Glasgow’dan evlerine dönen liderler COP26’nın nasıl sonuçlandığına dair karışık duygular içinde.

YAZI: Yunus ARIKAN
ÇEVİRİ: S. Sena AKKOÇ

Başarısız bir anlaşmanın en kötü sonucunun birçok anda mümkün olduğu kırılgan iki haftalık müzakerelerde küresel bir anlaşmaya varmak, sessiz bir başarı oldu. 

Ancak birçok insanın da belirttiği gibi Glasgow İklim Paktı olarak adlandırılan son anlaşma, birçok alanda iklim eyleminin aşamalı olarak ilerletilmesine rağmen “acil durum modunu” yakalayamadı. Glasgow Paktı, Paris Anlaşması’nın ikinci aşamasına geçiş konusunda başarılı oldu. “Çok düzeyli ve işbirlikli eylem” için net bir vizyon belirlemesi dahil olmak üzere Paris Kural Kitabı’nın tüm öne çıkan maddeleri üzerinde anlaşma sağlandı.

Yaklaşık 200 ülkenin anlaşması ile Glasgow Paktı (ve diğer COP26 taahhütleri), dünyanın acil durum moduna geçmesi için kullanılabilecek malzemeler içeriyor. Metan, ormansızlaşma, fosil yakıtlardan çıkış, Marrakesh Partnerliği’nin seviyesinin yükseltilmesi (Race to Zero ve Race to Resilience dahil olmak üzere), Hindistan’ın net sıfır taahhüdünde bulunması ve ABD ile Çin arasında iklim anlaşması gibi büyük ölçekli anlaşmalar yapılması, artık ülkelerin yenilenmiş Ulusal Katkı Beyanları’nda (NDC) görülebilir. Ek olarak, Glasgow Paktı, “tarafların 2022 sonuna kadar Paris Anlaşması hedefi doğrultusundaki 2030 hedeflerini gözden geçirmelerini ve güçlendirmelerini” istiyor.

Yerel Yönetimler ve Belediye Yetkilileri Seçim Birimi (LGMA), Glasgow’a “İklim Acil Durumu Çağında Çok Düzeyli Eylem Uygulamak” üzere dört maddeli bir yol haritası ile gitti. Çalışmalar devam ederken aşağıdaki dört hedefin tamamında önemli ilerlemeler kaydedebildiğimizi düşünüyoruz:

  • Paris Anlaşması’nın sonraki aşamasının yeni normali olarak çok düzeyli eylem
  • Şehirlerde ve bölgelerde iddialı eylemler için kentsel fırsatları değerlendirmeye yönelik ulusal, küresel ve özel finansı yerelleştirmek
  • Herkes için adil iklim eylemi
  • UNFCCC süreçlerinde alt ulusal katılımı artırmak

Ulusal Hedefler, İklim Finansmanı ve UNFCCC Süreçlerinde Yer Alan Yerel ve Bölgesel Yönetimler

Pakt, açıkça çok düzeyli, iş birliğine dayalı eylemi ve iklim hedeflerini hem geliştirme hem de uygulamada yerel ve bölgesel yönetimlerin rolünü ortaya koydu. Paktın ön sözünde yer alan “Yerli halkların, yerel toplulukların ve gençler ile çocukların da dahil olduğu sivil toplumun iklim değişikliğini ele alma ve iklim değişikliğine yanıt vermedeki önemli rolünü kabul ederek çok düzeyli ve işbirliğine dayalı eyleme yönelik acil ihtiyacı vurgulamak” ifadesi ile açık bir referans yapılıyor.

Bu referans, dünyanın dört bir yanındaki yerel ve bölgesel liderler tarafından alkışlandı. Birleşik Krallık Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham, Yüksek Seviye Segmenti’ndeki bir ifadesinde bunun neden gerekli olduğunu açıkladı. Burnham, “Piyasa mekanizmalarına bırakılırsa, asla o noktaya ulaşamayacağız. Bu nedenle hükümetlerin düzenlemeler yapmak için cesaretli olmalarına ihtiyacımız var. Ayrıca yöneticilerin bazı işleri bölgelere ve şehirlere bırakma cesaretine de ihtiyacımız var. Çünkü bu yalnızca aşağıdan yukarıya kazanılabilecek bir yarış… Glasgow’u doğru yolda bırakalım. Bu devrime öncülük etmek için şehirlerinizi ve bölgelerinizi serbest bırakın. Yalnızca yeşil bir dünya için değil, daha adil bir dünya için de iklim adaletine ve sosyal adalete beraber ulaşalım” dedi.

