SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA

Herkes için Daha Adil Bir Dünya Mümkün…

“Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar”

Demet İKİLER,
Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı
Çeşitlilik ve Kapsayıcılık Çalışma Grubu Eşbaşkanı

Mustafa SEÇKİN,
Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi
Çeşitlilik ve Kapsayıcılık Çalışma Grubu Eşbaşkanı

72 yıl önce kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin bu ilk maddesi, uluslararası insan hakları hukukunun da temel dayanağını oluşturur. Bu Beyanname, ırk, renk, din, cinsiyet, dil, siyasi veya diğer görüşler, ulusal veya sosyal köken, mülkiyet, doğum veya diğer statüler sebebiyle ayrım gözetmeksizin herkesin doğal insan haklarına sahip olduğunu ilan eder.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ne göre bu hakların tesis edilmesi ve korunması için birincil sorumluluk devletlere ait. Ancak ürün, istihdam ve hizmetleri aracılığıyla gün geçtikçe genişleyen etki alanı sebebiyle iş dünyası, kendi faaliyet alanı ve değer zincirinde insan haklarının tesisi için sorumlu sayılıyor. Çalışanların temel insan hakları içinde yer alan “adil ücret alma, sigortalı çalışma, iş sağlığı ve güvenliği, örgütlenme özgürlüğü, ayrımcılık ve şiddete karşı olma” gibi pek çok konu, iş dünyasının insan hakları konusunda sorumlu olduğu alanlar olarak ortaya çıkıyor.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, ILO Çalışma Yaşamında Temel İlkeler ve Haklar Bildirgesi, UN Global Compact’ın On İlke’si hem de Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA) iş dünyasına çalışma hayatında insan hakları konusunda yol gösteriyor.

UN Global Compact’ın evrensel 10 İlke’sinin ilk ikisi doğrudan insan haklarına, ardından gelen üçü de yine çalışan standartları üzerinden insan haklarını odağına alıyor. UN Global Compact’a imza atan şirketler her yıl hazırladıkları İlerleme Bildirimi Raporlarında bu ilkelere olan bağlılıklarını yeniliyor; uygulamalarını, hedeflerini ve sonuçlarını tüm paydaşlar ile şeffaf olarak paylaşıyorlar.

2011 yılında Birleşmiş Milletler İnsanHakları Konseyi tarafından oybirliğiyle kabul edilen İnsan Hakları ve İş Dünyası Rehber İlkeleri ise (UNGPs), iş dünyası için yeni bir sorumluluk ve görev tanımı yapmadan, devletlerin ve şirketlerin yapması gerekenleri açıkça tanımlıyor. İlk bölümde devletlerin koruma sorumluluğuna odaklanan ilkeler, ikinci bölümünde şirketlerin insan haklarına uygun iş yapış biçimlerini benimsemeleri ve bunları tüm değer zincirinde yaygınlaştırmaları, olumsuz uygulamalardan kaçınmaları ve iyi örneklerin çoğaltılması için bir rehber sunuyor. Üçüncü bölüm ise şikayet mekanizmalarını tanımlayarak adalete erişimin önünü açıyor. Böylece UNGPs iş dünyası ve insan hakları konusunda yeni bir çağ başlatarak bizlere bir yol haritası sunuyor.

Önümüzdeki Haziran ayında 10. yılını tamamlayacak UNGPs, hükümetleri ve şirketleri gerek gönüllü gerek zorunlu gerekse ulusal ve uluslararası düzeyde tedbirlerden oluşan bir ilke setini uygulamaya davet ediyor. Aynı zamanda şirketlerin de tercihlerini eylemsizlikten yana kullanarak bu konuyu görmezden gelmelerinin önüne geçmeyi ve iş dünyasının insan hakları hassasiyetini artırmayı amaçlıyor. Bu Rehber İlkelerle tüm şirketler; uluslararası insan hakları normlarına saygı göstermek, insan hakları ihlallerinden kaçınmak, insan hakları ihlaline neden olacak yatırım ve operasyonların parçası olmamaya çağırıyor. Bu kurucu belgeler ve çerçeveden hareketle Global Compact Türkiye olarak 10 Aralık İnsan Hakları Günü’nü kutlamak ve bu yıl yayımladığımız İş Dünyası Çeşitlilik ve Kapsayıcılık Rehberi’ni tanıtmak için Birleşmiş Milletler ve iş dünyası liderlerini bir araya getirdik. Değerli katılımcılarımızla SKA 10, İnsan Hakları ve On İlke çerçevesinde Rehberimizin daha adil bir dünya için nasıl katkı sunabileceğini değerlendirdik.

