Zorlu Holding Kurumsal İletişim Genel Müdürü Aslı Alemdaroğlu, Zorlu Holding’in etki yatırımlarından, Akıllı Hayat 2030 stratejisinden ve toplumsal etkisini anlatıyor ve ekliyor: “Şirketler, yenilenebilir enerjiden elektrikli araçlara, akıllı şehirlerden dijitalleşmeye kadar geniş bir yelpazede yatırımlarla, sürdürülebilir kalkınmanın hızlandırılmasını sağlayabilirler.”

Röportaj: Burcu GENÇ

İş dünyası 2000 yılı öncesine kadar tamamen kâr odaklıydı. Bugün de birçok şirket için kârlılık hâlâ en önemli konu. Ancak son yıllarda iş dünyasının temel toplumsal meselelere yönelik bakış açısında yavaş yavaş bir değişim oluyor gibi. Buradaki değişimi tetikleyen nedir?

Elbette bu bir süreç ve özellikle son 5-6 yılda bu konuda önemli bir farkındalık oluştuğunu söyleyebiliriz. Öncelikle Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları, bu konular etrafında tüm paydaşları birleştirmesi açısından çok önemli bir fonksiyon üstlendi. Bu süreçle birlikte 2016’dan sonra, iklim krizi, şehirleşme, yaşlanan nüfus, göçler, tükenen kaynaklar, ekonomik dalgalanmalar, nitelikli eğitim, toplumsal cinsiyet eşitliği ve dijitalleşme gibi birçok karmaşık ve çok boyutlu küresel meseleler hakkındaki farkındalık daha da artmaya başladı. Şirketler de bu süreçte yavaş yavaş, bu meseleler çözülmediği takdirde gelecekte faaliyetlerini sürdürecekleri bir dünya olmayacağını fark etmeye başladılar. 2019’da ABD’de iş dünyasının bir araya geldiği Business Roundtable’de yaklaşık 180 CEO bir bildiriye imza attı ve artık işin amacını hissedar odaklı olmaktan paydaş odaklı hizmet üretmeye çekti. Diğer taraftan geçen yılın başında yayınlanan Davos Manifestosu 70’lerden sonra ilk defa bir revizyondan geçti. Davos Manifestosu dünyadaki sosyal, iklim, cinsiyet eşitsizliği gibi tüm problemlere tek çözüm olarak paydaş kapitalizmini gündeme getirdi. Tüm şirketleri bu anlamda birlikte çalışmaya, nakdi ve gayri nakdi kaynaklarıyla masaya oturmaya, hükümetlerle, yerel yönetimlerle, akademiyle bu anlamda işbirliği içinde olmaya davet etti. Böylece iş dünyası ekonomik, sosyal ve çevresel sistemin dayanıklılığı ve kendini yenileme gücü için masaya davet edilmiş oldu. Geldiğimiz noktada şirketler artık tehlikenin farkında ve mevcut ekonomik sistemin uzun vadeli ve paydaş odaklılık yerine kâr ve hissedar odaklı olmasının temel toplumsal meselelerle ilgili riskleri daha da artırdığını görüyor.

Sizin bu değişime bakışınız nedir? Etki yatırımcılığı konusunda iş dünyasına düşen roller nelerdir? Neler yapılabilir?

Açıkçası, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na ulaşmak için önümüzde, çok değil 120 aydan az bir zaman var. Çok daha fazla hızlanmalıyız, önceliklerimizi net bir şekilde belirlemeliyiz. Bu hızlanmayı desteklemek için insani ve nakdi sermayeyi artırmalıyız. O yüzden şirketlerin etki gücü yatırımları yapmasının çok kritik olduğunu düşünüyorum ve aynı zamanda imece gibi bu konular etrafında ekosistemi buluşturan platformların çok kıymetli olduğuna inanıyorum. Paydaş temelli bir yapıya dönüşmeye istekli tüm şirketleri desteklemeli ve aynı ekosistem içerisinde rekabet anlayışıyla bu konularda işbirliği içinde olmalıyız. Çünkü hepimizin hayali daha iyi bir gelecek. Burada ayrıca şirketleri motive edecek ekonomik anlamda da ciddi bir pozitif etki var. Şirketler buradaki potansiyeli fark etmeliler. Yenilenebilir enerjiden elektrikli araçlara, akıllı şehirlerden dijitalleşmeye kadar geniş bir yelpazede yatırımlarla, sürdürülebilir kalkınmanın hızlandırılmasını sağlayabilirler. Örneğin AB Yeşil Mutabakat ile sürdürülebilirliği kurumsallaştırmaya hazırlanıyor. Bu strateji doğrultusunda hazırlanan Döngüsel Ekonomi Eylem Planı ile ilk defa döngüsel ekonomiyle şekillenecek yeni nesil bir ekonominin temellerini atmak için yola çıkacak. Bu, sürdürülebilir bir yaşam için önemli bir dönüşüm hareketi ve buna hazır olan şirketler için de önemli bir fırsat.

Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın gerçekleşmesinin 12 trilyon dolarlık pazar fırsatı ve 380 milyonluk istihdam yaratacağı tahmin ediliyor. Sadece iklim değişikliği ile mücadelede başarılı olunduğu takdirde bile 26 trilyon dolarlık tasarrufa yol açacağı öngörülüyor. Tüm bunlardan hareketle de özellikle pandeminin sürdürülebilirlik odaklı bu ekosistemi daha da hızlandıracağını öngörüyorum. Zorlu Holding olarak kurucu ortağı olduğumuz imece’nin etki hızlandırıcısı programı imece impact’in de bu dönemde hayata geçirilmesi de bunun anlamlı bir göstergesi. Önümüzdeki dönemde etki odaklı girişimcilerin daha görünür olacağını; özel sektör ve etki yatırımcıları tarafından daha da anlaşılacağını düşünüyorum.

Zorlu Holding olarak siz etki odaklı olarak neler yapıyorsunuz? imece ve imece dışında hangi alanlara odaklanarak toplumsal etkinizi artırıyorsunuz?

Zorlu Holding olarak Akıllı Hayat 2030 stratejimiz doğrultusunda, temel toplumsal ve global meselelere odaklanan Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nı kendimize rehber alıyoruz. Kaynaklarımızı sosyal etki yaratabilecek alanlara yönlendiriyoruz. Çevreden çalışanlara, tedarik zincirinden müşterilere tüm paydaşlarımızı ve etki alanımızı gözeten bir stratejik yaklaşımla; Ar-Ge ve İnovasyon, Çevre, Çalışanlar, Toplumla İlişkiler, Müşteri İlişkileri, Tedarik İlişkileri ve Kurumsal Yönetim başlıklarında Zorlu Grubu genelinde bu yaklaşımı iş stratejimizin merkezine alıyoruz. Bu başlıklar altında; 2030 yılına doğru giderken süreçlerimizi nasıl yönetmeliyiz ki hayalini kurduğumuz daha eşit, daha kapsayıcı ve refah seviyesini ortak bir dil haline getirebildiğimiz topluma erişebilelim diyerek çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Sorumlu büyüme yaklaşımımızla; çevresel, sosyal ve yönetsel konulardaki performansımızı her geçen gün daha da iyileştirerek, etkin bir şekilde yönetebiliyoruz. Bu anlayışla bir yandan şirketlerimiz yenilenebilir enerji, akıllı tekstil ve akıllı teknolojiler gibi etki yatırımlarının odaklandığı alanlardaki faaliyetleriyle büyürken, bir yandan da toplumsal alanda daha büyük etki yaratabilmek için sosyal sorumluluk bütçemizi sosyal inovasyon projeleri paralelinde yapılandırıyoruz. Bu amaç doğrultusunda, Zorlu Holding olarak sosyal inovasyon platformu imece’nin kurucu ortaklarından biri ve aynı zamanda ilk üç destek programının da partneri olduk. İlk üç mesele sürecini de Birleşmiş Milletler’in sürdürülebilir kalkınma için belirlediği 17 amaç arasında yer alan “Nitelikli Eğitim” “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” ve “Eşitsizliklerin Azaltılması” konuları etrafında gerçekleştirdik. Zorlu Holding olarak üç mesele sürecindeki finalistlere 3 yılda toplam 1 milyon TL hibe desteği sağladık. Ayrıca daha önce de ifade ettiğim gibi, sosyal girişimlerin etkilerinin görünür kılınmasına katkı sağlamak amacıyla etki hızlandırıcısı programı imece impact’in ana partneri olduk.  Sosyal, kültürel ve çevresel meselelere kolektif bir şekilde gençlerle birlikte çözüm üretilmesini sağlayan, imece’nin açık inovasyon laboratuvarı imeceLAB’in Yeni Bir Lider Derneği ile ‘Sağlıklı Bireyler ve Topluluklar’ temasıyla gerçekleştirdiği mesele sürecinin ana partneri olduk. Bu sürece katılan 20 farklı şehirden 115 genç, insan odaklı tasarım metodolojisini takip ederek sosyal fayda odaklı çözüm fikirleri geliştirdiler.

