HABERLER

Sachs: “Her Ülkenin 2050’ye Kadar Karbonsuzlaşmayı Taahhüt Etmesi Gerekli”

One World signage
Photo by Markus Spiske on Unsplash

Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı başkanı ve Columbia Üniversitesi Sürdürülebilirlik Merkezi Direktörü Prof. Dr. Jeffrey Sachs, 19 Şubat’ta gerçekleşen “Covid-19 Sonrası Dönemde Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları” başlıklı etkinlikte Türkiye Bilimler Akademisi’nin konuğu oldu.

Haber: S. Sena AKKOÇ

Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı başkanı ve Columbia Üniversitesi Sürdürülebilirlik Merkezi Direktörü Prof. Dr. Jeffrey Sachs, konuşmasına pandemi döneminde küresel mevcut durumla başlayarak Covid-19 sonrasında sürdürülebilir kalkınma perspektifinden politik ve stratejik çerçevenin nasıl olacağını anlattı ve katılımcıların sorularını yanıtladı.

Konuşmasının başında ABD ve Avrupa Birliği (AB) üye ülkelerinin, maske kullanımı ve sosyal mesafe gibi temel önlemler de dahil olmak üzere kamu sağlığı için gerekli önlemlerin uygulanmasında başarısız olduğundan bahseden Sachs, Pasifik Asya ve Güneydoğu Asya’nın nispeten daha başarılı olduğunu söyledi. Ayrıca, vakaların azaldığı bu dönemlerin izleme, test yapma ve sağlık sistemini geliştiren ve güçlendiren önlemler almaya harcanması gerektiği konusunda uyardı. Sachs, mevcut durumda aşı istiflemenin mantıklı bir yaklaşım olmadığını, çünkü herkesin aşıdan faydalanamadığı durumlarda bu krizin devam edeceğini hatırlatarak küresel işbirliğini yoğunlaştırmak için çağrıda bulundu.

ABD’deki mevcut durumu da yorumlayan Sachs, Trump’ın bilimsellikten ve akılcılıktan uzak yönetiminin pandemi sürecinde ülkeye verdiği zararlara değindi ve kriz döneminde kısıtlamaların kaldırılmasının diğer insanlara hastalık bulaştırmak anlamına geldiğini söyledi. Pandemiden önce bilim insanları olası bir sağlık krizine karşı uyarılarda bulunduğu halde hükümetler kamu sağlığı uzmanlarıyla bir çalışma yapmamıştı. Sachs, bu açıdan iklim değişikliğinin de benzer bir kriz olacağına dikkat çekti. Trump yönetimi de finansal çıkarlarına ters düştüğü ve seçimlerin arkasındaki büyük güçler olan fosil yakıt endüstrisinin zararına olduğu gerekçesiyle iklim biliminin iklim krizi uyarılarını reddederek doğruları söyleyen bilim insanlarını düşmanları olarak gördüğünü söyleyen Sachs, bu krizin “yönetişimdeki ciddiyet eksikliği ve bilimsel bilginin yönetime entegre edilmesi için bir uyarı işareti” olduğunu ve politik sistemlerin yozlaşmış olması nedeniyle paranın bilimin önüne geçtiğini söyleyerek iklim değişikliği konusunda da aynı hataların yapılmaması gerektiğinin altını çizdi.

Pandemiden çıkarılan derslerle bilimin, sistemli planlamanın, profesyonel taahhütlerin ve bilim, yönetişim ve kamu politikası gibi temel alanlarda uzmanlık sağlayan üniversitelerle daha güçlü bağlar kurulmasının önemini vurgulayan Sachs, bunu sağlamak için eğitimin önemini vurguladı. İnsanların yalan haberlere ve komplo teorilerine karşı savunmasız oluşunun ve doğru ile yalanı ayırt edememelerinin eğitimsizlikten kaynaklandığını söyleyen Sachs, halkın daha iyi bir eğitim görmesi gerektiğini söyledi.

Sachs’a göre Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları öncelikle eğitim ve sağlık hizmetleri gibi temel servislerin önemini vurgulayarak çocukların ve gençlerin, yüzleşmeleri gereken dünya üzerine bilgi sahibi olmalarını sağlıyor. Ayrıca, dijital teknolojilerin kullanımı ve bu teknolojilerin herkese açık olması da krizi daha iyi yönetecek sistemlerin ve uygulamaların üretilmesini sağladığı için etkili çözümler sunuyor. Üçüncü olarak da krizlerin çevresel boyutuna dikkat çekerek insan kaynaklı iklim değişikliği, kirlilik ve biyolojik çeşitliliğin kaybı gibi sorunlara yöneliyor. Sachs, bu nedenle Türkiye’de de k12 müfredatına iklim değişikliği gibi küresel krizlerin, küresel konuların ve eşitsizliklerin eklenmesini umduğunu söyledi.