Bu etkinlikten çıkardığımız ana mesaj; bireyler, çalışanlar ve liderler olarak şu sıralar kendimize sorageldiğimiz “Krizden insanı odağa alan çıkış yolumuz ne olacak? Hayal ettiğimiz geleceği nasıl yeniden inşa edeceğiz?” gibi sorulara vereceğimiz cevaplarda yattığı oldu.

Güçlü Kurumlar ve İşbirliği

BM İş Dünyası ve İnsan Hakları Çalışma Grubu Başkan Yardımcısı Dante Pesce, iş dünyasında ümit verici gelişmelerin altını çiziyor ancak uyarıyor: “Eşitsizliklerin derinleştiği ve yeni bir dünyanın eşiğinde olduğumuz bu dönemde güçlü kurumlara ve işbirliğini rarak şirketlerin İnsan Haklarını temel alan uygulamaları için yol gösterecek bir ortama ihtiyacımız var.” Pesce, Çalışma Grubu’nun bu ortamın oluşması için paydaşlarla yakın ilişkiler kurarak iki alana odaklandığını aktardı: “İlk olarak şimdiye kadar sonuca ulaştıran ve ulaştırmayan yaklaşımları belirlemek; zorlukları tespit etmek. İkinci olarak ise yeni bir on yıla hazırlanırken İlkelerin uygulanma alanlarını artıracak, zorlukların üstesinden gelebilmek için paydaşlara yol gösterecek bir yol haritası hazırlamak” dedi.

Bu yol haritasını hazırlarken ırk, renk, cinsiyet, sınıf ve nesiller arası ayrımcılık ve eşitsizliğin karşımıza çıktığını belirten Dante Pesce, çeşitliliğin toplumlara dinamik bir yapı sunduğunu belirtti. Araştırmalar, Dante Pesce’nin bu görüşünü destekliyor. Örneğin Boston Consulting Group’un 2019 yılında yaptığı “How Diverse Leadership Teams Boost Innovation” araştırmasının sonucuna göre, çeşitlilik temelli oluşturulan yönetim kadroları, yenilikçi çözümleriyle şirketlerine %19 daha fazla gelir kazandırıyor. Benzer şekilde çeşitlilik ve kapsayıcılık temelli uygulamaların, şirketlerin yeni ürün ve hizmet tasarım süreçlerinde de daha yenilikçi olmasına katkısı değerli.

Bunu sağlamak için ise öncelikle durum tespiti yapmamız gerekiyor. Önyargılarımızı bir kenara bırakarak, veri temelli bir yaklaşımla yol haritamızı belirlememiz gerekiyor.

Şirketlerde çeşitlilik ve kapsayıcılık alanında farkındalığın artması ümit verici bir gelişme. Öte yandan dönüşümün sağlanması için üst yönetimde taahhütlerin ve kararlılığın güçlü olması, yeterince temsil edilmeyen grupların en üst seviyede seslerinin duyulması,sistemsel bir şekilde görüşlerin alınması gerekiyor. Aslında böylece alacağımız aksiyonların temelini oluşturacak verileri toplayabilir, bugüne kadar fark etmediklerimizi görebiliriz. Yeni perspektifler edinerek bilmediklerimiz bilmeye başlayabiliriz. Liderlerimize bir içgörü vererek durumu aktarabilir, hedef odaklı yaklaşımı benimsemek için yolumuzu açabiliriz.

Tüm bu başlangıç noktaları düşünüldüğünde çeşitlilik ve kapsayıcılık çaba gerektiren bir alan. İyi örnekleri yaygınlaştırarak, bu bakış açımızı tedarik zincirine yansıtarak ve işbirliklerimizi güçlendirerek tüm çabalarımızı görünür ve kalıcı kılabiliriz.

