Sıfır karbon hedefi ülkelerle birlikte artık şirketlerin de gündeminde. Vodafone da 2040’a kadar net sıfır karbon emisyonu hedefi koyan uluslararası şirketler arasında. Vodafone Türkiye’nin bu yıl yeni göreve başlayan CEO’su Engin Aksoy, küresel hedefle uyum içinde olduklarını ve 2040’a kadar emisyonları net sıfıra ulaştırmanın çalışmalarına çoktan başladıklarını söylüyor.

Röportaj: Barış DOĞRU

Küresel bir teknoloji şirketi olarak Vodafone, geçtiğimiz yıl, 2040 yılında net sıfır karbon hedefine ulaşacağını taahhüt etti. Bu Vodafone Türkiye için de önemli bir sorumluluk, zira her ülke operasyonunun bu süreçte kendi karbon salımlarını hızla düşürmesi gerekiyor. Vodafone Türkiye olarak bu konuda neler yapıyorsunuz, neler yapmayı planlıyorsunuz? Vodafone Türkiye ne zaman net karbon sıfır olabilecek?

İklim değişikliği, çevresel sürdürülebilirlik alanındaki en önemli odak alanlarımızdan biri. İklim değişikliğinin etkilerini asgari seviyeye indirebilmek için operasyonlarımızdan kaynaklanan çevresel etkimizi 2025 yılına kadar yarı yarıya azaltmakla kalmayıp, herkes için daha sürdürülebilir bir geleceğe katkıda bulunabileceğimize inanıyoruz. Bunu başarabilmek için kendimize önemli hedefler belirledik. Seragazı emisyonlarımızı %50 azaltmayı, satın aldığımız elektriğin %100’ünü yenilenebilir kaynaklardan elde etmeyi, şebekemizdeki elektronik atıklarının %100’ünü yeniden kullanmayı veya geri dönüştürmeyi taahhüt ederek daha döngüsel bir ekonomiye geçmeyi hedefliyoruz. Vodafone Türkiye olarak hedefimiz global hedefimizle aynı; 2040’a kadar karbon emisyonumuzu net sıfıra indirmeyi hedefliyoruz.

Bu doğrultuda, kendi operasyonlarımızda ağırlıklı olarak enerji verimliliğine odaklanıyoruz. Enerji verimliliğinde üç temel konuya öncelik veriyoruz: Daha verimli şebeke ekipmanı tedarik etmek ve kullanmak, daha düşük enerjili güç ve soğutma teknolojileri kurarak enerji talebini azaltmak, eski ekipmanları devreden çıkararak ve değiştirerek enerji kullanımını azaltmak.

Teknoloji yatırımlarımızın artmasına rağmen, büyümeden ve yatırımlardan kaynaklı enerji artışını dengeleyerek teknoloji merkezlerimizdeki enerji tüketimi artışını durdurduk. Bunu da teknoloji merkezlerimizde ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi’ni devreye alarak yaptık. Türkiye, Vodafone Grubu içinde ISO 50001 sertifikası alan ilk ülke oldu. 2019 yılında teknoloji ve veri merkezlerimizdeki enerji tüketimini bir önceki yıla göre %4, ofis binalarındakini ise %2 azalttık. Baz istasyonlarında ise enerji tüketimimiz bir önceki yıla göre neredeyse aynı gerçekleşti. Toplam enerji tüketimimiz %1 azaldı. Baz istasyonu başına enerji yoğunluğunu %12, mobil veri başına enerji yoğunluğunu ise %29 azalttık.

Tabii bir dijital şirketin tek etkisi karbon emisyonları değil. 21. yüzyılda şirketlerin kendi sorumluluklarını ve etkilerini yönetmesi artık bir zorunluluk. Bu noktada Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın (SKA) yol göstericiliği önemli. Birçok şirket SKA’ları bir yol haritası olarak görüyor; olumlu ve olumsuz sosyal-çevresel etkilerini bu 17 amaç çerçevesinde gözlemliyor. Ve bu konuda, aynı emisyonlar gibi, kısa/orta ve uzun vadeli çevresel etki azaltım rotaları belirliyor. Aynı şekilde olumlu toplumsal etkisini de artırmaya çalışıyor. Vodafone Türkiye olarak bu konularda neler düşünüyorsunuz?

