Photo by Jéan Béller on Unsplash

Yoksul ve dışlanmış topluluklar küresel ısınmadan en çok etkilenenler ama iklim kriziyle başa çıkmak için en az kaynağa sahip olanlar da onlar. Pakistan, iklim aciliyeti ile mücadele ederken aynı zamanda insanları yoksulluktan kurtarmanın da mümkün olduğunu göstermeyi amaçlıyor.

Haber: Sania Nishtar

Sıcaklığın her yıl 50°C’yi (122°F) aştığı günlerin sayısı 1980’lerden bu yana iki katına çıktı ve bu durum her zamankinden daha fazla yerde görülüyor. Bu aşırı sıcaklık, insanların, hayvanların ve çevrenin sağlığı üzerinde çarpıcı bir etkiye sahip. Yakın tarihte yayınlanan bir Dünya Bankası raporuna göre iklim göçü, önümüzdeki 30 yıl içinde, artan sıcaklıklar, su kıtlığı ve azalan mahsul verimliliği nedeniyle 216 milyon insan yerinden edilebilir. İnsanlar daha iyi fırsatlar aramak için topluluklarını ve geçim kaynaklarını terk etmeye zorlanacaklar.

Pakistan’ın Jacobabad kentinde Haziran ayında sıcaklık 52°C’ye ulaştığında, ayrılma imkânı olanların yaptığı da buydu. Ancak yoksulların yakıcı sıcaklık ve su kıtlığı karşısında hayatta kalmaya çalışmaktan başka seçeneği yoktu.

Bu zengin-fakir hikâyesi tüm dünyada geçerli. Yoksul ve dışlanmış toplulukların iklim değişikliğinin tezahürlerinden nasıl genellikle en çok etkilenenler olduklarını gösteriyor. Anında ve etkin karar alınırsa iklim aciliyetini yavaşlatmak ve düzeltmek hala mümkün olsa da, çevredeki bazı değişiklikler şimdiden kaçınılmaz hale geldi. İnsanların Jacobabad gibi şehirlerde yaşamaya devam edebilmelerini sağlamak için küresel ısınmaya yönelik radikal kararlar alınması ve daha güçlü topluluklar inşa etmek için ilerici yoksulluğu azaltma politikaları eşleştirilmesi gerekiyor.

Pakistan, bu ikiz hedefleri –sosyal refah ve iklim eylemi– uzun vadeli yasama gündeminin merkezine yerleştirdi ve hayati ekosistemleri yenilerken toplulukları bir araya getirmek için girişimler geliştirmeye başladı. On Milyar Ağaç Tsunamisi, sağlıklı ve sürdürülebilir bir ekonomi için zemin hazırlarken hâlihazırda yeşil işler yaratıyor.

Pakistan’ın iklim değişikliğini azaltma ve iklim değişikliğine uyum sağlama çabaları, ülke tarihindeki en büyük sosyal koruma programını oluşturma hedefiyle birlikte yürütülüyor. Ehsaas (Urducada “merhamet”) olarak adlandırılan program, uzun vadeli eşitlik ve refaha yatırım yaparken en fazla risk altındakilerin hayati ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlıyor. En yoksulların koşullar altında ezilmesini önleyen bir güvenlik ağı sağlamak, herkes için daha parlak bir gelecek inşa etmenin anahtarı.

Pakistan iklim değişikliğinin ön saflarında yer aldığı için sosyal refah stratejileri, afetlere yanıt vermek için esnek mekanizmalar içermeli. Ehsaas kısa süre önce Pakistan’ın şimdiye kadarki en büyük sosyoekonomik sicilini tamamlayarak 38 milyon hane hakkında veri topladı. Kayıttaki bilgiler sayesinde Ehsaas, kuraklık gibi afetlere karşı hangi ailelerin ve çiftçilerin savunmasız olduğunu tahmin etmek ve buna göre nakit ödeme yapmak için daha iyi bir konumda olacak. Bu sistemin işe yaradığını biliyoruz – COVID-19’un yayılmasını önlemek için karantinalar neredeyse bir gecede uygulandığında Ehsaas, Acil Nakit girişimi aracılığıyla acil nakit yardımı sağladı ve 15 milyon ailenin yoksulluğun daha da derinleşmesine engel oldu.