Yerel liderler, küresel iklim mücadelesindeki yerlerini belirtmek için COP26’ya katıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer, COP26’daki konuşmasında “Şu an durum her zamankinden daha net: 21. yüzyılın kentsel dünyasında döngüsel bir kültürle desteklenen çok düzeyli iş birliği, ikili acil durumuna yanıt verme umudunun ilham kaynaklarından biri. Bu çok düzeyli eylem dönemi, ancak yerel, ulus altı ve ulusal düzeydeki yasama organlarının üyeleri ile tam olarak kabul edilip ve geliştirilirse kalıcı olabilir. Yasama ve yürütme organları arasındaki işbirliği çabaları, bu dönüşüm vizyonunda uzun vadeli bir siyasi fikir birliği sağlayabilir” dedi.

Finans konusundaki 6. Madde de “entegre ve bütüncül eylemlerin” savunulması, “kamu otoritelerinin” dahil edilmesi ve “başarılı piyasa dışı yaklaşımların örnek alınması” dahil olmak üzere sürdürülebilir, entegre kentsel ve bölgesel kalkınmaya kapı açan referanslar veriyor. COP26 boyunca LGMA, UK Core Cities tarafından hazırlanan bir iklim yalıtım raporu, R20 tarafından başlatılan küresel bir alt-ulus fonu ve Şehirlerin Gelişimi İçin Küresel Fon (FMDV) tarafından yönetilen alt-ulusal kalkınma bankalarının ittifakı gibi iklim finansmanının mimarisine de önemli katkılarda bulundu.

Bunların yanında Glasgow İklim Güçlendirme Eylemi Çalışma Programı da yayınlandı. Program, yerel ve bölgesel yönetimlerin eğitim, kamu bilinci, katılım ile halkın bilgiye erişimi ve iklim değişikliği konusunda uluslararası işbirliğine katılımı için geniş bir vizyon ortaya koyuyor.

Glasgow, yerel ve bölgesel hükümetlerin iklim süreci için bir diğer dönüm noktasını daha sağladı. COVID-19 kısıtlamalarının ve belirsizliklerinin katılım iştahını azaltabileceği bu yılda LGMA, dünyanın dört bir yanından belediye başkanları, valiler ve meclis üyelerinin de dahil edildiği 400’ün üzerine delegeyi bir araya getirerek, bu delegasyonu ulusal düzeyden sonra en büyük ikinci delegasyon haline getirdi.

Brezilya Sao Paolo Yöneticisi João Doria, Brezilya’nın ulus altı hükümetinin, ulusal taahhütleri gerçekleştirmek için nasıl hareket ettiği üzerine konuştu. Doria, “COP26’ya Brezilya’nın 2015 Paris Anlaşması’nda verdiği taahhütleri yerine getirmek için geldik. Şu an COP26’da 10 temsilciyiz. San Paolo, küresel ısınma zorlukları karşısında liderlik konumunu yeniden onaylayarak ortak ve paylaşılan sorumluluklar ile iklim değişikliği konusuna geri dönmek için iddialı bir gündem duyuruyor” dedi.

Yerel liderler, küresel hedefleri nasıl yerelde uyguladıklarını göstermek için zirveye katıldı. Miami-Dade Country Belediye Başkanı Daniella Levine Cava, “Yerel yönetimler iklim acil durumunun ön saflarında bulunuyor ve Miami-Dade gibi cesur eylemlerde bulunan yerel topluluklar, daha dayanıklı bir gezegen inşa etmek ve 1,5 derece hedefini sağlamak için çok önemli. Miami-Dade’in 2030’a kadar emisyonlarını yarıya indirmeyi ve 2050’ye kadar net sıfıra ulaşmayı hedefleyen iklim hareketi stratejisini paylaşmak üzere COP26’da dünyanın dört bir yanından şehirlere ve ülkelere katılmaktan gurur duydum.” Glasgow Gıda ve İklim Deklarasyonu ve Edinburgh Biyolojik Çeşitlilik Süreci gibi yerel eyleme odaklanan ek açıklamalar da COP26 ajandasının yerellik gündeminin derinliğini gösterdi.