Bununla birlikte grubumuzda sürdürülebilirliği bir iş yapış biçimi haline getirmek için önemli adımlar atıyoruz. Bu uzun soluklu yolculukta en önemli paydaşlarımızdan biri çalışanlarımız. Onların tutkuları ve bağlılıklarının bizi hedeflerimize ulaştıracağının farkındayız. Bu anlayışla çalışanlarımızın yeteneklerini tam anlamıyla kullanabilmeleri için inovasyon temelli, kapsayıcı bir kurum kültürünü geliştirecek ve çeşitlendirecek çalışmalar yürütüyoruz. Bu kapsamda Akıllı Hayat 2030’un en kritik süreçlerinden biri olan kurum içi girişimcilik programımız Parlak Bi’Fikir’in ilk döngüsünü 2019’da tamamlayarak Zorlu Grubu içerisinden iki start-up çıkardık. Devam eden ikinci döngüye çalışanlarımızdan daha da yoğun bir ilgi var. Kurum içi girişimcilikle Zorlu Grubu’nda, inovasyonu şirket kültürünün ayrılmaz bir parçası haline getirmeyi hedefliyoruz Bununla birlikte Zorlu Grubu’nun içinde toplumsal cinsiyet eşitliği konusunu hem yönetim seviyesinde sahiplenerek hem de tüm sektörlerden gelen yaklaşık 90 kişilik bir ekiple beraber yönetiyoruz. “Herkes için Eşit Bi’Hayat mümkün” diyerek çıktığımız bu yolda; mentorluk programlarından atölye ve eğitimlere kadar birçok uygulama ile bu konuda kurumsal farkındalığı artırıyoruz. Günlük hayatımızda ve grup olarak yürüttüğümüz iletişim çalışmalarımızda cinsiyetçi söylemlerden uzak durmak ve bu konuda farkındalık yaratmak üzere herkesin kullanımına açık Eşit Bi’Hayat Sözlüğü’nü hayata geçirdik. Çalışma koşullarımızın da daha eşitlikçi hale gelmesi için yeni uygulamalar üzerine çalışıyoruz. Sivil toplum, akademi ve iş dünyasıyla iş birliği içinde konu özelinde toplumda dönüşümü desteklemek adına etki alanımız dahilinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Yine toplumsal etkimizi artırmak adına kurumsal gönüllülük programımız Kıvılcımlar Hareketi ile Zorlu Grubu’nun DNA’sında yer alan yardımseverliği; çalışanlarımızın kendi gönüllülük projelerini üretebildiği, paydaşlarımızla işbirlikleri ve ortaklıklar oluşturabileceğimiz bir yapıya dönüştürmeye devam ediyoruz. Diğer taraftan sürdürülebilirlik hedeflerimize ulaşma yolunda çalışanlarımızın gelişimini desteklemeye devam ediyoruz. Bu çerçevede sürdürülebilirlik çalışmalarımıza liderlik eden Akıllı Hayat Mimarları adını verdiğimiz arkadaşlarımızı eğitimlerle destekliyoruz. 2019 yılında, Akıllı Hayat Akademisi çatısı altında Boğaziçi Üniversitesi ile içerik geliştirerek, sürdürebilirlik alanında çalışanlarına yönelik eğitim programı açan ilk grup olduk.

 

Haberlerimizden zamanında haberdar olmak istiyor musunuz?

“Enerji Değişmek için Dönüşürken Kadının Gücü” Paneli Gerçekleştirildi

Önceki Haber

Etki Yatırımcılığı ve Sürdürülebilir Kalkınma

Sonraki Haber

Diğer Haberler