Bu yaklaşımla, Global Compact Türkiye’de 2018 ve 2019 yıllarında İnsan Hakları konusunda düzenlediğimiz CEO Yuvarlak Masa Toplantılarının bir çıktısı olarak Çeşitlilik ve Kapsayıcılık Çalışma Grubu’nu kurduk. Çalışma
Grubumuz ile UN Global Compact tarafından sunulan kaynakları ve araçları üyelerimizle buluşturmakta, iyi uygulama ve politikaların Türkiye’de ve küresel ölçekte yaygınlaşmasını sağlamaktayız. 2020 yılı Kasım ayında tüm çalışanları için daha adil ve eşit çalışma ortamları sunarak çalışanlarının tam potansiyelini ortaya çıkarmalarına imkan vermek isteyen tüm şirketlere yön göstermek, ilham vermek amacıyla İş Dünyası Çeşitlilik ve Kapsayıcılık Rehberi’ni yayımladık. Bütüncül bir yaklaşımla hazırlanan rehber, şirketlerin politika ve uygulamalarını kendi içlerinde değerlendirerek hangi alanlara odaklanabileceklerine dair açık, anlaşılabilir ve uygulanabilir bir ‘yapılacaklar listesi’ de içeriyor. Bu rehberi, yaşayan bir belge olarak ilerleyen dönemlerde iyi uygulama örnekleriyle geliştirmeyi amaçlıyoruz.

Kriz ve Krizden Çıkış Pusulamız

Olağan zamanlarda ve kriz zamanlarında şirketlere yol göstermesi için hazırladığımız bu Rehber’e ek olarak, özellikle COVID-19 döneminde de şirketlere destek olmak için çalıştık.

Bilindiği üzere COVID-19 salgını ekonomik ve sosyal hayatımızı benzeri görülmemiş bir şekilde etkiledi. ILO ve WHO’ya göre yaklaşık 500 milyon kişi işini kaybetti. Dünyadaki 3,3 milyar işgücünün neredeyse yarısı geçim kaynaklarını kaybetme riski ile karşı karşıya. 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına giden yoldaki kazanımlarımızdan geri düştüğümüz alanlar oldu.

Günlük operasyonlarımızda ise bireyler, çalışanlar ve liderler olarak bir yandan işimizin devamlılığını sağlamaya çalışırken diğer yandan insan hakları açısından kimi zorluklarla karşılaşıyoruz. Tüm çalışanlarımızın iş sağlığı ve
güvenliğini sağlama; esnek ve uzaktan çalışma düzenlemeleri; çalışanlarımızın fiziksel, ruhsal ve psikolojik iyilik halinin korunması; ayrımcılık ve şiddetin önlenmesi gibi alanlarda hızlıca düzenlemeler yapmak durumunda kalıyoruz. Global Compact Türkiye olarak bu ihtiyaçlara cevap verebilmek için UNDP Türkiye, ILO Türkiye ve Hedefler için İş Dünyası Platformu işbirliğiyle “COVID-19 Hızlı Öz Değerlendirme” aracını Türkiye şartlarına uyarlayarak Türkçeye çevirdik. Araç, şirketlerin COVID-19 ile ilgili uygulamalarını insan hakları perspektifinden değerlendirebilmelerini sağlıyor. Şirketlerin anonim olarak da doldurabileceği, herkes için açık ve anlaşılabilir bir kontrol listesinden oluşan bu aracı tüm iş dünyasının kullanımına sunduk. Global Compact Türkiye Çeşitlilik ve Kapsayıcılık Çalışma Grubu olarak sunduğumuz araç ve kaynaklarla, birbirimizden alacağımız ilhamla şirketleri bu yolda desteklemeye devam edeceğiz. Bu çabamıza ortak olacak, sorumlu ve sahici şirketleri bize katılmaya davet ediyoruz. SKA 10 (Eşitsizliklerin Azaltılması), SKA 16 (Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar) ve SKA 17’nin (Amaçlar için Ortaklıklar) ışığında; yeni bir dünyanın eşiğinde olduğumuz bu dönemde güçlü kurumlarla işbirliğini kolaylaştıran, şirketlerin İnsan Haklarını temel alan uygulamaları için yol gösterecek ortamı birlikte kurabiliriz.

İKSV’den Yeni Bir Kültür Politikaları Raporu: “Ekolojik Dönüşüm İçin Kültür ve Sanat”

Önceki Haber

Türkiye’de İklime Uyum Eyleminin Şifreleri

Sonraki Haber