Adelphi.de İklim Politikaları Programı Müdürü Dennis Tänzler, 
Karbon Piyasaları ve Fiyatlandırma Programı Yöneticisi Lina Li ve İklim Politikaları Danışmanı Daria Ivleva

İklim liderleri olarak tam potansiyellerine ulaşmaları için üç küresel gücün, üçlü bir işbirliği yaratmaları gerek. Ekonomide yaptıkları tercihler, salımları yüzünden ulusal sınırlarının çok daha ötesini etkiliyor.

Bazı kilit karbonsuzlaşma politikaları jeopolitik rekabetin sert rüzgarlarına dayanmak için akıllı ve proaktif uluslararası işbirliğine ihtiyaç duyuyor. 2021’de net sıfıra doğru küresel bir dönüşümü başlatmak ve pandemi sonrası iklim adına ekonomik iyileşmeyi işe yarar hale getirmek için ABD, Çin ve Avrupa Birliği (AB) arasındaki oluşabilecek üçlü diyaloğa üç alanda öneriler sunuyoruz.

Yeşil Finans

Doğal sistemimizi korumak kadar iklim tarafsızlığına ve iklim direncine doğru dönüşüm finansal akışlarda trilyonlarca doları değiştirmeyi ve özel sektörü mobilize etmeyi gerektiriyor. Avrupa Birliği, Çin ve ABD (diğerlerine göre az olsa da) finansal sektörü dönüştürmek için önemli adımlar atmış durumda.

Avrupa Birliği sürdürülebilir faaliyetler için taksonomi düzenlemelerini geliştiriyor. Çin bir ulusal yeşil finans politikası çerçevesi üzerinde çalışıyor, denizaşırı iklim finansı üzerinde bir kılavuz yayınlamakla beraber doğal kaynaklı çözümleri destekliyor. Biden yönetimi ise çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim raporlamasını ve iklim risk ifşasını sürdürme sözünü verdi.

Bu üç ülke, küresel finansal çevreyi ve yapıyı net sıfır gelecekle uyumlu hale getirmek için yurt içi çalışmalarını hızlandırmalı ve uluslararası kabul edilmiş kurallar üzerinde birlikte çalışmalı.

İlk olarak İklim Eylemi için Ekonomi Bakanları Koalisyonu (Coalition of Finance Ministers for Climate Action), Uluslararası Finansal Sistemi Yeşillendirme Ağı (Network for Greening the Financial System) ve Sürdürülebilirlik İçin Uluslararası Platform (International Platform for Sustainable) gibi var olan bütün girişimlere katılmalılar.

Ek olarak AB, Çin ve ABD yeşil ve sürdürülebilir finans üzerinde ortak bir çalışma alanı oluşturmalı ve konuyu uluslararası forumlara taşımak için bir koalisyon inşa etmeli. Üyeleri enerjiyle ilgili CO₂ emisyonlarının %80’inden sorumlu olduğu için G20 bu amaç için eşsiz bir platform.

2016’da Çin’in başkanlığında kurulmuş Yeşil Finans Çalışma Grubu (Green Finance Study Group) gibi önceki çalışmaya ek olarak, bu üç büyük karbon salıcısının G20 altında iklim için güçlü bir finans ve enerji dönüşümü desteği inşa edebilmek adına Birleşik Krallık ve diğer gelecek başkanlıklar ile birlikte çalışmalı.

G20’de çevre, finans ve enerji bakanlıklarını bir araya getirme ve gelişmeyi ilerletmek için farklı iş akışları ve siyasi rotaları birleştirme yeteneğine sahipler.

İklime Uyumlu Diplomasi

Dünya çapındaki karbonsuzlaşma beklentileri, Çin, AB ve ABD’deki kamusal ve özel aktörlerin ticaret diplomasilerine, uluslararası bağlantılarına ve iş gündemlerine dayanıyor. Bu üç güç herkesçe bilinen temel ilgilerini ve etki alanlarını korumaya çalışırken, üçlü diyalog iklim hedeflerinin diğer ekonomik diplomasi zorunluluklarıyla eşit öneme sahip olma şansını geliştirebilir.

Rekabetçi jeopolitik ortamdaki koordinasyon eksikliği, çoğu sektörde mevcut varsayılan seçenek olduğundan, elektriğin yüksek karbon sektör olarak görülmesine sebebiyet verme olasılığı yüksektir.

Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi (Belt and Road Initiative) bu noktada öne çıkan bir örnek. Dış politika ve ekonomik istekleri harmanlayan bir denizaşırı yatırım stratejisi dünya çapındaki bütün ülkelerin karbonsuzlaşma beklentilerini altyapı finansı vasıtasıyla etkileyecektir. Enerji sektöründe, Belt and Road Initiative yatırımları (yenilenebilir kaynakların portföye de yayılmasına rağmen) fosil ağırlıklı olagelmiştir. Bu durum ayrıca uluslararası taşımacılık ve enerji yoğun endüstriler gibi henüz ölçülebilir karbonsuzlaşma çözümleri bulamamış sektörleri de etkiliyor.

