traffic light sign underwater
Photo by Kelly Sikkema on Unsplash

Türkiye’yi yönetenler artık bir karar vermeli: Azgelişmiş miyiz, dünya liderliğine oynayan ve dünyanın kıskandığı bir ülke mi? Bi karar verin… Ve bu çok geç olmasın!

YAZI: Barış Doğru (*)

Artık bir karar vermemiz gerekiyor. Dünyanın en büyük ekonomilerinden biri miyiz, gelişmek için gelişmiş ulusların desteğine muhtaç olan azgelişmiş bir ülke miyiz? G20 ülkesi miyiz, hâlâ yardımlara muhtaç durumda olan yoksul ve gelişmemiş bir ülke mi?

Yoksa bu duruma göre değişiyor mu? Ülke içine konuşurken şahlanıyor, iş uluslararası sorumluluklara gelince, birden ekonomimiz çöküyor, yoksullaşıyor, sanayimiz havlu mu atıyor?

Bu soruyu neden sorduğumu sanırım anlamışsınızdır ama anlamazdan gelenler için biraz açalım. Bunun için biraz eskilere, 1997 yılına kadar uzanmamız lazım. O tarihlerde, dünya iklim krizinin yeni yeni farkına varıyor, uluslararası müzakereler yavaş yavaş olgunlaşıyor ve iklim değişikliğine karşı ilk uluslararası protokolün oluşturulması için uğraşılıyordu. Kyoto Protokolü, giderek riskleri ortaya çıkmaya başlayan bu büyük çevresel sorunun altından kalkabilmek için gelişmiş ülkeler ve azgelişmiş ülkeler tasnifi yapıyordu. Bu tasnife göre, gelişmiş ülkeler tarihsel sorumlulukları ve kapasiteleri gereği, azgelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere çeşitli mali yardımlarda bulunacaktı. O tarihte Türkiye’yi temsil edenler, bizim gelişmiş ülkeler kategorisine girmemizi uygun buldular. Bu bir hata mıydı, yoksa bir vizyon mu, kimse tam olarak emin değil. Ama bu kaba tasnifte birçok ülke açısından hatalar olduğu sonradan kabul edildi. Zaten özellikle Amerika’nın tarihsel sorumluluklarından kaçmak için büyük bir çaba gösterdiği Protokol, ancak 2005 yılında yürürlüğe girebildi ve çok sınırlı bir başarı gösterdi.

2015 yılında imzalanan Paris İklim Anlaşması’nın oluşumunda bu yüzden yoğurt üfleyerek yendi ve sorumluluklar çok daha karmaşık bir şekilde tanımlandı. Herkes kendi emisyon azaltım vaatlerini kendisi verdi. Halen bu durumdayız…

Ancak o tarihten bu yana Türkiye’yi yönetenler, her fırsatta, bizim yanlış grupta olduğumuzu, emisyonların azaltılmasında ve iklim değişikliğine uyum konusunda kimseye yardım edemeyeceğimizi, asıl bizim yardıma ihtiyacımız olduğunu söyleyip durdular. Gerçekte kimse zaten Türkiye’den bir yardım falan talep etmiyor. Paris İklim Anlaşması çerçevesinde üzerine düşenleri tanımlayıp, hızla emisyonlarını düşürmesini bekliyor uluslararası müzakere masası… Biz ise emisyon artırım rekorları üzerine rekorlar kırıyoruz… Ama bir yandan da biz gelişmiş ülkeyiz diyoruz…

Ama başta söylediğimiz gibi, birisi bize “azgelişmiş” dese kavga çıkaracağından hiç kuşku duymayacağımız Türkiye’yi yönetenler, neredeyse 30 yıl önce kendimizin yaptığı seçimin yanlışlığı üzerinden, uluslararası iklim rejimine dahil olmayı reddediyor. Nasıl mı? İmzacısı olduğu Paris İklim Anlaşması’nı parlamento onayından geçirmeyerek.

Peki kimler var başka bu rejimin parçası olmayı reddeden dünyada? En başta söyleyelim, bizden başka hiçbir G20 ülkesi, yani gelişmiş ekonomilere sahip ülke yok. Kimler mi var? Geçtiğimiz Haziran ayında Libya’nın da anlaşmayı imzalamasıyla sadece beş ülke kaldı geriye: İran, Eritre, Yemen, Irak ve evet yanılmadınız, Türkiye.

Uluslararası siyasetin hemen her düzeyinden kendini büyük oranda yalıtmış, devasa petrol yataklarına sahip ve ondan başka çok az şeyi bulunan İran mı Türkiye? Fiilen ikiye bölünmüş ve yine devasa fosil yatakları dışında çok az şeye sahip olan Irak mı Türkiye? Altı yıldır Suudi Arabistan’ın kışkırttığı bir iç savaşın içinde yaşayan, yüz binden fazla insanın hayatını kaybettiği ve halkın %80’inin yardıma muhtaç durumda, kıtlıktan kırılan Yemen mi Türkiye? Tabii bir de Eritre var… İçinde silahlı örgütlerin cirit attığı, iç savaşın giderek büyüdüğü, yoksulluktan kırılan Eritre mi Türkiye?

Soruların yanıtları açık. Artık geçerliliği kalmamış bir tasnifin yaptırımlarından korkan, “kimseye yardım edemeyiz; para vermezseniz imzalamayız”ın ötesinde dünyaya hiçbir şey söyleyemeyen bir Türkiye… Türkiye’yi yönetenler artık bir karar vermeli: Azgelişmiş miyiz, dünya liderliğine oynayan ve dünyanın kıskandığı bir ülke mi? Bi karar verin… Ve bu çok geç olmasın!

(*) Yazı, Türkiye’nin Ekim ayında Paris Anlaşması’nı onaylaması için Meclis’e götüreceği duyurulmasından önce 10 Eylül’de EKOIQ’nün Eylül-Ekim sayısında yayımlanmıştır.

Haberlerimizden zamanında haberdar olmak istiyor musunuz?

Türkiye’nin İklim Okuryazarlığı Ölçüldü

Önceki Haber

Sıfır Enerji Binaları Uzmanlar Anlatacak: ZeroBuild Türkiye 22-26 Eylül’de!

Sonraki Haber

Diğer Haberler