Yönetim Araştırmaları Derneği ve İstanbul Gedik Üniversitesi işbirliğinde gerçekleşen sempozyumda enerji sektöründeki değişim ve dönüşümü yönetmede kadının gücü tartışıldı. Kadının gücünün erişilebilir ve temiz enerji için Türkiye’nin enerjisini artıracağı vurgulandı.

İstanbul Gedik Üniversitesi ve Yönetim Araştırmaları Derneği işbirliği ile düzenlenen Yönetim Araştırmaları/Mühendislik Uygulamaları Dijital Sempozyumu (YÖNAR/MU’2021)’nda “Enerji Değişmek için Dönüşürken Kadının Gücü” konulu çevrimiçi panel gerçekleşti.

İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) Başkanı Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu’nun panel başkanlığını yürüttüğü oturumda, İş Annesi Derneği Kurucu Başkanı Aynur Gönce, Yenilenebilir Enerji ve Enerji Sektörü Türk Kadınları Grubu (TWRE) Kurucu Başkanı Sedef Budak, Gufo İletişim Kurucusu Derya Adin ve İstanbul Gedik Üniversitesi Öğretim Elemanı Enda Tolon konuşmacı olarak yer aldı.

İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) Başkanı Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu: “Akıllı Dönüşüme Yolculuk diyerek bir araya geldiğimiz YÖNAR’21’de akıllı enerji sistemleri, ulaştırma, ısıtma ve endüstrinin elektrifikasyonunu mühim. Enerji sektörünün değişmek için dönüşümünde kadın istihdamı enerji sektöründe artmalı. Kadın gücü erişilebilir ve temiz enerji için ülkemizin enerjisini artıracak” dedi.

İş Annesi Derneği Kurucu Başkanı Aynur Gönce: “Sürdürülebilir enerjiye geçişte pek çok yöntem, yaklaşım ve kaynak kullanımı da dönüşüyor. Şirketler, hükümetler bu dönüşümde kadının enerjisinin sağlayacağı katkının yeterince farkında mı? Araştırmaların ve kadın istihdamında öncü adımlar atan şirketlerin verileri açıkça ortaya koyuyor ki kadınlar iş hayatında daha detaycı ve birçok işi bir arada yürütebilme becerisi çok yüksek. Kadınların enerjisi, iş süreçlerini geliştirmede çok büyük bir fark yaratabiliyor. Kadınların ikna kabiliyeti, gelişmiş planlama yeteneği, yaratıcı zekası, kriz çözme becerisi kesin olarak bu dönüşümün bir parçası haline getirilmeli. Dünyada kadının benzersiz enerjisinden yararlanmakta öteden beri bir isteksizlik var. Elbette bu isteksizliğin sosyolojik ve politik açıdan çok derinlere inen kökleri var ama o kökleri yerinden sökebiliriz. Bunu kız kardeşlik enerjisinin gücü sayesinde birlikte başarabiliriz. Kız kardeşlik enerjisinin ve kadın çalışanların birbirine desteğinin şirketlerde bir kurum kültürü olarak yerleşmesi için İş Annesi Derneği olarak Fokus Grup etkinlikleri yapıyoruz. İş annelerinin enerjisini yükseltmek ve bu enerjiyi en verimli şekilde kullanmalarını sağlamak şirketlerin, işverenlerin, markaların, yerel yönetimlerin en önemli sorumluluklarından biri. İş Annesi Derneği’nin hedefi, bu bilincin ve bu yaklaşımın oluşmasını, gelişmesini sağlamak. Bu amaçla ‘İş Annesi Dostu Ödülleri’ni planlıyoruz. İşe alımlarda ‘anne olma potansiyeli’ üzerinden kadınlara yönelik olumsuz karar verme yaklaşımının ortadan kaldırılması amacıyla pilot şirketlerden başlayacak şekilde ‘Ebeveyn Destek Birimi’ kurulmasına ve iş hayatında ‘Ebeveyn Destek Sorumlusu’ pozisyonunun oluşturulmasına öncülük etmeyi planlıyoruz. Ayrıca özellikle sanayi sektöründe ve kadın istihdamının çok düşük olduğu sektörlerde ‘İş Annesi Dostu Şirket Dönüşümü’ programını hayata geçirmeye karar verdik. Bunun için şirketlere rehberlik etmek amacıyla, uzmanlar ve akademisyenlerle birlikte bir kılavuz hazırlıyoruz. Detaylarını kamuoyu ile yakında paylaşacağız” diye konuştu.