Avrupa ve ABD, Asya ve Afrika’daki kendi bağlantı gündemlerini taşımacılık bağlantılarına, dijital ve enerji ağlarına yatırım yaparak takip ediyor. Bu da iklim uyumluluğu sorusunu akıllara düşürüyor.

Bu üç güç kendi şahsi denizaşırı gündemlerinin Paris Antlaşması’nın kurallarını çiğnemeden sürdürebilecekleri bir diyalog başlatmalıdır. Bu planların iklime olan etkilerinin şeffaflığını arttırmak ve sürdürülebilir yatırım ve ticaret için kıyaslanabilir standartlar üretmek bu diyaloğun bir parçası olabilir.

Sistemli rekabet düşüncesi kısa zamanda neredeyse hiç azalmazken, yeni ABD yönetimi bu tür konuşmalar için daha çok fırsat yaratabilir.

Bir Karbon Kulübü

Çin, AB ve ABD arasında artan ticaret rekabeti ve karbon sızıntısı endişeleri, karbon fiyatlandırması gibi yoğun iç politikaların önündeki temel engellerden bazıları. Başka bir deyişle, işletmeler üretimi ülkelerinde karbon vergisinden dolayı artan maliyetlerden ötürü daha umursamaz politikaları olan ülkelere transfer etmemeli. Çünkü bu küresel olarak emisyonu daha da arttırabilir.

Bir çözüm olarak, bir karbon sınır uyarlama mekanizması Avrupa’da yoğun bir şekilde tartışılıyor. Bu çözüm; karbon emisyonu için ödeme yapmak zorunda olmayan uluslararası rekabetçilerden gelen potansiyel dezavantajları gidermeyi hedefleyen, ithal mallar üzerinde karbon fiyatlandırmasının bir şekli.

Çin ve ABD’nin net sıfır amaçlarına ulaşmak için yeni bir politika yörüngesi üzerinde çalıştıkları gibi, üç gücün hepsi – en azından teoride- karbon sızıntısı konusunda endişeliler. Bu karbon sınır vergi tartışması, iklim kulübünün üzerinde bir üç taraflı diyaloğu oluşturmak için stratejik olarak kullanılabilir.

Ek olarak, ortak karbon sınır uyarlaması mekanizması tarafından toplanmış gelirleri karbonsuzlaşmak, yerel dezavantajlı topluluklar için toparlanma yaratmak ve gelişmekte olan ve büyüyen ekonomilere daha çok yatırım yapmak için kullanabilirler. Bu kulüp, çelik ya da çimento endüstrisi gibi sektörlere odaklanarak başlayabilir. Malların ve hizmetlere uygulanacak vergiler de alternatif opsiyonlar olabilir.

Yurt dahilinde, bir ‘karbon kulübü’ hırslı bir iklim politikası önlemlerini savunmanın üzerinde pozitif bir etkiye sahip olabilir. Küresel olarak ise, önemli karbon salıcılarının net sıfır dönüşümü hedefinde finansal boşluğu doldurmak adına mobilize etmek için yeni bir güçlü enstrüman haline gelebilir.

2021’de Çin, Avrupa Birliği ve ABD bu gündemler üzerinde işbirliğini iklim hırsını arttırmak için atlama tahtası olarak kullanabilirler. Geri alınamaz net sıfır dönüşümünü küresel olarak başlatırken, yerel tarafsızlık hedeflerine doğru açık bir yol belirmeliler.

22 Nisan’da ABD başkanı Joe Biden tarafından duyurulan Liderler Zirvesi, ortak girişimler için bir şans sunuyor. Ek olarak, G20 ya da Enerji ve İklim Değişikliği Üzerine Büyük Ekonomiler Forumu (Major Economies Forum on Energy and Climate Change) gibi, özellikle Barack Obama yönetimi altında kurulmuş olan forumlar küresel iklim müzakereleri için temel işlerin yürütüldüğü tamamlayıcı platformlardır.

Son olarak, bu üç oyuncu resmi kanalların ve online zirvelerin ötesinde ağ diplomasisini sahiplenmeli. Özellikle sektör paydaşları ve sivil toplum bütün bu gündemlere dahil olmalıdır.

* Bu haber Climate Home News sitesinden çevrilmiştir.

Yünsa’dan BioGreen Kumaş

Önceki Haber

COVID-19 ve ECOSOC: Dayanışma Önemli, Yolsuzluk Büyük Problem

Sonraki Haber

Diğer Haberler