İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ

Liderler Zirvesi’nin Ardından: Artık Bardak Biraz Daha Dolu

ABD’nin ev sahipliğinde 22-23 Nisan tarihlerinde düzenlenen İklim Liderler Zirvesi’nde (Leaders Summit on Climate), ABD emisyonlarını 2030 itibarıyla en az %50 oranında azaltacağı taahhüdünde bulunurken birçok ülke de güncellenmiş iklim taahhütlerini açıkladı. Zirve’de bir konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan ise yeni bir iklim hedefi sunmadı; millet bahçelerinden, HES’lerden bahsetti ancak Paris Anlaşması’nın onaylanması konusunda hiçbir söz sarf etmedi.

ABD Başkanı Biden tarafından düzenlenen 22-23 Nisan tarihlerinde düzenlenen İklim Liderler Zirvesi (Leaders Summit on Climate), büyük sürprizler yaşatmasa da, önümüzdeki Kasım ayında Glasgow’da düzenlenecek COP26 İklim Zirvesi sürecine önemli bir momentum kazandırdı. Zirvede özellikle devlet liderlerinin verdiği pozitif mesaj ve işbirliği dilekleri, iklim eyleminin, pandemi sonrası dönemin uluslararası politika konularının başında olacağını gözler önüne seriyor.

Bunun yanı sıra, Zirve sadece mesajlardan ve iyi niyet dileklerinden ibaret de değildi. Gezegenin ateşini düşürmeye önemli katkı sağlaması beklenen somut bazı adımlar ve özellikle yeni iklim planları da açıklandı. ABD, Birleşik Krallık, Çin, Japonya, Güney Kore ve AB, 2030 yılına kadar emisyonlarını yarıya indirecek yeni iklim planlarını uluslararası kamuoyuyla paylaştılar. Climate Action Tracker tarafından sıcağı sıcağına yapılan bir analiz, Zirve sırasında verilen iklim taahhütleri ile birlikte, emisyon açığının %12 ila 14 arasında kapandığını ifade ediyor.
Zirve’nin hemen başında Biden’ın ABD emisyonlarını 2030 itibarıyla en az %50 oranında azaltma sözü ülkenin 2015 Paris Anlaşması kapsamındaki taahhüdünü iki katından fazla artırdı. Biden Zirve’yi iklim değişikliği konusunda küresel işbirliğini teşvik etmek adına bir araya getirmişti. Zirve sırasında dünya liderlerine “Bu cesaret verici bir başlangıç. Gerçekten ‘gerçek’ bir ilerleme kaydetmeye başlıyoruz” dedi.

Sınırda Karbon Düzenlemesi
AB ve Birleşik Krallık da Zirve’nin hemen öncesinde açıkladıkları planları dünya kamuoyu ile paylaştı. %55 azaltım hedefini içeren 2030 İklim Planı’nı Zirve’den bir gün önce onaylayan AB, Zirve’de de dünyaya ve ticari partnerlerine “Emisyonlarınızı azaltın, yoksa emisyon vergisi geliyor” mesajını verdi. Gerçekten Zirve bir yandan devam ederken, Brüksel’in gündeminde yine Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması (Carbon Border Adjustment Mechanism – CBAM) vardı. Nasıl bir mekanizmanın kurulacağı henüz tam olarak ortada olmasa da, AB’nin 2030 planının önemli hedeflerinden biri olan CBAM hızlıca hayata geçecek gibi görünüyor.
Biden’nin son zamanlarda iklim konusunda yoğun diplomatik çaba sarf ettiği ülkelerden biri de Japonya’ydı. Bu çabaların sonucunda Japonya Başbakanı Yoshihide Suga, ülkenin emisyonlarını 2030 itibarıyla 2013 seviyelerine kıyasla %46-%50 oranında azaltma sözü verdi. Dünyanın en büyük beşinci yayıcısı olan Japonya, daha önce yetersiz olarak eleştirilen bir hedef olan %26’lık bir azaltım taahhüdünde bulunmuştu. Zirvede Suga, “Japonya dünya çapındaki karbondan arındırma konusundaki liderliğini göstermeye hazır” dedi. ABD gibi, Japonya da 2050 itibariyle net sıfır emisyona ulaşma sözü verdi.