Vodafone olarak, tüm dünyada “amaç odaklı bir şirket olma” hedefiyle faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Amacımız, daha iyi bir gelecek için insanları birbirine bağlamak. Bu doğrultuda taahhüdümüz, 2025 yılına kadar 1 milyar insanın hayatına dokunmak ve operasyonlarımızdan kaynaklı çevresel etkimizi yarıya indirmek. Bunu da üç alanda somut adımlar atarak yapacağız. Birincisi, toplumun dijitalleşmesi için çalışmaya devam etmek. İkincisi, herkes için kapsayıcı olmak ve toplumda kimseyi geride bırakmadan çalışmak. Üçüncüsü ise çevresel sürdürülebilirliğe odaklanarak gezegenimizi korumak.

Dijitalleşmenin ve teknolojinin gücüyle daha iyi bir gelecek için Dijital Toplum hedefiyle çalışıyoruz. Grubumuzun 2025 yılı Dijital Toplum hedeflerinden biri, 150 milyonu aşkın nesnenin akıllı teknoloji kullanımını sağlamak; bir diğeri de 250 milyonu aşkın insanın gigabit şebekelere erişimini mümkün kılmak. Biz de Vodafone Türkiye olarak sağlam altyapılı ve hızlı şebekeler için çalışıyoruz. 81 ilde 23 bini aşkın 4.5G iletişim noktası ile Türkiye’de en geniş 4.5G kapsamasına sahip telekomünikasyon şirketiyiz. Müşterilerimizin kesintisiz iletişim ihtiyacını karşılamanın yanı sıra işletmelerin dijital iş ortağı olmak için onları teknolojiyle yeniden şekillenen dünyaya hazırlıyoruz. Örneğin, Vodafone Vitrin girişim hızlandırma programımızla, dijital ürün ya da servis sağlayan firmalara satış ve pazarlama desteği sağlıyoruz. Vodafone Yanımda uygulamamızla, müşterilerimize tüm işlemlerini tek bir platformdan yapma kolaylığı sunuyoruz. Yeni nesil mobil cüzdan uygulamamız Vodafone Pay ile 12 yaş üstü olan ve akıllı telefonu bulunan herkese finansal işlemlerini kolayca gerçekleştirme imkânı tanıyoruz. Akıllı teknoloji merkezimiz İTÜ Vodafone Future Lab ile neredeyse tamamı yerli 30 çözüm ortağımızla birlikte geliştirdiğimiz 34 akıllı teknoloji çözümü sunuyoruz.

Diğer yandan, daha iyi bir dijital gelecek sözümüzün temelinde toplumun her kesimini kapsamak var. Mobil teknolojiler büyük bir dönüştürücü güce sahip ve bu güçten toplumun her kesiminin faydalanmasını istiyoruz. Başta kadın ve gençler olmak üzere dijital geleceğin toplumdaki her kesimi kapsaması için Kapsayıcılık hedefiyle çalışıyoruz. Grubumuzun Kapsayıcılık hedeflerinden biri 2025’e kadar gelişmekte olan ekonomilerde 50 milyon kadını daha mobil teknolojilerle buluşturmak; bir diğeri, 2022’ye kadar 10 milyon gencin dijital becerilere ve iş fırsatlarına ulaşmasını desteklemek. Hayata geçirdiğimiz çalışmalarla sürdürülebilir kalkınmaya destek olurken, dijital geleceği herkes için daha kapsayıcı hale getiriyoruz. Örneğin, geçen yıl başlattığımız “Dijital Benim İşim” projesiyle 18 yaş üstü kadınların dijital becerilerinin artırılmasını amaçlıyoruz. “Yarını Kodlayanlar” projemizle 81 ilde 110 binden fazla çocuğa kodlama eğitimi verdik. Kadınların güvende hissetmelerini sağlayan “Kırmızı Işık” uygulamamızla 358 bini aşkın kadına ulaştık. Müşteri Hizmetleri birimimizde uygulamaya başladığımız “yeni nesil çalışma sistemi” ile ev kadınları, engelli bireyler ve üniversite öğrencilerini önceliklendiriyoruz.

Vodafone olarak, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarının gerçekleştirilmesine destek vermeye ve herkes için daha iyi bir gelecek hedefiyle sürdürülebilirlik alanında değer katan çalışmaları işbirliği içerisinde yapmaya devam edeceğiz.