Pakistan’ın en yoksullarının çoğu kıt kanaat geçiniyor ve iklim değişikliğinin daha da kötüleştirdiği gıda fiyatlarındaki ani artışlardan en çok etkilenenler olmaya devam ediyorlar. Aşırı hava olayları, yoksulluk sınırında veya altında yaşayan ailelerin besleyici gıda elde etme yeteneğini sınırlıyor. Sağlıklı yiyeceklere erişim eksikliği, beyin büyümesi de dâhil olmak üzere genel gelişim üzerinde önemli ve uzun vadeli bir etkiye sahip olan çocukluk çağı bodurluğuna neden oluyor. Bir çocuğun yaşamının ilk bin gününde besleyici gıda ve sağlık hizmetlerine erişiminin, yaşam boyu genel sağlığın belirlenmesinde çok önemli bir rol oynadığını biliyoruz. Pakistan, çocukları ve aileleri yetersiz beslenme ve nesiller arası yoksulluğun olumsuz etkilerinden korumak için pandeminin neden olduğu finansal kısıtlamalara rağmen ülke genelinde yaygınlaştırılan şartlı bir nakit transferi programına yatırım yapıyor.

Kötü sağlık aynı zamanda hanelerin yoksulluk döngüsünü kırma yeteneğini de zayıflatıyor. İnsanlar yiyecek, eğitim veya beklenmedik acil durumlar için para biriktirmek yerine sağlık hizmetlerine zaman ve para harcamak zorunda kaldıklarında, bir sonraki krize yanıt vermeye daha hazırlıksız oluyorlar. 2016 yılında Sehat Insaf Kartının piyasaya sürülmesinden bu yana, Pakistan’ın refah programı 7,9 milyondan fazla aileye (veya 50 milyondan fazla kişiye) ücretsiz sağlık hizmeti sağladı. Finansal araçlardan bağımsız olarak kaliteli sağlık hizmetlerine erişim sağlamak, daha güçlü topluluklar inşa etmenin ve refaha giden bir rota oluşturmanın bir yolu.

İklim krizi ve endemik yoksulluk, birden fazla faktörü ele alan politika yapılanmaları gerektiren karmaşık sorunlar. Sağlık hizmetlerine erişim, kaliteli eğitim ve beslenme desteği gibi yoksullukla mücadele araçları yardımcı olabilir. Ancak iklim değişikliğinin etkilerini azaltmak için uygun fiyatlı uzun ömürlü piller geliştirmek ve göçü yönetimi gibi önemli adımlar atmak, manevi liderlik, mali destek ve küresel dayanışma gerektiriyor.

Pakistan, iklim aciliyeti ile mücadele ederken aynı zamanda insanları yoksulluktan kurtarmanın da mümkün olduğunu göstermeyi amaçlıyor. Küresel bir topluluk olarak, seragazı emisyonlarını azaltmada ve ısınan bir gezegene uyum sağlamada birçok zorlukla karşı karşıyayız; yoksulluğu azaltma ve kapsayıcı bir sürdürülebilir ekonomi yaratma zorlukları da göz korkutmuyor değil. Ama biliyoruz ki, biri olmadan diğerini başarmak artık mümkün değil.

Haberin aslına buradan ulaşabilirsiniz.

Haberlerimizden zamanında haberdar olmak istiyor musunuz?

Net Sıfır, Gerçek Sıfır Değil

Önceki Haber

Şili, Genç Solcu Aday Gabriel Boric’i Seçti

Sonraki Haber

Diğer Haberler