Yenilenebilir Enerji ve Enerji Sektörü Türk Kadınları Grubu (TWRE) Kurucu Başkanı ve rüzgar ve güneş enerji santralleri teknik yatırım danışmanı Sedef Budak: “Dünya Bankası liderliğinde belirlenen toplumsal cinsiyet eşitliği ve kapsayıcılık standartları ile artık ülkeler ve şirketler için borçlanma şartlarının değişti” dedi ve sürdürülebilir, temiz, eşit ve adil olmayan projelerin finans musluklarının kapatıldığına dikkat çekti. 2018 yılında kurulan TWRE’nin sektörün her kesiminden kadın üyelere sahip olduğunu açıklayan Budak, “TWRE’nin üye profiline bakıldığında %1 oranında CEO, %3 oranında genel müdür, %3 oranında girişimci ve şirket sahibi, %3 akademisyen, %5 danışman, %7 öğrenci, %10 uzman, %36 mühendis ve %32 diğer kollarda yani mühendis olup mühendislik yapamayan, basın yayın, ticaret, finans, yönetim konularında çalışan kadınlar yer alıyor. Mühendislik dallarında ise; elektrik, elektrik-elektronik, makine, malzeme, kimya, fizik, jeotermal, meteoroloji, harita ve çevre mühendislerinin yanı sıra şehir plancısı ve mimara kadar pek çok farklı daldan mezun üyemiz mevcut” diye konuştu.

İstanbul Gedik Üniversitesi Öğretim Elemanı Enda Tolon ise şunları aktardı:
“Üniversitelerin temel mühendislik dallarında, fen bilimlerinde, hukukta, sosyal bilimlerde enerjinin tüm yönleri ile ilgilenen bilim insanları bulunmakta. Hemen hemen tüm branşlarda enerji ve hatta enerji-çevre ilişkisinin de akademik müfredatlarda yer aldığını görmekteyiz. Ülkemizde, mühendislik ve doğa bilimleri fakülteleri ile enerji enstitülerinde öğretim elemanları sayılarına bakıldığında akademik kadrolardaki kadın akademisyen sayılarının profesör kadrosunda %20 kadın, doçent kadrosunda %29, Dr. öğretim üyesi kadrosunda %33, öğretim görevlisi kadrosunda %39, araştırma görevlileri kadrosunda %40 olduğu görülüyor. Toplum tarafından inşa edilen toplumsal cinsiyete ilişkin rol ve beklentileri aynı şekilde yükseköğrenim kurumlarına da yansıdığını ve karar alma mekanizmalarında kadınların daha az temsil edildiğini görmekteyiz. Hali hazırda görev yapan ve atanan rektörlerden 127 devlet üniversitesinde 8 rektör, 74 vakıf üniversitesinde 9 kadın rektör bulunuyor. Kadınların yükseköğrenim olanaklarından ne kadar ve nasıl yararlandıkları, akademik kariyerde ilerleme olanaklarının araştırılması önem taşıyor. Kadınlar olarak bizler toplumumuzun gelişmeye ve de değişime olan akıllı yolculuğunu enerjimizle yönetebiliriz.”

Sırada “Kadın El İzi” mi Var?

Önceki Haber

“Hepimizin Hayali Daha İyi Bir Gelecek”

Sonraki Haber

Diğer Haberler