Şehirler ve bölgeler, katılımlarını da COP26’da yeni bir seviyeye taşıdı. Yerel ve bölgesel temsilciler, BM Genel Sekreteri, Birleşik Krallık Başbakanı, Birleşik Krallık Başkanlığı ve UNFCCC Genel Sekreteri ile birkaç kez bir araya geldi.

BM Genel Sekreteri António Guterres, BM Habitat İcra Direktörü Maimunah Mohd Sharif ve yerel-bölgesel yönetimlerin temsilcileriyle yapılan kapalı bir toplantıda Finlandiya Turku Belediye Başkanı ve ICLEI Bakan Yardımcısı Minna Arve, “COP26 başarısız olsa veya sonuçlar umduğumuz kadar iddialı olmasa bile yerel ve bölgesel hükümetler pes etmeyecek ve iklim acil durumu için eyleme geçmeye devam edecek. 1992’de Local Agenda 21’den vazgeçmedik ve bu dünyanın Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerini benimsemesini sağladı. 2009’da Kopenhag’dan sonra vazgeçmedik ve bu 2015 Paris Anlaşması’nın yolunu açtı. Yerel ve bölgesel yönetimlerle işbirliğini ilerletme kararınız da dahil olmak üzere Our Common Agenda (Ortak Gündemimiz) için önerilerinizi memnuniyetle karşılıyoruz ve destekliyoruz” dedi.

LGMA delegeleri, müzakerelerin kritik anlarında çok düzeyli eylemin avantajlı sonuçlarını savunmak üzere ilgili taraflara koordine ve çok yönlü bir şekilde ulaşabildi. LGMA, seçim bölgesi adına savunma yapmak için hem şahsi olarak hem de uzaktan katılan delegelerin gücünden beslendi.

Des Moines Belediye Başkanı ve ICLEI Başkanı Frank Cownie, “Biden yönetiminin ileri adım atmasını ve yalnızca eyleme dahil olmadıklarını, aynı zamanda başarıya ulaşmamız için çok düzeyli bir şekilde çalışmaya hevesli olduklarını görmek bizi heyecanlandırdı. Bence gerçekten bir ilerleme kaydedebiliyor olmamız ve ulusaldan eyaletlere, şehirlerden yerel seviyelere hepimizin bu işte beraber olması bizi gerçekten heyecanlandırıyor” dedi.

COP26 açılışının yapıldığı Dünya Şehirler Günü’nde Avrupa Bölgeler Komitesi (CoR) Başkanı Apostolos Tzitzikostas (EL/EPP), yerel ve bölgesel yönetimlerin oynayabileceği özel rolü kabul ederek, “Dünya, iklim acil durumunu önlemek için rayından çıktı. Ulus-altı yönetimlerin iklim taahhütleri, Ulusal Katkı Beyanları’nda ele alınmalı ve yerel yönetimlere UNFCCC müzakerelerinde resmi koltuklar verilmeli. Artık her bölgenin, şehrin ve köyün iklim hareketindeki temel rolünü yok sayamayız. Yoksa gençleri ve gezegenimizi hayal kırıklığına uğratacağız” dedi.

Adil Dönüşüm Üzerine Hayal Kırıklıkları Devam Ediyor Ancak Bazı Sürprizler de Var

COP26’nın en büyük hayal kırıklıklarından biri, iklim etkilerinin savunmasız ülkelerde göz ardı edilemeyeceğini belirten “kayıp ve hasar” konusunun ele alınmasındaki başarısızlıktı. Nihai metin, dünyanın en büyük seragazı emisyoncularının yol açtığı kayıp ve hasar için fonları içeren bir kararı kaldırarak, bu maddeyi bir sonraki COP’ta tartışılmak üzere belirsiz bir diyaloga dönüştürdü.

Ancak burada da ulus-altı delegeleri öne çıkarak ulusların bıraktığı boşlukları doldurmaya çalıştı. İlk harekete geçen İskoçya oldu: Kayıp ve hasar “tabusunu” yıkarak bir kayıp ve hasar fonuna 1 milyon GBP’lik sembolik bir katkıda bulunduğunu ilan etti (daha sonra ise bunu 2 milyona çıkardı). Belçika’nın Wallonia Bölgesi de 1 milyon Euro’luk taahhütleriyle bunu takip etti.