Bolsonaro: Zirve’den Önce; Zirve’den Sonra
Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro, iklim değişikliğine yönelik geçmiş tutumundan farklı olarak, ülkedeki yasadışı ormansızlaşmayı 2030 itibarıyla durdurma; karbon nötrlüğünü ise 2050 itibarıyla sağlama sözü verdi. Bolsonaro daha önce ülke ormanlarının korunmasını eleştirmiş ve Paris Anlaşması’ndan çekilmekle tehdit etmişti. Brezilya, Biden yönetiminden Amazon yağmur ormanlarında koruma çalışmaları için 1 milyar dolar talep etmişti. Ancak Bolsonaro’nun sözü sadece bir gün sürdü. Daha bu sözlerin üzerinden 24 saat geçmeden Bolsonaro, 2020 yılında 2,6 milyar Brezilya reali olan çevre harcamalarının 2 milyar reale düştüğü 2021 bütçesini imzaladı. Bu harcama yıl boyunca değiştirilebilir ancak çevre aktivistleri bu tavrı Bolsonaro hükümetinin çevre konusundaki cahilane ve pervasız tutumunun bir başka yansıması olarak yorumluyor.

Kanada Başbakanı Justin Trudeau ise, Kanada’nın emisyonlarını 2030 itibarıyla 2005 seviyelerine kıyasla %45 azaltacağını taahhüt etti. Zirvede Trudeau, “2050 itibariyle net sıfıra ulaşma yolculuğumuzda planımızı sürekli olarak güçlendirecek ve daha da fazla eylemde bulunacağız” dedi.

Hindistan Başbakanı Narendra Modi yeni bir hedef belirlemedi, ancak ülkenin 2030 itibarıyla 450 gigawatt yenilenebilir enerji kurma taahhüdünü yeniden doğruladı. Modi ayrıca bir Hindistan-ABD 2030 için İklim ve Temiz Enerji Gündemi Ortaklığı duyurusunda bulundu. Hindistan, Çin ve ABD’nin ardından dünyanın üçüncü en büyük emisyon kaynağı.

Kömüre Bir Darbe Daha
Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, 2030’dan önce emisyonlarının zirve yapacağını ve 2060 itibarıyla karbon nötr hale geleceği taahhüdünü yeniden teyit etti. Çin ayrıca, önümüzdeki beş yılda emisyonları kısmaya başlayacağını ve 2026 sonrasında da azaltıma başlayacağını açıkladı. ABD ve Çin, ticaret ve insan hakları gibi konulardaki anlaşmazlıklara rağmen iklim değişikliği konusunda işbirliği yapmayı kabul etti. Bu karar pratikte, dünyanın en büyük kömür pazarlarından biri olan Çin’in kömürden çıkışa başladığının göstergesi olarak kabul ediliyor. Güney Kore Başkanı Moon Jae In ise, Güney Kore’nin denizaşırı kömürle çalışan elektrik santrallarının kamu finansmanına son vereceğini ve daha güçlü bir emisyon azaltım taahhüdü açıklayacağını söyledi.

Zirve’de bir konuşma yapan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, önümüzdeki 30 yıl içinde ülkenin emisyonlarını “önemli ölçüde” azaltma sözü verdi ve Rusya’nın küresel emisyon azaltımında büyük katkı sağladığını söyledi. Putin ayrıca, ülkenin 1990 yılına kıyasla emisyonlarını neredeyse yarı yarıya düşürdüğünü açıkladı ve karbondioksitten 84 kat daha güçlü bir seragazı olan ve iklim değişikliğinin ana nedenlerinden biri olan metanın küresel olarak azaltılması çağrısında bulundu. Putin Zirve’de “Gezegenimizin kaderi, her ülkenin kalkınma beklentileri, insanların refahı ve yaşam kalitesi büyük ölçüde bu çabaların başarısına bağlı” dedi.

Zirve’nin özellikle ikinci gününde ABD’nin hemen hemen her bakanı ve sektör temsilcileri konuşmalar yaptı ve kendi sektörleri özelinde detaylı planlar açıkladılar. Bu planlar bir yandan ABD ekonomisini dönüştürmeyi -örneğin tüm ABD’yi elektrikli araç şarj istasyonları ile donatmayı- amaçlarken, diğer bir yandan ise yurtdışında gelişmekte olan ülkelerde benzer işbirliklerini desteklemek üzerine yoğunlaştı.