Pandemi süreci, herkesi, tüm yurttaşları olduğu gibi, sektörleri ve şirketleri de etkiledi kaçınılmaz olarak. Vodafone Türkiye bu süreçte, neler yaptı? Dijital şirketler için aslında ekonomik olarak çok kötü bir süreç olmayabilir ama bu noktada başka sorumlulukları ortaya çıktı teknoloji şirketlerinin. Pandeminin özellikle dezavantajlı kesimler üzerindeki toplumsal etkilerini azaltmak gibi… Bu konuda ne gibi çalışmalar yaptınız, biraz bilgi verebilir misiniz?

Pandemi, operatörler olarak toplumdaki ve ekonomideki rolümüzün ve faaliyetlerimizin ne kadar hayati olduğunu bir kere daha anlamamızı sağladı. Bu dönemde, insanların birbirleri ile bağlantıda olması, işletmelerin uzaktan çalışma modeliyle faaliyetlerini sürdürebilmesi, sağlık hizmetlerinin aksamadan verilebilmesi ve öğrencilerin uzaktan eğitim almaya devam edebilmesi için şebekelerimiz ve uzman ekiplerimiz ile birlikte toplumun hizmetinde olduk.

Pandeminin yaşamımıza etkilerini azaltmak ve iletişimin sürekliliğini sağlamak için Vodafone Grubu’nun rehberliğinde beş konuya odaklandık: Şebekelerin hizmet kalitesini daima korumak, kritik kamu hizmetlerinin sürekliliğini sağlamak, şeffaf bilgi akışını geliştirmek, evdeki yaşamı ve evden çalışmayı kolaylaştırmak ve iş dünyasına destek olmak ve kamu kurumlarına ve şirketlere mobil verilerle ışık tutmak. Tüm bu çalışmalarla kriz anında bile yaşamı kolaylaştırmayı hedefledik.

Bu doğrultuda, pandemi döneminde pek çok aksiyon aldık:

  • Hastanelere solunum cihazı bağışladık.
  • “Biz Bize Yeteriz Türkiyem” Milli Dayanışma Kampanyası’na katkı sağladık.
  • Yarını Kodlayanlar kapsamında sınıf ortamında sürdürdüğümüz kodlama eğitimlerini hızla online ortama taşıdık. Yarını Kodlayanlar Online Eğitimleri ile geçen yaz 5 bin çocuğa ulaştık. Ayrıca, Vodafone TV’ye özel eğitim içerikleri hazırladık ve çocuklarımıza kodlama içeriklerine bu kanaldan da ulaşma imkânı verdik.
  • 65 yaş üstü müşterilerimize ücretsiz SIM kart teslimatı yaptık.
  • Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı himayesinde hayata geçirdiğimiz bir projeyle ülke genelinde 152 huzurevine tablet ve internet bağışladık. Böylece salgın nedeniyle sevdiklerinden uzak kalan yaşlılarımızın aileleriyle bu tabletler üzerinden görüşerek hasret gidermelerine yardımcı olduk.
  • Kadına yönelik şiddet ile mücadele kapsamında geliştirdiğimiz Kırmızı Işık uygulamamız bu dönem daha anlamlı hale geldi. Uygulamamızı, görme engelli bireylere yönelik sesli geribildirim özelliği ve Arapça dil seçeneği ile zenginleştirdik. Uygulamamıza ayrıca, şiddet türlerine ilişkin farkındalık yaratan ve salgın döneminde kadınların şiddete karşı neler yapabileceğini açıklayan bilgilendirme metinleri de ekledik.
  • Genç fikirleri hedefleyerek bir online fikir yarışması (covideathon) düzenledik. Lise öğrencilerinden, virüs salgınının halk üzerinde yarattığı olumsuz etkileri minimuma indirecek bir teknolojik fikir geliştirmelerini istedik. Amacımız, salgınla ilgili farkındalık yaratmak ve uygulanabilir bir fikri hayata geçirmekti. Yarışmamıza, Türkiye ve KKTC’den 129 takım ve 339 genç katıldı. Dereceye girenlere toplam 17 bin TL değerinde teknoloji çeki dağıttık.
  • Tüm hayvanseverleri Yarını Kodlayanlar projemiz kapsamında hayata geçirdiğimiz ve kodla çalışan mama makinelerimizi kullanarak sokak hayvanlarına evlerinden destek olmaya davet ettik.