Her ülkenin felaketleri kontrol altına alabilmek için Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları altında bazı stratejileri olduğunu söyleyen Sachs, bu yıl tarımdan iklim krizine birçok sorunu tartışacak olan BM toplantılarına bütün hükümetleri davet etti. Sachs, birçok ülke 2050 için sıfır karbon olmayı hedeflerken önemli bir bölgesel ekonomik güç olan Türkiye’nin benzer bir hedefle komşuları için örnek oluşturabileceğini söyledi. Ayrıca Türkiye’nin ekolojik çeşitlilik için önemli bir kaynak olduğunu ancak ciddi bir kirlilik ve ekosistem bozukluğu sorunu yaşadığını hatırlatarak bilim temelli bir yaklaşımla arazi ve su kullanımının iyileştirilmesi gerektiğini söyledi. Bunun için de Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ve yönetişim sorunlarına Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı olarak önemli katkılarda bulunan üniversitelerin, proje dizaynı süreçlerine katılarak sıfır karbon aksiyonu planında rol almaları gerektiğini dile getirdi.

Bir katılımcı Sachs’a kriz döneminde döngüsel ekonominin yerini sorarken başka bir konuşmacı da döngüselliğin kendi kendine yeterliliği beraberinde getirdiği için küreselleşmeye bir tehdit olup olmayacağını sordu. Sachs, atıkların ve kirliliğin gıda üretimi de dahil olmak üzere her alanda büyük kayıplara yol açan bir sorun olduğunu ve çevreyi tehdit ettiğini söyledi. Bu nedenle döngüsel ekonomi, üretim sürecindeki dışsallıkların yeniden düşünülmesi ve atık sorununun yeniden tasarlanması yoluyla sorunu kontrol altına almak için önemli olduğunu vurgulayarak döngüsel ekonominin zaten Avrupa Yeşil Düzeni’nin de temel bir maddesi olduğunu söyledi. Küreselleşme konusunda ABD ve Çin üzerinden bir örnek veren Sachs, ABD’nin yeşil olma politikalarının ister istemez yerli kaynaklara yönelmesine ve Çin’den ithalatın azaltılmasıyla sonuçlanacağını söyledi. Ancak endüstride kendi kendine yeterliliğin ve ulusal güvenliğin öne çıkışın bir soğuk savaşa yol açmayacak şekilde idare edilmesi gerektiğine dikkat çekti. Son zamanlarda ABD’nin Çin ile ticarete karşı düşmanca tavrının yanlış ve gereksiz bulduğunu söyleyen Sachs, küreselleşmenin dengeli olması gerektiğinin altını çizdi.

Sachs, karbonsuzlaşma üzerine gelen sorular üzerine her ülkenin 2050’ye kadar karbonsuzlaşmayı taahhüt etmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca artık hiçbir ülkenin ne yapmayı bilmediğine dair herhangi bir bahane üretemeyeceğini, çünkü bunu sağlayacak yeterli teknolojinin var olduğunu söyleyen Sachs, Rusya, Suudi Arabistan ve Brezilya’nın da karbonsuzlaşmaya katılması gerektiğini vurguladı.

Son olarak finansal sistemin reformunun ve işletmelerin sürdürülebilirlik amaçlarına ulaşmadaki yeri soruldu. Sachs, şu an fosil yakıtlara yatırım yapmanın mantıksız olduğunu ve yenilenebilir enerji yatırımlarının daha kârlı olduğunu söyleyerek piyasaların iklim riskleri gibi riskleri de hesaba katmaya başladığını hatırlattı. Finansın dünyanın gitmekte olduğu yöne doğru şekillendiğinin bir diğer göstergesi de petrol şirketleri de dahil olmak üzere büyük şirketlerin karbonsuzlaşma taahhüdünde bulunuyor olması. Piyasaların sürdürülebilirliğe zorlayacağını belirten Sachs, işletmelerin temiz ve yeşil sistemlere yatırım yaparak hem kendilerini ayakta tutup hem de sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlayabileceğini söyleyerek konuşmasını sonlandırdı.

Haberlerimizden zamanında haberdar olmak istiyor musunuz?

Ülker, The Sustainability Yearbook 2021’de Yerini Aldı

Önceki Haber

“Artık Daha Güçlü ve Etkili Bir STK Ekosistemimiz Var”

Sonraki Haber