Bazı ülkeler Zirve’ye ev sahipliği yaptığı ve ABD’yi Paris Anlaşması’na geri getirdiği için Biden’a övgüde bulundu. Eski Başkan Donald Trump yönetimi anlaşmadan çıkmış ve emisyonları azaltmaya yönelik tüm federal çabaları durdurmuştu. Almanya Başbakanı Angela Merkel Zirvede, “ABD’nin iklim politikasında bizimle birlikte çalışmaya geri döndüğünü görmekten çok memnunum çünkü dünyanın sizin katkınıza ihtiyacı olduğuna dair hiçbir şüphe olamaz” dedi.

Türkiye’nin İklim Politikası Aynı Tas Aynı Hamam

Hal böyle iken, Türkiye’nin iklim değişikliği konusundaki “değersiz yalnızlığı” giderek bir unutulmuşluğa dönüyor. Paris’i onaylamayan, Zirvede yaptığı konuşmada yeni bir iklim hedefi sunmayıp, millet bahçelerinden ve HES’lerden söz ederek hiçbir somut ve evrensel olarak kabul edilebilir iklim eylemi açıklamayan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik eleştiriler bile Zirve haberlerinde bir yer bulmadı. Nitekim hiçbir uluslararası basın kuruluşu, Liderler Zirvesi haberlerinde Türkiye’den bahsetmedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, katkı beyanına göre 2012-2030 yılları arasında 1 milyar 920 milyon ton seragazı emisyonunun engelleneceğini söyledi. Son 18 yılda orman varlığının 20,8 milyon hektardan 23 milyon hektara çıkardıklarını belirten Erdoğan, “Sıfır Atık Projesi ile atıkların geri kazanım oranını 2035’te %60’a taşıyacağız” dedi. Türkiye’nin bugün yenilenebilir enerjide bölgesinde lider ülke konumunda olduğunu ifade eden Erdoğan, “Hidroelektrik santralı kurulu gücünde Avrupa’da ikinci, dünyada dokuzuncu sıradayız. Millet bahçeleri projemizle yeşil alanlarımızı hızla artırıyoruz. Açık denizlerde koruma alanları ilan edilme meselesini de gündemimize almak gerektiğine inanıyorum” şeklinde konuştu.


Zirve’den Notlar

  • 2004 yılından beri uluslararası alanda ekonomik gelişme ve yoksulluk azaltma gibi faaliyetlerde bulunan ABD resmi dış yardım kuruluşu Millennium Challenge Corporation da artık iklim değişikliğini önceliklendirmek üzere yatırımlarda bulunacak.  Bu ajansın faaliyetleri kapsamında iklim finansmanı önceliklendirilecek.
  • ABD aynı zamanda gelişmekte olan ülkelerin net sıfır emisyon stratejilerini geliştirmelerini, US Aid ile beraber destekleyecek. Global Climate Ambition Initiative ismiyle Zirve’de ilan edilen girişim çerçevesinde, Güney Asya ülkelerinde ve Afrika’da temiz enerji inisiyatifleri de desteklenecek. Tarım gibi alanlarda doğal iklim çözümlerini içeren projeler geliştirilecek ve kalkınmakta olan ülkelere bu projeleri hayata geçirmeleri için destekler verilecek.
  • Zirve sırasında ayrıca Net-Sıfır Emisyon Üreticileri Forumu kuruldu. Küresel petrol üretiminin %40’ını sağlayan ABD, Kanada, Norveç, Katar ve Suudi Arabistan, net sıfır emisyon stratejileri geliştirmek ve uygulamak için bir araya geldiklerini duyurdular.
  • ABD ve Hindistan, iklim ve temiz enerji alanında işbirliklerini artıracaklarını açıkladılar. ABD Hindistan’ın 2030’da 450 GW yenilenebilir enerji hedefini hem finansman hem de teknoloji transferi yoluyla destekleyecek. ABD benzer desteği Kolombiya, Şili ve Kosta Rika’ya da verecek. Bu ülkeler 2030’a kadar %70 yenilenebilir enerji hedefliyor.
Haberlerimizden zamanında haberdar olmak istiyor musunuz?

TSKB’den “İklim Riskleri Raporu”

Önceki Haber

Her Çağ Kendi Hikayesiyle Gelir

Sonraki Haber