorularının yanıtlarını net olarak alamadık maalesef.

Sonuç
IIRC konferansı katılımcılarını incelediğimde konuşmacı kurumlar ve onların temsilcileri dışında Türkiye’den katılan tek danışman olduğumu gördüm. Bu sebeple de yazıyı herkesin mevcut durumu anlamasına fırsat verecek şekilde hazırlamaya çalıştım. Çok süslü sözler söylendi, aldığım sayfalarca notu buraya taşımam mümkün değil ama kendi bakış açımla özetlemeye çalışacağım. Mevzu raporlama ile kısıtlanamayacak kadar kritik; hiç sürdürülebilir olmayan  bir yüzyıl yaşıyoruz. Dünyanın çok büyük sorunları var ve şirketlerin de bu sorunların büyümesinde ya da küçülmesinde çok önemli rolleri var. Şirketler çevre ve toplum üzerindeki etkilerini ve kendi risklerini tanımlamadan,  ölçmeden, bunlara yönelik aksiyon almadan, olumsuz etkilerini bertaraf edecek ve olumluya çevirecek çabayı göstermeden, gerektiğinde iş modeli-ni değiştirmeden paydaşları ve toplum  için nasıl değer yaratacak? Hangi değeri raporlayacak? Raporlama çerçevesini seçmek çok kolay; şirketlerin odaklanması gereken paydaş önceliğini belirlemek, bu paydaşların beklentilerini iyi anlamak ve bunlara yönelik raporlama yapmak. Birçok şirketin farklı bir rapor yapmak amacıyla ‘entegre’ adını verdikleri raporlar yayınladıklarına şahit oluyorum. Entegre düşünceyi Yönetim Kurullarından itibaren baştan aşağı şirketin genlerine yerleştirmeden gerçek bir değer yaratma hikayesi anlatmak mümkün olmayacak. Entegre rapora geçiş yapan örneklere baktığımda uzun yıllar GRI temelli sürdürülebilirlik raporu yayınladıklarını görüyorum. Bunun bir sebebi başka bir rehber olmamasıydı. Standartlar çoğaldıkça raporlar da çeşitlendi ve karşılaş-tırılabilir olmaktan çıktı. Varsın olmasın, yeter ki şirketler yasaların ötesinde hedefler koysun, aksiyon alsın. Hangi raporlama standardı onlara iyi geliyorsa, onların yoluna ışık tutuyorsa onu kullansınlar. Kendi içinde karşılaştırılabilir raporlar hazırlasınlar. Özleri sözleri  bir olsun yeter ki. Zira uluslararası kabul gören karşılaştırılabilir ölçütler oluşturulması için biraz daha bekleyeceğiz gibi görünüyor. Her iki konferansta da ahenk (harmonization), uyum (coherence), tutarlılık (consistency) ifadelerini bolca duyduk. Ama en sevdiğim birlikte çalışabilirlik (interoperability) ifadesi oldu. Danışman olarak benim için en heyecanlı kısım birçok standarda, çerçeveye veya girişime aynı anda ahenk içinde uyum gösteren ve hepsinin bir arada çalıştığı tutarlı raporlar hazırlamaya devam etmek.

Genç Nesiller Sürdürülebilirlik Adına Değişmeye Neden Daha İstekli?

Önceki Haber

Dünya Sulak Alanlar Günü’nde Kuraklık

Sonraki Haber

Diğer Haberler