Yazı: Barış DOĞRU

Türkçe’nin en iyi kalemlerinden Yaşar Kemal, yalnız Çukurova’yı anlatmamıştır; bilenler bilir. 1978 yılında Milliyet gazetesinde tefrika edilen “Deniz Küstü” romanı bir İstanbul ve deniz destanıdır. İstanbul’un bir sahil mahallesi olan Menekşe’de geçen romanda başrollerde Marmara vardır bir anlamda…

Şöyle yazmış usta edebiyatçı bu romanında: “İyi yürekliler, insan olsun, hayvan olsun, hep küseğen olurlar. Şu koskocaman deniz de küseğen huyludur, bir küsmeyegörsün, balığının, karidesinin, ıstakozunun zırnığını koklatmaz kimseye, küseğenler iyi huylu olurlar, deniz de iyi huyludur, yüreğinde kin tutmaz, bir gün acıyıverir insanlara, yumuşayıverir, gizlisinde, zulasında ne kadar balığı varsa döküverir ortaya.”

Koskoca bir deniz niye küser ki insanlara…

Bunu herhalde insandan daha iyi kimse bilemez. Bilir ama hiç de söylemez… Bazı şeyler hiç konuşulmaz.
Ama çok iyi bilinir…

***

Deniz küstü işte. Koca Marmara küstü. Ama bu küsmekten çok daha öte;
bunu çok iyi biliyoruz. Koca deniz kustu… O yüzden iyi yürekli bu deniz istese de kolay kolay affedemez bizleri.

Ne çok uyardı oysa insanlar, gazeteciler, bilim insanları. Şöyle bir baktım, sağ olsun okuyucularımızdan da anımsatanlar oldu, 11 yılda defalarca yazmışız sayfalarımızda. Kimi zaman “bu deniz ölüyor” demişiz, kimi zaman denizi küstürmemek için uğraşanlara söz vermişiz. “İlk raund balıkların” diye bir kapağımız olduğunu gördüm eskilere şöyle bir bakınca. Tutulacak balıkların boylarıyla ilgili düzenleme çıkınca sevinmişiz. Ama Marmara Denizi’nin sorunu sadece balıklarına dadanmamız ile ilgili değil. Bunu biliyoruz. Öyle olsa, iyi yürekli Marmara biraz küser, sonra yine affederdi bizleri. Ama öyle değil. Marmara küsmedi, Marmara kustu… Marmara can çekişiyor…

***

Boğduk biz Marmara’yı. Elbirliğiyle boğduk. Hep beraber boğduk. 20 milyon kişi elbirliğiyle ümüğüne çöktük o iyi yürekli denizin. Nefesi kesildi. Soluğu kesildi; nefes alamaz oldu.

Hepimiz görmezden geldik. Belkide en çok ona üzüldü koca deniz. Bu umarsızlığa, bu kayıtsızlığa… Yine de affederdi belki. Ama affedecek bir soluk bile bırakmadık ona.

20 milyon insanın atıklarını dolduruyoruz her gün içine. Ve hâlâ devam ediyoruz buna. Denizin derinliklerine gizlice yaparsak sanki bir şey olmazmış gibi. Derin deniz deşarjını Marmara fark etmezmiş gibi. Halbuki deniz bilir, doğa bilir. Bizden çok daha iyi bilir.

Marmara küsmedi, Marmara kustu. Eğer ölmezse affeder bizi. Onun için çırpınanları, gözyaşı dökenleri görmüştür. Göremez demeyin, O “Bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla” görür. Ve “İyi yürekliler, insan olsun, hayvan olsun, hep küseğen olurlar. (…) Küseğenler iyi huylu olurlar, deniz de iyi huyludur, yüreğinde kin tutmaz, bir gün acıyıverir insanlara, yumuşayıverir, gizlisinde, zulasında ne kadar balığı varsa döküverir ortaya.”

Haberlerimizden zamanında haberdar olmak istiyor musunuz?

Environmental Justice and Earth Day

Önceki Haber

“Ortak Sorunlar Toplulukların Ortak Hareketleriyle Onarılabilir”

Sonraki Haber

Diğer Haberler