İskoçya Başbakanı Nicola Sturgeon, “Gelişmiş ülkeler artık bu ahlaki sorunu görmezden gelemez. Kayıp ve hasar için mali destek talebi karşılanmalı. İskoçya hükümetinin finansal bir sonuç elde edilebilmesi için COP27 öncesinde ülkeleri desteklemeye devam etmesi konusunda kararlıyım” dedi.

Konuşmacılar, şehirlerin iklim eylemine kapsayıcı bir şekilde yaklaşması gerektiğini vurguladı.

COP26’nın ilk gününde Dünya Şehirler Günü basın toplantısında Glasgow Kent Konseyi İskoçya ve Birleşik Krallık Konsey Lideri Susan Aitken, hükümetinin şehri adil bir şekilde dönüştürmek için tarihten ders aldığı vurguladı.

Aitken, “Gerçek liderlik, vatandaşlarımızı yolculuğun her adımında yanımıza almak ve bazen daha önce görülmemiş hızda ve ölçekte gerçekleşen cesur eylemlerin neden bu kadar önemli olduklarını anlamalarına yardımcı olmak. Bu, Glasgow’da bir şehir düzeyinde, İskoçya düzeyinde, Birleşik Krallık genelinde veya ulus-üstü bir düzeyde tüm liderlikler için geçerli. Bu, çözümleri belirlemekle birlikte bu çözümleri sunmak için ortaklıklar ve iş birliklerine sahip olmakla ilgili. Hiçbirimiz bunu tek başımıza başaramayız” dedi.

Çok Düzeyli Eylem (Pavilion)- LGMA Mavi Bölgede

COP26’da ulus-altı temsilcileri -şehirler, kasabalar ve bölgeler dahil-, Multilevel Action Pavilion’da Mavi Bölge’de bir yere sahip. Online pavilion seyahat kısıtlamalarına, fon sıkıntılarına ve zirve akreditasyon gerekliliklerine rağmen herkesin katılabilmesini sağladı. Sanal olarak katılan üyeler, iki haftalık COP sürecinde etkinliklerin tümüne doğrudan erişime sahip oldu. Multilevel Action Pavilion’u ICLEI tarafından toplanırken İskoç Hükümeti tarafından ağırlandı ve dünya çapında 30’un üzerinde ortak tarafından desteklendi.

COP27’ye Bakmak – Farklı Bir Bağlamda Farklı Bir COP

12 ay içinde çok farklı bir bağlamda çok farklı bir COP gerçekleşecek. COP27, 7-18 Kasım 2022’de Sharm El-Sheikh-Mısır’da planlandı. Ev sahibi ülkenin konumu Küresel Kuzey’den Güney’e geçerken dayanıklılık, doğa, kayıp ve hasar konularının konferansın ana elementleri olarak önceliklendirilmesini bekliyoruz. Hızla gelişen bu bölgede çok düzeyli eylem ve kentleşme konularının da önemli olmasını bekleyebiliriz.

Ruanda Yerel Yönetim Yetkilileri Birliği (RALGA) Genel Sekreteri Ngendahimana Ladislas, LDMA adına yaptığı COP26 kapanış konuşmasında “Bu COP’un kayıp ve hasar konusunda anlamlı bir sonuca varamaması nedeniyle hayal kırıklığına uğradık ve endişe duyduk. COP27, şehirlerin iklim değişikliğindeki rolüne ve yeşil projelerini nasıl finanse edebileceklerine odaklanmak için demografik hisseler (dividend), sürdürülebilir kentleşme ve adaptasyon konularını dikkate almalı” dedi.

COP27 hemen yakınımızda gibi hissediliyor. COP26 iklim krizine sihirli bir çözüm sağlamamış olsa da ilerliyoruz ve çalışmalar devam ediyor.

Yazının aslına buradan erişebilirsiniz.

Haberlerimizden zamanında haberdar olmak istiyor musunuz?

Kara Cuma’yı Yeşertmek

Önceki Haber

WWF Akdeniz’in Mavi Gelecek Belgeseli İzleyicilerle Buluşuyor

Sonraki Haber

Diğer Haberler