Ayrıca, toplumumuzun belli kesimleri için data desteği verdik:

  • Kamu sağlık sektöründe görevli müşterilerimizin hatlarına mevcut paketlerine ek olarak ücretsiz 5 GB internet ve 500 dakika konuşma tanımladık.
  • Aile hekimlerimize her yöne 10 bin dakika konuşma tanımladık.
  • Sağlık Bakanlığı saha çalışanlarına 15 GB ve her yöne 15 bin dakika konuşma tanımladık.
  • Eğitim Bilişim Ağı platformunda kullanılmak üzere, tüm müşterilerimize ek 6 GB internet tanımladık.
  • YÖK Dersleri Platformu’ndan yararlanan Vodafone’lu üniversite öğrencilerine Uzaktan Eğitime Destek Kotası ile ücretsiz 6 GB’lık internet kullanım hakkı verdik.
  • Türkiye’de daha çok yazılımcı yetişmesine destek olmayı hedefleyen BTK Akademi Eğitim Portalı’na yönelik kullanımlar için abonelerimize 6 GB ücretsiz mobil internet hakkı tanımladık.

Dijital araçların önemi bu süreçte elbette arttı. Bu süreçte güçlenen evden çalışma, online toplantı ve diğer dijital eğilimler konusunda neler düşünüyorsunuz? Bu konular artık geri dönmeyecek bir şekilde bir alışkanlığa dönüşmüş olabilir mi? Bu durum sizin iş süreçlerinizi ve çalışmalarınızı nasıl etkileyebilir?

Pandemi, ilk günden itibaren hayatımızın bundan böyle eskisi gibi olmayacağının sinyallerini verdi. Hepimizin hayatında önemli değişikliklere yol açtı. Alışkanlıklarımız, iş yapış biçimlerimiz, hayata bakış açımız, hatta değerlerimiz değişti. Hem bireyler hem de kurumlar için yeni normallerden konuşuyoruz. Pandemi sonrası da bu değişimin süreceğini ve artık, yeni paradigmalar, yeni normaller üzerinden tanımlanmış yeni hayat tarzlarını benimseyeceğimizi öngörebiliriz. Hem özel hem de iş hayatlarımızda ezberlerin bozulduğuna, yeni pratiklerin geliştiğine şahit olacağız. Bireylerin bireylerle, şirketlerin şirketlerle, bireylerin şirketlerle olan etkileşimi değişecek.

Kuşkusuz, yeni normallerin temel unsurlarından biri de dijitalleşme olacak. Dijital tarafta beklenenden biraz daha hızlı bir ilerleme yaşayacağız. Pandemi, hepimize dijitalleşmenin önemini bir kez daha hatırlattı. İnternet, herkesin evlerine çekildiği salgın döneminde hayata bağlanmanın tek yolu oldu. Evden çalışma, uzaktan eğitim, uzaktan toplantı, evden canlı yayın gibi bugün sıklıkla kullandığımız yöntemlerin temelinde dijital teknolojiler var. Pandemi sonrası, bu tür dijital yaşam pratiklerinin daha da çeşitlenip yaygınlaşacağına inanıyoruz. Müzikten spora, hayatın her alanında dijitalleşme artacak. İş süreçlerimizi, şebekelerimizi, işletme ve inovasyon yapma biçimimizi dijitalleşme belirleyecek. Gelecekte sosyal ve ekonomik gelişmenin temelinde dijitalleşme olacak. Özellikle ekonomi tarafında daha esnek ve dirençli bir yapı oluşacak.

Sektörümüz, salgınla mücadeleye öncülük etme ve dijitalleşme sayesinde salgın sürecinden güçlenerek çıkmış bir toplum yaratma konusunda dirençli. Ekonominin normalleşme ve toparlanma sürecinde de sektörümüzün ve şirketimizin öncü bir rol oynayabileceğine inanıyoruz. Bu çerçevede yatırım ortamını iyileştirmek, adil rekabet ortamı sağlamak ve kaynakların etkin kullanımını teşvik etmek gerekiyor. Hükümetin salgın sürecinde işletmeleri ve vatandaşları korumak amacıyla gösterdiği çabaya Türkiye’nin dijitalleşmesi için yatırım yaparak destek vermeye devam edeceğiz. Türkiye’nin hak ettiği dijitalleşme seviyesine ulaşması için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Dijitalleşmenin önü açıldıkça biz de üzerimize düşen görevi yerine getirmeye devam edeceğiz.

Haberlerimizden zamanında haberdar olmak istiyor musunuz?

TÜSİAD’ın Yeni Raporundan Döngüsel Ekonomi Çağrısı

Önceki Haber

Müsilaj Oluşumuna Karşı Yerli Buluş: Eko-bataklık

Sonraki Haber

Diğer Haberler